İç Gündem Değerlendirmesi (22.04.2019)

Partimizin 22 Nisan 2019 tarihli iç gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından yapılan iç gündem değerlendirmesinde; köprü geçişlerine verilen yüklü cezalar, toplumsal sorunlarla yüzleşmek, ekonominin çözümünü dışarıda aramak ve Gebze’de yaşlı kadınlara polis şiddeti konuları ele alındı.

KÖPRÜ GEÇİŞLERİNE VERİLEN YÜKLÜ CEZALAR

Fatih Sultan Mehmet ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçişlere verilen cezalar vatandaşı mağdur etmeye devam ediyor. Uygulamalardan haberdar olmayan binlerce araç sürücüsü çok yüksek cezalarla karşılaştı. Zamanında herhangi bir uyarı veya bildirim almadıklarını belirten mağdurlar her geçiş için ayrı ayrı astronomik idari para cezalarına maruz kaldıklarını ifade ettiler. Kesilen cezalardan kimsenin haberdar edilmediği, cezaların toplu halde tebliğ edildiği, neticede ödenmesi mümkün olmayan rakamların oluştuğu ortaya çıktı.

Yasak olduğu bilinmeyerek yapılan geçişlerin vatandaştan talep edilmesi hakkaniyete uygun değildir. İstenen para cezaları çok fahiştir. Değeri 40-50 bin TL olan araçlara 70 bin TL para cezası yazılması zulmün de ötesinde izahı mümkün olmayan bir durumdur. Tahakkuk eden cezaların tebligatlarının geç yapılmasının sorumlusu araç sürücüleri değil, yetkililerdir.

2018 yılında benzer bir durum Fatih Sultan Mehmet (FSM) köprüsünü kullanan araç sürücülerinin de başına gelmiş ve bu haklı taleplerinin kamuoyunda ses getirmesiyle köprü geçiş cezaları affa tabi tutulmuştu. Köprülerin yapılış amacı, ulaşımı kolaylaştırmak suretiyle halka hizmettir. Hayatı kolaylaştırması gereken köprülerin toplumun belini büken ağır bir yüke dönüşmesi kabul edilemez. Adil olan; bu mağdur araç sürücülerine kesilen cezaların silinmesi, köprü geçişlerine makul, anlaşılır ve uygulanabilir bir düzenleme getirilmesidir. İstanbul'daki köprüler, mevcut uygulama ile İstanbul'un çilesi haline gelmişlerdir.

TOPLUMSAL SORUNLARLA YÜZLEŞMEK

İstanbul’daki seçimlerin yenilenmesi amacıyla YSK’ya yapılan başvuru ve bunun oluşturduğu beklenti dışında seçim havası büyük oranda dağıldı. Seçim sürecinde siyasetçilerin takındıkları tavırlar, geliştirdikleri dil, öne çıkardıkları farklı temalar şüphesiz ki seçim sonuçları üzerinde etkili olmuştur. Hangi partiden olursa olsun seçim sürecinde siyaset dilinin kutuplaştırıcı, dışlayıcı, ötekileştirici temalar üzerine kurulmasının toplumda herhangi bir sempati veya karşılığa tekabül etmediği net olarak anlaşılmıştır.

Dış güçlerin kimi bölge ülkelerini de arkalarına alarak birçok bölge ülkesi gibi Türkiye’yi de istikrarsızlaştırmaya dönük emeller peşinde koştuğu gerçeğinden hareketle seçim sürecinde özellikle hükümet kanadının çokça işlediği “Beka sorununun” seçmen üzerinde beklenen etkiyi göstermediği ortadadır.

Asıl beka sorunu bize göre; “Beka sorunu” paranteziyle siyasete malzeme yapılan, Cumhuriyet tarihiyle eşdeğer sorunların bir türlü çözülememiş olmasıdır. Zaman, çözülememiş sorunları tehdit algısına dönüştürüp baskı unsuru haline getirmek suretiyle birlik ve bütünlük oluşturmaya olanak tanımamaktadır. Bugüne kadarki süreçte bazen kabul, bazen inkâr edilen, dış güçlerin mütemadiyen çomak sokarak istikrarsızlaştırma unsuruna dönüştürdükleri, iç barış ve toplumsal bütünlüğü tehdit eden temel sorunlarla artık yüzleşilmeli ve çözüm noktasında somut adımlar atılmalıdır.

EKONOMİNİN ÇÖZÜMÜNÜ DIŞARIDA ARAMAK

Yerel seçim sonrası gündem, bütünüyle ekonomik sorunlara odaklandı. Her geçen gün hayat pahalılığının daha da yükselmesi, hükümete yönelik çözüm beklentilerini arttırmaktadır. Açıklanan Ocak ayı işsizlik rakamları da hükümete seçim sonrasının ilk şoku oldu.  % 14,7 normal işsizlik ve % 26,7 genç işsizlik rakamları beklentilerin çok üzerinde gerçekleşti. Gözler işsizliğe çözüm konusunda hükümete çevrilmiş durumda.

İşsizlik sorunu şüphesiz ki bugün gündeme düşmüş değildir. Hükümetin, yıllardır kampanyalarla, seferberliklerle çözüm bulmaya çalıştığı bir konudur. Ancak kabineler ve ekonomi yönetimleri değiştiği halde işsizliğin en önemli sorun olma hali devam etti. Yeni nüfusa iş alanları açmak bir yana, yüz binlerce çalışan da işini kaybetti. Ve korkulan oldu; işsizlik ve enflasyon beraber yükselişe geçti.

Bütün bunlar şüphesiz ki yanlış ekonomi politikalarının neticesidir. Henüz sorun küçük iken iyi niyetli eleştiriler ve uyarılar küçümsenerek göz ardı edildi. Yerli ve üretime dayalı ekonominin oluşturulması yönünde yıllardan beri çağrılar yapıldığı halde bir noktadan başlanmadı. Her geçen gün, var olan üretim sahaları da bitme noktasına getirildi. Bugün Türkiye ekonomisi büyük oranda dışarıya bağımlı hale getirildi.

İğnesini kömürlükte kaybeden, ancak kömürlük karanlık olduğu için sokakta bulmaya çalışan Nasrettin hoca misalinde olduğu gibi; dünyanın en zengin yeraltı ve yer üstü zenginlik kaynaklarına, en geniş tarım arazilerine, sulu tarım imkânlarına sahip olunduğu halde kurtuluş reçetesini ABD'de, dünya finans sisteminin İMF, JP Morgen, MC Kinsey gibi sömürgeci kuruluşlarının kapısında aramayı toplum olarak anlamamız mümkün değildir.

Bir an önce yerel dinamiklere dayalı bir ekonomi modeli oturtulmalı, ekonomin dışa bağımlılığı azaltılmalıdır. İşbirliği ve teslimiyet bir birinden tefrik edilerek ekonominin dış müdahalelere karşı mukavemeti güçlendirilmelidir.

GEBZE'DE YAŞLI KADINLARA POLİS ŞİDDETİ

19.04.2019 tarihinde, Gebze M Tipi Cezaevi önünde emniyet birimlerinin yaşlı kadınlara yönelik kötü muamele, şiddet, coplama, hakaret ve alay içerikli müdahaleyi konu alan görüntüler medyada paylaşıldı. Öncelikle bu görüntülerin toplum olarak hepimizi utandırdığını belirtmek isteriz. Sebebi her ne ne olursa olsun, hiç bir karşı duruş ortaya koymayan, usulce denileni yaparak ortamdan ayrılmaya çalışan yaşlı kadınlara yönelik yapılan bu muamele, insan onuru, insan haysiyeti ve toplumsal ahlak ile kültürümüze tamamen aykırı çirkin bir müdahale şeklidir.

Bu fiili gerçekleştirenlerin memleketin hayrını istemedikleri ortadadır. Hukuk devletinden ziyade polis devletinde ancak görülebilen bu hakareti şiddetle kınıyoruz. O alanda gösteri ve yürüyüş yapılmasının yasaklanmış olması, yapılanları asla meşrulaştıramaz. Açıldığı ifade edilen soruşturmanın ciddiyetle yürütülmesi, suçluların mutlaka hak ettikleri cezaya çarptırılması ve sonuçların da kamuoyu ile paylaşılması artık bir gereklilik halini almıştır.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI