2019-2020 Eğitim Ve Öğretim Yılı Mesajımız

2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılına dair yazılı bir mesaj yayımlayan Eğitim İşleri Başkanlığımız, Türkiye’nin eğitim noktasında istenilen seviyede olmadığına dikkat çekti.

2019-2020 Eğitim ve Öğretim yılı, hayırlısı ile yarın başlıyor. Yeni eğitim yılının öğretmen ve öğrencilerimiz açısından verimli ve başarılı geçmesini diliyoruz.

Eğitim noktasında istenen seviyede değiliz. Hem teknik hem pedagojik hem de değerler noktasında eğitim sisteminin birçok eksiği ve sorunu mevcuttur. Bir kez daha yeni yıla maalesef bu sorunlarını çözememiş olarak girmenin sıkıntılarını yaşayacağız. Her yeni gelen bakan kendine göre yeni bir anlayış ve mantık oturtmaya çalıştığı ve eğitim sistemi üzerindeki vesayet hep devam ettiği için bugüne kadar ihtiyaç duyulan eğitim modelinin yerleşmesi mümkün olmamıştır.

İnsan ve toplum için hayati önem taşıyan eğitim, toplumun geleceğinin inşa edildiği laboratuvarlardır. Toplumların kalkınması ve gelişmesi eğitimle olur. Ancak Eğitime yeteri kadar değer veren toplumlar dünyada söz sahibi olabilmekte ve tarihin akışına yön verebilmektedirler.  Bu açıdan toplumlar için “eğitim” ve “istikbal” perspektifi, tarih sahnesinde var olma ile olmama meselesidir. Bu nedenle geleceğe yapılabilecek en önemli yatırım, eğitime yapılanıdır.

Eğitim ile ilgili önemli olan bir diğer husus da eğitimin yerli olmasıdır. Eğitim politikasının kendi toplum dinamiklerimize ve medeniyet değerlerimize uygun olması çok önemlidir. MEB’in hedeflediği 2023 Eğitim vizyonu ise kendi kadim kültür ve medeniyetimizden ziyade, şimdiye kadar olduğu gibi yine batıyı esas almaktadır. Bu vizyon ile hiçbir kutsalı olmayan, laik, batıcı ve bencil bir nesil yetiştirilmeye devam edecektir. Böyle bir eğitim felsefesi/siyaseti, memleketin ve toplumun faydasına değildir.

Eğitim ve öğretim yılının başlaması münasebetiyle bir takım tespitlerimizi kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz;

-Eğitim müfredatlarının ideolojiden arındırılması önemlidir. İlim yerine resmi ideolojinin berrak zihinlere içirilmesinden vazgeçilmelidir. Bu anlamda müfredat ve ders kitaplarında var olan ve dini-ahlaki değerlerimizle tezat teşkil eden hususların ayıklanarak çıkarılması gerekir.

-Karma eğitim sorunu bazı imam hatip okulları dışında henüz devam etmektedir. Birçok pedagojik olumsuzluğun yanında toplumun inancı ve kültürüne uymayan zorunlu karma eğitimin, bütün eğitim safhaları için alternatifinin oluşturulması, isteyenler için erkek ve kız öğrencilerin ayrı okullarda veya sınıflarda okumalarının yolu açılmalıdır. Bu anlamda sadece kız öğrencilerin alındığı üniversitelerin bir an önce kurulması çok önemlidir.

 -Sınavlar eğitimin bir parçasıdır. Ancak eğitim sisteminin bütün evrelerinin sınav merkezli bir hale getirilmesi psikolojik ve sosyolojik birçok olumsuzluk doğurmaktadır. Sınavlardan çok, öğrencilerin genel durumlarının ve not ortalamalarının daha belirleyici hale getirilmesi en sağlıklı olanıdır. Sınav sistemi gözden geçirilmeli, öğrenciler sınava değil hayata hazırlanmalıdır. Öğrencilerin geleceği birkaç saate mahkûm edilmemeli, sınav odaklı eğitime son verilmelidir.

-Öğretmenlerin, öğrenim kalitesi ve koşulları ile birlikte gelir düzeyleri yükseltilmelidir. Öğretmen alımlarında, mülakat ve güvenlik soruşturmaları adı altında yapılan adaletsizliklere son verilmelidir.

- Öğretmen yetiştirme ve atama sisteminin revize edilip, öğretmen atamaları ve dağılımında bölgeler arasında yaşanan dengesizlikler ve dolayısıyla adaletsizliklere fırsat verilmemelidir.

-Yoksul ve dar gelirli ailelerin çocuklarına kırtasiye, servis ücretleri vb. giderlerin karşılanabilmesi için yardım yapılmalıdır.

 -Okulların kapısına kadar dayanan uyuşturucu çetelerine karşı önlemler arttırılmalı, çocuklar zararlı alışkanlıklara karşı korunmalıdır. Bu konuda aileler ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği geliştirilmelidir.

HÜDA PAR EĞİTİM İŞLERİ BAŞKANLIĞI