Yapıcıoğlu, Manisa'da STK temsilcileri, muhtarlar ve işadamlarıyla buluştu

Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Manisa'da faaliyet gösteren STK temsilcileri, muhtarlar, işadamları ve parti üyeleriyle bir araya gelerek istişarede bulundu.

/ GENEL BAŞKAN / Küçült | Büyüt

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Manisa'da bulunan Yapıcıoğlu, Manisa il başkanlığımız tarafından öğretmenevi restoranında düzenlenen programa katıldı.

Programda; STK'ların sorunları, talepleri, siyasilerden beklentiler gibi konular konuşulurken, STK temsilcileri; taleplerini, beklenti ve önerilerini dile getirdi.

Toplantıda katılımcılara hitap eden Yapıcıoğlu, partisinin çalışmaları ve misyonu hakkında katılımcılara bilgilendirmede bulundu.

Covid-19 salgınının etkilerinin hafiflemesinden bu yana yaklaşık bir yıldır memleketi baştan başa dolaştıklarını söyleyen Yapıcıoğlu, doğusu batısı, kuzeyi güneyi ile 81 vilayetin tamamına gitmek, oradaki insanlarla hemhal olmak, sorun ve sıkıntılarını birinci ağızdan dinlemek için çabaladıklarını kaydetti.

Konuklara hitap eden Yapıcıoğlu, memleket gezileri kapsamında gittikleri yerlerde yöre insanıyla daha iyi, daha yakından tanışmak, paylaşmak, aralarındaki ortak noktalara dikkat çekmek suretiyle kardeşliği hatırlamak ve hatırlatmak istediklerini söyledi.

Yaptıkları memleket gezilerinde toplumun her kesimi ile bir araya geldiklerini ve onların sorunlarını dinlediklerini kaydeden Yapıcıoğlu, şöyle konuştu:

"Gittiğimiz yerlerde oralarda muhtarlarımızla, kanaat önderlerimizle, sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle, basınla bir araya gelmeye gayret sarf ediyoruz. Gittiğimiz yerlerde esnafı ziyaret ediyoruz. İmkân bulursak zaman zaman köylere çıkıp çiftçilikle geçimini sağlayan ve bir anlamda bizi doyuran vatandaşlarımızla bir araya gelmeye çalışıyoruz. Gençlerle, kadınlarla oturup onların sıkıntı ve taleplerini dinlemek istiyoruz."

Siyasete bakış açılarını özetleyen Yapıcıoğlu, "Bir yönüyle belki şu soru akla gelebilir: Siz ne yerelde ne de Ankara'da iktidar değilsiniz, vatandaşların sorunlarını dinleyip de ne yapacaksınız? Bunu soranlara ya da bu soruyu soran gençlere şunu diyoruz: Biz bugün belki icra makamında değiliz, vatandaşların sorunlarını çözme sorumluluğu da bizim omuzlarımızda değil ama madem siyaset yapıyoruz, madem 'siyaset halkın sorunlarına çözüm bulma sanatıdır' o zaman biz o sorunlara ilişkin çözüm önerilerimizi vatandaşlara söylemek ve onların sorunlarını da çözme makamında olan kişilere aktarmak ve onlar adına o sorunların çözümünü talep etmek, onun takipçisi olmak gibi bir görevimiz var. Biz şimdiye kadar herhangi bir konuda sadece muhalefet etmiş olmak için muhalefet yapmıyoruz. Ne yaparsa yapsın iktidarın her yaptığına yanlış demiyoruz, bunun gibi kendi içimizden de olsa hiç kimsenin yanlışına da doğru da demiyoruz. Eğriye eğri, doğruya doğru, haklıya hakkını teslim etmek haksızın da haksız olduğunu yüzüne söylemek gibi bir duruşumuz var." ifadelerini kullandı.

Yapıcıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

"Önemli olan bize göre haklı olmaktır. Eğer bugün vatandaşlara sorulursa siz gerçekten haklı olmak mı yoksa güçlü olmak mı istiyorsunuz? Eğer bir memlekette insanların çoğunluğu güçlü olmayı haklı olmaya tercih ediyorsa orada bir sorun var. Eğer siz insanlara; 'Varlıklı olmayı mı tercih edersiniz yoksa haklı olmayı mı?' diye sorsanız, eğer ciddi bir kitle varlıklı olmayı, mal varlığını biriktirmiş olmayı, zengin olmayı haklı olmaya tercih ediyorsa o memlekette bir şeyler ters gidiyor demektir. Belki bu, sosyal medyanın yaygın olarak kullanılmasının bizi getirdiği noktadır. Bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Biz diyoruz ki eğer biz haklıysak, kınayıcıların kınamasından çekinmeyeceğiz. Biz haklıysak haklı olduğumuz yerde doğruları söylemeye devam edeceğiz. Ama bu doğruları söylerken kırmadan, dökmeden, incitmeden bunu yapmaya çalışıyoruz. Zira memlekette siyasetin üslubunun çok sert olduğundan en çok şikâyet edenlerden birisi biziz. Üslup sert, bu sertlik diyalog kapılarını kapatıyor, toplumu da geriyor.

Keşke ehli siyaset olan herkes sadece kendini anlatsa, doğrularını anlatsa ve insanlar bu kadar gerilmese, daha sakin bir ortamda hakikatler konuşulsaydı. Eğer bir toplum gerilirse, eğer sinirler gerginse, eğer yumruklar sıkılmışsa, eğer tarafgirlik hat safhaya çıkmışsa emin olun hiç kimse kendi siyasi muhalifinin dile getirdiği mutlak hakikati bile kabul edemez. Çünkü kulaklar kapanıyor, çünkü gözler önüne perdeler çekiliyor."

Yapıcıoğlu, konuşmasının ardından katılımcıların sorularını yanıtladı.

Kürd halkının kendi ana diliyle kendini ifade etmesi ve ana dilde eğitimle ilgili partisinin görüşü sorulan Yapıcıoğlu, herkesin kendi ana dilini konuşması, ana dilini öğrenmesi ve ana dilinde eğitim alabilmesinin bir hak olarak tanımlanması gerektiğinin altını çizdi.

Allah'u Teâlâ'nın tüm peygamberleri kendi kavimlerinin dilinde, onlara gerçeği beyan etsinler diye gönderdiğine vurgu yapan Yapıcıoğlu, "Allah doğrudan doğruya insan ile konuşmaz. Elçiler gönderdi ve o elçilerin hepsi istisnasız gönderildikleri kavimlerin dilleriyle konuştular. Dolayısıyla peygamberler insanların öğretmenleridirler. İnsanlara bilgiyi taşırlar. Eğer Allah bütün kavimlere kendi dillerinden bir öğretmen göndermişse o zaman bırakın eğer insanlar kendi dillerinden eğitim almak istiyorlarsa bunu bir hak olarak tanıyın. Bazıları diyor ki eğer eğitimde dil birliği bozulursa memleketin birliği, bütünlüğü, beraberliği bozulur. Ben tam tersini düşünüyorum. Bütün diller Allah'ın ayetleridir, bütün insanlar Allah'ın kuludur ve insanlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler. Hiçbir dilin ya da hiçbir kavmin, hiçbir ırkın, hiçbir ten renginin sadece kendi o özelliğinden dolayı diğerinden bir üstünlüğü yoktur.  Eğer biz birbirimizi tanırsak tanımlamaya kalkışmaz isek, kim kendisini nasıl tarif ediyorsa ve biz o şekilde kabul edersek, ben inanıyorum ki kardeşlik pekişir." şeklinde konuştu.

Şayet bir toplumda adalete dair bir şikâyet var ise orada huzursuzluğun çıkacağına dikkat çeken Yapıcıoğlu, "Eğer bir toplumda adalet varsa çok farklı kavimlere mensup hatta çok farklı inançlara mensup insanlar bir arada kardeşçe yaşayabilir. Bu topraklar yüzlerce yıl buna şahitlik etti. İspanya'dan kovulan Yahudiler, Rumlar, Ermeniler, Süryaniler bu topraklarda çok uzun yıllar rahat rahat yaşadılar. Biz HÜDA PAR olarak şunu diyoruz, siyasetin ve devletin aslında beş temel amacı olmalıdır. Nedir bunlar; insanların can, mal, din, akıl ve nesil emniyeti teminat altına alınmalıdır. İslam yani bizim inancımız, bu beş şeyi teminat altına almıştır. İslam'ın getirmiş olduğu bütün kurallar ya doğrudan doğruya bu beş şeyle ilgilidir ya da dolaylı olarak… ama mutlaka bununla ilgilidir. Madem insanların can, mal, din, akıl ve nesil emniyeti sağlamak asıl hedeftir, o zaman siz insanların canını, malını, neslini, aklını, inancını teminat altına alırken onun hangi inanca mensup olduğuna, teninin renginin ne olduğuna, hangi dili konuştuğuna, hangi memlekette doğduğuna bakamazsınız. Eğer insansa o eşrefi mahlukattır, eğer insansa o bizatihi mükerremdir, Allah ona değer vermiştir, Allah ona değer verdiği için de değerlidir. Biz ona değer vermezsek ondan bir şey eksilmez. Allah'ın değer verdiği bir şeyi biz değersiz kılarsak biz kendi değerimizi aşağıya düşürmüş oluruz." dedi.

Yapıcıoğlu, Türkiye siyaseti üzerinde İttihat Terakki'nin etkisini soran bir katılımcıya verdiği cevapta şu ifadeleri kullandı:

"İttihat Terakki'ye bakış açımız HÜDA PAR olarak çok olumlu değil. İttihat Terakki'nin içerisinde farklı farklı fraksiyonlar yer almıştır. Siyasi yelpazenin çok farklı yerlerinde bulunanlar İttihat Terakki'nin içerisinde yer almışlardır. Fakat ana damar, sürükleyici damarların kökü dışarıda olmuştur. Kökü dışarıda olduğu için de sonuç itibariyle onların yapmış olduğu eylemler memlekete zarar vermiştir. Bu yüzden kökü içeride olmak şartıyla çok farklı farklı fikirler burada savunulabilir, hiç kimse başkasının fikrini kabul etmek zorunda değildir, ama bir şey eğer dışarıdan geliyorsa, eğer bir siyasi hareket talimatları dışarıdan alıyorsa, dışarısı onu yönlendiriyorsa ya da onların mali kaynakları dışarıdan geliyorsa o tehlikelidir. Niye tehlikelidir? Çünkü bugün size para veren yarın size emir verir. Eğer ben bir siyasi hareket isem ve dışarıdan talimat alıyorsam benim memlekete bir faydam olmaz. Çünkü dışarıdaki adam kendi menfaatine göre beni yönlendirmeye çalışacaktır. Benim bu memleketin içerisinde bazı sorunlarım olabilir, bazı şeylere itiraz ediyor olabilirim, bu doğaldır. Hiç kimse bir başkasıyla aynı düşünmek zorunda değildir. Ama biz kendi sorunlarımızı emperyalistlere havale etmeden, şiddete de baş vurmadan kendimiz çözmek zorundayız. Bu nedenle de İttihat Terakki'nin memlekete çok ciddi zararlar verdiğini düşünüyoruz. Bugün de o etki yok mu? Bugün de benzer şekilde davranan, benzer şekilde hareket eden siyasi damarlar vardır.

Partimiz HÜDA PAR'ın seçim ittifakları hakkındaki görüşü nedir? sorusuna yanıt veren Yapıcıoğlu, ittifakların siyasetin doğasında var olduğunu belirtti.

Yapıcıoğlu, "Türkiye'de mevcut siyasi yapı, mevcut kanunlar iki türlü siyasi partileri ittifaka zorluyorlar. Birincisi, şu anda herhangi bir parti tek başına kendi adayını cumhurbaşkanı seçilebilmek için gerekli olan yüzde 50'nin üzerinde oy alma potansiyele sahip midir? Değildir. Öyleyse en kalabalık kitlesi olan, en çok oy alma potansiyele sahip olan bir parti bile kendi adayını cumhurbaşkanı seçtirebilmek için bazı ittifak arayışlarına girmek zorundadır. İkincisi de; şu anda seçim olsa yüzde 10, 2023'ün nisan ayından sonra seçim olursa baraj yüzde 7 olarak uygulanacak. Seçime katılma yeterliliğe sahip partilerin büyük bir çoğunluğunun barajı aşamama riski var. Öyleyse bu partiler de barajı aşıp parlamentoda kendilerini temsil ettirmek için bazı ittifak arayışları içerisine girmesi tabidir. Ama buna rağmen biz HÜDA PAR olarak kim ne yapmışsa biz ona karışmayız. Onu vatandaş karnesini doldurup verecek. HÜDA PAR olarak diyoruz ki; bizim ilkelerimiz, duruşumuz var. Biz sadece barajı aşmak adına kim olursa olsun fark etmez onunla birlikte ittifak kurarız demedik ve demiyoruz. Bizim bir çizgimiz, duruşumuz, hayata bakışımız, kâinata ve siyasete bakışımız var. Bize birazcık benzeyenlerle belki ittifak kurabiliriz bir müddet. Ama taban tabana bizimle zıt insanlarla yürüyecek bir yolumuz yoktur. Biz ilkesiz değiliz, omurgasız hiç değiliz." dedi.

Memleket meselelerine dair kendilerine düşen sorumlulukları yerine getirmek için ellerinden geleni yapacaklarını kaydeden Yapıcıoğlu'nun konuşmasının ardından toplantı çekilen hatıra fotoğrafıyla son buldu.

Yapıcıoğlu, Manisa'daki ziyaretin ardından Uşak iline geçti.

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI