Haber dosyasını indirin
İndir
Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında toplumun, isimlerinden rahatsız olduğu Pierre Loti Tepesi ve Sabiha Gökçen Havalimanı'nın isimlerinin değiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Genel Başkan Yardımcımız ve Gaziantep
Milletvekilimiz Şahzade Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın
toplantısında; DEM Parti’nin “sapkınlık” politikalarına Müslüman Kürt
annelerini alet etmesinden tarihî isimlerin iadesine, ABD'nin Filistinlilere
yönelik vize ambargosundan dolar hegemonyasına kadar iç ve dış gündeme dair
önemli açıklamalarda bulundu.
Şanlıurfa'daki deprem sonrası geçmiş olsun
mesajı
Açıklamasına merkez üssü Şanlıurfa'nın Karaköprü ilçesi
olan ve çevredeki birçok ilde de hissedilen 5,4 büyüklüğündeki depremden
etkilenen tüm vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileterek başlayan Demir, “En
büyük temennimiz ve duamız, sahadan gelen ilk bilgiler doğrultusunda herhangi
bir can kaybı, yaralanma veya ciddi bir yıkımın yaşanmamış olmasıdır. Yüce
Rabbim ülkemizi, milletimizi ve tüm insanlığı her türlü afetten, felaketten
muhafaza eylesin. Tüm bölge halkımıza bir kez daha geçmiş olsun.” diye konuştu.
“Müslüman Kürt analarını kirli siyasi
emellerine alet ediyorlar”
Vefakâr annelerin ve gençliğin küresel bir ifsat
projesine alet edilmek istendiğini vurgulayan Demir, “Ahlaki değerlerimiz, aile
yapımız ve İslamî esaslarımız; toplumumuzun ve medeniyetimizin temelini
oluşturmaktadır. Ancak bugün, Kürt halkını temsil ettiğini iddia eden DEM
Parti, meşruiyet devşirmek adına inanç ve değerlerine bağlı Müslüman Kürt
analarını siyasi emellerine alet etmektedir. Hakiki manada değerlerine bağlı
hiçbir insanımızın tasvip etmeyeceği cinsel sapkınlık, vefakâr annelerimiz
üzerinden normalleştirilmek ve meşrulaştırılmak istenmektedir.” dedi.
“Yabancı fonlarla beslenen tüm yıkıcı
yapıların faaliyetlerine son verilmeli”
Gençliği ifsat etmeyi ve aile kurumunu dinamitlemeyi
hedefleyen bu tür faaliyetlerin küresel bir planın parçası olduğunu belirten Demir,
“Bu ifsat şebekelerinin içimizdeki tüm
ayaklarına karşı kararlılıkla mücadele edilmeli; yabancı fonlarla beslenen tüm
yıkıcı yapılar deşifre edilmeli ve faaliyetlerine son verilmelidir.” diye
konuştu.
“Aile yapımızı sapkın dayatmalara kurban
etmeyeceğiz”
“İnancımızın ve aile yapımızın sapkın dayatmalara kurban
edilmesine göz yummayacağız” diyen Demir, “Annelerimizin onurunu ve
toplumumuzun manevi mirasını koruma adına kararlılıkla mücadele etmeye devam
edeceğiz.” şeklinde konuştu.
Şehirlerimizin ve sembol
mekânlarımızın tarihî kimliğini korumanın önemine dikkat çeken Demir, başta
Sabiha Gökçen Havalimanı ve Pierre Loti Tepesi olmak üzere toplumun ortak
hafızasında rahatsızlık uyandıran ve tarihî gerçeklerle örtüşmeyen isimlerin kültürel
mirasa uygun şekilde yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
“Tarihî isimlerimize sahip
çıkalım”
Bir milletin tarihine,
kültürüne ve medeniyetine sahip çıkmasının, geçmişten devraldığı değerleri
koruyarak gelecek nesillere aktarmasıyla
mümkün olacağını vurgulayan Demir, “Şehirlerimizin, meydanlarımızın,
tepelerimizin ve ulaşım merkezlerimizin isimleri de bu tarihî hafızanın önemli
bir parçasıdır. Bu nedenle, tarihî ve kültürel kimliğimizle örtüşmeyen
isimlendirmelerin yeniden değerlendirilmesi ve
kamuoyunun hassasiyetlerinin dikkate alınması
gerektiğine inanıyoruz.” şeklinde konuştu.
“Ortak hafızadaki tartışmalı
isimler gözden geçirilmeli”
İstanbul’daki Sabiha Gökçen
Havalimanı’nın ismi başta olmak üzere toplumun ortak hafızasında tartışmalara
ve rahatsızlıklara neden olan isimlendirmelerin gözden geçirilmesi gerektiğini
belirten Demir, “Sabiha Gökçen’in Dersim Katliamı’yla ilişkilendirilen askerî
geçmişi ve bu döneme ilişkin tarihî tartışmalar da dikkate alınmalıdır. Kamuya
ait mekân ve kurumların isimlendirilmesinde, tarihî hassasiyetleri ve toplumun
ortak hafızasını gözeten bir yaklaşım benimsenmelidir.” dedi.
“Pierre Loti Tepesi yeniden İdris-i
Bitlisi Tepesi olarak adlandırılması
gerekir”
İstanbul Eyüpsultan’daki
Pierre Loti Tepesi’nin yeniden “İdris-i Bitlisi Tepesi” isminin verilmesi çağrısında
bulunan Demir, “Tarihî kaynaklarda İdris-i Bitlisi Tepesi olarak anılan bu
mekânın, 1934 yılından itibaren Pierre Loti adıyla anılmaya başlandığı
bilinmektedir. Bu tarihî mekânın yeniden ‘İdris-i Bitlisi Tepesi’ olarak
adlandırılması gerekir. Tarihî şahsiyetlerimizin isimlerinin yaşatılması,
geçmişimizle bugünümüz arasında güçlü bir bağ kurulmasına ve tarihî hafızamızın
korunmasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Geçmişimize sahip çıkmak,
gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur”
Yetkililere tarihî mirası
koruma çağrısı yapan Demir, “İlgili kurumları ve yetkilileri; tarihî belgeleri,
kültürel mirası ve toplumun hassasiyetlerini dikkate alarak söz konusu
isimlendirmeleri yeniden değerlendirmeye davet ediyoruz. Geçmişimize sahip
çıkmak, tarihî şahsiyetlerimizi ve kültürel mirasımızı yaşatmak,
gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.” diye konuştu.
“ABD’nin vize ambargosu,
Filistin halkının temsil hakkının gaspıdır”
ABD’nin Filistinli
yetkililerin BM Genel Kurulu’na katılabilmesi için vize vermemesini bir hak
gaspı olarak nitelendiren Demir, şöyle devam etti: “Filistinlilerin sesi BM’de
dahi bastırılırken Gazze’nin geleceğinin ABD Başkanı Donald Trump öncülüğündeki
‘Barış Kurulu’ üzerinden şekillendirilmesi, bu yapının icraatlarının Filistin
halkının değil, yalnızca siyonist rejimin menfaatlerine hizmet edeceğini açıkça
göstermektedir.”
“İslam ülkeleri Barış
Kurulu'nda Filistin’in iradesini savunmalıdır”
ABD'nin tek taraflı
politikalarına karşı İslam dünyasına çağrıda bulunan Demir, “Barış Kurulu’nda
yer alan İslam ülkelerinin tutumu kritik önemdedir. Türkiye başta olmak üzere
İslam ülkeleri, kurul içindeki konumlarını Filistin halkının meşru haklarının
korunması, Filistin devletinin siyasi iradesinin güçlendirilmesi ve Gazze’nin
geleceğine ilişkin kararların Filistinlilerin iradesi gözetilerek alınması için
etkin biçimde kullanmalıdır. ABD’nin tek taraflı yaklaşımının veya siyonist
rejimin çıkarlarının belirleyici olduğu bir anlayış kabul edilmemelidir.”
çağrısında bulundu.
ABD’nin elindeki finansal
gücü ve dolar hegemonyasını küresel bir silah gibi kullanarak bağımsız
ülkelerin ekonomilerini hedef almasını da eleştiren Demir, Küba'dan İran'a
kadar uygulanan ambargoların ve Türkiye'yi hedef alan CAATSA yaptırımlarının
uluslararası hukuku hiçe sayan birer zorbalık mekanizması olduğunu belirtti.
“Bağımsız ülkelerin
ekonomilerinin hedef alınması küresel haydutluktur”
ABD'nin finansal gücünü bir
silah olarak kullanarak bağımsız ülkeleri hedef aldığına dikkat çeken Demir, “Küba’da halkı karanlığa mahkûm eden, İran’da ağır
krizlere yol açan ve Türkiye’yi meşru savunma tercihlerinden dolayı CAATSA
yaptırımlarıyla hedef alan bu zorbalık sistemi, ikincil yaptırım tehditleriyle
üçüncü ülkelere de baskı yapmaktadır. Bağımsız devletler, komşularıyla olan
ticari ilişkilerini bitirmeye zorlanmakta ve küresel şantaj ağıyla
kuşatılmaktadır.” dedi.
Çözüm: Yerel para birimleri
ve finansal bağımsızlık
Son olarak küresel ekonomik
sisteme ve ABD yaptırımlarına değinen Demir, “ABD’nin İran’a yönelik ekonomik
ambargo zorbalığına karşı başta Türkiye olmak üzere bölge ülkeleri net ve ortak bir duruş sergilemelidir. Doların küresel ticaret
üzerindeki hâkimiyetine dayanan bu tehdit mekanizması, uluslararası hukuku ve
ulusların egemenliğini hiçe saymaktadır.
Bu vesayet düzenini kırmanın yolu; bağımsız, adil ve sürdürülebilir bir ekonomik düzen inşa etmektir. Yerel para birimleriyle ticaretin yaygınlaştırılması, bölgesel ödeme sistemlerinin geliştirilmesi ve komşularla ticareti koruyacak bağımsız finansal altyapıların kurulması ekonomik güvenliğin temel unsurlarıdır. Türkiye başta olmak üzere tüm bölgesel aktörleri, ortak pazarlar kurarak dolara olan bağımlılığı sonlandırmaya ve finansal bağımsızlığı teminat altına alacak güçlü bir iş birliğini derhal hayata geçirmeye davet ediyoruz.” çağrısında bulundu.
Önemli Gelişmeler
Çocuklarımızı şiddete iten sebepler araştırılmalı September 22, 2026
