Gündem Değerlendirmesi (24.05.2021)

Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, 24 Mayıs 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, yaptığı açıklamada; Türkiye’nin Mescid-i Aksa tutumu, Türkiye’nin ekonomi politikası, Turizm için yapılan kısıtlamalar, Derecik’te iki köylünün yaralanması, dünyanın Filistin sınavı, Afganistan’da sivil katliamı ve Avrupa Parlamentosu’nda kabul edilen Türkiye raporu gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

TÜRKİYE, MESCİD-İ AKSA’YA DAHA ETKİN SAHİP ÇIKMALIDIR

İşgal rejiminin insanlık dışı saldırılarında sadece Gazze’de 66'sı çocuk, 39'u kadın 248 Filistinli kardeşimiz şehit olmuştur. Direnişin gücü karşısında yenilen ve dünya kamuoyu karşısında zelil olan Siyonist işgal rejimi, tek taraflı ateşkes ilan etmek zorunda kalmıştır. Filistin halkı bir bütün olarak büyük bir zafer kazanmış olsa da Siyonist rejimin fiili işgali, saldırgan tavrı ve hukuk tanımaz pervasızlığı devam etmektedir. Oluşturulan şiddet ve kaos sarmalında Filistin seçimleri iptal edilmiştir. Filistin’in bütünlüğünün tesisi, siyasal olarak gelişmesi ve Kudüs’ün özgürlüğü açısından seçimlerin yapılması hayati önemdedir.

Şu anki ateşkesin geçici olduğu unutulmamalıdır. Soruna kalıcı çözüm için özellikle Türkiye’nin daha etkin bir duruş sergilemesi zorunludur. İşgal rejimi ile yapılan ticaretin 6 milyar doları geçmesi bu anlamda ciddi bir sorun ve çelişkidir. Türkiye mahkemelerinin yargı yetkisi dikkate alınmalı ve bu mekanizma harekete geçirilmelidir. TCK’da tanımlanan “İnsanlığa karşı suçlar” ve “Soykırım” suçu bütün unsurları ile oluşmuştur. Hiçbir yaptırımı olmayan kınamalar yerine, somut ve etkili bir yol olan bu mekanizmanın işletilerek siyonist canilerin yargılanması tarihi, vicdani ve hukuki bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun gereği olarak Adalet Bakanlığını derhal harekete geçmeye davet ediyoruz.

TURİZM İÇİN YAPILAN KISITLAMALAR 

17 Mayıs’ta biten tam kapanma sürecinin sonunda vaka sayılarında belirgin bir azalma görülmüştür. Daha önceki kısmi kısıtlamalar ile tam kapanma uygulamaları nedeniyle birçok sektör ağır sonuçlar ile yüz yüze kaldı. Ancak son kapanma kararının turizm sektörünün önünün açılması için alınması, diğer sektör yatırımcılarını yaralamıştır. Zira bu sektörlerin ağır bir mağduriyet yaşayacağı bilinmesine rağmen kapanmaya gidildi.  Eğitim anlamında çocuklarımızın iki yılı heba oldu. Eğitim sistemi çöktü. Turizmin eğitimden, toplum sağlığından ve diğer bütün sektörlerden daha fazla önemsenmesini tasvip etmiyoruz.

Eğitime bağlı sektörler de çöküş yaşadı. Özel eğitim kurumları bir bir kapandı. Okul kantinlerini işleten esnaf iflas etti. Okul servis hizmetlerini yürüten kişi ve şirketlerin kredi borçlarına karşılık servis araçlarına hacizler geldi.

Aynı şekilde inşaat ve bağlı sektörlerin bu süreçte yaşadığı sıkıntıları aşması hiç kolay olmayacak. Bütün bu sıkıntılar yaşanırken tedbirlerin turizm sezonuna göre ayarlanması ne kadar doğrudur? Öte taraftan insanlarımız her türlü kısıtlamaya tabi tutulurken hasta ya da temaslı olup olmadığı bilinmeyen yabancı turistler hiçbir kısıtlamaya takılmadan gezebilmektedir. Zaten ciddi anlamda düşmüş olan turizm geliri için toplumumuzun sağlığını ciddi anlamda tehlikeye atmak, büyük bir yanlıştır.

EKONOMİDE DAHA CİDDİ ADIMLARA İHTİYAÇ VAR

Ekonomide sıkıntılar gün geçtikçe artmaktadır. Pandeminin etkisini azaltmak için açıklanan destek paketinin akabinde akaryakıtta ÖTV’nin bir seferde %10 artırılması, hedeflenen enflasyon oranına ulaşmayı imkânsız kılmanın yanı sıra ulaşım başta olmak üzere her şeye zam olarak yansıyacaktır. Bir taraftan destek paketleri açıklanırken diğer taraftan kaynak oluşturmak için hemen her şeyin fiyatına yansıması muhakkak olduğu bilinmesine rağmen akaryakıttan alınan vergilerin artırılması yoluna gidilmesi bariz bir çelişkidir. Her fırsatta fiyat istikrarına vurgu yapılmasına karşın diğer taraftan fiyat istikrarını bozacak uygulamalara gidilmesinin izahı yoktur. Krizin önlenmesi ve fiyat istikrarına kavuşulabilmesi için ilkin hükümet elini taşın altına koymalı ve zamları durdurmalıdır.

Son TÜİK rakamlarına göre işsizlik, halen ekonominin kara deliği olmaya devam etmektedir. Genç işsizlik oranının % 24,7 olarak gerçekleşmesi, hükümetin hala işsizliğin ekonomi için oluşturduğu tehlikenin farkında olmadığını göstermektedir.  Yatırım ve istihdam için bugüne kadar verilen taahhütler yerine getirilmemiştir. Kamu ve özel sektörün ortak fedakârlığına dayanan büyük bir istihdam seferberliğine ihtiyaç vardır. Öte taraftan kuraklığın olduğu bölgelerde çiftçilerin mağduriyetlerini telafi edecek daha ciddi adımlar atılmalıdır. Sadece kamu bankalarına olan borçların ertelenmesi derman olmayacaktır. Çiftçilerin bir sonraki ekimlerini yapabilmeleri için tohum ve diğer girdilerin devlet tarafından karşılanması, tedarik zincirinin güvenliği için zorunludur.

DERECİK’TE İKİ KÖYLÜNÜN YARALANMASI

Hakkari’nin Derecik İlçesi, Çemekûrk (Derindere) mevkiinde kaçakçılık yaptıkları iddiasıyla biri 17, diğeri 21 yaşında olan iki vatandaşımız güvenlik güçlerinin açtıkları ateş ile yaralandılar. Medyaya yansıyan görüntülerde vatandaşlardan birinin; biz terörist değiliz, silah yok. Sadece sigara var, dedikleri görülmektedir. Sınırın öbür tarafından getirdikleri ufak tefek öteberi ile ailelerinin geçimine katkıda bulunan çocuk yaştaki insanların ateş altına alınması hukuk devletinde olmaması gereken bir durumdur. Daha önce de defalarca benzer durumlar yaşanmasına rağmen halen aynı durumların tekrarlanması, kabul edilebilir bir şey değildir.

Suç ve suçlu ile mücadelede güvenlik birimlerinin nasıl davranması gerektiği, hukuk devletlerinin mevzuatlarında detaylı bir şekilde ifade edilmektedir. Kayıt dışı birkaç sigara getirip satmanın karşılığı bu şekilde olmamalıdır. Vatandaşların yasalara ve toplumsal sorumluluklara bağlı kalma zorunluluğu olduğu gibi güvenlik birimleri de görevlerini yerine getirirken hukuka bağlı kalmak ve ölçülü olmak zorundadırlar. Söz konusu olay ivedilikle soruşturulmalı ve görevlerini suiistimal edenler hak ettikleri cezalara çarptırılmalıdırlar.

DÜNYA FİLİSTİN SINAVINI VEREMEDİ!

Siyonist İşgalcilerin Gazze’ye yönelik başlattığı saldırıda yüzlerce sivili şehit etmiş, sivil yerleşim yerlerini, okul ve sağlık merkezlerini hedef alarak savaş suçu işlemiştir. Buna rağmen BMGK’dan kınama kararı dahi çıkarılamamış, BM katliamın bilançosunu açıklamaktan başka bir işlevi yerine getirememiştir. İslam işbirliği teşkilatı ise Müslümanların mukaddesatına yönelik saldırılara ve sivillere yönelik katliamlara kınamaktan başka bir tepki vermemiştir. Dünyanın ve İslam ülkesi yöneticilerinin önemli bir kısmının bu soykırım karşısındaki sessizliği utanç vericidir.

Siyonist işgalciler,  katliamın cesaretini dünyanın sessizliğinden ve özellikle de İslam ülkelerinin dağınıklığından almaktadır. Bölge ülkeleriyle gerçekleştirilen ‘normalleşme’ anlaşmalarından sonra saldırıların ve işgalin boyutunu arttırmıştır. İşgalcilere katliam ruhsatı tanıyan bu anlaşmalar ivedilikle iptal edilmelidir. İşgal rejiminin uluslararası hukuk önünde katliamlarının hesabını vermesi sağlanmalı, Kudüs başta olmak üzere işgal altındaki tüm bölgelerde Müslümanların hâkimiyeti desteklenmelidir. İşgal yönetimine karşı caydırıcı somut adımlar atılmadığı takdirde her sene yüzlerce insan katledilmeye, bölgede demografik yapı değiştirilmeye devam edilecektir. Uluslararası kuruluşların tepkisizliğine rağmen dünya kamuoyunun Filistin davası etrafında birleşmesi önemlidir. Batı Şeria’dan Gazze’ye Filistin halkının birlik ve beraberliği Siyonist çeteyi geri adım atmaya mecbur etmiştir. Filistin direnişinin zaferini bir kez daha tebrik ediyor, işgal çetesi tarafından şehit edilen Filistinli kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz.

AFGANİSTAN’DA SİVİL KATLİAMI!

20 yıllık işgalin ardından ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı Afganistan’da istikrar için umut vaat etmiş ancak çekilme süreciyle birlikte ülkedeki saldırıların dozu artmıştır. Sivilleri hedef alan ve mezhepsel ayrışmayı körükleyen saldırılar Afganistan’daki kaosu daha da derinleştirmektedir. Bu saldırılar ülkedeki işgalin devamını hedeflemektedir. Sivillerin güvenliğini tehdit eden ve ülkeyi ekonomik ve siyasi açıdan istikrarsızlaştıran bu saldırıların ivedilikle durdurulması gerekmektedir. Afganistan’da istikrarın temel yolu iç barıştan geçmektedir. Bu doğrultuda halkın refahı için günlük menfaatler geri plana itilmeli ve süresiz ateşkes ilan edilerek müzakere görüşmeleri başlatılmalıdır.

AVRUPA PARLAMENTOSU’NDA KABUL EDİLEN TÜRKİYE RAPORU

Avrupa Parlamentosu (AP), Avrupa Birliği'nin Türkiye ile tam üyelik müzakerelerini askıya alması çağrısında bulunan raporu kabul etti. AB, Türkiye ile 2016 yılında imzalanan ve ‘göçmen mutabakatı’ olarak bilinen göç anlaşmasına dair yükümlülüklerini yerine getirmekten bugüne kadar kaçınmıştır. Sığınmacı meselesinde Türkiye ile iş birliği vurgusu yapan AB; Ermeni meselesi, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi meselelerde Türkiye’ye düşmanca bir politika izlemektedir. AP’nin Türkiye karşıtı raporunu kabul etmesi, bunun açık delilidir.

Türkiye yıllardır devam eden ve somut bir ilerleme sağlanamayan AB’ye üyelik hayalinden vazgeçip, bölgesel iş birliğini arttırmaya yönelik adımlar atmalıdır. AB ülkelerinde İslam karşıtlığı hızla artarken AB’ye tam üyeliğin hayalden başka bir şey olmadığı kabul edilmelidir. Türkiye, Avrupa’nın kapısını aşındırmaktan vazgeçmeli, kendi yolunu kendi belirlemelidir. Temel insan hakları ve özgürlükler konusunda atılması gereken adımlar, AB istediği için değil, devletin vatandaşlarına karşı temel sorumluluğu olduğu için atılmalıdır.

ZEKERİYA YAPICIOĞLU – HÜDA PAR GENEL BAŞKAN VEKİLİ

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI