GİK Üyemiz Sülün: Aile kurumunun korunması, geleceğimizin teminat altına alınması adına hayati öneme sahiptir

19 Aralık 2012'de "Dürüst Siyaset, Gerçek Adalet" şiarıyla yola çıkan Partimiz, "Memleketin HÜDA PAR’a İhtiyacı Var" sloganıyla kuruluşumuzun 10'ncu yıl dönümünü düzenlediğimiz programla kutluyoruz.

/ GENEL MERKEZ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından Diyarbakır'da düzenlediğimiz programa Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu'nun yanı sıra parti kurucularımız, yöneticilerimiz, akademisyenler, STK temsilcileri, çok sayıda partili katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ve canlı müzik dinletisiyle başlayan programda partililerimizin tekbir ve sloganlarının yanı sıra; “Adalet için HÜDA PAR, HÜDA PAR ava heyate Dicle, Nil u Fırat’e” İlk Oyum HÜDA PAR’a” gibi dövizler açıldı.

 “Kredi sitemi kaldırılıp, bütün öğrencilere sosyal devlet olmanın gereği olarak geri ödemesiz burs sağlanmalıdır”

Programda konuşan Gençlik Kolları Başkanımız Hamdullah Er, gençler için hayata geçirilmesi gerektiğini düşündükleri bazı hususları paylaşarak şunları söyledi:

“Burslara yapılan en son zam yetersiz kalmış, gençlerin beklentilerini suya düşürmüştür. Yaşanan yüzde 84,39’luk yıllık enflasyon göz önüne alınarak, burslara yapılan zamlar yeniden güncellenmelidir. Kredi sitemi kaldırılıp, bütün öğrencilere sosyal devlet olmanın gereği olarak geri ödemesiz burs sağlanmalıdır. Bu burs, her bir gencin yeme, içme, barınma, giyim, kültür ve sanat faaliyetlerini yerine getirebilme yeterliliğinde olmalıdır. Evli gençlere daha fazla burs verilmelidir. Siyasal ve sosyal baskı, biz gençlerin maddi ve manevi yeteneklerini köreltiyor. Fikir ve düşüncelerimizi özgürce ve korkmadan ifade etmek istiyoruz. İftira ve hakaret içermeyen her düşüncenin ifade edilebilmesi gerekir. Ama hakikati söylemek, yanlışları dile getirmek hakaret kabul edilip karakol ve mahkeme konusu edilmemelidir.” dedi.

“Konser, festival ve benzeri etkinliklere hesapsız kitapsız harcanan milyonlar, gençlerin asli ihtiyaçları için kullanılmalıdır”

Konserlere harcanan milyonların gençlerin asli ihtiyaçları için kullanılması gerektiğini vurgulayan Er, “Gençler istiyor bahanesi ile halkın malı hiç istemediğimiz halde gereksiz hatta zararlı işlere harcanıyor. Konser, festival ve benzeri etkinliklere hesapsız kitapsız harcanan milyonlar, gençlerin asli ihtiyaçları için kullanılmalıdır. Kamuya alımlarda torpil ve haksızlığın önüne geçilmeli, ehliyet ve liyakat prensibi söylemden öte, eyleme geçirilmelidir. Hiçbir genç, kamuya alımlarda ‘önüme bir engel olarak çıkar’ korkusuyla düşünce ve fikirlerini ifade etmekten korkmamalıdır. Geçim endişesinden dolayı yuva kurmayı erteleyen milyonlarca gencimiz var. Erdemli ve ahlaklı gençliğin yolu evlenip yuva kurmaktan geçiyor. Devlet, gençleri harama bulaşmaktan korumak zorundadır. Bu sebeple evlenemeyen gençler için evlilik fonu oluşturulmalı, evlilik teşvik edilmelidir. Bunun yanında öğrenciyken evlenenler veya evlenmek isteyenler için öğrenim gördükleri süre içerisinde barınabilecekleri evli yurtları oluşturulmalıdır.” şeklinde konuştu.

Programda Genel İdare Kurulu Üyesmiz ve Erbil Temsilcimiz Abdussamed Yalçın, bir selamlama konuşma yaptı.

Siyasî partilerin, sistemi memnun etmek ve resmî ideolojiyi halka dayatmak için kurulmadıklarına dikkat çeken Yalçın, insanların devlete ve sisteme değil; sistemin ve devletin halka hizmet etmesi gerektiğini söyledi.

"Birlikte yaşama kültürü ile ümmet bilinci tabandan silindi, Türk ırkçılığı dayatıldı"

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra İttihat ve Terakki Partisinin, devleti kuruluş amacından uzaklaştırdığını belirten Yalçın, "Bu süreçte insanlara köle muamelesi yapıldı. Halkımızı hafızasından ve inancından uzaklaştırmak için eşi benzeri olmayan bir zulüm yapıldı. İslam, tüm dünyayı birleştiren bir din olduğu için İslam'ın hayat ve inancına savaş açıldı. Birlikte yaşama kültürü ile ümmet bilinci tabandan silindi, Türk ırkçılığı dayatıldı. Türkler dışındaki bütün halkların varlığı ret ve inkâr edilerek milli devlet projesi hayata geçirildi. Milli devlet projesi ile halkımız onlarca yıl ezildi, aşağılandı, aç bırakılarak sefalete sürüklendi. Halkına hizmet için ortaya çıkanlar hapsedildi, sürgüne gönderildi. Bizler bu insanlarının yanında bulunup halkımızın ızdırabını gidermek, derdine derman olmak için bir çatı altında toplanmak mecburiyeti hissettik. O teşkilat da HÜDA PAR'dır." dedi.

Yalçın, Partimizin on yıllık zaman dilimi içerisinde çözülebilecek sorunları programlarına alarak gerek Cumhurbaşkanı, gerekse hükümet yetkilileri gibi birçok kesime ulaştırdıklarını söyledi.

Bu temas ve ziyaretlerde 'ümmet' kavramını öne çıkardıklarını ve politikalarını bunun üzerine inşa ettiklerini ifade eden Yalçın, "Çünkü bu ülkede yapılmakta olan hesapsız zulmün sebebi tamamen 'Ulus Devlet' anlayışıdır. Bu ülkede adaletin, kardeşliğin ve toplumsal barışın tesisi için 'Ulus Devlet' anlayışının tarihin çöplüğüne atılması gerekir. O zaman vatandaşlar arasında kardeşlik, komşu ülkelerle dostluk ilişkileri kurulacak ve akrabalar arasına konulan sınırlar kalmayacaktır." diye konuştu.

"Kürtler ve Türkler, devletin iki asli kurucu unsuru olarak kabul edilmeli"

Sistemin toplumun inanç esaslarına uygun olması ve hayata geçirilmesi için birçok yol ve yöntem denediklerini ifade eden Yalçın, "Temel insani ilkeleri ortaya çıkararak can, akıl, fikir, ifade, din, mal, nesil ve aile güvenliği dedik. Yetkilileri ikna etmek için birçok kapıyı çaldık, ter döktük. Birçok siyasi, sivil ve devlet kurumuyla görüştük. Amacımız Türklere sağlanan olanakların Kürtlere de sağlanması, Kürtler ve Türklerin devletin iki asli kurucu unsuru olarak kabul edilmesidir. PKK'nin sebep değil, kötü bir siyasetin sonucu olduğunu anlatmak için, Kürtler ve Türklerin kardeş olduğunu ve tamamen aynı olduğunu anlatmak için çeşitli görüşmeler gerçekleştirdik ve birçok proje ile teklif hazırlayıp sunduk." şeklinde konuştu.

"Irak Kürdistanı'nda HÜDA PAR yakından takip ediliyor"

2019 yılında Irak Kürdistan Bölgesi'nde ilk temsilciliklerimizi açtıklarını hatırlatan partimizin Erbil Temsilcisi Abdussamed Yalçın, "PDK lideri Sayın Mesut Barzani ile, hükümet yetkilileri, tüm bölgesel partilerle ve merkezi Irak hükümetinin bazı partileriyle iyi ilişkiler kurduk. Medyadan ulema ve akademisyenlere, tüccarlardan sivil kurumlara ve öğrencilere kadar HÜDA PAR, bölge halkı arasında tanındı. Orada HÜDA PAR yakından takip ediliyor, programlarımız ve çalışmalarımız konuşuluyor." dedi.

"Siyasi programımız; bir medeniyet projesidir"

Yalçın, şöyle devam etti: "Hedef ve ilkelerimizin yer aldığı siyasi programımız sabit ve geçici bir program değildir, birkaç yıllık iktidar için de değildir. Siyasi programımız; bir medeniyet projesidir, bir adalet projesidir. O halde herkesi bilinçlendirmek, herkesi ikna etmek, yetkililere, sisteme ve devlete ulaştırmak için çalışacağız. Bu da birkaç yıllık çalışmayla, birkaç seçime katılmakla olacak iş değildir. Dolayısıyla bizim ince eleyip sık dokuyan, sağlam ve ileriyi gören bir anlayışla hesaplar yapmamız lazım. Bu yüzden her birimiz bu anlayış doğrultusunda kendini alanında hazır hale getirmelidir.

Eğer HÜDA PAR programı taban bulursa Kürt meselesi de çözülür, kardeşlik de tesis edilir, savaş ve çatışma da sona erer.

Yüz yılı aşkın bir süredir hedefinden saptırılan siyaset zemini, tüm damarlarına kadar yayılmış olan yanlışlıklar, hatalar ve olumsuzluklar belki kısa sürede temizlenmeyecektir. Bunun için uzun soluklu ve sıkı bir çalışma gerekiyor. HÜDA PAR programı işte bunun için hazırlanmıştır. Onun için HÜDA PAR'a ihtiyaç var diyoruz."

Yalçın'ın konuşmasının ardından program sunucusu Irak Kürdistanı'ndan tebrik mesaj ileten Komala Dadgeri (Adalet Topluluğu), Bizûtnewey Îslamî (İslami Hareket), Partîya Demokrata Kurdistanê (Kürdistan Demokratik Partisi) partilerinin mesajlarını okudu.

10 yıl önce siyaset hayatına başlayan partimiz, "Memleketin HÜDA PAR'a İhtiyacı Var" sloganıyla yapılan yıldönümü kutlama programımızda Genel İdare Kurulu Üyemiz Aynur Sülün bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, toplumun maddi ve manevi anlamda kalkınması, ruh ve akıl sağlığı yerinde olan, ahlaki donanıma sahip bireylerin yetişmesiyle mümkün olduğunu vurgulayan Sülün, “İnsanın ilk sosyal çevresi kendi ailesidir. Toplumsal hayatın varlığı için gerekli olan dayanışma, yardımlaşma, sevgi ve saygı ancak aile ortamında öğrenilebilir ve geliştirilebilir. Uyuşturucu, alkol, kumar gibi bağımlılıkların ve birçok ahlaki problemin temelinde ailesizlik ya da sorunlu bir aile ortamında yetişmek olduğu artık bilinen bir gerçekliktir. Anayasanın 41’inci Maddesi’ne göre ‘Aile toplumun temelidir ve eşler arası eşitliğe dayanır.’ Bu tarifle aile birlikteliği sadece biyolojik bir birlikteliğe indirgenmiştir. Ailenin asli fonksiyonu göz ardı edilmiştir. Bu kurumu değersizleştiren çalışmalar sayesinde aile savunmasız bırakılmış ve gün geçtikçe zayıflatılmıştır.” dedi.

“Aileyi ve toplumu ifsat ederek yeniden dizayn etme hakkını kendinde görenlere karşı durmak; insanlığımızın, inancımızın ve özellikle de anne olmamızın bize yüklediği bir sorumluluktur”

Boşanmaların artması, evlilik oranlarının düşmesi ve evlenme yaşının yükselmesi, toplumda aile algısının olumsuz yönde ilerlediğinin göstergeleri olduğunu ifade eden Sülün şunları söyledi:

“Bir yandan aileyi değersizleştiren çalışmalar hız kazanırken diğer yandan da sapkın ilişkileri meşrulaştırmaya yönelik propagandalar serbest bir şekilde yapılabilmektedir. Aileyi ve toplumu ifsat ederek yeniden dizayn etme hakkını kendinde gören batılı güçlere karşı durmak, insanlığımızın, inancımızın ve özellikle de anne olmamızın bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu sebeple batı menşeli yasalardan bir an önce kurtulmamız elzem hale gelmistir. Örneğin, sözde kadını koruma bahanesiyle imzalanan İstanbul Sözleşmesi yürürlükte kaldığı süre içerisinde boşanmaları, kadına yönelik şiddet ve cinayetleri artırdı. Toplumsal cinsiyet eşitliği adı altında cinsel sapkınlıklar normalleştirilmeye çalışıldı. Geç de olsa zararı anlaşılan ve vazgeçilen bu sözleşmenin yansımaları halen devam etmektedir.”

Bu sözleşmeye göre yapılan tüm yasal düzenlemeler gözden geçirilip ayıklanmalıdır. Şiddeti önleme iddiasıyla yalnızca kadının beyanını esas alan, erkeğe söz hakkı tanımayan ve feminist jargonlarla hazırlanmış bu düzenlemeler aileyi korumamakta bilakis dağıtmaktadır. Delilsiz ve belgesiz bir şekilde suç isnad edilen babaların çocuklarının gözleri önünde evinden uzaklaştırılması, bir insanın itibarına, şahsiyetine vurulacak en büyük darbelerden biridir. Bu uygulamayla eşlerin ufak katkılarla çözülebilecek sorunları dağ gibi büyümekte, yıllarını birlikte geçirmiş eşler birbirine düşman haline getirilmektedir.”

 “Başörtüsü ve tesettüre anayasal güvence getirilmesi değerli bir adımdır, desteklenmelidir”

25 yıl boyunca evli kalmış kadınların ödüllendirilmesi ve kendilerine emeklilik maaşı verilmesi önerilerini yineleyen Sülün; yeni evlenenler, gençler ve aile kurumuna dair önerilerini de şu cümlelerle sıralayarak konuşmasını sonlandırdı:

“Gençlerimizin büyük bir kısmı maddi imkânsızlıklardan dolayı yuva kuramamaktadır. Kimileri için de yıllarca süren öğrencilik hayatı ve iş bulma gibi sebepler evliliklerin ileri yaşlara ertelemesine neden olmaktadır. Onun için evlenmek isteyen gençlerin öğrencilik süreci içerisinde de evlenebilmesi sağlanmalıdır. Evlenmek isteyen tüm gençler için bir fon oluşturulmalıdır.

Aile kurumunun korunması, geleceğimizin teminat altına alınması adına hayati öneme sahiptir.. Bu kapsamda atılan tüm adımlar önemlidir, değerlidir ve desteklenmelidir. Başörtüsüne ve tesettüre anayasal güvence getirilmesi yerinde ve değerli bir adımdır, desteklenmelidir. Geçtiğimiz 10 yılda kadın ve aile konusunda yaptığımız çalışmaların, toplum nezdinde olumlu bir karşılık bulduğunu biliyoruz.”

VİDEOYU İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI