Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Şah Gültekin, TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gültekin, “Milletin alın terini faize kurban etmeyin.” çağrısında bulundu.
Genel Başkan Yardımcımız ve İktisat Başkanımız Mehmet Şah Gültekin, TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon verilerine dair sosyal medya hesabından bir açıklama yayımladı. Faiz ekonomisinin oluşturduğu tahribata dikkat çeken Gültekin, “Milletin alın terini faize kurban etmeyin” dedi.
“Vatandaşın
pazarda, markette ve kirada karşılaştığı gerçekler bu rakamların çok
ötesindedir”
TÜİK’in açıkladığı haziran ayı enflasyon verilerine
ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gültekin, “Haziran ayında açıklanan verilere
göre aylık enflasyon yüzde 0,99, altı aylık enflasyon ise yüzde 17,76 olarak
gerçekleşti. Bu doğrultuda kamu görevlileri ve memur emeklilerinin maaşlarına
yüzde 13,52 oranında artış yapılırken, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıkları
yüzde 17,76 oranında artırıldı. Kâğıt üzerindeki zam oranları bu şekilde
gösterilebilir; ancak vatandaşın pazarda, markette ve kirada karşılaştığı
gerçekler bu rakamların çok ötesindedir.” dedi.
“Bu fark, kaybedilen alım gücünün gecikmeli
ve eksik telafisidir”
Enflasyon farkının memurlar ve emekliler için bir zam
artışı olmadığını ifade eden Gültekin, şunları söyledi:
“Bugün milyonlarca memur ve emekli, maaşına zam geldiği
gün bile alım gücünün düştüğünü hissediyorsa ortada ciddi bir ekonomik sorunu
vardır. Çünkü mesele maaşın kaç lira olduğu değil, o tutarla kaç gün
geçinilebildiğidir. Başka bir ifadeyle birçok dönemde ücret artışları refah
sağlamamış; yalnızca yaşanan kaybın bir kısmı enflasyon farkı ile telafi
edilmeye çalışılmıştır. Her altı ayda bir enflasyon farkı verilmesini başarı
olarak sunmak doğru değildir. Bu fark, kaybedilen alım gücünün gecikmeli ve
eksik telafisidir.”
“Asıl sorgulanması gereken; faize dayalı
ekonomik anlayıştır”
Vatandaşın aylarca yüksek fiyatların yükünü sırtlandıktan
sonra yapılan düzenlemenin yaşanan mağduriyeti ortadan kaldırmadığını
vurgulayan Gültekin, “Asıl sorgulanması gereken; ücret artışlarının neden kısa
süre içinde enflasyon karşısında eridiğidir. Bunun cevabı ise üretim yerine
tüketime, yatırım yerine faize, adalet yerine rantı önceleyen faize dayalı
ekonomik anlayıştır.” diye konuştu.
“Enflasyonun altında ezilen dar gelirlinin
alım gücü mutlaka korunmalıdır”
Faiz ekonomisinin terk edilmesi gerektiğini ifade eden
Gültekin, “Bugün bütçeden faize ayrılan devasa kaynaklar; çiftçiye, üreticiye,
memura, emekliye ve dar gelirliye tahsis edilmiş olsaydı ne alım gücü bu kadar
düşerdi ne de insanlar her maaş dönemini umutla beklemek zorunda kalırdı. Bir
kez daha ifade ediyoruz; enflasyonun altında ezilen dar gelirlinin alım gücü
mutlaka korunmalıdır. Ücret artışları sadece gerçekleşen verilere göre değil,
insanca geçim standartlarını sağlayacak şekilde belirlenmelidir. Vergi yükü
ücretlinin üzerinden alınmalı; çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi
alınan adil bir sistem kurulmalıdır. Faiz ekonomisi terk edilmeli; üretimi,
istihdamı ve reel sektörü önceleyen adil İslam iktisadına dayalı ekonomik model
hayata geçirilmelidir.” şeklinde konuştu.
“En düşük emekli maaşı asgari ücretin
altında, asgari ücrette açlık sınırının altında olmamalı”
Ekonomik başarının vatandaşın mutfağında, pazar filesinde
ve evine götürdüğü ekmekte görüleceğine dikkat çeken Gültekin, “Milletin alın
terini faize kurban etmeyin. Çağrımız nettir. Gelirde adalet sağlanmalı, emeğin
hakkı korunmalı, faize dayalı ekonomi terkedilmeli. En düşük emekli maaşı
asgari ücretin altında olmamalı, asgari ücrette açlık sınırının altında
olmamalı. Adil paylaşımın olmadığı yerde
ne sosyal huzur ne de kalıcı ekonomik istikrar olur.” ifadelerini kullandı.





