Gündem Değerlendirmesi (19.07.2021)

Genel Merkezimizin 19 Temmuz 2021 tarihli gündem değerlendirmesi

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından yapılan açıklamada; Türkiye’de OHAL uygulamaları, DEDAŞ’ın yaptığı keyfi uygulamalar, emlak vergisinde aşırı artış oranları ve Türkiye Afganistan politikası gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konuları değerlendirildi.

TÜRKİYE’DE OHAL UYGULAMALARI BİTMELİDİR

Kamuya personel alımında uygulanan mülakatlarla binlerce gencin umutları yıkılmaya devam etmektedir. Mülakatlara alınan adaylar gizli bir güvenlik soruşturmasına tabi tutularak hukuki geçerlilik taşımayan istihbarat raporları doğrultusunda ya elenmekte ya da işe alınmaktadır. Ülkenin en iyi üniversitelerinden mezun olmuş, yıllarca KPSS’ye hazırlanmış ve yüksek puan almış gençler bir mülakatla elenebilmektedir. Keyfilik ve ayrımcılık üzerine bina edilmiş mülakat sistemi, gençlerimizin hayatını karartan bir kıyım mekanizmasına dönüşmüştür. Hukuk devleti ilkesi uyarınca kamu idaresi, yargısal denetim yapılmasını ortadan kaldıran ya da bu denetimin yapılmasını imkânsız kılan işlem ve eylemlerde bulunamaz. Uygulamadaki mülakat sistemi ise her türlü denetim ve şeffaflıktan uzaktır. Keyfilik ve partizanlık üzerinden suiistimal edilmeye son derece müsaittir. Daha fazla insanın hayatı karartılmadan bu uygulamaya son verilmeli, oluşan mağduriyetler ivedilikle giderilmelidir.

İktidarın hazırladığı ve terörle mücadele kapsamında kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılması, ihracı, rütbelerinin geri alınması, gözaltı sürelerinin uzatılması gibi birtakım olağanüstü hal dönemlerine ait uygulamalara ilişkin düzenlemelerin süresinin 3 yıl daha uzatılmasını öngören teklif, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Darbe girişiminin üzerinden beş yıl geçmesine ve kamu görevlilerinin görevden uzaklaştırılmalarına ilişkin Devlet Memurları Kanunu’nda yeterli düzenleme bulunmasına rağmen iktidarın normal hukuk düzenini yeterli görmeyip ısrarla olağanüstü yetkilere sahip olma çabası içerisine girmesi büyük bir yanlıştır. Sayın Cumhurbaşkanını, söz konusu kanunu Meclis'e iade etmeye davet ediyoruz. Türkiye temel insan haklarının güvencesiz kaldığı olağanüstü hal yöntemlerine başvurmaktan vazgeçmeli, bir an önce olağan hale dönmelidir.

DEDAŞ’IN YAPTIĞI KEYFİ UYGULAMALARA SON VERİLMELİ

Dicle Elektrik Dağıtım Şirketinin (DEDAŞ) çiftçileri fahiş faturalarla karşı karşıya bıraktığı, yüksek cezalar keserek çiftçilerin destekleme primlerine el koyduğu yönündeki iddialar gündemdeki yerini koruyor.

Kaçak elektrik kullanımına karşı ceza uygulamalarında hiçbir kriterin gözetilmediği hatta çoğu zaman kaçak elektrik kullanmayanlara da cezai işlem uygulandığı iddialar arasında yer almaktadır. Bu durum sadece çiftçiler için değil, mesken kullanımlarında da söz konusudur. Faturalara yansıyan düzensiz kullanım bedelleri, fiyatlandırmadaki keyfiliği göstermektedir. Kaçak kontrol işlemlerinde çoğu zaman toplu cezalandırma yöntemi uygulanmaktadır. Yapılan kontrollerde kaçak elektrik kullanmadığı halde yüksek cezalarla karşı karşıya kalan abone sayısında görülen artış, DEDAŞ’ın rastgele kaçak kullanım cezası uyguladığı iddialarını güçlendirmektedir.

Öte taraftan kaçak elektrik kullanmadığı halde yüksek cezalarla karşı karşıya kalan aboneler karşılarında ciddi bir muhatap bulamamakta, yapılan girişimlerden sonuç alınamamaktadır. Kontrol adı altında uygulanan toplu cezalandırma sistemi hak ve adalet ilkelerini hiçe saymaktır. Yıllardan beri devam eden ve ağır mağduriyetler oluşturan bu soruna müdahale edilmeli, keyfi uygulamalara derhal son verilmelidir.

EMLAK VERGİSİNDE AŞIRI ARTIŞ ORANLARINA MÜDAHALE EDİLMELİ

Kimi belediyelerin, emlak vergisinde %50 ile %80’lere varan artışlar yapacağı yönündeki haberler, toplumu tedirgin etmektedir. Emlak vergisi, dört yılda bir toplanan “Takdir Komisyonları” vasıtasıyla belirlenmektedir. Bir önceki dönemde yine aşırı artışlar gündeme geldiği için hükümet Emlak Vergisi Kanununa eklenen geçici hükümlerle artış oranını belli bir seviye ile sınırlı tutmuştu. Aşırı artışların önüne geçmek için yeniden benzer bir uygulamaya gidilmeli ve kanuni bir sınır konulmalıdır. Aksi halde önümüzdeki dört yıl boyunca emlak sahipleri, yüksek vergi oranlarına mahkûm kalacaklardır.

TÜRKİYE AFGANİSTAN POLİTİKASINI REVİZE ETMELİDİR

Afganistan’da yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesine yönelik bir anlaşma sürecine rağmen Türkiye, NATO gücü olarak ülkedeki askeri varlığını devam ettirmek istemektedir. Taliban’ın son açıklamasında Türkiye’nin NATO gücü olarak ülkedeki askeri varlığını devam ettirmesi halinde hedef alınacağı açıkça dile getirilmektedir. Bu şartlarda NATO adına Afganistan’da kalmak şimdiye kadar mevcut bulunan riski daha da büyütecektir. Türkiye’nin ülkedeki varlığı Afganistan halkına zulüm ve acı yaşatan, ülkeyi istikrarsızlaştıran NATO şemsiyesi altında olmamalıdır.

Türkiye, 20 yıldır işgal ve katliamla mücadele eden, iç savaşlarla perişan edilen kardeş Afganistan halkının sulh ve huzura kavuşması için mücadele etmelidir. Afganistan’da iç barışın sağlanması, ülkenin yeniden imarı ve kalkınması için katkı sunmalıdır. Afganistan’ın bir bölümünün yönetimini elinde bulunduran güçlerin karşı çıkmasına rağmen atılacak askeri bir adım ülkeyi sonu belirsiz bir maceraya sürükleyecektir. Türkiye’nin bu doğrultuda Afganistan politikasını gözden geçirmesi, ABD ve NATO çıkarlarından bağımsız bir yol haritası belirlemesi gerekmektedir.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI