Gündem Değerlendirmesi (30.03.2021)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 30 Mart 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı açıklamada; güvenlik soruşturmaları, işsizlik sorunu ve havada kalan sözler, dağıtım şirketlerine yapılan elektrik indirimi, Blockchain Teknolojisi, kripto paralar ve yasal boşluk, dünyada mültecilerin durumu ve yoksulluk, Balukhali mülteci kampında çıkan yangın ve rohingyalı mültecilerin durumu ile mobil cihazlardan ahlaksız içeriklere erişim gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

GÜVENLİK SORUŞTURMALARI

Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen güvenlik soruşturması, “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi” adıyla yeniden TBMM gündemine getirilmektedir. Teklif her ne kadar güvenlik soruşturmasını istihbarat, emniyet, askeriye, adliye gibi gizlilik dereceli birimler için öngörmekteyse de, gizlilik dereceli birimler teklifte netleştirilmediği için tüm kamu görevlerinin bu kapsama dâhil edilmesi konusunda keyfi uygulamalara yol açma tehlikesini barındırmaktadır. Suçun şahsiliğini ve masumiyet karinesini göz ardı eden, kişinin kan ve evlilik bağı ile bağlı olduğu akrabalarının suç sicilini esas alan bu uygulama, var olan mağduriyetleri daha da arttıracaktır.

Özellikle hukuk alanında gerçekleştirilecek reform ve düzenlemeler; adaletin temini ve evrensel hukuk ilkelerinden biri olan suçun şahsiliği ve masumiyet karinesi ile temel hak ve hürriyetler merkeze alınarak yapılmalıdır. Meclisteki tüm siyasi gruplara çağrımız, mağduriyetleri arttıracak bu hukuksuzluğun yasalaşmasına onay vermemeleridir.

İŞSİZLİK SORUNU VE HAVADA KALAN SÖZLER

Yüksek faize rağmen dövizde beklenen düşüş meydana gelmedi. Ekonominin kırılganlığı daha da arttı. Zira faiz ve döviz lobilerinin ekonomiye hâkimiyetleri her geçen gün daha da artarken ekonomi yönetiminin bu lobilere karşı direnecek mecalinin kalmadığı görülmektedir. Üretim, yatırım, istihdam ve ihracat üzerine bina edilen yeni ekonomik reform paketi, istenen iyimserliği oluşturamadı. Zira bu programın pratiğe geçirileceğinin bir güvencesi yoktur. Ekonominin üst bürokrasisinde sık yaşanan değişimler de piyasaya istikrarsızlık ve güvensizlik olarak yansımaktadır. Sadece konuşan, ancak ekonomiyi rahatlatacak adımlar atmayan ekonomi yönetimi, atılması gereken adımları cesur ve tavizsiz bir şekilde atarsa başarı görülür. Ancak yapılması gerekenler zamanında yapılmamaktadır.

Üreticinin sorunlarına el atılır ve yatırım doğru bir şekilde desteklenirse dört başlıkta da hedeflenen amaca ulaşılır. Özellikle kamu kesimi buna öncülük etmelidir. ÜFE’deki artışın %30’larda seyrettiği bir ortamda istihdamın büyümesi mümkün olmadığı gibi üreticinin rekabet gücü de kalmaz. Buna bağlı olarak ihracatta da ciddi düşüşler yaşanacaktır. Bu sorunlara yoğunlaşılmalıdır. İşsizlik rakamları ciddi boyutlardadır. Ekonomi yönetiminin bu konuda reform sayılacak hiçbir adımı henüz olmamıştır. Bu anlayış ile işsizlik büyük bir sorun olarak durmaya devam edecektir. Bir an önce bu konuda reforma gidilmeli ve işsizlere istihdam alanları oluşturulmalıdır.

DAĞITIM ŞİRKETLERİNE YAPILAN ELEKTRİK İNDİRİMİ

26 Mart 2021 tarihli Resmi Gazete de yayımlanan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) kararlarına göre, Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) tarafından 1 Nisan'dan itibaren uygulanacak aktif elektrik enerji toptan satış tarifesi ile dağıtım şirketleri ve görevli tedarik şirketlerine yapılan satışlarda %17,5 oranında indirim yapılmaktadır. Söz konusu indirimin dağıtım ve tedarik şirketleri için geçerli olduğu, vatandaşın ise bu indirimden yararlandırılmayacağı anlaşılmaktadır.  Dağıtım ve tedarik şirketlerine indirim yapılmasına olanak varken bunun vatandaştan esirgenmesi kabul edilemez. Yetkililer buna bir izah getirmelidir.

Son yıllardaki hayat pahalılığı ile yüksek enflasyonun en önemli nedenlerinden birinin üretimde yüksek girdi maliyetleri olduğu aşikârdır. Bu girdi maliyetlerinin başında da elektrik gelmektedir. Elektriğe 2020 yılında enflasyonun 2 katından fazla, 2021 yılı içinde ise toplam %32,3 oranında zam yapıldı. Ayrıca 2020 yılı sonuna kadar faturalardaki elektrik birim fiyatı bedeline %35 zam yapılırken doğrudan dağıtım şirketlerinin cebine giden elektrik dağıtım bedeline ise %53 zam yapılmıştır. Bu durum göz önünde bulundurulduğunda hükümetten beklenen; yapılan indirimin şirketler ile vatandaşa yansıyacak şekilde paylaşılarak vatandaşın şirketlere ezdirilmesinin önüne geçilmesidir.

BLOCKCHAİN TEKNOLOJİSİ, KRİPTO PARALAR VE YASAL BOŞLUK

Blockchain (Blok zinciri) teknolojisi, ortaya çıktığı günden beri ilgiyle izlenmekte, asrın devrimi olarak nitelendirilmektedir. Merkeziyetsizlik, üçüncü tarafın müdahalesi olmadan kişiden kişiye veri transferi, şeffaflık ve izlenebilirliğin yanı sıra işlenen verilere müdahale edilememesiyle öne çıkıyor. Bu özellikler, gerekli teknolojik alt yapı oluşturulursa kamu idaresi ve hayatın pek çok alanında kolaylık sağlar. Birçok ülke bu alana yoğunlaşırken Türkiye’de TÜBİTAK bünyesinde blockchain faaliyetleri yürütüldüğü bilinmektedir.

Bu sistem, barındırdığı devrimsel niteliklerinden ziyade Bitcoin gibi ağ üzerine inşa edilen kripto paralarla daha fazla gündeme geliyor. Piyasa hacminin 1 trilyon doları aştığı kripto paralarda sektöre dönük yasal boşluk, aşırı risk ve mağduriyetlere neden olmaktadır. Ulusal para birimlerini işlevsizleştirme potansiyeli taşıdığı gerekçesiyle ülkeler, yasal düzenleme yapmak yerine kripto paraya mesafeli durmayı tercih ettiler. Çok az ülke yaşanan manipülasyonlara karşı yasal önlem aldı.

Türkiye’de faaliyet yürüten bir yerel platformun yaklaşık 12 milyon dolarlık vurgunla kayıplara karışması, kripto para yatırımında dünyada 4., Avrupa’da ise 1. sırada yer alan Türkiye’de acil yasal tedbirlerin alınması kaçınılmazdır. Bu ticareti yapan platform sayısı her geçen gün artmaktadır. Platform açmada başta sermaye şartı olmak üzere olası mağduriyetleri önleme amacıyla makul kriterler içeren mevzuat en kısa zamanda oluşturularak yürürlüğe konulmalıdır.

DÜNYADA MÜLTECİLERİN DURUMU VE YOKSULLUK

Zulüm ve sömürü nedeniyle dünya genelinde ortaya çıkan fakirlik; insanları büyük bir trajediyle karşı karşıya bırakırken, sömürülen ve ezilen halkların sistematik olarak göç etmelerine neden olmaktadır. Sınırlarda biriken mültecilerin kaldığı kamplar, yürekleri dağlayan hazin görüntüler içermektedir. BM’ye bağlı, Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı (WFP) ilerleyen aylarda açlık tehlikesi yaşayacak ülkelerle ilgili yayınladığı son raporda; Yemen ve Güney Sudan’da halkın açlıkla mücadele ettiği vurgulanırken 20'den fazla ülkede tahminen 34 milyon insanın ise "açlıktan bir adım uzakta" oldukları ifade edildi. Bununla birlikte ABD’nin Meksika sınırında gittikçe büyüyen bir insanlık dramı yaşanmaktadır. Çok zor şartlarda ve çadırlarda yaşamak zorunda kalan refakatsiz göçmen çocuk sayısının 15 bini geçtiği dile getirilmektedir. Kamplardaki durum, medyanın buraya sokulmaması nedeniyle tam olarak bilinmemektedir. 

Dünya Gıda Programı yetkililerine göre 30 milyonu aşkın insanın açlıktan ölmesini engellemek için üç faktöre ihtiyaç vardır. Bunlar; savaşların durması, savunmasız topluluklara daha fazla erişim ve yoksul ülkelere yapılan bağışların yükselmesidir. Bu konuda BM, uluslararası kuruluşlar ve özellikle zengin ülkeler bu trajediye sessiz kalmamalı ve gereken yardımlar süratle yapılmalıdır. 

BALUKHALİ MÜLTECİ KAMPINDA ÇIKAN YANGIN VE ROHİNGYALI MÜLTECİLERİN DURUMU

Bangladeş'te 3 bin 500 Rohingyalı Müslümanın kaldığı Balukhali mülteci kampında çıkan yangında en az 28 kişi vefat ederken yüzlerce kişi kayboldu. 10 bin barınak yangında kül olurken 55 bin kişi felaketten olumsuz etkilendi.  Myanmar’da faşist yönetim ve Budist çeteler tarafından baskı ve zulme maruz kalan 1,2 milyon Rohingyalı, Bangladeş’e sığınarak zor şartlarda yaşam mücadelesi vermektedir. Bir kısmı Bhasan Char adasına hapsedilen mülteciler şimdi de yangın sebebiyle barınaksız kalmış ve yaşam şartları ağırlaşmıştır.

Bangladeş’e sığınmak zorunda kalan mültecilerin insani yaşam koşullarının iyileştirilmesi için ivedilikle harekete geçilmelidir. Adaya hapsedilen mültecilerin sosyal alana dönüşü sağlanmalı, temel ihtiyaçların karşılandığı güvenli kamp alanları inşa edilmelidir. Ardından Myanmar’dan etnik temizlik ve soykırım sebebiyle kaçmak zorunda kalan mültecilerin güvenli geri dönüşü sağlanmalıdır. Rohingyalı Müslümanların, etnik kimlik ve inançlarının, temel hak ve hürriyetlerinin muhafazası uluslararası toplum tarafından garanti altına alınmalı ve soykırım suçu işleyen yetkililerin cezalandırılması sağlanmalıdır.

MOBİL CİHAZLARDAN AHLAKSIZ İÇERİKLERE ERİŞİM ENGELLENSİN

ABD'nin Utah eyaleti, mobil cihazlardan ahlaksız içeriklere erişimi yasakladı. Mobil cihazlara erişimin arttığı süreçte özellikle çocukların kasıtlı veya kasıtsız olarak uygunsuz içeriklere maruz kalmaması için alınan bu karar Türkiye için de örnek teşkil etmelidir. Pandemi süreciyle birlikte yüz yüze eğitim yerini uzaktan eğitime bırakmış, çocuk ve gençlerin mobil cihazlarla etkileşimi artmıştır. Bu sebeple çocuk ve gençlerin ahlaki gelişimini korumak, internetle olan etkileşimlerinin güvenli hale getirilmesi için bir düzenlemeye gidilmesi zorunludur.

Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte faydalı içeriklerle beraber ahlaki gelişimi olumsuz yönde etkileyen içerikler de yaygınlaşmaktadır. Buna karşı alınan önlemlerin yeterli olmadığı görülmektedir. Daha kapsamlı bir filtreleme ve yasal önlemlerle internet, özellikle çocuk ve gençlerin gelişimini kötü yönde etkileyebilecek içeriklere karşı güvenli hale getirilmeli, özellikle mobil cihazlardan ahlaksız içeriklere erişim engellenmelidir.

İSHAK SAĞLAM - HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI