Gündem Değerlendirmesi (26.07.2021)

Parti Sözcümüz ve Genel Sekreterimiz Sayın Şehzade Demir’in 26 Temmuz 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Sekreterimiz Sayın Şehzade Demir, yaptığı açıklamada; gençlerin ekonomik kaygıları, Karadeniz’deki afetler, Kozluk'ta insanların susuz bırakılması, dışarıdan finanse edilen platformlar, TikTok ve benzeri uygulamalar, Yemen’de müzakere süreci, Pegasus casus yazılımı, Suriye’de yoksulluk ve Tunus’taki siyasi darbe gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

GENÇLERİN EKONOMİK KAYGILARI GİDERİLMELİDİR

Genç nüfusumuzun geleceğe dair endişeleri her geçen gün artmaktadır. Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü’nün yaptığı bir araştırmaya göre her dört gençten üçünün ekonomik kaygı ve endişe taşıdığı, son bir buçuk yıl içerisinde gençlerin %65’inin hanesinden en az bir kişinin iş kaybına uğradığı ifade edilmektedir. %26’lara dayanan genç işsizlerin önemli bir kısmının üniversite mezunu olması da bunu teyit etmektedir ayrıca üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur.  Genç nüfusa yönelik projeler artırılmalı, önleri açılmalı ve gelecekleri karartılmamalıdır. Ülkenin hazinesi olan bu değerli potansiyel iyi değerlendirilmelidir. Çalışma, üretme, keşfetme çağına gelmiş genç neslin endişe ve kaygılar içerisinde kaybolmasına izin verilmemelidir. 

Öte taraftan Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu’nun ÖTV indirimi talebini destekliyoruz. Toplumun çeşitli kesimlerinden kamu kaynaklı zamlara ve yüksek vergilere ilişkin itiraz sesleri yükselmektedir. Piyasanın canlanarak ekonomik krizin aşılabilmesi için başta ÖTV olmak üzere elektrik ve doğalgaz gibi üretim sektörünün girdi kalemlerinde mutlaka indirime gidilmelidir. Geçtiğimiz iki yılda meydana gelen ekonomik ve sosyal sorunların tahribatlarının giderilebilmesi için toplumun bu talebine olumlu cevap verilmelidir.

AFETLER KARADENİZ’İN KADERİ OLMAMALIDIR

Rize ve Artvin’de meydana gelen sel ve heyelanlarda yine ondan fazla vatandaşımız hayatını kaybetti, onlarcası da yaralandı. Sel ve heyelan bölgelerinde inşa edilen yüzlerce ev ve iş yeri tahrip oldu, binlerce dekar arazi zarar gördü. Yoğun yağışlar Karadeniz Bölgesi’nin iklimsel özelliğidir. Ancak her sene bu tür afetlerin yaşanması, idarecilerin ihmalkârlıkları ile vatandaşlarımızın yaşananlardan ders çıkarmamalarının sonucudur. Arazinin engebeli, toprağın yumuşak ve yağışın bol olduğu Karadeniz Bölgesi’nde rastgele yapılaşma ve denetimsizlik devam ediyor.

Arazi şartları ve yoğun yağış nedeniyle yüksek risk taşıyan bölgede yerleşim yerleri dere yataklarına inşa ediliyor. Öte taraftan çay bahçelerinin genişletilmesi amacıyla ağaçlar sökülerek ormanlık bölge, yok ediliyor. Bir daha bu tür afetlerin yaşanmaması için düzensiz yapılaşmaya son verilmeli, dere yataklarında yer alan yerleşim yerleri boşaltılmalı ve ağaçlandırma çalışmaları artırılarak ormanların yok edilmesine engel olunmalıdır.

Bu vesile ile Rize ve Artvin’deki sel afetinde vefat eden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, afete maruz kalan vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bu tür afetlerin bir daha yaşanmamasını temenni ediyor, yetkilileri önlem almaya davet ediyoruz.

İNSANLARIN SUSUZ BIRAKILMASI İNSANÎ DEĞİLDİR

Batman’ın Kozluk ilçesinde 40’tan fazla köyün su pompalarının elektriği DEDAŞ tarafından kesilerek köylüler yazın bu sıcak günlerinde susuz bırakıldılar. Bayramın susuz geçirilmesine neden olan bu uygulamanın gerekçesi ise yüksek meblağlardaki elektrik borçlarının ödenmemesidir. Kozluk’ta 60’tan fazla köy, DEDAŞ’a yüksek meblağlarla borçlu durumdadır. Her köyün bir-iki milyon TL civarında birikmiş borcunun olduğunu ve köylülerin bu borcu ödemesinin imkânsız olduğunu dile getiren muhtarlar, bu işe bir çözüm bulunmasını talep ediyorlar.

Yüksek elektrik maliyetleri ve elektrik dağıtım uygulamasındaki aksaklıklar, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da kangrene dönüşmüştür. Büyük mağduriyetlere neden olan aksaklıklar yıllardır devam etmektedir. Köylerdeki su pompalarına güneş panelleri ile enerji sağlanabilir ve evlere sayaç takılmak suretiyle de adil bir ücretlendirmeye gidilebilir. Yazın ortasında üstelik mübarek bayram günlerinde insanların susuz bırakılması, insanî ve kabul edilebilir değildir. Bu mağduriyet ivedilikle giderilmelidir.

DIŞARIDAN FİNANSE EDİLEN PLATFORMLAR

ABD ve Avrupa menşeli vakıflar, kötü emellerini gerçekleştirmek için dünyanın birçok yerinde kimi gazeteci ve STK görünümlü platformları kullanmak için onlara ciddi fonlar aktarmaktadırlar. Yıkıcı ajandalara sahip bu vakıfların Türkiye’deki faaliyetleri son yıllarda çok yaygınlaştı. Batı’nın kokuşmuş kültür ve değerlerini albenili bir şekilde halkımıza dayatarak özellikle gençliğimizi hedef alan bu oluşumlar, toplumumuz için ciddi birer tehdit haline geldiler. İnancımıza, kültürümüze ve toplumsal yapımıza zıt olan, hatta ahlaki yozlaşmayı hedefleyen söylem ve eylem savunuculuğunun neredeyse tamamının arkasında aynı vakıfları görüyoruz.

Bu tür faaliyetlerin son dönemlerde sosyal medyada ve diğer kitle iletişim araçlarında yoğunlaştığı görülmektedir. Birçok algı operasyonunun arkasında yer alan bu mecralar aynı zamanda Batı dünyasının tetikçiliğini yapmaktan da geri durmamaktadırlar. Bu STK ve medya organlarının kendilerini finanse eden kuruluşlara belli periyotlarla kimi raporlar hazırladıklarının ortaya çıkması, tehlikenin boyutlarını daha da büyütmektedir. Avrupa Birliği Uyum Mevzuatı ile kimi uluslararası sözleşme ve anlaşmalar da art niyetli bu yapılara çok geniş imkânlar sunmaktadır. Hızla büyüyen bu tehlikeye karşı acil önlem alınması çağrısında bulunuyoruz.

TİKTOK VE BENZERİ UYGULAMALAR DENETLENMELİDİR

İletişim teknolojisinin gelişmesi, hayatı kolaylaştırmak ile birlikte büyük riskleri de beraberinde getirmektedir. Birçok ülkede yasaklanmaya başlanan TikTok ve benzeri uygulamaların müstehcen ve ahlak dışı içerikler yayınlaması gençlerimizin ve çocuklarımızın maneviyatına zarar vermekte, duygularını istismar etmekte ve zihin dünyalarını zehirlemektedir. Bu tür ahlakdışı platformların Türkiye’de hiçbir engele takılmadan faaliyetlerini sürdürmeleri, gençlerimiz için büyük tehlike oluşturmaktadır. Yerli ve yabancı menşeli bu tür sosyal medya platformlarına yeni düzenlemeler getirilmelidir. TikTok ve benzeri zararlı uygulamalara erişim ya tamamen engellenmeli ya da sıkı bir denetime tabi tutulmalıdırlar. Akıl, nesil ve genel ahlakın korunması devletin sorumluluğunda olan hususlardır. İdare makamında olanlar, bu sorumluluğu bir an önce yerine getirecek tedbirler geliştirmelidir.

YEMEN’DE MÜZAKERE SÜRECİ BAŞLATILMALIDIR

Yemen’de iç savaşın taraflarından olan Husilerin, krizin çözümü için barış görüşmelerine hazır olduklarını açıklaması, siyasi çözüm için umutları yeşertmiştir. Kıtlık ve salgın hastalık pençesinde olan ülkede insanî krizin sona ermesi için öncelikle koşulsuz ve sürekli ateşkes ilan edilerek, yardımların ayrım gözetilmeksizin her bölgeye ulaştırılması sağlanmalıdır. Ancak Yemen’de müzakere sürecinin başarıya ulaşmasının temel yolu, savaşan taraflara askeri ve siyasi destek veren, ülkeyi vekalet savaşı sahasına dönüştüren dış aktörlerin söz konusu desteği ivedilikle sonlandırmasından geçmektedir. Bugüne kadar savaş ve katliama verilen destek, bundan sonraki süreçte Yemen halkının huzur ve refahına yöneltilmeli, taraflar ateşkes ortamında siyasi müzakereye zorlanmalıdır. 

PEGASUS CASUS YAZILIMI

 17 medya kuruluşu tarafından yürütülen araştırmada Siyonist işgal rejimi merkezli NSO Group'a ait casus yazılımın, küresel çapta kötü amaçlar için kullanıldığı belirtildi. İşgal rejimi, sözde ‘normalleşme’ karşılığında iş birlikçi yönetimlere casus yazılım pazarlamaktadır. Bu yazılım sayesinde dünya genelinde devlet başkanlarına kadar binlerce kişinin dinlendiği ortaya çıkmasına rağmen işgal yönetimine bir tepkinin gösterilmemesi şaşırtıcıdır. Filistin topraklarında gerçekleştirdiği terör faaliyetleri nedeniyle herhangi bir yaptırımla karşılaşmayan işgal yönetiminin, gazeteci Cemal Kaşıkçı başta olmak üzere cinayet ve siyasi şantajlarda kullanılan bu casus yazılım ile uluslararası bir terör şebekesi olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Siyonist işgalcilerin, emellerini gerçekleştirmek için siber silah olarak kullandığı ve rüşvet olarak pazarladığı casus yazılımla ilgili yargılanması ve cezalandırılması hayati öneme sahiptir. Zira söz konusu yazılım, siyasi baskı ve cinayetlere zemin hazırlamakta, küresel güvenliği riske atmaktadır.

SURİYE’DE YOKSULLUK GENEL BİR SORUNA DÖNÜŞTÜ

Savaşın devam ettiği Suriye’de yoksulluk ve insanî dram giderek artmakta, ülkenin tamamında insanlar temel ihtiyaçlarını giderme noktasında büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Ülkedeki yoksulluk ve zor durum, BM’nin raporlarına da yansımaktadır. BM Suriye Özel Temsilcisi’nin açıklamasına göre ülkedeki ekonomik durum çok zorlaşmıştır. Her on kişiden dokuzu yoksulluk içinde hayatını sürdürebilmektedir. Ülke fiili olarak üç bölgeye bölünmüştür. Suriye'de bulunan bütün aktörler ve BM, ülkenin istikrara kavuşturulması ve insanî yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, mültecilerin Suriye'ye güvenli bir şekilde dönmesi için bir an önce harekete geçmelidirler. Özellikle Astana’da yapılan son toplantıda alınan kararların hayata geçirilmesi bu anlamda büyük önem arz etmektedir.

TUNUS’TAKİ SİYASİ DARBEYİ ŞİDDETLE KINIYORUZ

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Kays Said, mevcut bazı sorunları gerekçe göstererek meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını belirterek atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını bildirdi.

Tunus halkının iradesine yapılan bu darbeyi kınıyoruz. Tunus’u istikrarsızlığa sürükleyecek, mevcut sorunların çözümünü daha da geciktirecek olan bu darbe, halkın iradesini gasp etmektir. Darbeciler tarafından binaları hedef alınan ve darbeye maruz kalan Nahda hareketi de bu karardan sonra halkı barışçıl mücadeleye çağırarak darbeye karşı duracaklarını ilan etmiş durumdadır. Diktatörlüğün sona erdiği Arap Baharı sürecinden sonra siyasi dönüşümü ve nispeten istikrarı sağlamış tek ülke olan Tunus’ta kazanımların korunması için mücadele edilmelidir. Öte taraftan talepler dikkate alınarak erken seçime gidilmesi, yeni kurulacak hükümette seçilmiş yönetime karşı darbe yapan cumhurbaşkanının yetkilerinin kısıtlanması sağlanmalıdır.

ŞEHZADE DEMİR |HÜDA PAR GENEL SEKRETERİ VE PARTİ SÖZCÜSÜ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI