Gündem Değerlendirmesi (19.04.2021)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 19 Nisan 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı açıklamada; halkın ekonomik sıkıntıları, Türkiye’nin yolsuzlukla mücadelesi, KKTC Anayasa Mahkemesinin Kur’an kursu kararı, siyonist rejimin İran’a yönelik sabotajları ve Afganistan’da iç barışın sağlanması gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

HALKIN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ EKONOMİK SIKINTILARDIR

Pandemi sürecinin olumsuz etkileri, yükselen döviz kuru, artan faizler, enflasyon ve büyük oranda ithal hammaddeye dayanan üretim girdilerinde artan maliyetler aşırı fiyat artışlarını beraberinde getirmiştir. Yaşanan sıkıntılar diğer taraftan istihdamda daralma olarak karşımıza çıkmaktadır. Verileri tartışmalı olsa da TÜİK rakamları, işsizlik oranlarındaki artışları ortaya koymaktadır. ÇAYKUR’un istihdam edeceği 210 kişi için 22 bin başvuru yapılması, yine Mart ayında bakanlıkların farklı yerlerde açtığı işçi alım ilanlarına benzer şekilde rekor başvuruların yapılması,  vahim tablonun göstergesidir. Kısa çalışma ödeneği uygulamasına son verilmesi ve işten çıkarma yasağının kalkacak olması, işsizler ordusunu daha da büyütecektir. Diğer taraftan hükümetin açıkladığı büyüme rakamları umut aşılasa da, bunların günlük yaşama yansımadığı, bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır.

Kısıtlamalar, esnafın belini bükmüştür. Büyük gelir kaybına rağmen, aylık rutin giderleri eksiksiz bir şekilde devam etmektedir. Esnafın bunun altından kalkabilmesi için zorunlu ödemelerine yeni bir düzenleme getirilmelidir. Bu anlamda; aylık beyannameler ile birlikte tahakkuk eden vergiler, BAĞ-KUR ve SGK primleri, elektrik, su ve doğal gaz gibi sabit giderler ertelenmelidir. İşten çıkarma yasağı ve kısa çalışma ödeneği revize edilerek yeniden devreye sokulmalı, işçi ve işveren katkılarıyla oluşturulan fonlardan destekler yapılmalıdır. Kira ve gelir kaybı destekleri devam etmeli, esnaf faizsiz kredilerle desteklenmeli, kredi borçları faizsiz olarak ertelenmelidir. Esnafın elde etmediği kazançlardan vergi almak adil bir yaklaşım değildir. Hayat normale dönünceye kadar bu iyileştirici adımların devam etmesi, sosyal devlet olmanın gereğidir.

TÜRKİYE YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE BAŞARILI DEĞİLDİR

Ekonomide mevcut kötü gidişata pandemi sürecinin getirdiği yükün de binmesi, uluslararası iktisadi ölçümlere de yansıdı. Yüksek işsizlik ve enflasyon oranları üzerinden hesaplanan sefalet endeksinde Türkiye’nin 4. sırada yer alması, ötelenen ekonomik sorunların korkutucu bir aşamaya geldiğini göstermiştir. Bununla birlikte Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO)’nun yayımladığı 2017-2020 dönemine ait verilere göre Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmediği için yolsuzlukla mücadelede kan kaybı yaşanmaktadır.

İstismarların, yolsuzluklar ile usulsüzlüklerin ekonomik krizlerde önemli paylarının olduğu gözden kaçırılmamalıdır.  Ciddi bir ekonomik kriz sürecini yaşıyoruz. Bu anlamda toplumun temsilcileri, toplumdan gelen eleştirileri dikkate almakla yükümlüdür. Enflasyon oranının toplumun belini büktüğü şu günlerde devlet, hatalarıyla yüzleşmeli ve daha sorumlu davranmalıdır.  Halkın karşı karşıya kaldığı bu musibette devlet de şeffaflık ve israfı önleme konusunda üzerine düşeni yapmalı, sıfır tolerans ile yolsuzlukların üzerine gitmelidir.

KKTC ANAYASA MAHKEMESİNİN KUR’AN KURSU KARARI

KKTC Anayasa Mahkemesi, Din İşleri Komisyonunun "Kur'an Kursu" düzenleme yetkisini laikliğe aykırı olduğu gerekçesi ile iptal ederek daha önce açılmış bulunan Kur’an Kurslarının faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Laiklik, din ve vicdan hürriyetinin teminatı gibi gösterilse de uygulamada hep halkın inancına ve değerlerine karşı bir silah olarak kullanılmıştır. Anayasa metinlerinde bilinçli olarak tanımlanmamış, dikta rejimlerin vesayet kurumlarının keyfi yorumlarına terk edilmiştir.

KKTC Anayasa Mahkemesinin bu kararı, başta din ve vicdan hürriyeti olmak üzere temel hak ve hürriyetleri ihlal etmektedir. Toplumun birlik ve bütünlüğünün yanı sıra geleceğini ve inancını hedef almaktadır. Laiklik adına dinin baskı altına alınması amacını taşıyan bu kararı ve sahiplerini kınıyoruz. Türkiye ve Kıbrıs yetkililerinin bu karara karşı gösterdikleri tepkiler sevindirici olmakla birlikte alınan kararı ortadan kaldıracak fiili bir duruma dönüşmediği müddetçe bir anlam ifade etmeyecektir. Başta KKTC Cumhurbaşkanı olmak üzere ülkenin idarecilerini inisiyatif almaya, din ve vicdan özgürlüğünün Anayasal güvenceye bağlanması için gerekli düzenlemeleri yapmaya davet ediyoruz.  

SİYONİST REJİMİN İRAN’A YÖNELİK SABOTAJLARI!

İranlı Nükleer Bilimci Muhsin Fahrizade’ye yönelik suikastın ardından Siyonist işgal rejimi, yine İran’da nükleer bir tesise yönelik sabotaj eylemi gerçekleştirdi. İran’a yönelik uluslararası bir saldırı gerçekleştirilmesi konusunu gündeminden hiç düşürmeyen işgal rejimi, bu sabotajlarla İran’ı kışkırtmayı hedeflemektedir. İslam dünyasının ortasında adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi konuşlanan Siyonist işgal rejimi, Irak, Suriye, Lübnan ve İran’a yönelik tacizleriyle bölgeyi kan gölüne çevirmeyi amaçlamaktadır. Buna rağmen bu sabotaj eylemlerine hiçbir devlet ses çıkarmamakta, aksine özellikle bölge ülkeleri işgal rejimiyle ‘normalleşme’ yarışına girmektedir. Bölgede istikrarın önündeki en büyük engel olduğu bir kez daha ortaya çıkan Siyonist işgal rejimiyle normalleşme ihanetinden bir an önce vazgeçilmelidir. Bugün barış, huzur ve güvenliğin en büyük tehdidi işgal rejimidir. İslam dünyası Siyonist işgal rejimi ve emperyalistlerin amaç ve gündeminden derhal uzaklaşarak kendi iç barışını sağlamalı, Siyonist işgal rejiminin savaş kışkırtıcılığı olan bu sabotajları mutlaka cezalandırılmalıdır.

AFGANİSTAN’DA BİR AN ÖNCE İÇ BARIŞ TESİS EDİLMELİDİR

Afganistan art arda devam eden iki işgal ve iç savaş ile birlikte bir türlü rahat yüzü görmedi.  1979 yılında 9 yıl süren Sovyetler Birliği’nin işgali, Sovyetlerin çekilmesiyle başlayan iç savaş ve ABD’nin 11 Eylül 2001 olaylarından sonra Haçlı Seferi adı altında Afganistan’ı işgal etmesi, ülkede 42 yıldır devam eden kan, gözyaşı ve yıkıma neden oldu. Uluslararası hukuk ve ahlaki bütün değerler ayaklar altına alınarak pazarlar, medreseler, camiler, okullar ve düğün konvoyları hava bombardımanlarıyla acımasızca vurularak on binlerce sivil katledildi.

29 Şubat 2020’de işgalci ABD, 2021 Nisan’ının sonunda bütün askerlerini Afganistan’dan çekmek üzere Taliban ile anlaştı. Fakat geçen süre zarfında bu çekilme gerçekleşmedi. ABD’nin yeni yönetimi bu çekilmenin zamanında gerçekleşmeyeceğini açıklayarak oyalama taktiğini sürdürmektedir. Afganistan’da kaos ve çatışmanın bitmesi hem Afgan halkı hem de ümmet coğrafyası için önemlidir. İşgalci ülkeler, bütün askeri varlıkları ile derhal Afganistan’dan çekilmelidir. Ülkede emniyet ve güvenin tesis edilmesi bütün kesimlerin öncelikli hedefi olmalı, sorun ve problemlerin çözümü için müzakere ve diyalog yolu tercih edilmelidir. Bu amaçla; Nisan ayı sonunda İstanbul’da düzenlenmesi planlanan ve tarafların katılacağı konferans bir fırsat olarak görülmeli; işgalin bir an önce sonlandırılması ve bütün kesimleri içine alan, bağımsız,  adil bir yönetimin tesisi için çaba gösterilmelidir.

İSHAK SAĞLAM | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

 

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI