Haber dosyasını indirin
İndir
Gündem değerlendirmemizde, Amerika ve israilin İran saldırılarında Kürt gruplarını kullanma arzusuna dikkat çekilerek emperyalistlerin oyununa gelinmemesi uyarısında bulunuldu.
Gündem değerlendirmemizde, Amerika ve israilin İran saldırılarında Kürt gruplarını kullanma arzusuna dikkat çekilerek emperyalistlerin oyununa gelinmemesi uyarısında bulunuldu.
Haftalık gündem değerlendirmemizde; ABD ve siyonist rejimin İran'a yönelik saldırganlığı, bazı
örgütlerin emperyalist planlara alet edilmesi ile Gazze ve Lübnan'da yaşanan
son gelişmeler ele alındı.
“Bu saldırganlık,
Evanjeliklerin sapkın ritüelleri üzerine ikame edilmiş bir saldırganlıktır”
Siyonist rejimin saldırganlığının bölgesel istikrarı hedef
aldığı belirtilen açıklamada, bu durumun güvenlik kaygısı değil, yayılmacılığın
teminat altına alınmasını amaçlayan ölümcül bir hamle olduğu ifade edildi.
Açıklamada, "Siyonist rejimin Epstein şantajlarıyla
Trump yönetimini önüne katıp İran’a dayattığı vahşi saldırganlık, bölgesel
istikrarı hedef alan bir karaktere dönüşmüştür. Bu saldırganlık, Evanjeliklerin
sapkın ritüelleri ve muharref Tevrat’ın vehmettiği 'Siyonizm’e hükümdarlık,
insanlığa kölelik' vaadi üzerine ikame edilmiş bir saldırganlıktır."
denildi.
Söz konusu saldırganlığın Fars, Arap, Türk veya Kürt hiçbir
halkın menfaatine olmadığına dikkat çekilerek, bölge kaynaklarının
yağmalanmasının ve imkânların iç çatışmalarla tüketilmesinin hedeflendiği
vurgulandı.
"Kürtleri
mayınlı tarlalara sürme arzusu terk edilmemiştir"
Emperyalist güçlerin bölgedeki kirli planlarında Kürt
menşeili bazı örgüt ve yapıları kullanmak istediğine işaret edilen
değerlendirmede, şu ifadelere yer verildi:
"Kürtlere dönük hiçbir gerçekçi vaadi olmamasına
karşın, kritik zamanlarda Kürtlere gülücükler dağıtarak mayınlı tarlalara sürme
arzusu, hem siyonist rejim hem de Amerika’nın terk etmediği bir alışkanlık
olmuştur. PKK’nın silah, eleman ve lojistiğinin aylar öncesinden bu tür amaçlar
için PJAK denen paravan yapıya aktarıldığı bilinmektedir. PJAK yöneticilerinin
açıklamaları da bu yapının en son Suriye’de olduğu gibi Kürtlere trajediler
yaşatmak için emre amade olduğunu gösteriyor."
“Kullanışlı
aparatlara rağmen Kürtler adına aklıselimin devrede”
Açıklamada, Erbil ve Süleymaniye merkezli Kürt liderlerin tavırları
takdir edilirken “Erbil ve Süleymaniye merkezli Kürt liderlerin Amerikan kirli
planına temkinli yaklaşımları ve Irak Kürt bölgesinin yeni çatışma alanına
dönmesini istemedikleri yönündeki tavır ve açıklamaları, Kürtlerin yararını
gözeten bir tavır olmuştur. Kullanışlı
aparatlara rağmen Kürtler adına aklıselimin devrede olduğunun ortaya konulması;
Kürtler adına sevindirici olmuştur.” ifadelerine yer verildi.
“ABD, İslam’a savaş
açtığını ilan etmiştir”
ABD ve siyonist rejimin uluslararası hukuku ayaklar altına alarak gerçekleştirdiği saldırılar karşısında İslam dünyasının ve kurumlarının tutumunun ibret verici bir utanç tablosu olduğu ifade edilen değerlendirmede, “Katliamı gerçekleştiren güçleri kınamak yerine, ABD’nin bölgedeki üslerinin hedef alınmasını suçlayan yaklaşım siyasi ve ahlaki krizi açıkça göstermektedir. ABD’li bir yetkilinin “İslam peygamberlik yanılsamalarına inananlar nükleer silahlara sahip olamazlar” sözleri ise yürütülen saldırganlığın gerçek mahiyetini ortaya koymaktadır. Bu sözler, bölgede yürütülen savaşın siyasi bir hesaplaşma değil, açık bir inanç ve medeniyet düşmanlığı olduğunu göstermektedir. ABD, İslam’a savaş açtığını ilan etmiştir.” denildi.
“İran’a yönelen bu
saldırganlık daha büyük felaketlerin habercisi”
Açıklamanın devamında, "Böylesi bir tabloda bazı bölge
ülkelerinin topraklarını ve hava sahalarını bu saldırgan güçlere açması ise
yalnızca komşuluk hukukunun değil, ümmet sorumluluğunun da açık bir ihlalidir.
Bugün İran’a yönelen bu saldırganlık, yarın tüm bölgeyi hedef alacak daha büyük
felaketlerin habercisidir. Bizler, bu haydutluğu, bu katliamı ve bu utanç
verici sessizliği en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz." ifadeleri
kullanıldı.
"Direnişi
silahsızlandırma projeleri siyonizme hizmet etmektedir"
Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki son duruma da değinilen
açıklamada, ateşkes şartlarını ihlal eden siyonist rejimin insani yardımları
engellediği, işgali genişlettiği ve katliamlarına devam ettiği hatırlatıldı.
Özellikle Gazze ve Lübnan'da gündeme getirilen
"direnişi silahsızlandırma" projelerinin gerçekte siyonizmin
yayılmacı politikalarına hizmet ettiğinin altı çizilerek, "Direnişin
tasfiye edilmesi, işgalin ve saldırganlığın önündeki son engellerin
kaldırılması anlamına gelmektedir." uyarısında bulunuldu.
Açıklama, İslam ülkelerine yapılan şu çağrıyla son buldu:
"Artık Müslüman toplumlar ve bölge ülkeleri bu vahşet karşısında tarihi
sorumluluklarını yerine getirmeli ve siyonist hamisi ABD’yi bu bölgeden
defetmelidir. İslam beldeleri saldırgan güçlerin ayakları altında
çiğnetilmemeli, mazlum halkların feryadı sahipsiz bırakılmamalıdır."





