Yapıcıoğlu: Kutuplaştırıcı, ötekileştirici, damgalayıcı siyaset toplumu geriyor

Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, katıldığı bir televizyon programında iç ve dış gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, hem siyasilere hem de vatandaşlara önemli çağrıda bulundu.

/ GENEL BAŞKAN / Küçült | Büyüt

Kanal ON4 TV'de Rıza Yaşar’ın “Medya Yorum” programının stüdyo konuğu olan Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, iç ve dış gündeme ilişkin sorulara cevap verdi.

11 Eylül ve Afganistan’ın işgaline ilişkin sorulan soru üzerine Yapıcıoğlu, söz konusu hadisenin ortaya çıkmasından sonra “11 Eylül’den önce ve 11 Eylül’den sonra” diye bir söylemin ortaya çıktığına işaret ederek, “Yani artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Amerika, ikiz kulelere yapılan saldırıları bahane ederek işgaller başlattı. Bir taraftan Afganistan’ı işgale başladı. Bir taraftan 1. Körfez Savaşı’ndan sonra 1990’daki olaylardan sonra Irak’ın yeniden işgali. Afrika kıtasının kuzeyinde başlayan Arap Baharı diye başlayan isyanın Arap yarımadasına ve körfez ülkelerine gelecekken oradan Suriye’ye doğru çevrilmesi, orada bir kaos ortamının oluşturulması, birbirine bağlantılı durumlardır. Peki, nedir bu? Gerçekten dünyayı yeniden dizayn etme çalışması var. Eğer yapabilirlerse İslam’ı yeryüzünden bütünüyle silmek istiyorlar. Ya da Müslümanları kendilerine köle yapmak istiyorlar. Öyle bir hale getirmek istiyorlar ki; elleri bağlı olsun, kendilerine güvenleri kalmasın, bütünüyle ya onlara hizmet etsinler ya da onların çıkarlarına tehdit olmayacak bir hale gelsinler. Bunun için de her fırsatı kullanıyorlar. 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika’nın başlattığı işgal bu asıl amacın parçasıdır. Onlar aslında hak kavramını tarif ederken hakkın gerekçelerinden, sebeplerinden, hakkı oluşturan şeylerden birinin ‘çıkar’ olduğunu tekrar ede ede dünya kamuoyuna kabul ettirdiler. Tabloyu biraz eskiye götürebiliriz. İran İslam inkılabından sonra Irak’ın yani Körfez Savaşları’ndan önce Irak’ın İran’a saldırtılması ve 8 yıl boyunca süren bir savaş var. İşi bittikten sonra Irak yönetiminin Amerika tarafından harcanması var.”  dedi.

“Amerika Afganistan’dan kaçtı”

Amerika’nın Afganistan’dan kendi iradesiyle çekilmediğini dile getiren Yapıcıoğlu, “Aslında burnu sürtüldü, çekilmek zorunda kaldı. Eğer bunu sürdürebileceğini görseydi, sadece silahla, sadece işgalle bir noktaya varabileceğini görseydi veya böyle bir hesabı olsaydı oradan çekilmeyecekti. Şu son dönemde birkaç günde Çin basınında Amerika’yla ilgili haberler çıkıyor. Deniliyor ki, ‘Afganlar Amerikan uçaklarının kanatlarını kendilerine salıncak yaptılar.’ Irak’tan aslında Amerika çekilmedi. Şu anda çekileceğini söylüyor. Daha önce de çekileceğini söyledi. Belki Bağdat’ta Amerikan büyükelçiliği altında varlığını dürüyor. Aslında bir askeri üs. Kalabalık bir asker var. Fakat Afganistan’daki çekilme öyle bir çekilme gibi görünmüyor. Bütünüyle belki kaçabildiği kadar, hatta orada kendisi için iş yapan elemanların kaçabildiği kadar kaçırdılar, kaçıramadıklarını da terk ettiler. Onun mutadı odur. Kullanabildiği insanları, Müslümanların kendisi için elverişli olanını sever. Kullanabileceği Müslümanı sever. Adının Müslüman olması, eğer Amerika’nın çıkarlarına yarıyorsa işleri bitince bırakır. Batılı güçler çekilirken uçakların koltuklarında köpek resimleri basına çıktı. Kendi köpeklerini koltuklarda götürürken onlara hizmet edenler uçakların tekerleklerine yapışmak zorunda kaldılar. Ya da orada yüzüstü bıraktılar onları. Amerika oradan kaçtı. İnşallah bir daha da asla oraya dönmeyecek. İnşallah sadece orası değil Türkiye’deki üslerinden de Suriye’den de Irak’tan da, diğer bütün İslam ülkelerinden bütün İslam beldelerinden kaçacağı günleri görmeyi temenni ediyoruz ve dua ediyoruz.” diye konuştu.

“Amerika’nın terörist dediğine terörist deme yanlışına düşmemek lazım”

Dünyanın gözünün Afganistan’da olduğunu belirten Yapıcıoğlu, atılan her adımın Müslüman kamuoyu tarafından ve dünyanın diğer milletleri tarafından dikkatlice takip edildiğini aktardı.

Yapıcıoğlu, “İslam adına oradan güzel haberlerin gelmesi güzel. Birileri İslam adına endişelenecek, birileri de İslam düşmanı olarak acaba neyi İslam aleyhine kullanabilirim diyecektir. Bu böyle, ama yani ne olacağını zaman gösterecek. Yani temenni ediyoruz, inşallah korkulan şeyler olmaz. İnşallah daha önceki hatalardan ders almıştır. Taliban’ın terör örgütü olarak nitelendirilmesinin hiçbir haklı gerekçesi yok. Mesela neden terör örgütü olarak isimlendiriliyor. Afganistan dışında herhangi bir eylemi var mı? Çok defa onu DEAŞ ile karıştırıyorlar. Taliban sadece Afganistan’da faaliyet gösteren ve yoğun bir biçimde 11 Eylül hadisesinden sonra Amerika işgaline karşı silahlı bir mücadele gösteren ve Afganistan’da olan bir gruptur. Bu anlamda yapmış olduğu bazı hareketlerin, bazı içtihatların, çıkışların yanlışını söylersin bu ayrı bir şey. Bu Taliban’ı terörist yapmaz. Taliban kendi topraklarında o bölgenin insanı olarak Afganistan’da yaşayan insanlar olarak kendi topraklarında kurulmuş bir gruptur. Oradaki hükümet evet Amerikan tarafından kurulmuş, Amerika’nın desteklediği bir hükümet. Eşref Gani hükümeti nitekim Amerikan askerleri oradan çıkmaya karar verdiğinde, Amerikan askerlerinden önce Afganistan’dan kaçtı. Bu da bir ibret vesikasıdır. Bütün İslam ülkelerindeki her grup bunu görmeli. Sırtını kendi halkına değil sırtını Amerika’ya dayayan vakti geldiğinde Amerika tarafından kullanılmış peçete gibi çöp kutusuna atılır. Bunu gördük. Yapmış olduğu bazı eylemleri tasvip etmeyebiliriz. Bazı yorumlarını da kabul etmeyebiliriz. Bu Taliban’ı terörist yapmaz. Taliban kendi topraklarını işgalci güce karşı korumuş bir silahlı harekettir. Bu yapmış olduğu diğer yanlışlar onu terörist konumuna getirmez. Neticede birbiriyle çatışan çok sayıda grup var. Farklı farklı gruplar. Bunlardan bazıları Amerikan desteğini aldı. Bana göre dünyadaki en büyük terörist eylem Amerika’nın yaptığı eylemdir. Amerika bir devlet. Amerika devlet olarak isimlendirilen siyonist işgal rejimi en büyük işgalci. Elinde uçak olan tek terörist siyonist işgal rejimidir. Gazze’ye saldırıları halen daha devam ediyor. Mescid-i Aksa’ya saldırıları devam ediyor. Amerika devlet olmasına rağmen herhangi bir uluslararası hukuk kuralına, sözleşmeye bağlı kalmaksızın istediği askeri operasyon yapıyor. Afganistan’da düğün konvoylarını, taziye evlerini, okulları, hastaneleri bombalayan Amerika. On binlerce insanın ölümüne sebebiyet verdi. O devlet diye terörist denmiyor. Amerika’nın terörist dediğine terörist deme yanlışına düşmemek lazım.”

“Anayasa’nın kendisi bütün toplumu kucaklayan bir anayasa değil”

12 Eylül darbe zihniyetinin hala devam ettiğine işaret eden Yapıcıoğlu, “Sadece 12 Eylül darbesi değil ondan önceki darbede de Amerika var. Bir yerde eğer Amerikan elçiliği varsa orada her zaman tehlike vardır. Etkileri devam ediyor. Bugüne yansıması işte mesela 12 Eylül cuntasının hazırladığı bir anayasa vardır. 1982 Anayasası duruyor. Bugün siyasetin birbiriyle uğraşması, horoz dövüşüne çıkması nedeniyle bu anayasa halen daha ayakta durmaya devam ediyor. O anayasa bir tek etnik grubu önceleyen ve devleti onun üzerine inşa eden, dili tamamen faşizan bir dil olan ve özgürlükleri büyük oranda kısıtlayan, devleti kutsayan, vatandaşı öteleyen, vatandaşı devlet için ya da tırnak içinde neyse o devletin ali menfaatleri için toplulukları kırıma götüren uygulamalara cevaz veren bir anayasa. Anayasanın bir başlangıç kısmı var. Sadece o cümleyi okursanız ne demek istediğimi görürsünüz. Vatandaşların ellerinin altında varsa anayasa metni ya da yoksa internetten ‘1982 anayasası başlangıç bölümü’ diyen yazı varsa orada ne yazdığını görürler. Sadece değiştirilemez değil anayasanın kendisi özgürlükçü bir anayasa değil. Anayasanın kendisi bütün toplumu kucaklayan bir anayasa değil. Anayasanın kendisi anadilde eğitimin önünde ciddi bir engeldir. Anayasanın kendisi Türkçeden başka Türkiye’de başka dil anadilleri olarak okutulamaz. Şu anda bazı kesimler tarafından belki bilinmiyor ama şu anda seçmeli olarak okutulan Kürtçe veya Zazaca dersleri bile vatandaşlara anadilleri olarak okutulmuyor. Veya üniversitelerde açılan bölümlerde bölüm ismiyle ilgili ‘yaşayan diller enstitüsü’. Bakıyorsunuz vatandaşın anadili olarak Kürtçe kelimesi bile anayasanın bu hükümleri karşısında vatandaşlık tanımıyla ilgili ciddi sıkıntılar var. Bu pek çok sıkıntımızın sebebi budur. Bu anayasa yürürlükte oldukça Türkçe dışında bir dilin anadil olarak kabul edilmesi mümkün değil. Bu anayasa yürüklükte olduğu müddetçe siz herhangi bir yerde ben Kürtlere ana dillerini öğretirim diye kurs bile açamazsınız. Bu yabancı bir dildir.” diye konuştu.

“Anadilde eğitim bir haktır, bu hakkın engellenmesi zulümdür”

Anadilde eğitimin bir hak olduğunu ve bunun engellenmesinin zulüm olduğunu dile getiren Yapıcıoğlu, “Anadilde eğitim hakkının önünde anayasa bir engeldir. Anadilde eğitim alabilen birisi anadilde eğitim aldım. Peki, Türkiye’de okutan okullar var mı? Fransızca, Almanca, Avustralya lisesi var mı? Oradan mezun olanlar kamuda çalıştıklarında hizmetlerini İngilizce, Fransızca, Almanca mı veriyorlar?  Hayır. Avusturya Lisesi’nde sizin arkadaşınız oralı olmadığı halde gidip orda okuyabiliyor. Veya Fransız Lisesi. Gidip orada eğitim alıp üniversiteye gidebiliyor. Peki, yabancı dilde eğitim yapan üniversitelerimiz var mı? Var. Bölümlerin çoğu İngilizce. Bazı bölümleri ayıp olmasın diye Türkçe eğitim de koymuşlar. Peki, oralarda mezun olanlar hangi dilde hizmet veriyorlar? Türkçe. Yani bunun için söylüyorum bunu. Bir dilin eğitimini almış olmak, hizmeti Türkçe olarak vermeye engel değil. Bu anayasa faşizan bir anayasadır. Bütün siyasi partilerin şikâyet ettiği bir anayasadır. Mutlak surette değiştirilmelidir.” dedi.

“Kapitalizmin tek bir alternatifi var: İslami model”

Yapıcıoğlu, ekonomi ile ilgili başta gelen problemlerden bir tanesinin de gelir dağılımındaki adaletsizliğin olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Esnaf ve iş adamlarıyla konuşuyoruz esnafın geneli şikâyet ediyor. Özellikle dar gelirliler geçim sıkıntısından ciddi şekilde bizar olmuş durumda. Aslında ekonominin çok ciddi oranlarda büyüdüğü salgın öncesi rakamların, seviyelerin aşıldığı Sayın Cumhurbaşkanı tarafından dile getiriliyor. Doğru ekonomi büyüyor. Hatta bazıları için bir canlılık da var. Konut fiyatları ikiye katlanmış. Çin’de komünist parti iktidarda ama ekonomik sistem olarak kapitalist sistemi uyguluyor. Kapitalizmin ağa babası Amerika’yla boy ölçüşür hale geldi. Komünist veya sosyalizm ekonomik sistemleri çöktü. Onlar da kapitalizme döndüler. Kapitalizmin tek bir alternatifi var: İslami bir model. Kapitalizmin tek alternatifi budur.”

“Asgari ücret vergiden arındırılmalıdır”

Yapıcıoğlu, “Vergi yükü fakir fukaranın sırtında. Çözüm olarak diyoruz ki; asgari ücret vergiden arındırılmalıdır. Asgari ücretliden vergi alınmamalıdır ve temel ihtiyaç maddelerinden de vergi almamalıdır. Eğer bunlar olursa dar gelirli rahat bir nefes alacaktır.” dedi.

“Kardeşlerime aşı olmalarını tavsiye ediyorum”

Yapıcıoğlu, aşı hakkında ki soruya ise, “Çok güvendiğim, tanıdığım, hem ilmine hem de takvasına şahit olduğum insanlar var. Onlara sorduğumuzda çoğunlukla bize şunu söylüyorlar: Daha iyi bir metot yoktur. Korunmak için aşı olmak iyidir. Onlar kendileri bizatihi bunları yapmışlar. Kendileri de aşı olmuşlar. Yakinen tanıdığınız pek çok kişi aşı olmadığı için çok şiddetli bir şekilde bu hastalığı geçiren hatta vefat eden kardeşlerimiz oldu. Bu kadar can kaybı yeter dedik. Ecel birdir değişmez ama yani aşının en azından önemli oranda koruduğu, aşı olanların hastalığa yakalansalar bile çok şiddetli geçirmedikleri veya aşı olanlarda ölüm oranları çok daha düşük olduğunu istatistik sayılar ortaya koyuyor. Ben kendim aşılarımı oldum. Kardeşlerime de aşı olmalarını tavsiye ediyorum, yani o konunun uzmanlarından aldığım bilgi üzerine ben bunları söylüyorum. Elbette yine konusunda uzman olan bazı kişiler aşı olmayın da diyor. Eğer yüzde 98’i yüzde aşı olun yüzde 2’si aşı olmayın diyorsa çoğunluğa tabi olmak ve onların dediklerini yapmak daha doğrudur diye düşünüyorum.” diye konuştu.

“Sosyal medyada ifade özgürlüğü olmalıdır”

Yapıcıoğlu, sosyal medya düzenlemesi ile ilgili şunları söyledi: “Özgürlük istediği kişiyi toplumun önüne atıp haysiyet cellatlığı yapmaksa öyle bir özgürlük anlayışımız yoktur. Özgürlük dediğiniz şey toplumda her türlü ahlaksızlığı her türlü çirkefliği yayma özgürlüğüyse öyle bir özgürlük tanımımız yoktur. Sosyal medyada ifade özgürlüğüne biz de destek çıkarız. Sosyal medyada ifade özgürlüğü olmalıdır. Ama ifade özgürlüğü başkasına karşı haysiyet cellatlığı yapmak değildir. Onları toplumun içerisine çıkarmayacak şekilde karalamak değildir. Düzenleme gerekli ama düzenleme yapılırken ifade hürriyetine zarar vermeyecek şekilde ama gerçekten hürriyet olarak başkasını sövme hürriyeti değil.”

“Memleketin birinci öncelikli sorunu adalettir”

 Yapıcıoğlu “HÜDA PAR ülkenin öncelikli sorunu olarak neyi görüyor?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Adalet. Her konuda adalet... Biraz önce vergi yükünden bahsettik. Orada adalet yok. Gelir dağılımında adalet yok kadroların dağıtılmasında adalet yok, eğitimde adalet yok, fırsat eşitliği yok, ücretlerde adalet yok, aynı işi yapan insanlar farklı farklı ücretler alıyor. Eşit olması gerekenler arasına bile adalet yok. Siyasi partiler kanununda adalet yok. Yüzde 10’luk zalimane bir seçim barajı var. Hadi biz onu yüzde 7’ye indirelim. Niye yüzde 7? Kim onu izah edebilir. Yani yüzde 7 ile adalet mi gerçekleşmiş olacak. Her konuda mutlak surette adalet. Çünkü adalet aslında insan faydasınadır. Çünkü adalet mutlak surette Allah’ın emridir. Hem de bunun hiçbir istisnası yoktur. Hiçbir şartı yoktur. Her şart altında herkese karşı mutlaka adil olmak gerekir. Bu nedenle biz diyoruz ki memleketin birinci öncelikli sorunu adalettir.”

“Kutuplaştırıcı, ötekileştirişi ya da damgalayıcı siyaset tarzı toplumu geriyor”

Yapıcıoğlu, son olarak şunları kaydetti:

“Yola çıktığımız gün ‘Dürüst Siyaset Gerçek Adalet’ dedik. Gerçekten siyasetin buna ihtiyacı var. Şu an siyasetin içinde bulunduğu durum ve kullandığı dil ve üslup gerçekten toplumu geriyor. Kutuplaştırıcı, ötekileştirişi ya da damgalayıcı siyaset tarzı toplumu geriyor. Toplumu birbirine karşı kışkırtıyor. Bütün siyasi çevrelere kamaralarınız aracılığıyla şu çağrıda bulunmak istiyorum: Lütfen dilinize dikkat ediniz. Bütün vatandaşa da sesleniyorum: Siz de bundan bu kutuplaştırıcı dilden rahatsızsanız lütfen onlara pirim vermeyin. Eğer siz onlara pirim vermeye devam ederseniz onlar bu üslubu bu dili kullanmaya devam edecekler. Ümitsiz değiliz, şu an memlekette sorun pek çoktur ama inşallah hepsinden kurtulabiliriz. Üstesinden gelebiliriz ve inşallah geleceğiz de.”

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI