Dış Gündem Değerlendirmesi (24.04.2019)

Partimizin 24 Nisan 2019 tarihli dış gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından yapılan dış gündem değerlendirmesinde; Libya iç savaşı, 2011 yılından bu yana devam eden Suriye krizi, Filistin İslami Cihat Hareketi’nin “Ortak İslam Cephesi” çağrısı ve Sri Lanka’daki menfur saldırılar ele alındı.

LİBYA İÇ SAVAŞI

“Libya krizinin diplomatik müzakerelerle çözüm çabaları bugüne kadar hep katakulliye getirilerek akim bırakılmıştır. Barış konferansı da çatışmalar sebebiyle başarıya ulaşamamış, dışlayıcı politikalar sebebiyle Türkiye de konferans-tan geri çekilmiştir.  2019 Nisan ayında tekrarlanması düşünülen konferans, General Hafter’in başlattığı Trablus operasyonu sebebiyle bir kez daha iptal edilmiştir.

Rusya’nın da petrol üretimi ve boru hattı projesi kapsamında müdahil olduğu kriz bugün hızla büyümektedir. Yaşanan süreçte uluslararası güçlerin sessizliği, illegal yönetim ve örgütlere sağlanan askeri destek esas amacın bölünmüş Libya’nın devamlılığını sağlamak olduğunu göstermektedir. İslam ülkeleri ise o bölgede kendi siyasi ve politik çıkarlarını Libya halkının refahına tercih etmek-te ve Libya’yı felakete sürüklemektedir.

Libya’nın da diğer kan ağlayan İslam ülkelerinin durumuna düşmeden bir an önce sorunlarının çözüme kavuşturulması çok önemlidir. Ancak bu çözüm İtalya’da aranmamalıdır. Acilen Afrika Birliği ve İslam İş Birliği Teşkilatı önderliğinde bir siyasi müzakere süreci yürütülmelidir. Ülkedeki illegal yapılara askeri ve lojistik destek sağlayan Mısır, Suudi ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere el çektirilmeden böyle bir sürecin başlatılması mümkün değildir.

SURİYE KRİZİ

Bugün güvenli bölgeye dair pazarlık ve müzakerelerin yoğun bir şekilde yürütüldüğü Suriye meselesinde 2011’den bu yana somut bir ilerleme sağlanamamıştır. Ulusal çıkarların, ideolojilerin, mezheplerin ön planda tutulması milyonlarca Suriyelinin hayatına mal olmuştur. Kaza neticesinde yanan Notre Dame Katedraline yönelik Batı ülkelerinde oluşan duyarlılığı 8 yıldır Suriye’de bilinç-li olarak yok edilen tarihe ve nesle rağmen görmek mümkün olmadı.

Bugün, ilgili tarafların kendi ulusal çıkarlarının gölgesinde müzakereye açtıkları güvenli bölgenin oluşturulması ve denetlenmesi hususunda Suriye halkının menfaati göz ardı edilmektedir. Silahtan arındırılarak sivil yerleşimlere açılması düşünülen alanın denetimi hususunda açık bir ihtilaf söz konusudur. Siyasi müzakere koşulları zorlanarak Suriye’de bir geçiş yönetimi oluşturulması büyük bir önem kazanmıştır.

Krizin bölgesel bir yöne everildiği bu süreçte;  güvenli bölge oluşumu, geçici yönetimin teşekkülü,  tüm unsurların dâhil edildiği yeni anayasanın oluşturulması süreci ve sonrasında Suriye’nin Suriyelilere bırakılması hususlarının gerçekleşmesinin tek şartı vardır. O da;  ilgili tüm ülke ve aktörlerin kendi ulusal çıkarlarından vazgeçerek Suriye halkının menfaatini ve bölge barışını öncelemeleridir. Bu yapılmadığı müddetçe bölgeye barışın gelmesi mümkün olmayacaktır.

FİLİSTİN İSLAMİ CİHAT HAREKETİ’NİN  “ORTAK İSLAM CEPHESİ” ÇAĞRISI

Filistin İslami Cihat Hareketi, Gazze’de bazı İslami ve ulusal güçlerle gerçekleştirdiği istişareler sonrasında yaptığı açıklamada Amerika’nın sözde “Yüzyılın Anlaşması” projesine karşı artık harekete geçilmesi gerektiğini ifade ederek “Ortak Arap Cephesi” kurulması çağrısında bulundu. Amerika’dan sızdırılan haberlere göre yüzyılın anlaşmasının bir iki ay içinde açıklanacağı ifade edilmektedir.

İslam ümmetinin iç ihtilaflar ve kaoslar nedeniyle en zayıf dönemini yaşadığı bu süreçte işgal rejiminin en önemli planlarını hayata geçirmesinin tam zamanı olduğu değerlendirmeleri yapılmaktadır. Kudüs’ün başkent olarak ilan edilmesi ile Golan Tepelerinin ilhakı kararları da bunun en önemli işaretleri olarak görülmektedir. Hem ABD hem de işgal rejimi, en pervasız dönemlerini yaşamaktadırlar. Dolayısıyla İslami Cihat Hareketinin çağrısının zamanlama olarak çok yerinde bir çağrı olduğu görülmektedir.

Tehlikenin bu denli kapıya dayandığı bir süreçte İslam Ümmetinin bu çağrıya sahip çıkarak harekete geçme zamanı gelmiştir. Filistin halkının bütün haklarının ellerinden alınacağı aşikâr olan bu sözde anlaşma ile Gazze diye bir şey artık olmayacaktır.  Bu nedenle biz İslami Cihat Hareketinin çağrısını destekliyoruz. ABD ve İşgal rejimine karşı, ortak Arap cephesinden de öte; aslında Ortak İslam Cephesinin kurulmasının artık bir gereklilik haline geldiği görülmektedir. Bu cephe bir an önce kurulmalıdır. Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı ile Afrika Birliği gibi teşkilatları bu konuda harekete geçmeye davet ediyoruz.

SRİ LANKA’DAKİ MENFUR SALDIRILAR

Sri Lanka’da, Pazar günü kilise ve otelleri hedef alan 8 bombalı eylem gerçekleştirildi. Saldırılarda en az 359 kişi yaşamını yitirirken 500’e yakın kişi ise yaralandı. Saldırıların; Hıristiyanların kutsal Paskalya gününde gerçekleştirilmesi saldırının bilançosunu daha da ağırlaştırdı.

Kimin tarafından yapılmışsa yapılsın ibadet mekânları ve sıradan insanların hedef alınmış olması asla kabul edilemez. Bu tür saldırıların hiçbir makul gerekçesi olamaz. Dini, dili, etnisitesi veya mezhebi ne olursa olsun, sivil ve suçsuz insanlara yönelik terör eylemlerini HÜDA PAR olarak şiddetle kınıyoruz.  Tüm dinlerde koruma altına alınmasına rağmen ibadet mekanlarının ve kutsal günlerin hedef alındığı bu saldırılar kaos amaçlı olup, bütün insanlığa yapılmış-tır. 25 yıl boyunca iç savaş yaşayan ve hala etnik problemler çözüme kavuşturulamamış, azınlıklara yönelik kötü muamelenin devam ettiği Sri Lanka’da gerçekleştirilen bu saldırılar, dinsel ya da etnik bir kaosu tekrar başlatmaya matuftur.

Sri Lanka halkına ve yaşamını yitiren insanların ailelerine başsağlığı diliyoruz.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI