Eğitim İşleri Başkanlığımızdan Tevhid-i Tedrisat Kanunu açıklaması

Tevhid-i Tedrisat Kanunun kabul edilişinin yıldönümünde yazılı açıklama yapan Eğitim İşleri Başkanlığımız, Batı’nın paradigmalarını benimseyen, seküler ve laik bir insan modeli yetiştirmeyi hedefleyen bu kanunun, toplumu öz değerlerinden koparan bir düzenleme olduğunu vurguladı.

/ BASIN AÇIKLAMALARI / Küçült | Büyüt

95. YILINDA TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU

3 Mart 1924 yılında 430 sayılı kanunla “Türkiye dâhilinde bütün müessesât-ı ilmiye ve tedrisiye Maarif Vekâletine merbuttur” denilerek kabul edilen ve anayasanın 174.maddesiyle koruma altına alınan Tevhid-i Tedrisat Kanunu aradan 95 yıl geçtiği halde halen yürürlüktedir. Kısaca “eğitim birliği” olarak da bilinen Tevhid-i Tedrisat, halka rağmen, dayatmacı bir zihniyetle, bütün eğitim sisteminin devlet denetimine alındığı “inkılap yasaları”ndandır.

Eğitimde reform bahanesiyle eğitim ve öğretimin İslam’ın esaslarından tamamen arındırılabilmesi, sözde millilik, laiklik ile çağdaşlığın eğitimin temel ilkeleri haline getirilebilmesi için çıkarılan bir yasadır. Bir başka ifade ile tek tip düşünen, hayata tek yönlü bakan, Batı’nın paradigmalarını benimseyen, pragmatist, seküler ve laik bir insan modeli yetiştirmeyi hedefleyen bu kanun, toplumu öz değerlerinden koparan en önemli düzenlemedir. Hayata sadece devletin baktığı pencereden bakabilen, devletin izni kadar düşünebilen, bunun ötesinde ne dünyası, ne ahreti olan, materyalist, pragmatist, mekanik bir nesil yetiştirmeyi esas alan bir model.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile birlikte devlet, kendi toplumunun zihinlerini işgal edip ele geçirme sürecini de başlatmış oldu. Hilafetin kaldırılması ile Şeriye ve Evkaf Vekâleti Kanunu’nun ilgası adımları da bu sürecin tamamlayıcısı olan adımlar oldu. Devlet resmi ideolojinin dışında farklı bir insan tipinin yetişmesine asla izin vermedi. Herkes batıcı, Kemalist, laik ve milliyetçi düşünceye sahip olmak zorunda idi. Tevhid-i Tedrisat Kanununun halen yürürlükte olması, devletin eğitim ve zihinler üzerindeki hegemonyasının olduğu gibi devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Yeni nesillerin neye inanacağına, neyi koruyacağına, neyi ne şekilde öğreneceğine, nasıl bir dünya görüşüne sahip olacağına ne gençlerin kendileri ne de aileleri karar veremediler.  Bu güne kadar, herkesin yerine devlet karar vermeye çalıştı. İdeoloji, hem din hem de eğitim-öğretim üzerinde bir kılıç olarak kullanıldı. Bu da inanç, kültür ve değerlerine yabancı bir nesil ortaya çıkardı.  

1924 yılından bu yana eğitim sisteminde yapılan küçük küçük değişiklikler, devletin bu temel mantalitesini değiştirmeye yetmedi. Tevhid-i Tedrisat Kanunu yürürlükte olduğu müddetçe de özgün, değerlerimize ve kültürümüze uygun eğitim sistemine ulaşmamız mümkün olmayacaktır. Devletin eli özellikle dini eğitimin üzerinden kalkmalıdır. Din, bütün yönleriyle Allah (Celle Celaluhu) tarafından gönderilmiş hayat nizamımızdır. Devletin yontmak suretiyle dine müdahale ederek kendi ideolojisine uydurmaya çalışması, dini özgünlükten çıkarmaktadır.

Bunun için medreseler ve dini kurumlar tekrar etkin hale getirilmeli, medreselerin verdiği belgelere bir prosedür dahilinde diğer eğitim kurumlarında olduğu gibi denklik verilmelidir. Karma eğitim sistemi yeniden gözden geçirilmeli ya tamamen kaldırılmalı veya tercihli okul sistemi şeklinde dönüştürülmelidir.

EĞİTİM İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI