Haber dosyasını indirin
İndir
Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Gaziantep’te sanayi atıkları nedeniyle Nizip Çayı'ndaki kirlilik sorununun yıllardır çözülmeyi beklediğine dikkat çekerek çayın ıslah edilmesi için yetkilileri acil göreve çağırdı.
Genel Başkan Yardımcımız ve Gaziantep Milletvekilimiz Şahzade Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde düzenlediği basın toplantısında, Gaziantep’te gerçekleştirdiği saha ziyaretlerinde vatandaşların ilettiği sorunları gündeme getirdi.
Demir, Nizip Çayı’ndaki çevre kirliliğinin yanı sıra Antep
fıstığı yetiştiricileri başta olmak üzere çiftçilerin, yıllardır atama bekleyen
üniversite mezunu gençlerin ve inşaat sektöründeki müteahhitlerin sorun ve
taleplerine dair değerlendirmelerde bulundu.
“Sanayi
atıkları Nizip Çayı’nı zehirliyor”
Çayda yaşanan kirliliğin tarım ve hayvancılığı olumsuz
etkilemesinin yanı sıra sağlık açısından da ciddi riskler taşıdığına dikkat
çeken Demir, “Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi başta olmak üzere sanayi
tesislerinden arıtılmadan veya yetersiz arıtmayla deşarj edilen kimyasal
atıklar, akarsuyu adeta bir zehir kanalına dönüştürmüştür.” dedi.
“Nizip Çayı zehir akıyor”
Nizip Çayı’ndaki kirlilik sorununu defalarca gündeme
getirdikleri halde sorunun halen devam ettiğini bildiren Demir, “Yıllar
geçmesine rağmen sorunun halen çözümsüz kalması bizi bir kez daha bu sorunu
gündem etmeye mecbur bıraktı. Son ziyaretimizde yine birçok köyden geçen bu
dereden dolayı neredeyse her köyden şikâyetler yağdı. Elimde gördüğünüz su
şişesi Nizip Çayı'ndan alınan bir su numunesidir ve gördüğünüz gibi koladan
bile daha siyah ve zehir dolu bir içeriktedir.” ifadelerini kullandı.
“Halk sağlığı büyük risk altında”
Nizip Çayı’nın kimyasal atıklarını taşıyan devasa bir
zehir kanalına dönüştüğünü vurgulayan Demir, şunları söyledi:
“Bir zamanlar bereket saçan, fıstık bahçelerini besleyen
bu nehir, şimdi simsiyah rengi ve geniz yakan ağır kokusuyla etrafındaki
yaklaşık 30 köyde adeta bir biyolojik tehdide dönüşmüştür. Ne içinde tek bir
balık yaşayabiliyor ne de kenarında maskesiz nefes alınabiliyor. Toprak
kimyasala doydu, tarım bitti, hayvancılık can çekişiyor; en acısı da nehir
kıyısındaki feryat eden köylülerimiz göz göre göre kanserle, hastalıklarla
boğuşuyor. Yıllardan beri mevcut olan bir sorun devam ediyor. Daha önce bu
çayımız berrak, herkesin içinde yüzebildiği, suyunu içebildiği, tarımda ve
temel ihtiyaçları için kullanabildiği bir çayımızdı. Fakat yıllar içerisinde bu
nehre akıtılan ağır sanayi atıklarının sonucunda bu nehir tamamıyla zehre
dönüştü.”
“Dayanılmaz kimyasal koku vatandaşı rahatsız
ediyor”
Çayın çevresindeki köy ve mahallelerde uzun yıllardır
süren kirliliğe bağlı olarak bölgede hastalıkların tırmanışa geçtiğini dile
getiren Demir, “15-20 köye yakın bir bölgeden söz ediyoruz. Bu çay bu 15-20
köyün içinden geçiyor ve çok pis bir koku yayıyor. Zehir doludur. İçinde hiçbir
canlının yaşayamadığı bir noktadadır. Bırakın yüzmeyi, oradan geçenlerin
neredeyse zehirleneceği kimyasal bir koku yayılmaktadır.” diye konuştu.
“Filtreleme çağrıları karşılıksız kalıyor”
Nizip Çayı’nın, OSB’deki fabrikaların sanayi atıkları
nedeniyle zehir akıtmaya devam ettiğini, köylülerin ve vatandaşların yıllardır
süren ıslah ve filtreleme çağrılarına rağmen çevre kirliliğinin devam ettiğini
ifade eden Demir, “Çayın ıslah edilmesi için valilik, büyükşehir belediyesi ve ilgili
kurumların da dahil olduğu çalışmalar yapıldı ama bugüne kadar çayın temiz
akması konusunda bir gelişme olmadı. Bu çay zehir akmaya devam ediyor. Başpınar
Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikalardan buraya akıtılan ağır sanayi
atıklarının tamamı zehirdir. Bu atıkların arıtılarak çaya akıtılması gerekirken
böyle bir işlem maalesef yapılmıyor.” şeklinde konuştu.
“Nizip Çayı bir an önce ıslah edilmeli”
İnsan sağlığının bu kadar ucuz olmaması gerektiğini
vurgulayan Demir, çayın bir an önce zehirden arındırılması için yetkililere
çağrıda bulundu:
“Nizip Çayı bir an önce ıslah edilmeli ve bu zehirden
arındırılmalıdır. Ağır sanayi atıklarının bu çaya akıtılmasına engel
olunmalıdır ya da fabrika atıklarının filtrelendikten sonra çaya akıtılmasına
müsaade edilmelidir. İlgili kurumlar, insanımızın sağlığını muhafaza etsin.
Zehir saçan bu çay ıslah edilsin ve insanımız büyük tehlikelerle karşı karşıya
kalmasın.”
Ziyaretlerinde Antep fıstığı yetiştiricileri başta olmak
üzere tüccar, esnaf, ihracatçı ve tüketicilerle de bir araya geldiğini belirten
Demir, artan maliyetler altında ezilen çiftçinin ürününü borç yüzünden yok
pahasına aracılara kaptırdığını söyledi.
“Alın terini çiftçi döküyor, kazancı
fırsatçılar alıyor”
İşçilik ve mazot fiyatlarındaki fahiş artışlar karşısında
fıstık üreticisinin bu yıl masraflarını dahi çıkaramadığını belirten Demir,
“Alın terini çiftçi döküyor, kazancı fırsatçılar alıyor. Piyasaya acil düzen ve
denetim şart.” dedi.
Fıstık piyasasındaki belirsizliğe de dikkat çeken Demir,
spekülatörlerin önüne geçilmesi için acilen bir üretici birliği kurulması
çağrısında bulundu.
Demir, Antep fıstığı için hem üreticiyi hem tüketiciyi
koruyacak bir taban fiyat formülünün hayata geçirilmesini de istedi.
“Hak ettiği desteği bulamayan çiftçimiz
üretimden elini çekiyor”
Karkamış’ın verimli topraklarına sahip kırsal Elifoğlu
Mahallesi’ndeki çiftçilerin sorunlarına da değinen Demir, “Yüksek girdi
maliyetleri, kontrolsüz ithalat ve tarlada 5 lira olan ürünün rafta 100 liraya
yükseldiği adaletsiz fiyat makası yüzünden çiftçi mağdur oluyor. Çiftçi
emeğinin karşılığını alamadığı için bin bir emekle yetiştirdiği mahsulünü
tarlada sürmek zorunda kalıyor. Ucuz ithal nane karşısında ezilen üretici
toprağını terk ederken; genç nüfusunu kaybeden köy hızla boşalıyor. Hak ettiği
desteği bulamayan çiftçimiz üretimden elini çektikçe, sadece bir köy değil,
Türkiye’nin tarımsal geleceği ve gıda bağımsızlığı yok oluyor.” diye konuştu.
Sanayinin gölgesinde doğal gaz mahrumiyeti
Demir, Gaziantep gibi sanayisi gelişmiş ve doğal gaz
ağının yaygınlaştığı bir büyükşehirde, merkeze son derece yakın bir mesafede
yer alan Oğuzeli ilçesindeki kırsal Altınyurt Mahallesi’ndeki vatandaşların
temel altyapı hizmetlerinden ve doğal gazdan mahrum bırakılmasının, bölge
halkında derin bir sahipsizlik hissine ve haklı bir siteme neden olduğunu
vurguladı.
Eğitim-istihdam planlaması eksikliği
Gaziantep’te üniversite mezunu olduğu halde istihdam
edilemeyen gençlerle bir araya geldiğini bildiren Demir, Türkiye’nin en kronik
yapısal problemlerinden biri olan üniversite mezunu işsiz ordusuna dikkat
çekerek, gençlerin sadece üniversite diploması için değil, henüz lise
sıralarındayken somut birer meslek sahibi olacak şekilde yetiştirilmesi
gerektiğini belirtti.
İnşaat sektörü zor durumda
Gaziantep’te inşaat sektörü temsilcileriyle de bir araya
geldiğini belirten Demir, inşaat sektöründeki durgunluğun ve olası iflas
zincirlerinin önüne geçmek adına şu adımların atılmasını önerdi:
“Belediyeler kendi bünyelerindeki araçlar ve döküm
sahaları üzerinden makul fiyatlı alternatif hafriyat hizmeti sunarak piyasadaki
tekel fiyatlarını kırmalıdır. Yapı denetim ve belediye onay süreçlerinde
sonradan çıkarılan masraflar mevzuatla engellenmeli, projenin başında
belirlenen maliyet haritasına sadık kalınmalıdır. Gaziantep Büyükşehir ve ilçe
belediyeleri meclis kararlarıyla, konut üretimini ve istihdamı korumak adına
belirli bir süreliğine ruhsat ve harçlarda sübvansiyona gitmelidir.”
Önemli Gelişmeler
Azerbaycan'a başörtüsü çağrısı: Bu uygulamalara derhal son verin October 12, 2026
