Gündem Değerlendirmesi (14.06.2021)

Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu’nun 14 Haziran 2021 tarihli gündem değerlendirmesi

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, yaptığı açıklamada; bankalara yarayan yüksek faizler, diyanet çocuk kanalının açılması, başörtüsüne anayasal güvence, tarım politikası, UNİCEF’in ‘çocuk işçiliği’ raporu, Erdoğan-Biden görüşmesi ve Kanada’da Müslüman ailenin katledilmesi gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

YÜKSEK FAİZLER BANKALARA YARIYOR

Yükselen döviz kurunu dengeleme ve enflasyon rakamlarını aşağı çekme gerekçesiyle Merkez Bankası tarafından yapılan faiz artışları beklenen sonucu vermedi. Salgın hastalık sürecinde birçok ülke faiz oranlarını sıfıra yakın tutarken Türkiye, faizleri yükseltme konusunda dünyanın sayılı ülkeleri arasına girdi. Ekonomik durgunluk, birçok kesimi banka kredilerine mecbur bıraktı. Borcu borçla kapatma döngüsüne yol açan bu mecburiyet, BDDK verilerine göre bu yılın ilk dört ayında halkın bankalara ödediği faiz miktarını 34,5 milyar liraya çıkardı.

BDDK verilerine göre yerli özel bankaların net kârı Ocak-Nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artarken, yabancı bankaların net kârı yüzde 48 artış göstermiştir. Enflasyonu azdıran, döviz kurunu da dizginleyemeyen faiz artırımı politikasının reel ekonomiye bir fayda sağlamadığı gibi yatırımları da bloke ettiği görülmesine rağmen halen ilgili kurumlarca savunulmaktadır. Yüksek faiz oranları krizlerden nemalanan belli sermaye grupları ve hiçbir şey üretmeden milletin sırtından geçinen asalak faiz kurumları dışında hiç kimsenin işine yaramayacaktır.

DİYANET ÇOCUK KANALININ AÇILMASI

Geçtiğimiz günlerde TRT ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasında Diyanet Çocuk Televizyon kanalı açılması için bir protokol imzalandı. Geleceğimiz olan çocuklarımızın ruhsal ve sosyal yönlerden gelişerek kendilerine, ailelerine ve tüm insanlığa faydalı fertler olabilmeleri, öncelikli meselelerimizden biri olmalıdır.  Ne acıdır ki televizyonlarda yayınlanan programların çoğunluğu çocuklarımızda ruhsal, sosyal ve ahlaki açıdan tahribatlara yol açmaktadır. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın Kur’an ve Sünnet bilinciyle yetişmesini hedefleyen eğitici kanallar büyük ve acil bir ihtiyaçtır. Programların içeriklerinin inancımız ve kadim medeniyetimiz çerçevesinde oluşturulması en önemli husustur. Böyle bir girişim geç de olsa olumlu bir adımdır. TRT Diyanet Çocuk kanalının en kısa zamanda faaliyetlerine başlamasını temenni ediyor, hayırlı olmasını diliyoruz.

BAŞÖRTÜSÜNE ANAYASAL GÜVENCE

Başörtüsü meselesi yıllardan beri eski sıklıkta olmasa da gündemde olmaya devam etmektedir. Son olarak Nişantaşı’ndaki bir parkta başörtülü bir akademisyenin saldırıya uğraması bu sorunu tekrar gündeme taşımıştır. Milyonlarca insanı ilgilendiren bu konu ne yazık ki hâlâ çözüm beklemektedir. Bir insanın inancı gereği başörtüsü taktığı için hakarete uğrayıp darp edilmesi, din ve inanç hürriyetinin hedef alınmasıdır. Yaşanan bu olay Türkiye’de başörtülülere karşı geçmişte yapılan muameleleri akıllara getirmektedir. Bu türden olayların geçmişe nazaran daha az olsa da halen yaşanıyor olması maalesef başörtüsü düşmanlığının bitmediğini göstermektedir. Bu saldırılar, başörtüsü meselesi kesin bir çözüme kavuşturulmadığı için yaşanmaktadır. Ahlak ve değerler eğitiminin yetersizliği, toplumun manevi dayanaklarını temelden çürüttüğü gibi bu tür saldırıların da en önemli nedenidir. Bu meseleye dini inanç ve değerlerin yanı sıra temel insan hak ve hürriyetleri bağlamında yaklaşılmalı, yaşanan bu kronik sorunun çözümü için başörtüsü ivedilikle anayasal güvence altına alınmalıdır.

TARIMSAL POTANSİYEL HAREKETE GEÇİRİLMELİDİR

Artan nüfus, iklimsel sorunlar ve dünyada artan gıda talebi tarımda yeni planlamaların gerekliliğini ortaya koymuştur. Alışılagelmiş tarım politikaları ile ihtiyaçlara cevap verilmesi mümkün değildir. İstatistikler, gıda sektöründe yaşanan arz-talep dengesizliğini ve diğer sorunları net olarak ortaya koymaktadır. Temel gıda maddelerindeki pahalılık, son 12 yılda çiftçi sayısında yaşanan %48’lik azalma ile birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’nin doğru bir tarım politikasının olmadığı açık ve net bir biçimde görülecektir. Tarım merkezlerindeki yoksul vatandaşlarımızın mevsimlik işçi olarak farklı şehirlerde, çok ağır şartlarda ve çok cüzi ücretlerle çalışarak hayatta kalmaya çalışmaları kabul edilebilir bir durum değildir. Bölgeler arası kalkınmışlık farkının, yanlış politikalar nedeniyle oluştuğu aşikârdır.

Tarım politikalarında ciddi bir zihniyet değişimine ihtiyaç vardır. Ülkenin artan ihtiyacı, nüfus yoğunluğu, tarım ve hayvancılık potansiyeli göz önünde tutularak yeni bir yol haritası belirlenmelidir.  Bu anlamda yapılacak en önemli işlerden biri GAP projesinin tamamlanmasıdır. Destek ve teşvik sistemi yeniden gözden geçirilmeli, tarım ve hayvancılık destekleri Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi milli gelirin %1’i seviyesine çıkarılmalıdır. Çiftçilik, hayvancılık ve bunları tamamlayan diğer yan sektörler cazip hale getirilmeli, bu alanda çalışanların sayısı ve imkanları artırılmalıdır.

UNİCEF’İN ‘ÇOCUK İŞÇİLİĞİ’ RAPORU!

ILO ve UNICEF’in  “Çocuk İşçiliği: 2020 Küresel Tahminler, Eğilimler ve Önümüzdeki Yol” başlıklı raporuna göre, Covid-19 salgınının etkisiyle dünya genelinde çocuk işçi sayısı 8,4 milyon artarak 160 milyona çıkmıştır. Söz konusu rapor, pandemi sebebiyle yoksulluğa sürüklenen ailelerde çocukların çalışmak zorunda kaldığını ya da zorla çalıştırıldığını da ortaya koymaktadır.

Pandemi döneminde artış gösteren küresel gelir eşitsizliği; çocukların eğitim, sağlık ve sosyal haklardan eşit şekilde yararlanmasının önüne geçerek küçük yaşta çalışmak zorunda kalmalarına neden olmuştur. Salgın sürecinde artan çocuk işçi sayısı, çocuk işçiliğinin azaltılması için küresel çapta sosyal bir çalışma yapılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Bu doğrultuda çocukları çalışmak zorunda kalan yoksul ailelere ekonomik destek sağlanmalı, çocukların eğitim ve diğer masraflarının karşılanması için uluslararası bir fon oluşturulmalıdır.

ERDOĞAN-BİDEN GÖRÜŞMESİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden’ın, bugün NATO zirvesi sırasında bir görüşme gerçekleştirecekleri açıklandı. Görüşme, Trump döneminde olduğu gibi kamuoyuna ABD-Türkiye ilişkileri için ‘yeni bir dönem’ söylemiyle servis edilmektedir. Oysa ABD’nin bugüne kadar ‘müttefiklik’ söylemine rağmen Türkiye karşıtı politikaları her gün daha da artmaktadır. Doğu Akdeniz, Libya, S-400 savunma sistemi, F-35 uçak projesi başta olmak üzere pek çok konuda Türkiye’ye karşı hasmane tutum takınan ve yaptırım uygulayan ABD’den ‘iyi niyet’ beklemek abestir.

Bütün dünyayı ekonomik, askeri ve siyasi baskılarla hegemonyası altına almak isteyen ABD, Türkiye’nin kendisine tabi ve bağımlı kalmasını dayatmaktadır. ABD’nin şantajlarına boyun eğilmemeli, müttefiklik söylemine de itibar edilmemelidir. Ülkenin ve İslam dünyasının istikrarı için Türkiye, ABD’nin hegemonyasından bir an önce çıkmalıdır.

KANADA’DA MÜSLÜMAN AİLE KATLEDİLDİ

Kanada'nın Ontario eyaletine bağlı London kentinde 20 yaşındaki bir saldırgan, kullandığı minibüsü kaldırımda yürüyen Müslüman ailenin üzerine sürdü. İslam karşıtı terör saldırısında aynı aileden 1'i çocuk 4 kişi vefat etti, 1 çocuk da ağır yaralandı. Müslüman aileye karşı yapılan bu barbarca saldırı, kazaen olmuş bir saldırı değildir. İslam’a ve Müslümanlara karşı sistematik olarak sürdürülen kin ve nefret söyleminin bir sonucudur. Hatırlanacağı üzere 4 yıl önce yine Kanada’nın Quebec şehrinde camiye yapılan saldırıda da 6 Müslüman şehid edilmiş, 5 kişi de yaralanmıştı. Bu saldırılarda katledilen Müslümanlara bir kez daha Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu vahşi saldırıyı lanetliyor, saldırganları ve sebep olanları kınıyoruz.

Batılı ülke liderleri, siyasetlerinin bir parçası haline getirdikleri Müslümanlara yönelik kin ve nefret söylemini acilen terk etmelidir. İslam dini ve Müslümanlar, Batı’nın bir parçası ve gerçeğidir. Bu gerçek kabul edilmelidir. İslam’a ve değerlerine her türlü saldırı ve Müslümanlara yönelik ayrımcılık ve düşmanlık suç sayılmalı, benzer saldırıların bir daha yaşanmaması için her türlü önlem alınmalıdır.

ZEKERİYA YAPICIOĞLU | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI