Gündem Değerlendirmesi (31.05.2021)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 31 Mayıs 2021 tarihli gündem değerlendirmesi

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı açıklamada; 11. yıl dönümünde Mavi Marmara, işsizlik fonundaki kaynak, kapanan özel okulların oluşturduğu mağduriyetler, yeni anayasa çalışmaları, temsilde adaletin önünün açılması talebi, Çin’in Uygurlara yönelik zulmü, BM raporunda tescillendi Avrupa’nın vahşeti ve Gazze’nin imarı gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

11. YIL DÖNÜMÜNDE MAVİ MARMARA

İşgal rejiminin Gazze’ye yönelik ambargosunu gıda malzemesi dolu gemilerle delmeye çalışan filonun uluslararası sularda saldırıya uğramasının üzerinden tam 11 yıl geçti. Bu vesile ile Mavi Marmara gemisinde şehadet şerbeti içen şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyoruz. Uluslararası sularda bir katliam gerçekleştiren işgal rejiminin yaptığı haydutluk şimdilik yanına kar kalmıştır. İlkin Türkiye, hem iç hem de uluslararası hukuk anlamında gerekli adımları atarak siyonist katillerin yargılanmasına vesile olmuş ve takdir toplamıştı.  Ancak sonrasında tersi bir tutum içerisine girerek kabul edilemez bir strateji değişikliğine gitti. Katledilen 10 vatandaşa rağmen, kamuoyuna ‘Mavi Marmara anlaşması’ olarak yansıyan bir mutabakatla işgal çetesinin katliamı ‘kan parasıyla’ unutturulmaya çalışıldı. Aynı zamanda işgal çetesi aleyhine başlatılan hukuki süreç sona erdirilerek Mavi Marmara davası düşürülmüştü. Bu durum, şehit ve yaralı aileleri başta olmak üzere tüm dünya Müslümanlarını derinden yaralamaktadır.

Türkiye, hiçbir siyasi ve iktisadi maslahat ile izah edilemeyecek bu tavır değişikliğinden vazgeçmeli, işgal rejiminin haydutluklarını mahkûm etmelidir. Başta Mavi Marmara’da şehit edilen vatandaşlarının hakları ve her gün işgal çetesinin saldırılarına maruz kalan Filistinliler için uluslararası sahada da mücadele vermeli, işgal çetesinin işlediği insanlığa karşı suçların ve katliamların hesabını vermesi sağlanmalıdır. Katil Siyonistlerin güçlenmesine ve meşruiyet kazanmasına imkân sağlayacak resmi ya da gayri resmi hiçbir süreçte yer almamalıdır.

İŞSİZLİK FONUNDAKİ KAYNAK, AMACINA UYGUN KULLANILMALI

Kurulduğu 2002 yılından bugüne kadar biriken kaynaklarla beraber, kaynakların amaç dışı kullanımı ile de gündeme gelen İşsizlik Sigortası Fonu’ndan en az yararlanan kesim işçilerdir. Fonda biriken paranın önemli bir miktarı bazı projeler için hükümet tarafından kaynak temininde kullanılırken, bir takım teşvikler karşılığında işverenlere yapılan çeşitli ödeme miktarları ise, işlerini kaybeden işçilere fondan yapılan ödeme miktarının çokça üzerine çıkıyor. 2020 yılı yıllık planlamaya göre fonda birikmesi öngörülen miktar 138 milyar lira iken, aynı planlamada işini kaybedecek işçiler için öngörülen ödeme miktarının 8 milyar lira olarak belirlenmesi, fonun kuruluş amacı ile kaynaklarının kullanımı arasındaki derin çelişkiyi ortaya koyuyor.

Artan işsizlik oranları ve işlerini kaybettikleri halde kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayanlar dikkate alındığında fonun amacı dışında kullanıldığı anlaşılmaktadır.  Ödemesi fondan karşılanan kısa çalışma ödeneğiyle ilgili süre, kapsam ve ödeme miktarı tartışmaları yaşanırken, işçi ve işverenden yapılan kesintilerle sağlanan fon kaynaklarından yararlanması gerekenlerin işten ayrılma nedenleri, çalışma süresi ve prim ödeme gün sayısından kaynaklanan kısıtlayıcı koşullar insanları mağdur etmeye devam etmektedir. İşlerini kaybedenlerin yararlanması gereken fon kaynaklarının amaç dışı kullanımına son verilmesi, fondan yararlanma koşullarının düzeltilmesi, kaynakların bir bölümünün her yıl katlanarak artan işsizlik sorununa çözüm amacıyla kullanılması gerekmektedir.

KAPANAN ÖZEL OKULLARIN OLUŞTURDUĞU MAĞDURİYETLER

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un, verdiği bilgilere göre; ‘2020 ve 2021 yıllarında 938 özel okul kapanmış, 882 özel okul da devredilmiştir. Kapanan özel okullardaki öğrenci sayısı 37 bin 850, öğretmen sayısı ise 4 bin 940’tır. Devredilen özel okullarda ise 95 bin 580 öğrenci ile 11 bin 331 öğretmen bulunmaktadır.’ Pandemi nedeniyle özel okulların finans çarkı döndürülemediği için çoğunluğu kapanmak veya devredilmek zorunda kalmıştır. Beş bine yakın öğretmen ile binlerce öğrenci mağdur olmuştur.  

500 binden fazla öğretmen adayı atamayı beklerken, bunlara yenileri eklenmiş oldu. İşsiz kalan öğretmenler ile okulsuz kalan öğrencilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için gerekli tedbirler ivedilikle alınmalıdır.

Öte taraftan; 2021 KPSS lisans sınav başvuru ücretlerinin yüksekliği dikkatlerden kaçmamaktadır. Ekonomik anlamda ciddi sıkıntıların yaşandığı bu pandemi sürecinde, zaten çoğunluğu işsiz olan öğrencilerin bu ücretleri karşılamada zorlanacakları aşikârdır. Hiç olmazsa pandemi süresince yapılacak sınav başvurularında öğrencilerden sınav parası alınmamalıdır.

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Birkaç aydır gündemde olan yeni bir anayasa yapılması söylemi, toplumda yıllardır var olan sivil bir anayasa oluşturulması umudunu büyütmüştür. Sayın Cumhurbaşkanının bu günlerde Yeni anayasa çalışmalarına tüm partilerden katkı almaya ve geniş katılımlı bir anayasayı milletimize sunmaya kararlı olduklarına ilişkin beyanatı son derece önemlidir. Uzlaşma zemini konusunda, gerek siyasi partiler gerekse sivil toplum nezdinde yeterli çalışma yapılmadan sadece “Cumhur İttifakı’nın” hazırladığı bir anayasa önerisi üzerinden hareket edilmesi doğru bir yöntem olmayacaktır. Toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak yeni ve sivil bir anayasanın oluşturulabilmesi için mümkün olabilecek en geniş katılımlı bir uzlaşı zemini aranmalıdır. Mecliste temsilcileri olan partilerin yanında adaletsiz seçim barajı nedeniyle meclise giremeyen partilerin de etkin katkı sunmalarının sağlanması gerekir. Bunun yanında toplumun diğer tüm kesimleri de bu Anayasanın hazırlık sürecine dâhil edilmeli ki; ortaya çıkacak metne ülkede yaşayan herkes sahip çıkabilsin.

TEMSİLDE ADALETİN ÖNÜ AÇILMALIDIR

Siyasi Partiler yasası ile Seçim Kanununda yapılacak değişiklikler de son günlerin gündem konularından bir tanesidir. Seçim barajının düşürülmesine dair bazı formüller değerlendirilmektedir. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden sonra adil bir yönetim anlayışının oturabilmesi için seçim barajının sıfırlanmasından başka bir yol yoktur. Temsilde adaletin sağlanabilmesi, seçimlerde fırsat eşitliğinin oluşturulabilmesi ve adil rekabet ortamı için; seçime girme yeterliliğine sahip partilere hazine yardımı yapılmasının önü açılmalıdır. Toplumun huzuru ve adaletin sağlanabilmesi için bu hususun; siyasi pazarlıklara ve seçmen iradesini baskı altına almasına müsaade edilmemelidir.

 ÇİN’İN UYGURLARA YÖNELİK ZULMÜ!

Uzun yıllardır dini ve etnik kimlikleri sebebiyle asimilasyon ve işkenceye maruz kalan Uygurlar şimdi de Çin tarafından ‘denek’ olarak kullanılmaktadır. Özellikle yapay zeka çalışmalarında denek olarak kullanılan Uygurların duygu değişimleri dahi kontrol edilmekte ve olağanüstü bir baskı altında hayatlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Çin’in Uygurlara yönelik zulmü defalarca uluslararası insan hakları kuruluşlarınca belgelenmesine rağmen görmezden gelinmiş, zulmün durması için hukuki ve siyasi herhangi bir adım atılmamıştır. Siyasi ve ekonomik menfaatler sebebiyle görmezden gelinen zulme karşı dünya kamuoyu Filistin meselesinde olduğu gibi harekete geçmelidir.  Çin’e karşı caydırıcı boykotun yanı sıra, soykırım suçu işleyen yöneticilerin adalet önünde hesap vermesi sağlanmalıdır. Çin zulmünün önüne geçilmediği takdirde insan hakları ihlalleri artarak devam edecek ve Çin’in amaçladığı etnik ve dini asimilasyon gerçekleşecektir.

AVRUPA’NIN VAHŞETİ BM RAPORUNDA TESCİLLENDİ

Birleşmiş Milletler Akdeniz’de binlerce göçmenin hayatını kaybetmesinden AB’yi sorumlu tuttu. Yalnızca bu yıl 500’den fazla göçmen Orta Akdeniz’i geçmeye çalışırken hayatını kaybetmiş, birçoğunun önlenebilir ölümler olduğu BM raporunda yer almıştır. Geri itme politikasının sonucunda kıyılara vuran bebek cesetleri vicdanları sızlatmaktadır. AB ülkelerinin geri itme politikası, acil yardım çağrılarının cevapsız bırakılması ve insani kurtarma çalışmalarının engellenmesi ölümlerin temel sebepleridir. AB’nin göçmenlere yönelik politikası katliamdan farksızdır. Göç yollarında hayatını kaybeden göçmenlerin dramı istatistiklerden ibaret kalmamalıdır. BM’nin zulmü ortaya koyan bu raporu önemlidir. Ancak ölümlerin engellenmesi için AB ülkeleri somut adım atmaya zorlanmalıdır. Güvenli göç yollarının oluşturulması, STK’ların insani yardım faaliyetlerine izin verilmesi, kurtarma çalışmalarında hız ve yeterliliğin arttırılması, insan kaçakçılarına yönelik caydırıcı tedbirler, kötü muameleye karşı somut adımlar ve geri itmenin önlenmesi göçmen ölümlerini büyük oranda azaltacaktır. BM, özellikle bu adımların atılması için harekete geçmeli ve Akdeniz’deki göçmen katliamı sona erdirilmelidir.

GAZZE’NİN İMARI

İşgal rejiminin Gazze’ye yönelik 11 günlük bombardımanının bilançosu ortaya çıktı. Gelen görüntülerde büyük bir yıkımla birlikte hastaneye giden yolların dahi bombalandığı, tarım alanlarının yakıldığı görülmektedir. Gazze’den büyük bir enkaz görüntüsü yansıdı.  BM Filistin İnsani İşler Koordinatörü ’nün açıklama ve yardım çağrıları ile birlikte, Gazze’deki yetkililerin açıklamalarına göre yıkım ürkütücü boyutlardadır. Bombardımanda 66'sı çocuk, 39'u kadın olmak üzere 254 Filistinli şehit olurken 1.948 kişi de yaralandı. 1800 konut tamamen yıkıldı. 16 bin 800 konut, 66 okul, 6 hastane, 11 sağlık ocağı hasar gördü. 74 hükümet binası, 300’den fazla ekonomik, endüstriyel ve ticari tesis bombalandı. Toplamda 350 milyon dolarlık maddi hasar olduğu tespit edildi. Yıkım, 800 bin kişinin musluk suyuna sürekli erişimini engelledi. Yakıt sıkıntısı ve elektrik şebekesinde meydana gelen hasar Gazze genelinde elektriğe erişimi günde ortalama 4 ila 6 saate kadar düşürdü.

Yıllardır ambargo ve abluka altında olan Gazze’nin bu yıkımın altından tek başına kalkması mümkün değildir. Bu zarar işgal rejiminden tazmin edilmelidir. Uluslararası kurum ve kuruluşlar ile İslam ülkeleri Gazze’yi işgal rejiminin insafına terk etmemeli, bu yıkım ve acıyla baş başa bırakmamalıdır. Abluka ve ambargo acilen kaldırılmalı, Refah Sınır Kapı’sı açılarak gerekli her türlü yardım ulaştırılmalıdır. Gazze’nin yeniden imarı ve muhafazası için bir seferberlik başlatılarak yaraları sarılmalıdır.

İSHAK SAĞLAM - HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI