YENİ İNFAZ İNDİRİMİ DÜZENLEMESİNE DAİR AÇIKLAMAMIZ

Genel Merkezimizin “Yeni İnfaz İndirimi” düzenlemesine dair açıklaması

Türkiye’nin sıcak gündemlerinden bir tanesi af konusudur. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “af” şeklinde dile getirdiği, Adalet Bakanlığı’nın ise infaz düzenlemesi şeklinde Meclise getirmeyi düşündüğü taslak hakkında sadece adli bazı suçlar için infaz indirimi yapılacağı, devlete karşı işlenen suçların kapsam dışında bırakılacağına dair haberler yansımaktadır.

Düzenleme bu şekli ile yapılırsa; zaten adil olmayan ceza ve infaz sistemimizdeki adalet terazisi daha da bozulacak, adalet mekanizması, suçlu üretmeye devam edecektir. Bu durum; Sayın Cumhurbaşkanı’nın da ifade ettiği “Devlet ancak kendisine karşı işlenen suçları affedebilir, şahıslara karşı işlenen suçları affedemez” söylemiyle de çelişmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bugüne kadar Devlet, kendisine karşı işlenen suçlarda genelde intikamcı davranmış ve suçlu bulduklarını en ağır şekilde cezalandırma yoluna gitmiştir.  Bununla birlikte siyasi suçlar ile adli suçlar arasında hem cezaların miktarı hem de verilen cezanın infazı yönünden farklı uygulamalara gitmiştir. Cezaevlerinin doluluğu vs. gibi sebeplerle zaman zaman yapılan bazı af veya infaz indirimleri gibi yasal düzenlemelerde dahi devlete karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar kapsam dışında bırakılmıştır.

Rejimi, vatandaşa karşı koruma ve kollama gerekçesiyle 1991 yılında çıkarılan TMK (Terörle Mücadele Kanunu) ile devlete karşı işlenen suçlar terör suçu, muhalif yapılar ise terör örgütü kapsamına alınmıştır. Bu kanun ile silahlı veya silahsız, şiddete bulaşmış ya da bulaşmamış olmasına bakılmaksızın resmi ideolojiye ters düşen, sisteme muhalif olarak değerlendirilen siyasi gruplar ile İslami yapılar ve cemaatlerin neredeyse tamamı terör örgütü kapsamında değerlendirilmesinin ve cezalandırılmasının yolu açılmıştır. Yine bu kanun kapsamına giren suçları işleyenler için Türk Ceza Kanunu'nda öngörülen cezaların yarı oranında arttırılarak uygulanması kabul edilmiştir.

Bu yasaya göre cezalandırılanların infazı da adli mahkûmların infazından ayrı olarak düzenlenmiş, onların şartlı tahliyeden yararlanabilmeleri için hükmolunan cezanın ¾ ünün infazını tamamlamış olmaları şartı getirilmiştir. Adli suçlarda ise bugünkü infaz yasasına göre aldıkları cezanın 2/3’lik kısmını yattıktan sonra şartlı tahliyeden istifade etmektedirler. Daha önce bu oran adli-siyasi ayırımı olmaksızın bütün suçlar için 2/5 idi. TMK 5.madde ile getirilen yarı oranında artırım ile birlikte infaz edilen ceza; Ceza Kanunu'nda öngörülmüş olan cezanın da üzerine çıkmaktadır.  Şartlı tahliye koşullarındaki adaletsiz ve ayrımcı uygulama, son yıllarda uygulamaya konan Denetimli Serbestlik ile ilgili düzenlemede de devam ettirilmiştir.

Olağanüstü hal dönemlerinin yargısı olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM), brifingçi 28 Şubat yargısı ile kendisine alan açmak için İslami camiaları tasfiye etmek isteyen kumpasçı FETÖ Yargısının hukuk dışı ve keyfi kararları sonucu birçok kişiye haksız yere ağır cezalar verildi. Geçmiş dönemlerin yandaş yargılarının; hukuki kriterlerin dışına çıkarak ömür boyu hapse mahkûm ettiği ve 20-25 yıldır haksız bir şekilde cezaevlerinde tutulan yargı mağdurlarının kapsam dışında bırakılması adalet beklentisi içinde olan vicdanları ciddi manada yaralayacaktır.

Ergenekon, FETÖ vb. zihniyetlerin oluşturduğu devlet hafızasına göre yapılan terör tanımlamasından vazgeçilerek hakkaniyete uygun yeni bir tanımlama yapılmalıdır.  Bu illegal yapıların komploları,  kumpasları ve suç isnatlarıyla kriminalize edilen dindar kesimler, İslami cemaatler ile diğer bazı yapıların halen terör örgütü olarak tanımlanmaları hukuk devleti ilkesiyle çelişmektedir.

Yaşadığımız bu karanlık dönemlerin halen devam eden etkilerini kaldırmak adına; belli bazı kıstaslar doğrultusunda, silaha ve şiddete bulaşmadığı halde, Ergenekon veya FETÖ’nün gadrine uğramış yapıların terör örgütü kapsamının dışına çıkarılması ve bu yapılara mensup mahkûmların cezalarının kaldırılması gerekmektedir.

Adli ve Siyasi mahkûmlar arasındaki infaz farklılığının ortadan kaldırılması, tek bir infaz rejiminin uygulanması yani şartlı tahliye ve denetimli serbestlik koşullarının herkes için eşitlenerek uygulanması hakkaniyete en uygun olanıdır. Böylece infaz sistemindeki adaletsizliğin ve ayrımcılığın önüne geçilecektir.

Olağanüstü dönemlerin mahsulü olan Terörle Mücadele Kanunu (TMK)’nun da günümüz şartlarına hitap etmediği aşikârdır. Bu bağlamda, TMK ya tamamen kaldırılmalı ya da bu yasada yer alan örgüt ve terör tanımları günümüz koşulları göz önüne alınarak yeniden tarif edilmedir. Bu yasa kapsamına giren suçlarla ilgili farklı ceza ve infaz uygulamasından da vazgeçilerek TCK ve Ceza ve İnfaz Kanunu'ndaki ceza ve şartlı tahliye koşulları eşitlenmeli, böylece ceza ve infaz sistemindeki ayrımcı uygulama sonlandırılmalıdır.

28 Şubat Süreci ile FETÖ’nün oluşturduğu mağduriyetlerin giderilmesi, olağanüstü dönemlere mahsus TMK gibi yasaların yeni mağduriyetler oluşturmasının önüne geçilebilmesi, ayırımcılık ile çifte standardın bitmesi, toplumsal barışın ikamesi ve adaletin yeniden tesisi için hukuk sisteminde temel hak ve hürriyetlerin güvenceye alınması yönünde cesur adımların atılması zorunlu hale gelmiştir.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ