Haber dosyasını indirin
İndir
Partimizin Gaziantep 5. Olağan Kongresi'nde konuşan Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, “Şiddet mutlaka ülkenin gündeminden çıkmalı. Sadece bir tek örgüt değil. Bütün örgütler silah bırakmaya teşvik edilmeli ve terör ülkenin gündeminden bütünüyle çıkmalı.” dedi.
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Şahinbey Kültür Merkezi’nde partimizin Gaziantep 5. İl Kongresi’ne katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilavetiyle
ve açılış konuşmalarıyla başlayan kongrede parti mensuplarımıza ve kamuoyuna hitap eden Yapıcıoğlu,
terör ve şiddetin ülkenin gündeminden tamamen çıkması ve sorunların meşru
zeminde tartışılması gerektiğini vurguladı.
Terör ve şiddetin
Türkiye'nin gündeminden tamamen çıkarılarak toplumsal barış, huzur ve güven
ortamının sağlanması amacıyla Meclis'e sunduğumuz "Feshedilen veya
Münfesih Sayılan Terör Örgütleri Hakkında Kanun Teklifi" ile “Terörsüz
Türkiye” süreci kapsamında TBMM’ye gelecek olan yasa teklifi ve sürecin
devamıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ekonomi, aile kurumu,
uyuşturucuyla mücadele, siyasetteki yozlaşma ve Gazze'de devam eden soykırıma
dair de önemli mesajlar verdi.
“Bu
kanuni düzenleme, kanun tekniği açısından çok sıkıntılı bir durumdur”
Meclis'e gelmesi beklenen kanun tasarısını değerlendiren
Yapıcıoğlu, “Meclis'e bir kanun tasarısı gelecek. Hani hükümetin ‘Terörsüz
Türkiye’ dediği, bizim de ‘PKK'nın Tasfiyesi ve Kardeşlik Hukukunun Yeniden Tesisi’
dediğimiz bir süreç. Hükümet, ‘önce silah bırakıldığı teyit ve tespit edilecek,
sonra ben kanunu çıkaracağım’ diyor. Elinde silah olanlar da ‘ben silahı bıraktıktan
sonra ne olacağım? Önce bir kanun çıksın, ondan sonra ben silah bırakayım’ diyor.
Geçtiğimiz gün Meclis Başkanının, ‘kanun çıkacak fakat bu kanunun yürürlüğü
silahların bırakıldığının tespitine bağlı olacak’ şeklinde açıklaması oldu.
Böyle bir kanuni düzenleme olmaz. Siz bir kanun çıkardığınızda, ‘ya bu kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer ya da yayımı tarihinden şu kadar sonra
yürürlüğe girer’ dersiniz. ‘Şu şarta bağlı olarak yürürlüğe girer’ demeniz
kanun tekniği açısından çok sıkıntılı bir durum ve o şartın gerçekleşip
gerçekleşmediğini kim ortaya koyacak? Bir sürü tartışma getirir.” dedi.
“Sürece
ilişkin kanun teklifimizi komisyondaki tüm partilere ilettik”
Sürece ilişkin bir kanun
teklifi hazırladıklarını ve komisyondaki siyasi partilere de ilettiklerini
açıklayan Yapıcıoğlu, “Biz de bir kanun teklifi verdik. Bu kanun teklifimizi de
Meclis Başkanlığına sunmadan önce geçtiğimiz yılın Kasım ayında Sayın
Cumhurbaşkanına arz ettik. Aralık ayında Meclis Başkanına verdik. Süreçle
ilgili bir komisyon vardı, o komisyonda bulunan grupların tamamına verdik. AK
Parti, CHP, DEM Parti ve MHP’ye verdik ve bekledik. İstiyoruz ki bu kanun oy
birliğiyle çıksın. Bu verdiğimiz teklif bir taslak olsun, bu taslağın üzerinde
tartışalım. Geri dönüş yapanlar taslağın iyi olduğunu söylediler. Fakat
maalesef orada bir tartışma zemini oluşturamadık. Şimdi yeni bir tur başladı.
Partiler birbirlerine gitti-geldi. Teklifi bu hafta büyük ihtimalle Meclis’e
sunacaklar, göreceğiz bakalım bizim o teklifimizden ne kadar istifade edilmiş.”
açıklamasında bulundu.
“Yaşadığımız
sorunların çözüm için samimi bir şekilde meseleye eğilmeliyiz”
Sadece bir örgütün değil,
bütün örgütlerin silah bırakmasının teşvik edilmesi gerektiğini vurgulayan
Yapıcıoğlu, “Şiddet mutlaka ülkenin gündeminden çıkmalı. Sadece bir tek örgüt
değil. Bütün örgütler silah bırakmaya teşvik edilmeli ve terör ülkenin
gündeminden bütünüyle çıkmalı. Siyaset konuşmalı, sorunlarımızı meşru zeminde
tartışmalıyız. Ama meseleyi sadece şiddete de indirgemeden, yüz yılı aşkın bir
süredir yaşadığımız sorunları da çözüm için samimi bir şekilde meseleye
eğilmeliyiz.” şeklinde konuştu
“Bizim
siyasetimiz, koltuk siyaseti değil de kısır tartışma siyaseti de değil”
Siyaset sahasına çıkış amaçlarının altını çizen
Yapıcıoğlu, partililere şu şekilde seslendi:
“Yola çıktığımız ilk gün
hangi amaçla ve niyetle yola çıktıysak, siyasete niçin atıldıysak, partiyi
niçin kurduysak, o temel amacımızı hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın,
unutmayın. Biz yola çıktığımız gün şunu dedik: ‘Bizimki parti davası değil.
Bizimki mal biriktirme, servet biriktirme, şöhret olma veya bazı makamlara
oturma davası değil. Bizim bir davamız var. Davamız, adaleti dünyaya hâkim
kılmaktır. Bütün insanları hakiki manada hürriyete kavuşturmaktır. Bu davada
yorulmak, emekli olmak, pes etmek ve ümitsizliğe kapılmak asla yoktur. Bizim
siyasetimiz, koltuk siyaseti değil ama bizim siyasetimiz kısır tartışma
siyaseti de değil.”
“Yanlışı
dile getirirken olması gerekenin ne olduğunu da söyledik”
Muhalefet olmanın "her
şeye karşı çıkmak" anlamına gelmediğini belirten Yapıcıoğlu, siyasi
değişimin yüzeysel kalmaması gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Biz kısır tartışmalarla,
birbirimize laf yetiştirmekle bir şey yapabileceğimize inanmıyoruz. Siyaset bu
değil, siyaset böyle olmak zorunda değil. Muhalefet olmak, her şeye karşı
çıkmak değil. Biz yola çıktığımızdan beri ‘herkesin doğrusuna sahip çıkarız,
yanlışı da kim yaparsa yapsın, onun karşısında dururuz’ dedik. ‘Eğriye eğri,
doğruya doğru’ dedik. Ama bir yanlışı söylerken, sadece onun yanlışına vurgu
yapmakla da yetinmedik. Yanlışı dile getirirken, eleştiri yaparken, olması
gerekenin ne olduğunu da söyledik. Yani doğruyu da gösterdik.”
Yapıcıoğlu, halkın öncelikli
gündeminin ekonomik sorunlar olduğunu ifade ederek, “Siyasetin gündeminde parti
değişiklikleri, koltuk hesapları ve Meclis’teki sandalye dağılımları
konuşulurken; halkın gündeminde geçim, hayat pahalılığı, yüksek enflasyon var.
Halkın gündeminde mutfaktaki yangın var. Astronomik kira artışları var. Açlık
sınırının epey altında kalan emekli maaşları var. Açlık sınırının üçte ikisine
tekabül eden asgari ücret var. Halkın gündeminde dağılan aileler ve saldırı
altındaki aile kurumu var. Halkın gündeminde uyuşturucu bataklığına çekilmeye
çalışılan gençlik var ve iş bulamayan gençler var. Halkın gündeminde sapıklığın
propagandasının serbestçe yapılmasının önüne set çekilememesi var. Halkın
gündeminde mukaddesata saldıranların ellerini kollarını sallayarak sokakta
gezmesi var. Halkın gündeminde artan faizler, durgun piyasa, kepenk kapatan
esnaf, işçi çıkartan fabrika, konkordato ilan eden tüccar var. Özellikle Gaziantep
bunu çok iyi biliyor. Ekonomi hiç iyi yönetilmiyor.” ifadelerini kullandı.
Hükümetin ekonomi yönetimi
ve faiz politikalarına yönelik dikkat çeken eleştirilerde bulunan Yapıcıoğlu, “Bir
dönem Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur, faizler yükselmesin.’
dediğinde muhalefet koro halinde Sayın Cumhurbaşkanı'na saldırdı. Bu işin
kitabı, ilmi böyle söylemiyor, sen memleketi nasla mı yöneteceksin?’ dediler.
Faizin haramlığına atıf yapılınca, birileri bundan ciddi şekilde rahatsız
oldular. Sonra ekonomi yönetimi değişti, faizler yükseldi. Yüzde 8,5'tan yüzde 50'ye
geldi. Bununla TL değerli hale getirilecekti. Faiz yükselince TL daha değerli
olacaktı ve piyasadan para çekilecek, sıkı para politikasıyla enflasyon
düşürülecekti. Ama enflasyon yüzde 30'lardan yüzde 70'lere fırladı değil mi?
Şimdi 3 yıl sonra enflasyon tekrar eski seviyesinin bir tık altına düşünce
sanki çok iyi bir şey yapılmış gibi kimse bunu pazarlamaya kalkmasın.” dedi.
Faize dayalı mevcut ekonomi
yönetiminden, faizden geçinenler hariç herkesin şikâyetçi olduğuna vurgu yapan
Yapıcıoğlu, “Faiz yükseldi, piyasa daraldı, sıkı para politikasıyla o faiz,
sünger gibi parayı emdi, esnaf iş yapamıyor, çekini ödeyemiyor, milletin
cebinde alışveriş yapacak para kalmadı. Sanki enflasyonun sebebi fazla talepmiş
gibi çok bir şey halledeceklerini düşünerek bunu yaptılar ama enflasyonun asıl
sebebinin maliyetlerin yüksekliği olduğunu her halde hesaba katmadılar ki ne
enflasyon düştü ne de görünürde işsizlik rakamları düşüyor. Artık iş bulma
umudunu kaybedenler bu hesabın içerisinde olmadığı için böyle ve bu piyasa
daralması devam ederse, korkarım ki işsizlik rakamlarında çok daha kötü bir
tablo bizi bekliyor.” şeklinde konuştu.
“Ateşkes
anlaşmasına rağmen Gazze'de soykırım devam ediyor”
Küresel sistemin
adaletsizliğine ve Gazze'de devam eden soykırıma da dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Halkın
gündeminde Gazze ve küresel adaletsizlik var. Gazze'de soykırım devam ediyor.
Sözüm Şarm Eş-Şeyh'te garantör bazı ülkelerin de katılımıyla Mısır’da imzalanan
ateşkes anlaşmasına göre, Gazze'deki yaralılar tedavi için dışarıya çıkacak.
Gazze'ye her gün 600 kamyon yardım malzemesi girecek. Tıbbi malzeme, gıda
girecek. Gazze'de yıkılan evlerin yeniden inşası için inşaat malzemesi girecek
ve bunların karşılığında HAMAS yönetimi Filistinlilerden oluşan teknik bir
heyete devredecekti. Peki ne oldu? Daha geçen gün Trump'ın yapmış olduğu
açıklamaya göre, yönetimi ve asayişi de Filistinlilere devretme konusunda güya
anlaşmaya varılmış iken siyonist katiller, Gazze'deki hastanenin deposunu
vurdular. İlaç ve tıbbi malzeme deposunu yok ettiler. Öyle bir bombalama ki adeta
içinde hiçbir şey kalmadı.” dedi.
“Çifte
vatandaş siyonistlerin cezalandırılmasına ilişkin kanun teklifi verdik”
Parti
olarak çifte vatandaş soykırımcıların yargılanmasına dair TBMM’ye sundukları kanun
teklifinin akıbetine dair de açıklamalarda bulunan Yapıcıoğlu, “Siyonistlerin
çok büyük bir kısmı çifte vatandaştır. Yani cebinde iki tane pasaport taşıyor.
Biz, ‘Gazze’deki zulmü durduramıyorsak, en azından bizim pasaportumuzu cebinde
taşıyıp gidip orada soykırım suçuna iştirak eden varsa, onları cezalandıralım’ dedik
ve bununla ilgili bir kanun teklifi verdik. Çok da ses getirdi. Kanun
teklifimiz komisyonda görüşülmeyi bekledi, komisyon bir türlü gündeme almadı.
Meclis içtüzüğünün bize verdiği hakkı kullanarak, doğrudan doğruya genel kurul
gündemine indirmek için bir önerge verdik, o önergeye, sağ olsunlar, 8 parti
destek verdi. Kanu teklifimiz komisyonda
görüşülmeden, doğrudan genel kurulun gündemine getirildi. Gazze ile ilgili
olduğu için ilk defa Meclis’te iktidarda olmayan bir partinin önergesi kabul
edildi. Fakat maalesef, 158 sıra sayılı bu kanun teklifimiz halen görüşülmeyi
bekliyor ama 282 sıra sayılı kanun teklifi meclisten geçti.” açıklamasında
bulundu.
“Asgari
ücretli dolaylı yoldan vergi vermeye devam ediyor”
Dolaylı vergilerin
vatandaşın sırtına yüklediği ağır yüke dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Birkaç yıldır,
asgari ücretten vergi kesilmiyor ama asgari ücretli vergi vermeye devam ediyor.
Türkiye'de Maliye hazinesine giren her 3 lira verginin 2 lirası dolaylı vergidir.
Yani siz harcama yaparken, o eşyanın fiyatı olduğunu zannederek bir ödeme
yapıyorsunuz, aslında içinde vergi var. Vergilerin üçte ikisi bu şekilde
toplanıyor.” dedi.
“Köpekler
açlıktan ölmesin, ama çocuk etiyle de beslenmesin”
Halkın büyük bir kesimini
tedirgin eden başıboş sokak köpekleri sorunu hakkında net mesajlar veren
Yapıcıoğlu, “Halkın gündeminde ciddi bir şekilde başıboş köpek sorunu vardı.
Köpek ve mama lobileri o kadar yoğun baskı yaptılar ki pek çok kişi bunu
açıktan dile getirmeye de cesaret edemedi. Devletin birinci görevi vatandaşın
canını korumaktır. Köpekler açlıktan ölmesin ama köpekler çocuk etiyle de
beslenmesin. Eğer çocuğun sağlığı ya da beden bütünlüğü söz konusu ise gerekirse
köpekler itlaf da edilir. ‘Bunlar köpek düşmanı’ dediler. Biz köpek düşmanı
değiliz. Ama biz köpeği insandan üstün görmüyoruz, aramızdaki fark bu.”
ifadelerini kullandı.
“Ailenin
korunması ve sapıklığın propagandasının önlenmesi kanun teklifi verdik”
Aile kurumuna yönelik
saldırıların önlenmesi için Meclis'e sundukları yasa teklifini de hatırlatan
Yapıcıoğlu, somut adımlar atılması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Biz, ailenin korunması, hayâsızca
hareketlerin ve sapıklığın propagandasının önlenmesi için de meclise bir kanun
teklifi verdik. ‘Aileyi korumak sadece lafla olmaz. Gelin biz bunun kanununu
çıkaralım, aileyi değersizleştiren, nikâhı gereksiz gören, sapık ilişkileri ve
gayrimeşru ilişkileri normalleştirmeye çalışan ve her türlü cinsi sapıklığı
propagandasını yapmak suretiyle toplumun her tarafına yaygınlaştırıp böylece
normal hale getirmeye çalışanların önünü keselim. Bunu suç sayalım, bunun basın
yayın organları vasıtasıyla yapılması halinde, kapatmaya kadar gidecek olan
cezalar verelim ve sapkınlığın propagandası bu kadar rahat yapılmasın’ dedik.”
“Emeklinin
dayanacak gücü kalmadı, maaşlar asgari ücrete eşitlensin”
Her zam döneminde yaşanan
enflasyon oranı tartışmalarının emeklilerin sorununu çözmekten uzak olduğunu
ifade eden Yapıcıoğlu, en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesine
çıkarılması ve bu durumun yasal güvenceye bağlanması için TBMM Başkanlığı'na
kanun teklifi sunduklarını bildirdi.
“Dini
değerlere hakaret müstakil bir suç olarak düzenlenmeli”
Mukaddesata yönelik
hakaretlerin mevcut ceza kanunundaki yaptırımlarının yetersiz olduğunu belirten
Yapıcıoğlu, “Cumhurbaşkanına hakaret ya da 5816 sayılı yasa muhalefet eden
kişi, soluğu cezaevinde alıyor. Çoğu tutuklanıyor. Ama mukaddesata saldırı, o
kadar ucuz ki adam haşa Allah'a sövüyor, Peygambere hakaret ediyor, dinimizin
bütün kutsallarına hakaretleri peş peşe sıralıyor, ifadesi alınıyor ve serbest
bırakılıyor. Niye? Çünkü normal hakaret suçu içerisinde düzenlenmiş ve sadece
eğer kişiye sahip olduğu dini inancından dolayı hakaret edilirse, onu onun
içerisinde bir alt başlık olarak düzenleyen bir ceza kanunumuz var. ‘Gelin biz
mukaddesata saldırıyı, dini değerlere hakareti müstakil bir suç olarak kabul edelim
ve onlara verilecek cezaları da caydırıcı hale getirelim’ dedik. Dini değerlere
hakeret cezasız kalmasın diye kanun teklifi verdik.” dedi.
“İbadet
hakkını tanımak yasal bir zorunluluk olmalı”
Cuma namazı vakitlerinde
çalışanların yaşadığı zaman sıkıntısına da dikkat çeken Yapıcıoğlu, bu konuda
kolaylaştırıcı adımların atılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Cuma günleri İslam dinine
mensup insanların kendi ibadetlerini rahatça yapabilmesi için mesai saatlerini
ona göre düzenlemek, onlara o ibadet hakkını tanımak yasal bir zorunluluk
olsun. Ama sadece memurlara değil, işçilere de bunu yapalım. Öğlen dinlenmesini
mesai saatlerini ona göre düzenleyelim, isteyen gidip ibadetini serbestçe
yapabilsin dedik.”
“İşi
uyuşturucuyla mücadele olan birisi uyuşturucuyu pazarlıyorsa cezası katlanmalıdır”
Kamu görevlilerinin suça
iştirak etmesi durumunda yaptırımların çok daha ağır olması gerektiğini belirten
Yapıcıoğlu, verdikleri yasa teklifinin detaylarını şu sözlerle anlattı:
“Bir memleket düşünün, bu
işin içinde bazı kamu görevlileri var. Biz de ‘işin içerisinde kamu görevlisi
olduğunda bununla mücadele etmeniz zorlaşır’ dedik. Biz, bir kanun teklifi
verdik. Uyuşturucuyla daha etkin bir mücadele için gelin eğer bir kamu
görevlisi bu işi yapıyorsa, onların cezasını katlayarak verelim. Yani görevi uyuşturucuyla
mücadele olan birisi bizzat uyuşturucuyu pazarlıyorsa onun cezası normal bir
vatandaşın ki gibi olmaz.”
“Meclis’e
sunduğumuz ‘Öğrenci Affı’ kanun teklifimiz kanunlaştı”
Okuldan uzaklaştırılan
öğrenciler için Meclis'e sundukları af teklifinin yasalaştığını belirten
Yapıcıoğlu, “Halkın özellikle üniversitelerden uzaklaştırılmış olan gençlerin,
yoğun talepleri vardı. Üniversite öğrencilerine af için bir teklif verdik, o da
geçtiğimiz günlerde Meclis'te gece yarısına yakın kanunlaştı. Hayırlı olsun.
İnşallah farklı nedenlerle üniversite eğitimini yarım bırakan gençlerimiz,
kaldıkları yerden eğitimlerine devam edecekler.” dedi.
“TOKİ
ev yapsın, makul bir ücretle dar gelirli vatandaşlara kiraya versin”
Barınma sorununa kalıcı bir
alternatif olarak ürettikleri TOKİ formülünü anlatan Yapıcıoğlu, “Şu anda pek
çok şehirde kiralar asgari ücretin üzerinde ve emekli maaşının zaten kiralara
yetmediğini söylemeye gerek bile yok. Anadolu'daki küçük bazı şehirlere nispeten,
kiralar o maaşların biraz altında ama geriye kalanlarla da ancak faturalara
yetiyor. Kiracı olanların çok büyük sıkıntıları var. Biz, ‘TOKİ neden sosyal
konut yapmıyor? TOKİ ev yapsın, normal makul bir ücretle dar gelirli
vatandaşlara kiraya versin. Böylece hem TOKİ'ye sürekli bir gelir oluşur,
TOKİ'de daha fazla konut üretebilir’ dedik. Şu anda onunla ilgili de adımlar
atılıyor. İstanbul'da yapılan sosyal konutların kiraya verilmesi için
önümüzdeki günlerde bir kura çekimi yapılacak.” açıklamasında bulundu.
“1982
Anayasa’sı milletin ayağına vurulmuş bir prangadır”
Türkiye’nin kendi anayasasını yapması gerektiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, “Eğer Türkiye Yüzyılı olacaksa bu 1982 Anayasası'yla olmaz. Darbe anayasasıyla bu iş olmaz. 1982 Anayasası, bu milletin ayağına vurulmuş bir prangadır. Anayasa değişikliği siyasetin gündeminden çıkmışken bile biz, sürekli ‘Türkiye'nin acilen kendi anayasasını yapması gerekir’ dedik. Bu anayasa siviller tarafından yapılmalı. Bu anayasa milletin değerleriyle barışık olmalı, uyumlu olmalı. Bu anayasa bizim anayasamız olmalı. Başkasının bize dayattığı anayasa ya da Avrupa'dan ithal edilmiş tercüme anayasa olmamalı. Bu konuda da inşallah biz ısrarımızı sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.
Tek listeyle gidilen kongrede, Gaziantep İl Başkanlığı görevine tüm delegelerin oyunu alan Mustafa Kaya seçildi.
Kongreye, Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu’nun yanı sıra Genel Başkan Yardımcımız ve Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Genel Başkan Yardımcımız Halef Yılmaz, parti yöneticilerimiz, teşkilat mensuplarımız ve çok sayıda vatandaş katıldı.





