GİK Üyemiz Sülün: Dezavantajlı gruplar arasına boşanan kadınlar da eklenmeli

Genel İdare Kurulu Üyemiz Aynur Sülün, Rehber TV'de katıldığı canlı yayın programında, Süresiz Nafaka Yasası’na dair açıklamalarda bulundu.

/ GENEL MERKEZ / Küçült | Büyüt

Boşanmış olan kadına eski eşinden bağlanan nafakanın, yoksulluk esası üzerine bina edildiğini aktaran Sülün, “Eğer ortada gerçekten bir yoksulluk durumu varsa bu yoksulluğun erkeğin cebinden giderilmesi tamamen bir garabettir. Bu yasa ile kadına yönelik Pozitif ayrımcılık adına erkeğe zulüm yapılıyor, boşanmanın faturası erkeğe ödetiliyor. Ayrımcılık sorunlu bir kavramdır, bir tarafı tutmak, diğer tarafın hakkını yemektir. Irkçılığın nasıl iyisi kötüsü olmazsa ayrımcılığında pozitifi, negatifi olmaz. Her zaman bir taraf haksızlığa uğrar, diğer taraf haksız bir güç elde eder.” dedi.

“Aile Bakanlığı’nın nasıl ki muhtaç, kimsesiz, engelli, sokak çocukları, yetim ve yaşlılar için sosyal hizmetler, sosyal güvenlik, sosyal yardım politikaları varsa aynı şekilde boşanan kadınların mağduriyetlerini gidermek içinde benzer düzenlemelere gidilmeli.” diyen Sülün, “Dezavantajlı gruplar arasına boşanan kadınlar da eklenmeli, sosyal hizmetlerden yararlanmaları sağlanmalıdır. Aile Bakanlığı bünyesinde çalışan sosyal hizmet kurumlarının yardıma ihtiyacı olanları insanları, olmayanlardan ayırabilecek çalışmaları mevcut, belli kriterlere sahip. Aynı çalışmalar, boşanmakla birlikte gerçekten yoksulluğa düşenle düşmeyen kadınlar arasında da yapılmalı. Üstelik yuvasında çocuklarının içinde oturan kadınları çalışma ortamlarına davet etmek amacıyla verilen çocuk yardımı ve kreş desteği asıl, boşanan kadınlara verilmeli, onların meslek edinmeleri sağlanmalıdır.” diye konuştu.

Mahkemelerin kadının kusurlu sayılması halinde dahi erkeği nafaka ödemek zorunda bırakmasının, toplumda gayri ahlaki bir yaşantıyı normalleştirmeye hizmet edeceğini belirten Sülün, “Boşanmaya gerekçe olarak gösterilen gayri ahlaki bir fiilin, nafakaya engel görülmemesi yasaların ve mahkeme kararlarının kendisiyle çeliştiğini gözler önüne seriyor.” dedi.

Sülün, sözlerine şöyle devam etti: “Süresiz nafaka kanunundan dolayı birçok genç, evliliğe sıcak bakmıyor. İleride dağılabilecek olan yuvanın acı faturasını ödemek zorunda kalacağı inancı evliliği erkekler için riskli hale getiriyor. Boşanan erkek eski eşinin geçimini yüklendiğinden yeni bir yuva kurduğunda geçim sıkıntısı yaşıyor. Kendisine yasalar yoluyla yapılan haksızlığı sindiremiyor. Kin ve nefret duygularını sürekli canlı tutan nafaka yasası şiddet ve cinayetlere davetiye çıkartıyor. Bu süresiz nafaka zulmü bir an önce sona erdirilmeli, toplumsal adalet, vicdan ve geleneksel yapı göz önünde bulundurularak yeni bir düzenlemeye gidilmelidir.”

“Genç evlilik suç olmaktan çıkartılmalıdır”

Genç Evlilik Yasası’na da değinen Sülün, “Genç evliliğin suç sayılması bazı kadın örgütlerinin mücadelesi ve dayatması sonucunda oldu. Onlar toplum üzerinde uzun bir süre yalan hikâyelerle algı operasyonu düzenlediler. Konu hakkında TV kanallarında çeşitli dizler yayınlandı. Tartışma programlarında senelerce çocuk evliliklerin sanki aile zoruyla ve para karşılığı gerçekleştiğine dair kirli bir algı yürütüldü. Feminist örgütler Hükümete genç evliliğin suç sayılması için baskı yaptılar. Sonunda yasa çıktı ve yasa öncesi evlilik yapan, çocukları olan binlerce aile mağdur edildi. Kadınların eşleri cezaevlerine atıldı, kadınlar çocuklarıyla birlikte ortalarda kaldı. Kadına yönelik pozitif ayrımcı uygulamalar, söylemler işte genç evlilik yasasıyla aslında kendisiyle çelişiyor. Bu mağdur kadınların beyanı esas alınmıyor. Yüzlerine bile bakılmıyor, maddi ve manevi anlamda sosyal destekten mahrum bırakılıyorlar. Kocalarıyla kendi rızalarıyla evlendiklerini ifade etmelerine rağmen, kocaları tecavüz gibi ağır bir iftira ile cezaevinde tutuluyor.” ifadelerini kullandı.

“Aile ve din düşmanı, bu toplumun değerlerine düşman ve yabancı olan feminist kesimlerin baskılarıyla çıkartılan bir yasanın toplumun hayrına olması düşünülemezdi.” diyen Sülün, “Hangi akılla çıkartıldıysa bu konuda emeği geçen, destekleyen, onay veren, imza atan her yetkili vebal atındadır. Babasız bırakılan her çocuğun, iftiraya uğrayan, çirkin bir ithamla damgalanan her namuslu erkeğin, kocasız bırakılan her kadının ahı onların peşini bırakmayacaktır. Bu dünyada iadesi yapılmayan haklar, giderilmeyen mağduriyetler ahirette yetkililerin yakasını bırakmayacaktır. Acilen genç evlilerin mağduriyeti giderilmeli, genç evlilik suç olmaktan çıkartılmalıdır.” diye konuştu.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI