Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkan Yardımcımız ve Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, boşanma oranlarının azaltılması ve aileinin korunması için aile hakemliği sisteminin bir an önce hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, aile hakemliği sistemi, Avrupa Parlamentosu'nun Türkiye Raporu, GSM operatörlerinin kırsal mahallelerdeki altyapı yetersizliği ve verilmeyen hizmetin bedelinin alınması ile ilgili konulara değindi.
Açıklamasına,
Muharrem ayı, Aşura Günü ve Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ve 72 yareninin
şehit edildiği Kerbela hadisesine değinerek başlayan Dinç, Kerbela'nın
Müslümanlar için büyük bir acı olduğunu belirterek Hazreti Hüseyin ve 72 yarenini
rahmetle yâd etti.
“Alınamayan
hizmetin faturası ödenemez”
GSM operatörlerinin
kırsal mahalleleri yeteri kadar önemsemediğini belirten Dinç, “Bugün
ekranlarda ‘çağ atlıyoruz’ diyenlerin, reklamlarında hız rekoru kırdığını iddia
eden GSM operatörlerinin kırsal mahalleleri yeteri kadar önemsemediğini
görüyoruz. İnternet ve iletişim çağındayız; ancak vatandaşlarımız, köylerinde
telefon görüşmesi yapmak için hâlâ tepelere, yüksek noktalara tırmanmak zorunda
kalıyor. GSM operatörlerinin yetersiz altyapısı nedeniyle birçok köy ve
kırsal mahalle dünyadan kopuk yaşamaktadır. Şebeke ve internet erişimi olmayan
bu bölgelerde vatandaşlar; acil sağlık durumlarında iletişim sorunu yaşamakta,
eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanamamakta ve en temel haberleşme
ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır. Ay sonu geldiğinde o dev şirketler, hiç
vermedikleri hizmetin faturasını kuruşu kuruşuna eksiksiz şekilde kesiyor.
dedi.
“Adil
faturalandırma yapılmalıdır”
GSM operatörleri
tarafından verilmeyen hizmetin bedelinin alınmasına tepki gösteren Dinç, “Verilmeyen
hizmetin bedeli; köylümüzün, çiftçimizin cebinden haksızca tahsil ediliyor. Bu
haksızlığın ve adaletsizliğin önüne geçilmelidir. GSM şirketlerine ve
yetkililere sesleniyoruz; formülümüz net, çözümümüz basittir. Adil
faturalandırma yapılmalıdır. Kesintisiz hizmet sağlanana kadar, şebeke erişimi
olmayan bölgelerdeki kesinti süresince ya ücret alınmamalı ya da faturalara
ciddi indirimler yansıtılmalıdır. Hizmet vermediğiniz yerde ücret almak ne
ahlaka ne hukuka ne de sosyal adalete sığar. Vatandaş iletişim sorunu yaşarken
şirketlerin sadece kâr odaklı yaklaşması kabul edilemez. Şehirdeki vatandaş
hangi hakka sahipse, dağdaki çobanımız da aynı hakka sahiptir. İletişim lüks
değil, anayasal bir haktır. Yetkilileri göreve, operatör şirketlerini ise
sorumluluk almaya davet ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Boşanma;
çocukların güven, sevgi ve aidiyet duygularının sarsılmasına yol açmaktadır”
Aile hakemliği
sistemine de değinen Dinç, TÜİK verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında 193 bin
793 çiftin boşandığını ve bu boşanma süreçlerinden 191 bin 371 çocuğun doğrudan
etkilendiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Dolayısıyla
boşanma; yalnızca eşlerin ayrılması değil;
çocukların güven, sevgi ve aidiyet duygularının da sarsılmasına yol
açmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de aile içi anlaşmazlıkların çözümü için tavsiye
edilen aile hakemliği sisteminin hayata geçirilmesi; eşlerin sorunlarını
sağlıklı bir zeminde değerlendirmesine, uzlaşma yollarının bulunmasına ve
evliliklerin gereksiz sebeplerle sona ermesinin önlenmesine katkı
sağlayacaktır. Bu sistem, boşanmanın kaçınılmaz olduğu durumlarda da tarafların
ve özellikle çocukların süreci en az hasarla atlatmalarına vesile olacaktır.”
“Aile hakemliği
sistemi bir an önce hayata geçirilmelidir”
Ailenin
korunmasının milletin varlığının korunması olduğunun altını çizen Dinç, “Aile hakemliği
sistemi; sorun yaşayan aileleri dağılmaktan koruyan, bu sayede çocukların
geleceğinin kararmasını önleyen önemli bir çözüm mekanizmasıdır. Bu bağlamda aile
hakemliği sistemi bir an önce hayata geçirilmelidir.” çağrısında bulundu.
“Türkiye’nin iç
işlerine müdahale niteliği taşıyan hadsiz bir tutumdur”
Avrupa
Parlamentosu'nun Türkiye Raporu'na tepki gösteren Dinç, “Avrupa
Parlamentosu’nun (AP) yayımladığı ve bağlayıcılığı olmayan son Türkiye
raporunda yer alan laiklik vurgusu, mutlak butlan tartışmaları ve Adalet Bakanı
Akın Gürlek’e yönelik yaptırım çağrıları; egemen bir ülkenin dinî değerlerini
ve kültürel yapısını yok sayan, iç işlerine müdahale niteliği taşıyan hadsiz
bir tutumdur. Bununla birlikte Kıbrıs sorununda, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi’nin yanında saf tutularak Türkiye hedef alınmıştır.” diye konuştu.
“Avrupa Birliği,
bir haçlı ittifakı zihniyetiyle hareket etmektedir”
Yıllardır mülteci
meselesinde kapıları açıyormuş gibi yapan ancak Türkiye vatandaşlarının vize
süreçlerini dahi engelleyen Avrupa’nın uzun yıllardır sürdürdüğü bu tavrın
temelinde, Türkiye’nin Müslüman kimliğine yönelik hazımsızlığının yattığına
dikkat çeken Dinç, şöyle devam etti:
“Zira Avrupa
Birliği, bir haçlı ittifakı zihniyetiyle hareket etmektedir. Ancak şunun
farkına varılmalıdır ki Türkiye, o hiç açılmayacak kapıları zorlamayı çoktan
bırakmıştır; artık Türkiye’nin onlara değil, onların Türkiye’ye ihtiyacı vardır.”
“Bu coğrafyanın Batı’dan
alacak hiçbir ders yoktur”
Batı’nın insan
hakları karnesinin ortada olduğunun altını çizen Dinç, “Afganistan’da ve
Irak’ta milyonlarca sivili katledenler, Gazze’de soykırım gerçekleştiren
siyonistlere silah satıp arka çıkanlar ve bugün Filistin için eylem yapan
vatandaşlarını dahi terörist ilan edip hapse atanlar,
insan hakları ve hukuk dersi vermeye çalışmaktadır. Batı’nın insan hakları
karnesi ortadadır ve bu coğrafyanın onlardan alacak hiçbir ders yoktur.” dedi.





