Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkan Yardımcımız ve Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, tarımsal üretim maliyetlerini düşürmek ve gıda enflasyonunu kontrol altına almak amacıyla mazottan Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) alınmaması gerektiğini belirtti.
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, tarımsal üretimde kullanılan mazottan alınan ÖTV’nin üretimi zorlaştırdığını ve tüketiciyi de olumsuz etkilediğini ifade etti. Dinç ayrıca, BM’nin Gazze Raporu ile soykırımın bir kez daha tescillendiğine vurgu yaptı.
“Gemi ve yatlara verilen ÖTV’siz
akaryakıt, üretim yapan çiftçiye neden verilmiyor?”
Tarımsal üretim
maliyetlerini düşürmek ve gıda enflasyonunu kontrol altına almak amacıyla
mazottan Özel Tüketim Vergisi’nin (ÖTV) alınmaması gerektiğini belirten Dinç,
“Tarım, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; gıda güvenliğimizin ve millî
bağımsızlığın temelidir. Bu nedenle tarımsal üreticinin omzundaki yük,
özellikle mazot gibi girdiler üzerinden yeniden değerlendirilmelidir. Bugün
gemi ve yatlara ÖTV’siz akaryakıt veriliyorsa aynı destek, tarlada üretim yapan
çiftçiye de verilmelidir. Çiftçinin kullandığı mazot, lüks değil; ekmeğin,
üretimin ve bereketin yakıtıdır. Gemi ve yatlara ÖTV’siz akaryakıt veriliyorsa,
aynı destek tarlada üretim yapan çiftçiye neden verilmiyor?” diye sordu.
“Tarımsal
üretimde kullanılan mazotta ÖTV kaldırılmalıdır”
Artan maliyetlerin üretimi
zorlaştırdığına ve tüketiciyi de olumsuz etkilediğine dikkat çeken Dinç, “Tarımsal
üretimde kullanılan en önemli girdi maliyeti olan mazottan ÖTV alınmaması veya
ciddi oranda düşürülmesi; üretimi teşvik edecek, gıda fiyatlarını dengeleyecek
ve yüzde 30’larda seyreden enflasyonla mücadeleye önemli katkı sunacaktır. Devletin
görevi; üreticiyi korumak, çiftçiyi ayakta tutmak ve milletin sofrasını güvence
altına almaktır. Atılacak bu adım hem sosyal adaletin gereği hem de ekonomik
sürdürülebilirliğin bir şartıdır. Nihayetinde şunu bilir ve şunu söyleriz; çiftçiyi
güçlendiren her adım, milletin geleceğini daha güvenli kılar.” ifadelerini
kullandı.
“Siyonist
barbarlığı kâğıt üzerinde kalan kınamalar değil, fiilî yaptırımlar durdurur”
Birleşmiş Milletler
Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun yayımladığı son rapordaki
ayrıntılara dikkat çeken Dinç, “Bu raporla birlikte siyonist yapının Gazze’de
yürüttüğü soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı işlediği cürümler,
uluslararası düzeyde bir kez daha tescillenmiştir. Ancak bu vahşetin
uluslararası kuruluşlar aracılığıyla tescil edilmesi önemli olsa da tek başına
yeterli değildir. Bugüne kadar caydırıcı hiçbir somut adım atılmadığı için bu
katliam şebekesi suçlarına pervasızca devam etmektedir. Barbarlığı
durdurabilecek şey, kâğıt üzerinde kalan kınamalar değil, fiilî yaptırımlardır.
Tamamen dışa bağımlı bir konumda olan siyonist rejimi dize getirmenin yolu, onu
uluslararası alanda mutlak bir tecrit altına almaktan geçer.” dedi.
“Siyonist
elebaşlarının uluslararası mahkemelerde yargılanmaması insanlık adına büyük bir
utançtır”
Birleşmiş Milletler
(BM) raporlarına rağmen siyonist işgal rejiminin sözde başbakanı soykırımcı
Netanyahu'nun uluslararası mahkemelerde yargılanamamasına tepki gösteren Dinç,
“Çocukları sistematik olarak katleden bu yapının Birleşmiş Milletler üyeliği
derhal iptal edilmelidir. Tüm üye devletlerin bu rejimle gerçekleştirdiği silah
anlaşmaları, askerî ortaklıklar ve ekonomik ilişkiler yasaklanmalı; bu yasağı
ihlal eden ülkelere karşı yaptırımlar uygulanmalıdır. Gazze’de işlenen soykırım
suçlarına dair tüm deliller ortadayken bu suçlardan sorumlu olan tüm siyonist
elebaşlarının hâlâ uluslararası mahkemelerde yargılanmaması insanlık adına
büyük bir utançtır. Küresel adaletin tecellisi, bu işgalci yapının uluslararası
sistemden tamamen kazınması ve her alanda mutlak bir yalnızlığa itilmesiyle
mümkündür.” şeklinde konuştu.





