Gündem Değerlendirmesi (16.08.2021)

Parti Sözcümüz ve Genel Sekreterimiz Sayın Şehzade Demir’in 16 Ağustos 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

ALTINDAĞ’DA YAŞANANLAR AÇIK BİR PROVOKASYONDUR

11 Ağustos günü Ankara’nın Altındağ ilçesinde Suriyeli mültecilerin ev ve işyerlerine yapılan saldırılar on yıldan beri Suriyeli mültecilere kucak açan toplumumuzun, dünyada benzerine az rastlanan insanlığına gölge düşürmüştür. Halkımız bu manzaraları hak etmemektedir. Yapılanların Suriyelilerden ziyade ülkenin huzur ve barışına yönelik aleni bir kışkırtma olduğu açıktır. Kan, savaş ve kaostan nemalanan odakların pusuda bekledikleri bir kez daha ortaya çıkmıştır. Son bir-iki ayda açılan sahte sosyal medya hesaplarından yapılan provokatif paylaşımlar ile Suriyelilerin ev ve işyerlerine eş zamanlı ve organizeli yapılan saldırılar, her şeyin önceden planlandığını göstermektedir. Mültecilere karşı ırkçı ve kışkırtıcı dil kullanan siyasi parti yetkilileri ile sokakları karıştırmaya çalışan odaklara karşı zamanında alınmayan tedbirler, olayların büyümesinin önemli sebeplerinden biridir.

On yıldan fazla bir suredir mültecilerle barış içinde yaşıyoruz. İstisnai küçük olaylar dışında mülteciler ile hep birlikte barış içinde yaşadık. Bu da sorunun mülteciler olmadığını göstermektedir. Dört milyona yakın Suriyelinin ülkemize sığınmak zorunda kalmasının, Türkiye’nin yanlış Suriye politikalarının bir sonucu olduğu da görülmelidir. Suriyeli mülteciler sorununun çözümü; Suriye’de bir an önce iç barışın tesis edilmesi ve geri dönüş şartlarının oluşturulmasındadır.

AŞI OLMAYI ZORUNLU KILMAK DOĞRU DEĞİLDİR

Sağlık bakanı başta olmak üzere bazı yetkililerin aşı olmayanlara yaptırımlar uygulanacağına dair söylemleri, aşı olmak istemeyen vatandaşlarda haklı bir tepki ve endişeye neden olmaktadır. Aşı konusunda tereddütlerin oluşmasında yetkililerin süreç boyunca yaptıkları çelişkili açıklamaların payı büyüktür. Ayrıca aşının yan etkileri hakkında tatmin edici izahat yapılmaması ve keyfi yasaklamalar gibi pek çok sebep de vatandaşlarımızda güvensizlik oluşturmuştur. Var olan haklı endişeler nedeniyle aşı olmak istemeyen vatandaşların hayatını zorlaştırmak ve hak mahrumiyetlerine neden olacak yöntemlere başvurmak doğru değildir. Salgınla mücadele süreci daha şeffaf bir şekilde sürdürülmeli, vatandaşların endişelerini giderecek bilinçlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Türkiye’de uygulanan aşıların yan etkileri, salgına karşı sağladıkları koruma oranı ile aşıların diğer komplikasyonları, doğru istatistikler üzerinden toplum ile paylaşılmalıdır.

MEMUR VE EMEKLİLER ENFLASYONA EZDİRİLMEMELİDİR

Hükümet ile memur temsilcileri arasında 2022-2023 yıllarını kapsayan maaş tespit görüşmeleri devam ediyor. Memur ve emekliler, son yıllardaki fiyat hareketlerinden en fazla olumsuz etkilenen kesimlerin başında gelmektedirler. Zira gıda ürünlerindeki aşırı fiyat artışı hiç hız kesmedi. Yaşanan ekonomik kriz, arzda büyük sıkıntılara neden oldu. Sürece ekonomi yönetiminin yanlış politikaları da eklenince hayat pahalılığının önü alınamadı. Önümüzdeki dönem için tespit edilecek maaşların yeni dönemin gerçekleriyle uyumlu olması gerekir. Yüksek enflasyon ve hayat pahalılığının ülkenin en önemli sorunu olmaya devam ettiği bu dönemde memur ve emekli maaşlarının erimesine daha fazla müsaade edilmemelidir. Memur ve memur emeklileri ile birlikte işçi statüsündeki kamu çalışanları da enflasyon ve hayat pahalılığına daha fazla ezdirilmemelidir.

YKS’DE TABAN PUANLARIN GERİ ÇEKİLMESİ

Covid-19 salgını nedeniyle 15 Mart 2020 tarihinden itibaren okullarda yüz yüze eğitime ara verildi. Geçen 1,5 yıllık süre, eğitimde ağır kayıplara neden oldu. Öğrenci ve veliler ciddi sıkıntılar yaşadılar. Kayıp 1,5 yıldan sonra yüz yüze eğitime geçmeme gibi bir seçeneğimiz kalmamıştır. Çocuklarımızın geleceğinin heba olmaması için yüz yüze eğitime mutlaka geçilmelidir. Bunun için gerekli tedbirler alınmalı, okullar hazır hale getirilmelidir.

Öte taraftan üç dönemlik uzaktan eğitim sonrasında yapılan 2020-2021 Yükseköğretim Kurumları Sınavında bir milyona yakın öğrenci 150 baraj puanını geçemedi. Zira işlenmeyen derslerden yapılan sınavdan büyük başarı da zaten beklenemezdi. Ancak YKS’de sorulan soruların önceki sınavlara göre daha zor olması, zihinlerde birçok soru işareti bırakmıştır. Bu nedenle TYT ve AYT barajının on puan geri çekilmesi tercih yapmak isteyen birçok öğrenci için olumlu bir adımdır. Ancak baraj puanın düşürülmesi kararı, sonuçlar açıklanmadan önce alınsaydı daha isabetli olurdu. Eğitimin üst yönetiminin el değiştirdiği yeni dönemde eğitim sistemindeki tüm çarpıklıkların masaya yatırılarak insan fıtratına ve değerlerimize uyumlu hale getirilmesi, kamuoyunda büyük bir beklentiye dönüşmüştür.

KÜRTÇE TEZ YASAĞININ KALDIRILMASI

Dicle Üniversitesi’nde 2012 yılında açılan Kürt Dili ve Edebiyatı programında yüksek lisans yapan öğrencilerin Kürtçe tez yazması 4 yıl önce yasaklanmış, öğrenciler bu süre zarfında Kürtçe öğrenim gördükleri halde tezlerini ancak Türkçe yazabilmişlerdir. HÜDA PAR olarak biz de defalarca bu yasağın kaldırılması gerektiğini ifade etmiştik. Tepkiler üzerine üniversite yönetimi yönetmelikte yaptığı bir değişiklik ile bu yasağı kaldırdı. Böylece Kurmancî ve Zazakî lehçelerinde tez yazımının önü açılmış oldu. Hiç olmaması gereken bu ucube yasağın kaldırılmış olması, önemli ve olumlu bir adım olmuştur.

Diğer taraftan 2021 yılında ataması yapılan 20 bin sözleşmeli öğretmen içerisinde “Yaşayan Diller ve Lehçeler” bölümünde 2'si Kurmancî, 1'i Dimilkî (Zazakî) olmak üzere sadece 3 Kürtçe öğretmeni yer aldı. Kürtçe Dili ve Edebiyatı bölümlerinden yüzlerce öğrenci mezun olmasına rağmen son dört yılda sadece 7 öğretmen atanmıştır. Türkiye’de Türkçenin ardından en yaygın konuşulan dil Kürtçe olmasına rağmen, kontenjan ayrılmaması inkâr ve asimilasyon politikalarının etkisinin halen devam ettiğini göstermektedir. Bu politikalarla Türkçe dışındaki dillerin eğitim ve kamusal alanda var olma hakları da gasp edilmektedir. Bu durum, o dili konuşan vatandaşların kimliklerinin, kadim kültürlerinin ve kişiliklerinin de reddedilmesi anlamına gelmektedir. Türkiye’de hâlâ Türkçe dışındaki hiçbir dilin anadil olarak yasal statüsü yoktur. Türkçeden başka dillerin vatandaşlara anadilleri olarak öğretilmesinin önünde anayasal bir engel vardır. Anadillerin kullanımının önündeki bütün sınırlandırmalar bir an önce kaldırılmalıdır. Öte taraftan okullarda Kürtçe öğretmen ihtiyacının karşılanması için yeterli kadro açılmalı, atama bekleyen öğretmenler daha fazla mağdur edilmemelidir.

SUUDİ ARABİSTAN’DA FİLİSTİNLİLERE VERİLEN HAPİS CEZALARI!

Suudi Arabistan’da, aralarında Hamas yetkilisi Muhammed el-Hudari’nin de olduğu Filistinli ve Ürdünlü 69 kişi hapis cezasına çarptırıldı. İhvan-ı Müslimin’i ‘terör örgütü’ ilan eden Suudi Arabistan, Filistin İslami Direniş Hareketi’ne (Hamas) yönelik baskıyı da artırmıştır. Bölgede İslami hareketlere yönelik cadı avı başlatan Suudi Arabistan, ABD ve Siyonist rejimin çıkarları doğrultusunda hareket etmektedir.

Kendi topraklarında işgal rejiminin soykırımına maruz kalan Filistinliler İslam ülkeleri yöneticileri tarafından yalnız bırakılmakta hatta direnişleri sebebiyle cezalandırılmaktadır. Suudi Arabistan’ın İslami hareketlere karşı Siyonist cephe lehine başlattığı saldırı, Müslüman kamuoyu tarafından kabul edilmemelidir. Siyasi çıkar uğruna İslam düşmanları lehine hareket eden Suudi Arabistan yöneticilerine karşı İslam dünyası sesini yükseltmelidir. Başta Suudi Arabistan olmak üzere işgalciler lehine hareket eden, meşru direnişe cephe alan ve İslam dünyasındaki ihtilafları körükleyen iş birlikçi yönetimler protesto edilmelidir.

AFGANİSTAN’DAKİ GELİŞMELERİ YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ

Dün Taliban birliklerinin başkent Kabil’e girmesi ile Afganistan’da bütün vilayetler Taliban’ın kontrolüne girmiş oldu. Ardından Devlet Başkanı Eşref Gani'nin ülkeyi terk ettmesiyle Taliban yönetimi devaraldı. Dış güçlerin ülkeden ayrılmış olmaları sürecin en sevindirici yönüdür. Şüphesiz yaşanan bu gelişmeler, Afganistan için çok önemli bir süreçtir. On yıllardan beri savaş ve yıkımı yaşayan Afgan halkının bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey; barış, huzur ve sükûnettir. Afgan halkının yaşadığı acılar artık bitmelidir. Yeni sürecin, acıların bitmesine vesile olmasını diliyoruz. Taliban yönetiminin; kimsenin cezalandırılmayacağı ve genel af ilan edileceği yönündeki ilk mesajları Afgan toplumunda ve dünyada olumlu karşılanmış, geleceğe dair umutları artırmıştır.

Bundan sonraki süreçte Taliban yönetiminin kendi toplumunun menfaatini öncelemesini, İslam’ın adaletini ve mutedil anlayışını esas almasını ve hiç kimseyi dışlamadan, bütün tarafların temsil edilebileceği çoğulcu bir yönetimi benimsemesini temenni ediyoruz. Geçmişte yaşanan düşmanlıklar geride kalmalı, ülkeye huzur ve kardeşlik hâkim olmalıdır.

ŞEHZADE DEMİR - HÜDA PAR GENEL SEKRETERİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI