Genel Başkan Yardımcımız Cens: Ülkede toplumsal fay hattı kırılmak istendi

Genel Başkan Yardımcımız Abdurrahman Cens, dün akşam Rehber TV'de, Olcay Ersoy'un sunduğu "Rehber Gündem" programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

/ GENEL MERKEZ / Küçült | Büyüt

Son yıllarda ülkede artış gösteren doğal afetler konusuna değinen Cens, geçtiğimiz hafta Rize ve Artvin’de yaşanan sel felaketini anımsatarak “Afetler Karadeniz’in kaderi olmamalıdır” dedi.

“Her seferinde vatandaşı suçlamak kolaycılıktır”

Cens, “Karadeniz’i biliyoruz, bol yağış alan bir bölge, iklimi yağışlı. Dere yatakları normalde bile taşkınlar oluyor. Dere yatıklarına evler yapıldı. Çay bahçelerini genişletmek için ormanlık alanda ağaçlar kesildi çay ekildi. Böyle olunca doğa affetmez. Doğaya meydan okunmaz. Onun belli bir düzeni vardır. Eğer siz derin kökleri olan ağaçları keserseniz toprağı tutacak bir şey kalmaz. Sırf çay bahçesini genişleteceksiniz, çay ekeceksiniz, biraz daha fazla mahsul alacaksanız diye tabiatla oynarsanız bunun faturası herkes için ağır olur.” diye konuştu.

Sel felaketinin yaşanmasında büyük bir ihmalkârlığın olduğuna işaret eden Cens, şöyle devam etti:

“Gerçekten büyük bir felaket. Her seferinde vatandaşı suçlamak kolaycılıktır. Cumhurbaşkanı halka karşı serzenişte bulunuyor. Haklıdır. Ama bu yüksek katlı binalara, bu betonlaşmaya göz yuman, bunu seyreden, vazifesini yerine getirmeyen, ihmalkarlık yapan belediyeler kimde? Onu da tartışmak lazım. Onların hiç mi suçu yok? Bu selde, heyelanda bunca canımızı yitirdik. Bir senede 32 insanımızı kaybetmişiz. Ders almayacak mıyız acaba? Hep serzenişte mi bulunacağız?”

“Yetkililer görevlerini seri bir şekilde yerine getirmeli”

Van’da yaşanan sel felaketine de değinen Cens, “Van’da ilk gün sel olduğunda hemen ertesi gün Van teşkilatımız köye inceleme yapmak için gitti. Kendileri de yolda bir tehlike geçirdiler. Dün görüştüğümde ikinci kez sel olduğunu öğrendik. Kayıp yüksek. Yıkılan evler az olabilir. Ama ağır hasarlı evler çok. 8 ev yıkılmış. Ağır hasarlı evler var. İnsanların araçları hasar görmüş. Hayvanları telef olmuş. Büyük bir maddi kayıp var. Yakın zamanda deprem olmuştu. Bazı evler yıkılmıştı. Halen daha konteynerde yaşayan ailelerin bilgisi var. Hükümetin oraya eğilmesi, yetkililerin görevlerini seri bir şekilde yerine getirmesi gerekir.” dedi.

“Toplumsal fay hattı kırılmak istendi”

Ülke genelinde yaşanan orman yangınlarına ilişkin Cens, yangınların bir an önce söndürülmesi temennisinde bulunduklarını söyledi.

Yangınların büyük tehlike oluşturduğunu, insanların halen can güvenliğinin sağlanmadığını belirten Cens, “Kimsenin aklına gelmiyor mu Allah’a sığınalım. Evet, gayret göstereceğiz. Helikopter, uçak kavgasıdır. Arazözlere pet şişelerle su doldurmadır, bunları konuşacağız elbette. Ama şu yangının söndürülmesi için elimizi açıp Allah’a yalvarmak aklımıza gelmiyor mu? Allah göklerin de, yağmurun da, ateşin de Rabbidir. ‘Ya Rabbi! Karadeniz’deki yağmurunu Akdeniz’e gönder, ateşi söndür’ diyemiyoruz. Bu da gariptir.” ifadelerini kullandı.

Orman yangınları başlamadan önce tedbirlerin alınması gerektiğini vurgulayan Cens şunları söyledi:

“Sizin hiç mi hazırlığınız, tedbiriniz yok? Ön tedbir almak lazım. Bu yeni bir şey değil ki. Hazırlığınız olacak. İtfaiye gibi bekleyeniniz olacak orada. Sürekli gözleyecek, aracınız ekipmanınız tam olacak. Siz ekipmanınız ne durumda bilmiyorsunuz. 21 ilde yangın çıkıyor. 60 bin hektar orman yanıyor. Bakıyorsunuz, uçaklar uçabilecek kapasitede değil. Neredeydiniz bugüne kadar? THK şimdi günah keçisi haline geldi. Peki, yangını söndürmek sadece THK’nın işi mi? Yok mu hiçbir itfaiye? Yok mu başka bir kurum? Sadece THK mi yangınlara müdahale eder. THK diyor 4 milyon dolar yenileme için gerekiyordu. Ulaştırma Bakanlığı 4 milyon doları vermedi. Senin kurban derilerinden topladığın para bunun kaç katı. Bu nasıl oluyor. Hiçbirisi bunun hesabını veremeyecek, altından kalkamayacak. Sadece suçlayıp kolaycılığa kaçmak olmaz. Koskoca Akdeniz’de ağaç kalmadı. Kaç yerleşim yeri yandı. İnsanlar perişan oldu. Varları yokları gitti. Çiftçilerin hali ne olacak? Bir ev vermekle bu iş olmuyor.

Konuşmasının devamında “Daha ilk gece orman tutuşmuş. İnsanlar söndürmeye gidiyor. Sosyal medyada nefret dalgası yayıldı” diyen Cens, “Sonra ‘Bu kadar yangın tesadüf olamaz. Ormanları kim yakıyor? 21 şehirde kundakçı terörü. Vatan hainleri.’ Derken insanlar silahlarını alıp yollara düştüler. Whatsapp’tan birbirlerine plaka gönderiyorlar. Falan istikametten şuraya doğru bir araç geliyor. Plakası şu. İçinde Kürtler var. Bunlar iddia değil. Sosyal medyada aratırsanız o videoları göreceksiniz. Jandarmanın köylüye ‘yapmayın, etmeyin, olaylar büyür. Bu sizin işiniz değil’ şeklinde telkinleri var. Yayından önce de baktım. Pompalı silahla kimlik kontrolü yapılıyor. Senin elinde ne imkânın var? Sen GBT mi yapacaksın? Bu memleketin polisi, askeri, yetkilisi yok mu? Haber geçiyorlar; Güneydoğunun plakası taşıyan araçlar şüpheli. Eskiden ırkçılar için Kürt kimliği ve Kürtçe terörle eşdeğerdi. Bu olayda ne yazık ki bu şehirlerdeki plakalar bile tehdit olarak terörle eşdeğer görüldü.

Manavgat’ta bir baba ve iki oğlu 20 plakalı yani Denizli plakalı bir araçla yangını söndürmek için yola çıkıyorlar. Yol kontrolüne takılıyorlar. Linç ediliyorlar, araçlarını yakıyorlar. Jandarma zor kurtarıyor. Sebep? 20 Denizli, 21 Diyarbakır, birbirine benzetmiş. Diyarbakırlı insan terörist mi? Her Kürt insanı sen terörle eşdeğer mi görüyorsun? Bu nasıl bir algıdır? Nasıl bu hale geldik? Yangını söndürmeye giden Kürt baktı ki giden Kürt kundakçı olarak görülüyor. Can güvenliğinden dolayı geri çekildi. Bu hale geldik. Böyle bir hengamede sen kalkıp araç araç geziyorsun, kim Kürt kim değil. Olanı bile sen kundakçı diye linç etmeye çalışıyorsun. Bunlar çok yanlış. Medya ve siyasetçiler bu işin sorumluları. Daha ilk gün, DHA haber geçti; ‘Manisa Turgutlu’da orman yakmak için keşif yapan 2 PKK’li yakalandı’ diye. Daha sonra Manisa Valiliği haberi yalanlandı. Daha sonra DHA bu haberi kaldırdı. Bir provokasyon yapılmak istendi o gece. Toplumsal fay hattı kırılmak istendi. Hemen peşinden Konya olayı geldi.” ifadelerini kullandı.

“Kürt ırkçılığından da Türk ırkçılığından da Allah’a sığınırız”

Konya’daki katliamı şiddetle kınadığını belirten Cens, “Toplumu üzen bir hadise. Bir katliam, bir vahşet. Hemen bu olayın olduğu gece orman yangınlarındaki gibi sosyal medya hareketlendi. Birileri suçlandı, birileri nemalanmaya çalıştı kirli emelleri için. Biz Müslümanız, ölçümüz İslam’dır. Bir haberi aldığımızda teyit etmek durumundayız. O kadar çok kurgu, algı, kara propagandalar, iftiralar, büyük projeler ve düşman var ki teyidi birkaç sefer yapmak zorundayız.” dedi.

Cens konuşmasının devamında, “O gece de biz araştırdık. Konya teşkilatımız köye ulaştı. Yakınlara ulaştı. Ön bilgimiz oldu. Teşkilatımız taziyeye ve cenaze defnine gitti. Araştırmalarımız devam ediyor. Komisyon da kuruldu bu olayın araştırılması için. Irkçı bir saldırı mıdır? 10 seneye dayanan bir husumete mi dayanıyor? Teyide muhtaçtır bu bilgiler. Birileri çıktı Kürtlere ırkçı saldırı dedi. İstismar ettiler. Bu da büyük bir ahlaksızlıktır. İnsanların acıları var. O acıların üzerine nemalanmak, kirli emelleri için kullanmak ahlaksızlıktır. Kürt ırkçılığından da Türk ırkçılığından da Allah’a sığınırız. Ancak ihmal olduğu açık. 10 yıllık bir husumet var. 15-20 kişilik bir saldırı var. Ölüm var. Meram’da gerçekleştirilen acı olaylara sebep olan bir güvenlik zaafı var. İhmal var. İhmali olan da saldırıyı yapan da en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Aksi halde orman yangını gibi başka yerlere sıçrar.” uyarısında bulundu.

“Kürtler PKK olarak kodlandı insanların zihninde”

Siyaset dilinin halkı kutuplaştırdığına dikkat çeken Cens şunları kaydetti:

“Kutuplaştırıcı diliniz sayesinde Kürtler PKK olarak kodlandı insanların zihninde. Her Kürt’ün şahsında PKK görüldü. Milliyetçi, kutuplaştırıcı ötekileştirici söylem buna sebep oldu. Bizim yakın tarihimiz acı tecrübelerle doludur. Toplumu kutuplaştırmak, ayrıştırmak hiçbir sorunu çözmez. Halen siyaset yönetiminin bu dili terk etmediğini görüyoruz. Ötekileştirici, kutuplaştırıcı dili terk etmediklerini, adeta dilde ısrar ettiklerini görüyoruz. Terk edilmezse ırkçı saldırılar olur. Bu ırkçı saldırılarda cezasızlık politikası olursa bunun önü alınamaz. Biz bunun önünün alınmasını istiyoruz. Nasıl bu sıcak havalarda ufak bir kıvılcımla 21 şehirdeki ormanlar yanabiliyorsa siz Kürt meselesini halletmedikçe ufak bir mesele olduğunda bu toplumsal fay hatları kırılacaktır. Kimse bunun önünü alamaz.”

“Savaşta bile düşmandan su kesilmez”

Son zamanlarda giderek artan mülteci düşmanlığı hususuna da değinen HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Abdurrahman Cens, “Irkçı, faşizan, yabancı düşmanlığı, mülteci karşıtlığı moda. Avrupa’da başladı. Siyasetin ana söylemlerinden biri haline geldi. İlk fitili ateşleyen CHP başkanı oldu. Bolu belediye başkanı bu cesareti genel başkanından aldı. Bu coğrafyadaki insanların örfünde misafire kalk git denmez. Misafir ne kadar kalırsa kalsın git denmez.

Tersine çevirelim: Almanya’da bir belediye başkanı dese ‘Türklerin misafirliği çok uzadı. Kovuyoruz gitmiyorlar, suya 10 kat zam yapacağız.’ CHP’nin tavrı, Türk milliyetçisi partilerin tavrı ne olurdu? Bu olayı şimdi mülteci karşıtlığının, Suriyeli karşıtlığını kullananların tavrı ne olurdu? Kamuoyu bu sorunu cevabını biliyor. Batıda bir Türkün ayağı taşa takıldığında sahipleniyorlar. Ama burada insan düşmanlığı yapıyorlar. Suriyeli, Afgan düşmanlığı yapıyorlar. Nasıl oldu da suyu bu insanlardan esirgeyecek hale geldiler. Bu insanlar nasıl bu kadar kötüleşebildi. Savaşta bile düşmandan su kesilmez.” dedi.

“Bir indirime gidilmeli, hükümet elini cebine atmalı”

Ülkedeki ekonomik sıkıntılara da değinen Cens, “Esnafın sorunları için bir dokun bin ah işit denilebilir. O kadar sorunları var. Sizin hangi konuda sorununuz yok desek daha kolay olur belki. Hükümetin yardım paketleri oldu. Çabaladı, bir şeyler yaptı. Yardımlar nereye gitti? Yardımlar konuta ve araca gitti. Konut fiyatları 2 katına gitti. O yardımlar nereye gitti. Yerine ulaştı mı? Hayır. Doğru yere gitti mi? Hayır. 17 günlük kapanma oldu. Hafta sonlarını saymıyorum. Esnaftan stopajlar tam alındı. Birde hafta sonları var. 6 gün 8 gün. Öteleme olmadı. TESK’in ÖTV talebi yerindedir. Zaten gündem değerlendirmesinde Genel Merkez olarak talebin yerinde olduğunu, desteklediğimizi söyledik. Ekonominin canlanması gerekiyor. Fiyat istikrar komitesinin kurulduğu gece elektriğe yüzde 10, doğalgaza yüzde 15 zam yapıldı. Siz nereye varmaya çalışıyorsunuz. Bir indirime gidilmeli. Bütün yükü millet alacak ama refahtan pay almayacak. Hükümet elini cebine atmalı. Bazı kolaylıklar yapmalı.” diye konuştu.

“Memur da memur emeklisi de enflasyona ezdirilmemelidir”

Cens, son olarak memur ve memur emeklisini ilgilendiren toplu sözleşme konusuna ilişkin ise şunları söyledi:

“Seyyanen 600 TL zam istiyorlar. 2022 için yüzde 21, 2023 için yüzde 17 zam talep ediliyor. Dün merkez bankasının basınla toplantısı vardı. Enflasyonu yüzde 30 olarak söylüyor. İstatistik kurumu var. TÜFE, ÜFE var. Ama kendisinin söylediği yüzde 30 civarı. Kendisinin yalnız kaldığını söylüyor. Şirketler, kurumlar vs yüzde 30’un üstünde zam yaptılar. Biz yalnız kaldık. Bu ne demek? Piyasa enflasyonu yüzde 30’un altında değil. Yüzde 30’un üstünde. Ayçiçek yağı 50 gün önce 18 litrelik yağ 190 TL idi. Geçenlerde baktım 290 TL. 50 gün içinde 100 TL zam gelmiş. Bu sadece bir kalem. Bir koli yumurtanın fiyatı, tavuğun kilo fiyatı öyle bir artmış ki, memur da emeklisi de enflasyona ezdirilmemelidir.

Enflasyon sizin yaptığınız zam kadar ise yani yüzde 10,5 ise elektrik zammı niye yüzde 15. Hükümet de bir şeyi itiraf ediyor; Hükümet de kasayı boşaltmış. Tasarruf tedbirlerine daha yeni başladı. HÜDA PAR olarak diyoruz tasarruf tedbirleriniz nerede? Coronavirus’un başladığı günden beri bazı paketler yayınlıyorsunuz. Tasarruf tedbirleriniz nerede? Vatandaş kemerini sıkmış.”

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI