Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, TBMM'de yasalaşan çerçeve kanunla yeni bir evreye giren “Terörsüz Türkiye” sürecine halkın büyük bir destek verdiğini belirterek sürecin büyük bir samimiyet ve hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, 28. Dönem 5.
Yasama Yılı'nın açılışında Meclis gündemine ve ülke gündemindeki kritik
başlıklara dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
TBMM'nin yeni yasama yılı açılışında Yeni Akit TV, Lider
Haber TV ve Haberlercom Youtube kanalının canlı yayın programlarına katılan
Yapıcıoğlu, "Terörsüz Türkiye" süreci, kurulması planlanan Meclis
İzleme Komisyonu, siyonist terör rejiminin Gazze'deki saldırılarına katılan çifte
vatandaşların yargılanması, mukaddesata yönelik saldırılar, sapkınlık
propagandasının önlenmesi ve fon soruşturmalarına ilişkin çok önemli
açıklamalarda bulundu.
Yeni yasama yılının memlekete hayırlı olmasını dileyen
Yapıcıoğlu, Meclis’te kabul edilerek yasalaşan "Millî Dayanışma ve
Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" üzerinden
yürüyen süreci değerlendirerek Meclis Genel Kurulunda sağlanan 467 oylu
mutabakatın tarihî bir dönüm noktası olduğunu vurguladı.
“Terörsüz Türkiye
sürecinin geri dönüşü yoktur”
“Terörsüz Türkiye” süreci kapsamında hazırlanan ve TBMM
Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşan ‘Millî Dayanışma ve Toplumsal
Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne değinen Yapıcıoğlu, “Evet,
bir süreç yaşandı. Meclis’te 51 kişilik bir komisyon kuruldu. 100'ün üzerinde
kişi dinlendi, 21 toplantı sonrası rapor hazırlandı ve bu rapor doğrultusunda
Meclis’te bir çerçeve kanun çıktı. Kanunun yayınlanmasından, yürürlüğe
girmesinden sonra Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz'ın başkanlığında bir
komisyon kuruldu. Bir heyet teşkil edildi ve alt komisyonlar da kuruldu. Meclis’te
de inşallah yeni yasama yılında bir izleme komisyonu kurulacak. Biraz gecikmeli
de olsa süreç şu ana kadar planlandığı şekilde yürüyor. Bu kanunun 467
sayısıyla Meclis’ten geçmiş olması tarihî bir olay ve bu 467 sayısı şu
demektir; bu sürecin geri vitesi iptal edilmiştir. Artık bu işin geri dönüşü
yoktur. Süreci inşallah en iyi şekilde sonuçlandırmak için her birimiz
üzerimize düşen neyse onu layıkıyla yerine getirmeye gayret edeceğiz.” diye
konuştu.
“Devlet projesi,
milletin projesine dönüşecek”
Komisyonun çalışmalarını yapacağını, hazırlanan raporlara
göre ve Millî Güvenlik Kurulundan karar çıkması durumunda tespitin fiilen
gerçekleşmiş olacağını ve ardından kanunun uygulanacağını belirten Yapıcıoğlu,
“Meclis’te de sürecin siyasi ayağını oluşturabilmek adına bir izleme komisyonu
kuruluyor. Bu komisyonda muhtemelen yine önceki komisyonda olduğu gibi bütün
partiler olmasa bile çok sayıda partinin yer alması bekleniyor. 1-2 hafta
içerisinde bu izleme komisyonu kurulur. Komisyonun nasıl olacağı, komisyonda kimlerin
yer alacağı, çalışma şeklinin, yönteminin ne olacağı ve yapacağı işlerin ne
olduğu zamanla açıklığa kavuşur. Bu komisyon millet ve yasama adına bu süreci
takip edecek. Olan biteni raporlayıp halka duyuracak. Gözlem ve Tespit
Kurulunun raporlarını ya da gönderdiği bilgileri değerlendirip Genel Kurula
takdim edecek. Meclis Başkanımızın ifade ettiği gibi şiddetin sona erdirilmesi
bir devlet projesiydi. Komisyon bunu milletin projesine dönüştürecek.” şeklinde
konuştu.
“Sürece halktan büyük
bir destek var”
Memleketin her tarafını gezdiklerini belirten Yapıcıoğlu,
sürecin sekteye uğramasından endişe edenlerin yanı sıra vatandaşların büyük
çoğunluğunun süreci desteklediğini ifade ederek şunları söyledi:
“İl kongreleri sürecimiz var, bu nedenle memleketin her
tarafına gidiyoruz. Yetişemediğimiz yerlere genel başkan yardımcılarımız
gidiyor. Genel anlamda milletin kafasında hâlâ 'Acaba süreç nasıl gidecek? Bir
önceki süreçte yaşanan olumsuzluklar yaşanıp bu süreç sekteye uğrar mı?' diye
soru işaretleri olanlar var. Fakat bütünüyle baktığımızda sürece çok yoğun bir
destek var. Özellikle Kürt vatandaşlarımız bu sürecin başarıya ulaşması için
çok büyük bir ümit beslemektedirler. İnşallah bu ümitler boşa çıkmaz.”
“Hiçbir siyasi parti
kendi parti menfaatini milletin menfaatinin üzerinde görmemelidir”
Sürecin büyük bir samimiyet ve hassasiyetle yürütülmesi
gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Sadece samimiyet de yetmiyor, aynı zamanda o
hassasiyeti de gözetmek gerekiyor. Belki birisi iyi niyetli olabilir. Sürece
zarar verecek bir şeyi ağzından kaçırdığında ya da kamuoyunu olumsuz manada
yönlendirecek bir cümle sarf ettiğinde sonradan bunu tamir etmek çok zor olabiliyor.
Bu durumlara düşmemek için herkesin söylediğini iyice tartması lazım. Siyaset
yapan her hangi bir kişi; hangi partiye mensup olursa olsun veya parti
içerisindeki konumu ne olursa olsun, özellikle de partinin lideri konumundaki
kişiler, genel başkanlar, yardımcıları ve parti sözcüleri en başta olmak üzere
çok dikkat etmeleri gerekir: Milletin, memleketin zararına olacak ve süreci
sekteye uğratacak herhangi bir ifade kısa vadede o partiye fayda veriyor gibi
görünse de aslında uzun vadede ona da zarar verecektir. Kaldı ki böyle olmasa
bile hiç kimse, hiçbir siyasi parti kendi parti menfaatini milletin menfaatinin
üzerinde görmemelidir. 467 oyla Meclis’te bulunan partilerin çok büyük bir
kısmının ve yine halkın çok büyük bir kesiminin sayısıdır. Herkes 'Bu terör, bu
şiddet bitmeli, bu parantez kapanmalı.' diyorsa bunun aksine bir sonuç
doğuracak söylem ve eylemden mutlak surette kaçınılmalıdır. Dolayısıyla herkes
o samimiyet ve hassasiyeti göstermelidir. ‘Ben millet için, ben memleket için
siyaset yapıyorum, çalışıyorum’ diyen herkes bunu samimi bir şekilde ortaya
koymalı, milletin menfaatini her zaman kendi menfaatinin ya da partisinin
menfaatinin üzerinde görmelidir.” şeklinde konuştu.
“Herkes kanun
karşısında eşit muamele görmelidir”
Fon soruşturmalarına ilişkin de konuşan Yapıcıoğlu, “Biz
ilkesel olarak meseleye şöyle bakarız: Suçluluğu tam sabit olmadıkça hiç
kimseye suçlu muamelesi yapılamaz. Hakkında iddia olan herhangi bir kişi masum
olabilir de olmayabilir de ama buna karar verecek olan yargıdır. Yargı süreçlerini
beklememiz gerekir. Üzerinde şaibe bulunan ya da hakkında böyle bir iddia olan
kişinin konumu ne olursa olsun mutlaka şeffaf bir şekilde ve sonuna kadar
soruşturulsun. Yani siyasi kimlik ya da unvan ve statü, hiç kimseye dokunulmazlık
sağlamamalıdır. Eğer milletin malına el uzattıysanız ya da dolandırıcılık
yaptıysanız dolandırdığınız kişi sayısınca mağdur oluşturursunuz; haksızlık
yaptığınız insanlara da bunların hesabını vermelisiniz. Kim olursa olsun; ismi,
unvanı, kariyeri ne olursa olsun tek tek soruşturulmalı ve hepsi hesap vermeli.
Hukukun alt başlıklarından birisi herkesin kanun karşısında eşit muamele
görmesidir. Kanun karşısında eşitlik hepimizin savunması gereken bir durum ve yanlış
yapanların yaptığı yanına kâr kalmamalıdır; herkes kanun karşısında eşit
muamele görmelidir.” dedi.
Partisinin hazırladığı ve Meclis’e sundukları kanun
tekliflerine değinen Yapıcıoğlu, siyonist terör rejiminin Gazze'deki
saldırılarına katılan çifte vatandaşların yargılanması ile kutsal değerlere
yönelik saldırıların engellenmesine dair kanun tekliflerinin bazılarını da paylaştı.
“Siyonist terör
rejiminin Gazze'deki saldırılarına katılan çifte vatandaşlar yargılanmalı”
Yapıcıoğlu, uyuşturucu ve sapkınlık propagandasıyla da kararlılıkla
mücadele edilmesi gerektiğini belirterek başta yeni anayasa çalışmaları ve
bütçe görüşmeleri olmak üzere Meclis’i yoğun bir gündemin beklediğini ifade ederek
şunları söyledi:
“Meclis çalışmaları kapsamında bazı kanunlar çıktı. Fakat
genellikle iktidar partisinin getirdiği teklifler kanunlaşıyor. Bizim de takip
ettiğimiz, yasalaşması için yoğun uğraş verdiğimiz bazı kanun teklifleri var. Bizim
gündemimizde yoğun şekilde yer alan, özellikle çifte vatandaşların
yargılanmasıyla ilgili bir kanun teklifimiz vardı. Çok kanun teklifimiz var ama
özellikle çifte vatandaşların yargılanması da dâhil olmak üzere verdiğimiz
tekliflerin hâlen görüşülmesini bekliyoruz.”
Sosyal medyada herkesin özellikle Müslümanların
mukaddesatına saldırıyı kendisinde doğal bir hak olarak gördüğünü ve bunun “düşünce
hürriyeti” olarak ifade edildiğini belirten Yapıcıoğlu, bunun önüne geçmek için
bir düzenleme yapılması gerektiğini ve bu doğrultuda Meclis’e bir kanun teklifi
verdiklerini bildirdi.
Yapıcıoğlu, uyuşturucu etkisinde işlenen suçlara da
değinerek uyuşturucunun sadece uyuşturucu suçuyla sınırlı kalmadığını; kişinin
uyuşturucu parası temin edebilmek için hırsızlık, gasp ve cinayet gibi türlü
türlü suçlar işlediğini dile getirdi.
“Sapkınlığın
propagandasının yapılması kesin olarak engellenmeli”
Sapkınlıkla mücadele konusunda çok ciddi adımların atılması
gerektiğini belirten Yapıcıoğlu, “Ailem Güvende' diye bir operasyon yapıldı.
Biz, ‘Günaha karşı tedbir alalım’ diyoruz, birileri sanki günahkârı hedefe
koymuşuz, onu yok etmek istiyormuşuz gibi bir algı oluşturmaya çalışıyor.
Sapkınlığı yapan zaten kendi özel alanında yapıyor. Sapkınlığın propagandasının
yapılmasının kesin olarak önüne geçilmesi gerekir. Medyada, sosyal medyada ya
da sokakta hiç kimse sapkınlığın propagandasını yapamasın.” diye konuştu.
Önemli Gelişmeler
Aile Başkanımız Aynur Sülün: Aile Hakemliği sistemi hayata geçirilmelidir September 30, 2026
