Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, Elazığ ve Diyarbakır’da gerçekleştirdiği saha ziyaretlerinin ardından tarım, altyapı, ulaşım ve sağlık alanlarında yaşanan sorunları gündeme taşıyarak yetkililere acil çözüm çağrısında bulundu.

Genel Başkan Yardımcımız ve Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında; Elazığ ve Diyarbakır’a gerçekleştirdiği saha ziyaretlerinde vatandaşlar ile çiftçilerin tarım, altyapı ve sağlık alanlarındaki sorunlarını gündeme taşıdı.

Elazığ’ın Kovancılar ilçesi ile Diyarbakır’ın Ergani ilçesi başta olmak üzere bölgedeki birçok köy ve mahallede vatandaşlarla bir araya gelen Dinç, ziyaretler kapsamında vatandaşların dile getirdiği sorun ve talepleri tek tek aktardı.

Gökçe köyü tren istasyonuna kavuştu

Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç, daha önce Meclis kürsüsünden ve ilgili makamlar nezdinde ısrarla takipçisi olduğu Elazığ’ın Gökçe köyündeki tren istasyonu talebinin olumlu sonuçlandığını müjdeledi.

İstasyon inşaatının tamamlandığını ve trenlerin artık bu durakta durmaya başladığını belirten Dinç, bölge halkının sağlıklı ulaşım hakkına kavuşmasında emeği geçen TCDD Bölge Müdürlüğü, TCDD İl Müdürlüğü ve tüm yetkililere teşekkür ederek amaçlarının sadece vatandaşa hizmet etmek olduğunu vurguladı.

“Çiftçiler yüksek su maliyetlerinden şikâyetçi”

Elazığ’ın Kovancılar ilçesine bağlı Başyurt köyünde gerçekleştirdikleri ziyaretlerde özellikle çiftçilerle bir araya geldiklerini belirten Dinç, “Vatandaşlarımızın bize aktardığı bir sorun, sulama suyunun fiyatının çok yüksek olması. Köydeki su doğal bir kaynaktan geliyor. Öyle ciddi bir enerji de harcanmıyor. Ancak su fiyatı çok yüksek. Vatandaşlarımız, ‘Özellikle bölge illerine baktığımızda fiyatın çok yüksek olması bizim çiftçilik yapmamıza engel oluyor. Böyle devam ederse bir sonraki sene ürün ekmeyiz, üretim durur, belki bu da memlekete bir zarar verir.’ diyorlar.” diye konuştu.

“Su sayaçları bozulduğunda faturası çiftçiye kesiliyor”

Çiftçilerin su sayaçlarının sık sık patlaması veya bozulması durumunda, hiçbir inceleme yapılmadan ve delil aranmadan ücretin doğrudan kendilerinden talep edilmesinden şikâyetçi olduklarını aktaran Dinç, “Köylülerin bu yönde iddiaları var. Bu iddiaların göz önünde bulundurulması lazım. Hiç kimsenin haksızlığa uğramaması gerekiyor. Bu konuda hakkaniyetli, adaletli davranmak zorundayız.” dedi.

Çiftçilerin tarlalarından geçen sulama kanallarının kamulaştırma sürecinde hukuki problemler yaşandığını belirten Dinç, köylülerin buna rağmen kendilerinden yüksek sulama ücretleri talep edildiği yönünde iddiaları olduğunu aktardı.

Dinç, bölge halkının bu hak kaybı ve mağduriyet iddialarının yetkililerce incelenmesi gerektiğini ifade etti.

“Çiftçi ürününün düşük fiyattan alınmasından şikâyetçi”

Çiftçilerin Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) yönelik ürün alım fiyatlarının düşüklüğünden ve randevu sistemindeki iletişim kopukluklarından şikâyetçi olduklarını aktaran Dinç, “Çiftçilerimiz Toprak Mahsulleri Ofisi ile ilgili şikâyetlerini de dile getirdiler. ‘Ürünümüz düşük fiyata alınıyor. TMO ile iletişime geçemiyoruz, randevu alamıyoruz.’ diyorlar. Vatandaşlarımızın bu şikâyeti de göz önünde bulundurulmalı.” şeklinde konuştu.

“Kantar cezalarından dolayı çiftçi mağdur oluyor”

Çiftçilerin en çok şeker pancarı taşımacılığındaki kantar cezalarından şikâyetçi olduğunu belirten Dinç, şunları söyledi:

“Çiftçilerimiz ‘Şeker pancarı üretimi yapıyoruz ve tırlara yüklüyoruz. Şeker pancarı doğal olarak tırlarla götürülürken kara yollarında kantarın üzerinde tartılıyor. Tarlada hassas ölçüm yapma imkânı bulunmuyor. Fakat buna rağmen tonaj biraz fazla gelince cezalar kesiliyor ve kârımız gidiyor’ diyorlar. Aslında vatandaşın bu konuda belki biraz fazla yüklemesinin arka planındaki neden, ilaç ve yakıt fiyatlarının yüksek olmasıdır. Gerçekten çiftçi de ciddi manada mağdur oluyor. Bundan dolayı belki de biraz fazla yükleyeyim, en azından masrafı düşüğe getireyim diye bir yol da izlemiş olabilir. Çiftçilerimiz bu konuda esnek davranılmasını ve ürünlerini sağlıklı bir şekilde teslim etmeyi istiyor.”

“Deprem konutlarında elektrik yok”

Elazığ’da TOKİ tarafından inşa edilen deprem konutlarının elektrik altyapısı ve abonelik işlemleri tamamlanmadığı için hak sahibi vatandaşların evlerine taşınamadığını belirten Dinç, “TOKİ'nin yaptığı çok güzel evler var. Ancak altyapı eksikliği var. Elektrik abonelikleri yapılmamış ve vatandaşlar sürekli ‘Bugün yarın eve taşınacağım.’ diyerek bekliyor. Bir vatandaşımız ‘4 ev değiştirdim, hâlâ elektrik çekilmemiş. Akrabamın evinde kalıyorum.’ şeklinde şikâyette bulundu. Bir an önce elektrik altyapısı yapılsın ve vatandaşlarımız evlerine geçsin.” dedi.

“Karınca köyünde foseptik çukuru krizi”

Elazığ’ın Karınca köyündeki foseptik çukurunun, TOKİ konutlarının inşasıyla birlikte yeniden yerleşim alanlarının ve köylülerin yaşadığı mahallelerin yakınına konumlandırılmasından ötürü vatandaşların şikâyetçi olduğunu aktaran Dinç, “Köy sakinleri çevre sağlığı ve güvenliği açısından foseptik çukurunun yerleşim yerlerinin tamamen dışına taşınmasını veya eski kanal hattıyla bağlantısının kurulmasını talep ediyor.” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde yaptıkları ziyaretlere de değinen Dinç, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi sorumluluğundaki Ergani Selmanköy Mahallesi ile İncehıdır arasındaki 17 kilometrelik yolun 6 aydır tamamlanmamasından dolayı vatandaşların şikâyetçi olduğunu aktardı.

“Ergani'de 17 kilometrelik yol aylardır bitirilmeyi bekliyor”

Yolun yapım vaadiyle kazılarak toz toprak içinde bırakıldığını ve aradan aylar geçmesine rağmen bölgede hiçbir çalışmanın yürütülmediğini ifade eden Dinç, yaklaşan kış mevsimine işaret ederek şöyle devam etti:

“Önümüz kış, yağış başlayacak, yol çamur olacak ve vatandaşlar mağdur edilecek. Vatandaşlarımızın mağdur olmaması için bir an önce bu yol yapılsın. Bu yol sadece iki mahalleyi ilgilendiren bir yol değil. 60-70 köyü ilgilendiren bir yoldur ve binlerce vatandaşımız bu yolu kullanıyor. Vatandaşlarımız bir an önce bu yolun asfaltının yapılmasını talep ediyor.”

“Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bu yoğunluğu kaldıramıyor”

Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yalnızca Diyarbakır'a değil, çevre illere ve hatta Irak gibi komşu ülkelerden gelen hastalara da hizmet verdiğine dikkat çeken Dinç, yaşanan bu yoğunluk sebebiyle vatandaşların sıra ve yatak bulma konusunda ciddi endişeler taşıdığını aktararak şunları dile getirdi:

“Diyarbakır merkezinde bulunan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki doktorlarımız ciddi bir şekilde özveriyle halkımıza hizmet ediyor. Ben çoğuna şahit olmuşum, mesaisi bitmesine rağmen hastaneye tedavi için gelen vatandaşı geri çevirmiyor, randevuya bakılmaksızın hizmet vermeye çalışıyorlar, Doktorlarımızı bu konuda tebrik ve takdir ediyorum. Fakat hastanemiz gerçekten hasta yoğunluğunu kaldırabilecek bir kapasitede değil. Vatandaş hastaneye gidince ‘Ben acaba sıra bulabilir miyim?’ diye endişeye kapılıyor. Sıra bulsa ve yatış olsa ‘Yatak bulabilir miyim?’ diye bir endişeye kapılıyor.”

Ayrıca kurumun fiziki şartlarının da son derece kötüleştiğini vurgulayan Dinç, özellikle lavabo ve tuvaletlerdeki hijyen eksikliği ile kırık mermerler gibi kuruma yakışmayan bakımsızlıkların giderilmesi yönünde halktan yoğun şikayetler aldıklarını belirterek yetkilileri göreve çağırdı.

Sağlık çalışanlarının da artan iş yükü ve ek ödeme kesintileri nedeniyle mağdur edildiğini aktaran Dinç, hasta ve çalışan güvenliğinin ivedilikle güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Şehir hastanesi inşaatı hızlandırılmalı”

Yıllardır tamamlanamayan Diyarbakır Şehir Hastanesi inşaatının bir an önce bitirilmesi çağrısında bulunan Dinç, bu projenin hayata geçmesiyle eğitim araştırma hastanesinin üzerindeki yükün hafifleyeceğine dikkat çekerek, “Diyarbakır halkı şehir hastanesine gerçekten çok ciddi bir şekilde ihtiyaç duyuyor. Şehir hastanesi bir an önce tamamlanmalı ve çalışmalar hızlandırılmalıdır. Şehir hastanesi hizmet vermeye başlarsa Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin iş yükü de en azından azalacaktır.” şeklinde konuştu.