Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, 11'inci Âlimler Buluşması'nda yaptığı konuşmada, İslam dünyasına birlik, adalet ve kardeşlik temelinde birleşme çağrısında bulundu.

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Âlimler ve Medreseler Birliği’nin (İTTİHADUL ULEMA) “Davette Yöntem ve Yeni Arayışlar” temasıyla Diyarbakır’da düzenlediği 11'inci Âlimler Buluşması’nda selamlama konuşması gerçekleştirdi.

Programda önemli açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, İslam dünyasının ve insanlığın çetin bir dönemden geçtiğine dikkat çekerek, ümmetin vahdet ihtiyacı, Gazze’deki direnişin dünyadaki yankıları, dijitalleşmenin getirdiği değer erozyonu ve küresel ifsat şebekelerinin aile yapısına yönelik saldırıları gibi önemli konulara değindi.

Yapıcıoğlu, Müslümanların iç çekişmeleri sonlandırması gerektiğini belirterek vahdetin siyasi bir tercih değil, imanî bir mecburiyet olduğunu vurguladı.

“İslam dünyası adalet ve kardeşlik hukuku temelinde birleşmeli”

Âlimlerin sadece geçmişin nakledicisi değil, çağın sorunlarına Kur’an ve Sünnet ekseninde çözümler üreten yol göstericiler olması gerektiğini ifade eden Yapıcıoğlu, İslam dünyasını adalet ve kardeşlik hukuku temelinde birleşmeye davet etti.

Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin “Dostlarıyla Uğraşanlar, Düşmanlarıyla Savaşamazlar” şeklindeki tarihi sözünü hatırlatan Yapıcıoğlu, Müslümanların kendi içindeki çekişmeleri sonlandırması gerektiğini vurguladı.

İlmin, irfanın ve hikmetin rehberliğinde gerçekleştirilen 11’inci Âlimler Buluşması vesilesiyle katılımcılarla bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Yapıcıoğlu, “Sizlerle bir arada bulunmaktan, bu müstesna topluluğa hitap etmekten bahtiyarlık duyuyorum.” dedi.

“Âlim; çağın sorunlarına Kur’an ve Sünnet ekseninde çözümler üreten çözümler üreten bir yol göstericidir”

İslam dünyasının ve insanlığın çok çetin sınavlardan geçtiği bu tarihî dönemde, “Davette Yöntem ve Yeni Arayışlar” gibi önemli bir temayla bu buluşmayı tertip eden ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür eden Yapıcıoğlu, “Bizler, “Âlimler, peygamberlerin varisleridir.’ diye buyuran bir peygamberin ümmetiyiz. Âlim, sadece geçmişin mirasını tozlu raflardan bugüne taşıyan bir nakledici değildir. Âlim; zamanın ruhunu okuyan, çağın sorunlarına Kur’an ve sünnet ekseninde çözümler üreten bir yol göstericidir.” ifadelerini kullandı.

“Çağın ruhuna İslam’ın hakikat mührünü yeniden vurmalıyız”

Fıtrat dini olan İslam’ın ortaya koyduğu hakikatlerin evrensel nitelikte olup bütün çağlara ve nesillere hitap ettiğinin altını çizen Yapıcıoğlu, “Bütün mesele, Mehmet Âkif Ersoy’un ‘Doğrudan doğruya Kur'an'dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam'ı’ diyerek işaret ettiği o asil sorumluluğu kuşanabilmektir. Yani çağın ruhuna İslam’ın hakikat mührünü yeniden vurmaktır. Tam da bu noktada, davet yöntemlerimizi masaya yatırırken, ‘İslamî daveti’ her zamankinden daha fazla gerekli ve önemli kılan küresel tehditleri ve fırsatları görerek bunlara karşı uygun çareler bulmak mecburiyetindeyiz.” şeklinde konuştu.

“Dijital çağ bilgi kirliliği ve değer erozyonunu da beraberinde getiriyor”

Dünyanın büyük bir dönüşüm geçirdiğine işaret eden Yapıcıoğlu, dijital çağın getirdiği veri bombardımanına ve bunun doğurduğu bilgi kirliliğine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Yapay zekânın, algoritmaların, dijitalleşmenin ve sosyal medyanın yön verdiği, sınırların ortadan kalktığı ama kalpler arasındaki mesafelerin hiç olmadığı kadar açıldığı bir ‘dijital çağda’ yaşıyoruz. Bugünün genci, bilgiyi kürsülerden veya kitap sayfalarından ziyade, ‘aklı körelten’ telefon ekranlarındaki saniyelerle yarışan videolardan alıyor. Dijital çağın getirdiği veri bombardımanı, bilgiye erişimi daha hızlı ve daha kolay hale getirse de bu durum çok ciddi bir bilgi kirliliği ve değer erozyonunu da beraberinde getiriyor.”

“Gençlerimiz modern dünyanın girdaplarına çekiliyor”

Yapıcıoğlu, küresel ifsat şebekelerinin en mukaddes kale olan aile kurumunu doğrudan hedef aldığını, ekranlar ve algoritmalar üzerinden nesli büyük bir ahlaki buhrana sürüklediğini vurgulayarak, “Biz kürsülerde konuşurken gençlerimiz modern dünyanın girdaplarına çekilmekte, kalplerini kazanamadığımız her bir genç elimizden kayıp gitmektedir.” dedi.

“İki kanatlı bir davet seferberliğine ihtiyacımız var”

“Bu hazin tablonun tam karşısında, insanlığın ufkunda muazzam bir umut ışığı da yükselmektedir” diyen Yapıcıoğlu, siyonist terör rejiminin soykırım uygulayarak yok etmeye çalıştığı Gazze'nin, sergilediği sarsılmaz iman ve teslimiyet örneğiyle küresel vicdanın üzerini kaplayan sis bulutlarını darmadağın ettiğini ifade ederek şöyle devam etti:

“Bugün başta Avrupa olmak üzere dünyanın her köşesinde materyalizmin ve kapitalizmin ruhsuz kıskacından kurtulmak için çırpınan devasa bir kitlenin varlığına, muazzam bir küresel uyanışa şahitlik ediyoruz. İşte bu tarihî eşikte ulemanın ve bizlerin asıl misyonu, yönünü fıtrata çeviren, nefes alacak bir liman arayan bu kitlelere, doğru yöntemlerle yol göstermek ve onlara rehberlik edebilmektir. Bu bağlamda bizim, iki kanatlı bir davet seferberliğine ihtiyacımız var. Bir yanda modernitenin bunalımlarından yorulup yönünü fıtrata çevirip hakikati arayan gayrimüslimleri İslam'ın aydınlığına, yani imana; diğer yanda da istikametini şaşırmış Müslümanları daha derin bir şuurla takvaya, istikamete ve vahdete davet etmek zorundayız.”

“Kendi içimizde didişirken küresel saldırılara cevap veremiyoruz”

“Davetimizin tesirini artırmanın ilk şartı, kendi içimizdeki vakar ve muhabbeti korumaktır” diyen Yapıcıoğlu, “Büyük bir üzüntüyle şahit oluyoruz ki sadece ulemanın kendi ihtisas alanında kalması ve ilmî meclislerde derinlemesine tartışılması gereken hassas meseleler, bugün uluorta tartışma konusu haline getirilmektedir. Bu durum ne yazık ki ulemanın saygınlığına gölge düşürmekte; aziz İslam’a davet çalışmalarına da zarar vermektedir. Bizler kendi içimizde didişirken İslam’a ve Müslümanların kutsallarına yönelik küresel ölçekte yürütülen fiilî ve fikrî saldırılara karşı ne yazık ki yeterince güçlü ve ortak bir cevap veremiyoruz.” diye konuştu.

İslam dünyasına Selâhaddîn-i Eyyûbî hatırlatması: Dostlarıyla Uğraşanlar, Düşmanlarıyla Savaşamazlar

Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Kudüs’ü fethettiği dönem ile günümüz İslam dünyasındaki dağınıklığın benzerliğine dikkat çekerek, Müslümanların ümitsizliğe düşmeden “Dostlarıyla Uğraşanlar, Düşmanlarıyla Savaşamazlar” şiarını rehber edinmesi gerektiğini vurgulayan Yapıcıoğlu, “Sekiz gün önce yani 2 Ekim günü, Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin Kudüs’ü fethinin 839. yıldönümüydü. Fethetmek üzere Kudüs’ü hedefine koyduğu zaman İslam dünyasının siyasi hali ile ulemanın durumu aşağı yukarı günümüzdeki gibiydi. İslam âlemi dağınık ve ihtilaf içerisindeydi. Fakat menfi şartlar Selâhaddîn-i Eyyûbî’yi ümitsizliğe düşürmedi. Onun mücadele azmi ve ümmeti bir araya getirme metodu bizler için numune-i imtisaldir. Kudüs Fatihi Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin tarihe altın harflerle kazınan şu sözünü hepimiz şiar edinmeliyiz: “Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar.” dedi.

“Kudüs'ü yeniden özgür kılmanın yolu vahdetten geçer”

İslam âleminin iç ihtilaflardan sıyrılıp Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin mücadele azmini ve birleştirici metodunu örnek alması çağrısında bulunan Yapıcıoğlu, “Bugün İslam coğrafyasını kuşatan işgallere karşı durabilmemizin, Kudüs’ü ve mazlum coğrafyaları yeniden özgürlüğe kavuşturabilmemizin yolu, bu tarihî tecrübeden ilham alarak Müslümanların birliğini ve vahdetini yeniden tesis etmektir. Zira vahdet, bizim için siyasi bir tercih veya konjonktürel bir ittifak meselesi değil; Rabbimizin ‘Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölünüp parçalanmayın.’ emriyle üzerimize farz kıldığı imanî bir mecburiyettir.” şeklinde konuştu.

“Batı uygarlığının bize biçtiği gömlek bedenimize uymadı”

Konuşmasında Müslümanların kurtuluş reçetesine değinen Yapıcıoğlu, “Bir asrı aşkın süredir yaşadığımız acıların dindirilmesi, ancak ulemanın ve ümeranın üreteceği ortak akılla ve vahdet bilinciyle mümkün olacaktır. Geçtiğimiz yılki Âlimler Buluşması’nda da demiştim; Müslüman halkların kurtuluşu ancak kendi asıllarına dönmeleri, medeniyetlerini ihya etmeleri ile mümkündür. Modernleşme adına benzemeye çalıştığımız Batı uygarlığının bize biçtiği gömlek bedenimize uymadı. O gömleği giyenler onlar gibi olamadı, kendi gibi de kalamadı. Başkasını taklit edenler önce kimliğini kaybeder. Kendi olmaktan çıkınca saygınlığını da kaybeder. Kardeşleriyle çekişip kavga edenler önce heybetini kaybeder, sonra düşmanla savaşma gücünü kaybeder.” dedi.

Küresel zillete karşı vahdet çağrısı

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Müslümanların önünde iki yol bulunduğunu belirterek, “Şimdi önümüzde iki yol var. Ya küresel zilleti kabul edip şer güçlerin bize dayattığı rolü oynayacağız; maddi ve manevi dünyamıza çizilen sınırlara hapsolacağız. Birbirimizi sahip olduğumuz etnik ve mezhebi aidiyetler üzerinden öteki kabul edip kırmaya devam edeceğiz. Ya da özümüze dönüp kendimiz olacağız, sorunlarımızı emperyal güçlerin müdahalesine fırsat vermeden, adalet temelinde çözüp kardeşlik hukukunu yeniden tesis edeceğiz ve böylece birlik olup yeniden izzet bulacağız. Bunun için öncelikle zihinlerimize ve kalplerimize örülen kalın duvarları yıkmalı ve istikamete odaklanmalıyız.” vurgusu yaptı.

Bu kıymetli buluşmanın çağın insanını İslam'ın rahmet iklimiyle buluşturacak yeni kapılar aralamasını dileyen Yapıcıoğlu, ulemanın ortaya koyacağı fikir, tebliğ ve kararların insanlık için birer yol haritası olmasını temenni etti.

Yapıcıoğlu, organizasyonda emeği geçenleri, katılımcıları ve destek verenleri tebrik ederek, “Yüce Rabbimiz, yaptığımız ve yapacağımız bütün işleri rızasına uygun kılsın. Hayırlı çalışmalarımızda hepimizi muvaffak eylesin. Bir kez daha 11’inci Âlimler Buluşması’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Tertip heyetini, emeği geçenleri, katılanları ve katkı verenleri tebrik ediyor hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.” diyerek konuşmasını tamamladı.