Gündem Değerlendirmesi (19.02.2019)

Partimizin 19 Şubat 2019 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel merkezimiz tarafından yapılan haftalık gündem değerlendirmesinde, bu hafta işsizlik rakamları ve ekonomik tablo, tanzim satış noktaları ve yetersiz tedbirler, Varşova zirvesi, İran’da gerçekleşen patlama ve Soçi zirvesine dair konular ele alındı.

İŞSİZLİK RAKAMLARI VE EKONOMİK TABLO

TÜİK, Kasım 2018-Şubat 2019 işsizlik rakamlarını açıkladı. Bu rakamların ortaya koyduğu tablo, ekonomi sektörünün her geçen gün daha kötüye gittiğini, ciddi ve etkili tedbirler alınmadığı takdirde ülkeyi çok daha derin ekonomik krizlerin beklediğini ortaya koymaktadır. Bu rakamlara göre Türkiye’de işsizlik oranları yükselmeye devam etmektedir. Son rakamlara göre 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2018 Kasım döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 706 bin kişi artarak 3 milyon 981 bin kişi olarak gerçekleşti. Bu rakamlara göre Kasım 2018 işsizlik oranı da 2 puan artışla %12.3 seviyesine ulaştı.

Ancak tablo bundan çok daha kötüdür. 15 yaş ve üzeri işsizlik rakamları üzerinden bir değerlendirme, kötü tabloyu net olarak ortaya koymamaktadır. Asıl önemli olan tablo 15-24 yaş aralığındaki iş gücü ve istihdam oranlarında net olarak ortaya çıkmaktadır. Zira Sektörün bel kemiğini genç nüfus oluşturmaktadır. 15-24 yaş aralığındaki işsizlik oranı, geçen yılın aynı dönemine oranla 4.3 puan artışla %23.6 seviyesindedir. Sektörün reel durumunu bu yaş aralığındaki durum çok daha net olarak ortaya koymaktadır.

Bu dönemde inşaat, tarım, sanayi gibi üretime dayalı sektörlerdeki istihdam sıfırlanırken bu sektörlerin sürekli olarak küçülmeye giderek işçi ve personellerinin işine son vermesi, yakın bir gelecekte bir gelişmenin olmayacağını da net olarak ortaya koymaktadır. Bütün bu olumsuzluklara temel tüketim mallarına getirilen yüksek zamlar da eklenince, aslında ciddi bir kriz ile karşı karşıya olduğumuzu ortaya koymaktadır. Sebze, meyve, gıda, ilaç gibi temel tüketim mallarına gelen yüksek zamlar, düşük gelirli vatandaşın belini iyice bükmüştür. Son olarak ilaç fiyatlarına 19 Şubat tarihi itibarıyla % 26.4 oranında bir zam yapılması, bunun son örneğini oluşturmuştur.

TANZİM SATIŞ NOKTALARI VE YETERSİZ TEDBİRLER

Üreticiye ödenen fiyat ile tüketiciye yansıyan fiyatlar arasındaki uçurumu kapatmak amacıyla tanzim satış noktalarının kurulması, olumlu bir adım olmakla beraber piyasaya rahatlatma getirmeyeceği aşikardır. 81 ilin sadece iki tanesinde sınırlı sayıda satış merkezi ile sebzenin üreticiden tüketiciye ulaştırılmasının sağlanması mümkün değildir.

Mesele toplumsal sorunlara gözleri kapatmaktır. Karaborsacılara ve stokçu simsarlara karşı daha caydırıcı tedbirler alınmalıdır. Çiftçiyi ve üreticiyi korumak ve tarımsal üretimi arttırmak için mevcut tarım politikaları yetersizdir. Parti programımızda da belirttiğimiz gibi “Çiftçiler birer hazine gibi kıymetli görülerek korunmalıdır." Bir milletin kendi kendine yetebilirliği açısından tarım, stratejik bir önemdedir. Tarımsal ürünlerde dışa bağımlılığın önlenmesi hayati önem taşımaktadır.

Çiftçinin ve üreticinin belini büken ve tarım dışı sektöre iten ana sebepler; tohum, gübre, zirai ilaç, fide, yem, mazot, elektrik gibi yüksek girdi maliyetleridir. Üretim maliyetlerinin azaltılması için söz konusu girdi maliyetlerinde KDV ve mazottan ÖTV alınmamalıdır. Çiftçiye, üreticiye ve besiciye verilen destekler arttırılmalı ve ithalat politikaları gözden geçirilmelidir. Bankalarca cendereye alınmış olup kredi borçları katlanan çiftçiye, üreticiye ve besiciye sahip çıkılmalıdır.

VARŞOVA ZİRVESİ

Varşova’da ABD öncülüğünde düzenlenen Ortadoğu konulu konferans 60 ülkenin katılımıyla gerçekleştirildi. Ortadoğu’nun geleceği ile ilgili konuların ele alındığı vurgulanan konferansta, esasen 0rtadoğu’da yeni ittifaklarla oluşturulacak yeni bir dizaynın planlandığı açıkça görülmektedir. Yeni dönemde İran ve Filistin’in hedefe konulduğu yeni Ortadoğu konjonktürü tüm dünyaya deklare edilmiştir. Bölge ülkelerinde yaşanılan kaostan yararlanarak hak ihlallerine en ağır şekilde devam eden siyonist işgal rejimi uluslararası platformda meşrulaştırılmaya çalışılırken, Filistin halkı yalnızlaştırılmış ve Arap ülkeleriyle kurulan ilişkilerin geliştirileceği kamuoyuna ilan edilmiştir. Bu süreç, Arap baharından bu yana bölgede oluşturulan kontrollü kaos ortamıyla birlikte Müslüman kamuoyunun gündeminin Filistin meselesinden kaydırılmış olması ve ihtilafların derinleştirilmesiyle doğrudan bağlantılıdır.

Siyonist işgal rejiminin güvenliğine yönelik düzenlenen zirvede İran en büyük tehdit olarak kabul edilmiş ve İran yönetimi, darbe ile tehdit edilmiştir. ABD, siyonist işgal rejimi ve bölge karakolu olarak hareket eden ülkelerin de öncelikli konusu İran olmuş ve İran meselesinin çözümünün Filistin’den daha öncelikli olması gerektiği vurgulanmıştır. ABD ve siyonist işgal rejimi menfaatleri ile kendi bireysel çıkarlarını halklarının refahı önünde tutan Müslüman ülke yöneticileri, önümüzdeki süreçte işgal rejimiyle ilişkilerini daha da geliştireceklerini, ABD’nin talimatıyla bölgede İran’ın zayıflatılmasını hedef edindiklerini bu zirveyle birlikte ilan etmişlerdir.

Bölgede bugüne kadar meydana gelen tüm çatışma, ölüm ve kaosun, siyonist işgal rejimi ve emperyalist güçlerin çıkarlarına hizmet ettiği açıkça görülmektedir. Buna rağmen bölgelerinin geleceği konusunda bu güçlerden direktif alan Müslüman ülke yöneticileri bölgemizde tamiri imkansız yeni yaralar açmaktadır. Yeni süreçte, bu gayrı meşru ittifakların sona erdirilmesi, Müslüman ülkeler arasında var olan ihtilafların sona erdirilerek kurulacak bir güç ittifakının işgal rejimiyle mücadelesi aciliyet arz etmektedir.

Türkiye’nin bu zirveye çok düşük seviyede iştirak etmesini doğru ve belki geç kalınmış bir irade olarak görüyoruz. Müslüman ülkeler artık bölge ile alakalı meselelere emperyalizmin gözüyle değil, kendi bölgesel konjonktürümüz ve dengelerimiz perspektifinden bakmalıdırlar. HÜDA PAR olarak, Müslüman kamuoyunu tekrar Filistin meselesini gündeme almaya ve işgal rejimiyle kurulacak ilişkilere tepki göstermeye, bölgede ‘yeni Filistinler oluşturma’ planına tepki göstermeye davet ediyoruz.

İRAN’DA GERÇEKLEŞEN PATLAMA

İran’da gerçekleşen ve 41 kişinin yaşamını yitirmesine, 20 kişinin yaralanmasına yol açan terör saldırısını kınıyor ve bu elim hadisenin bir daha tekrarlanmamasını temenni ediyoruz.

Bu elim saldırının, İran’a yönelik tehditlerin sıralandığı Varşova zirvesiyle aynı günde gerçekleşmesi İran’a karşı başlatılan savaşın bir parçası olarak görülmektedir. Suriye’de, Irak’ta, Yemen’de yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine, göçe, istikrarsızlığa yol açan kaos ortamının, yeni dönemde İran’a sıçratılması planlarına fiili olarak evrilmiş bulunmaktadır. Bu planlara iştirak eden bölge ülkeleri ve silahlı gruplar kendi halklarını yok etmekte, kendi topraklarını kanla sulamaktadırlar. İhtilafın, çatışmanın, savaşın bugüne kadar kaostan başka çözüm odaklı hiçbir sonuca ulaştırmadığı açıkça görülmekteyken bir ülkeyi daha bu sona dahil etmek asla kabul görmemelidir.

Bu olayın Ceyş El Adl üzerinden Pakistan ile de irtibatlı kılınma gayretleri, son dönemlerde Orta Asya’nın da karıştırılması planlarını bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. İran ve Pakistan’ın özellikle karşı karşıya getirilerek yeni kaos bölgelerinin oluşturulmak istendiğini görmek gerekir.

SOÇİ ZİRVESİ    

Suriye iç savaşında siyasi çözüm sağlanması için düzenlenen zirve son oturumuyla umut verici olmuştur. ABD’nin sembolik geri çekilme sürecinde oluşacak boşluk değerlendirilerek en hızlı şekilde siyasi çözüm sağlanması yoluna gidilmişti. Zira Suriye’de ABD’nin esas hedefi kontrollü kaosun devamı ve bölge ülkelerine sıçratılmasıdır. Nitekim ABD’nin tampon bölgeyi Avrupa ülkelerinin askeri güçleri ile oluşturmak istemesi, kaosun devamı yönündeki hedefini ele vermektedir. Tüm unsurların dahil edildiği anayasal bir süreç, mültecilerin geri dönüşünün sağlanması, ülkenin yeniden imarı, toprak bütünlüğünün korunması gibi konuların zirvenin temel konularını oluşturması sevindiricidir.

2011 yılından bu yana yüz binlerce insanın yaşamını yitirmesine, 13 milyon kişinin evini terk etmesine sebep olan iç savaş tüm bölge ülkelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu sorunun çözümünün bölge ülkelerinin bir araya gelmesiyle çözüleceği açıkça görülmekteyken ABD ve Rusya eksenli bir politika izlenerek savaş daha da derinleştirilmiştir. Son süreçte İran ve Türkiye’nin çözüm odaklı bir çalışmaya girmiş olması son derece önemli olmakla birlikte bu çalışmaya diğer bölge ülkelerinin de dahil edilmesi gerekmektedir. Varşova zirvesiyle birlikte ihtilaflar kullanılarak bölge yeni bir çatışmaya sürüklenmek istenmektedir. Bunun önüne geçmenin tek yolu, Türkiye ve İran’ın öncü ve aktif rol üstleneceği bölgesel ittifaktır.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI