Gündem Değerlendirmesi (08.03.2021)

Genel Sekreterimiz Sayın Şehzade Demir’in 8 Mart 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Sekreterimiz ve Parti Sözcümüz Sayın Şehzade Demir, yaptığı açıklamada; İnsan Hakları Eylem Planı, Kod 29 uygulaması, milli eğitim bakanlığı faaliyet raporu, ekonomide vasatı aşmak ve fiyat istikrarı, Arakanlı mültecilerin dramı ile ABD’nin küresel teröristliği gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

İNSAN HAKLARI EYLEM PLANI

Cumhurbaşkanı tarafından geçtiğimiz günlerde açıklanan ve kısa sürede uygulamaya geçirileceği belirtilen İnsan Hakları Eylem Planı önemli konular içermektedir. İnsan haklarını koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, yargı bağımsızlığı, adil yargılanma ve ifade özgürlüğünün genişletilmesi elbette toplumun ihtiyacı olan önemli düzenlemelerdir. Ancak, temel insan hakları her ne kadar Anayasal güvence altında olsa da, uygulamada pek çok sorun ve ihlalle karşılaşılmaktadır. Türkiye’de ön plana çıkan esas sorunun mevzuattan ziyade mevzuat kurallarını uygulamakla görevli olanların başına buyruk hareket etmeleri olduğu unutulmamalıdır.

Anayasa ile ceza mevzuatının uygulanması hususunda yaşanan başıboşluk ile etkin bir idari ve adli denetim yapılmaması her türlü suiistimalin önünü açmaktadır. AYM ile AİHM’in ihlal kararlarının yerel mahkemelerce değerlendirilmemesi, insan hakları alanındaki uluslararası sözleşmelerin yerel mahkemelerce dikkate alınmaması, şüpheden sanığın yararlandırılmaması, devletin kendi kurumları ile kolluğa hukuk dışına çıktığında da arka çıkması gibi hususlar; vatandaşları devlete karşı güvence altına alacak etkin bir mekanizmaya ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” atasözünde de ifade edildiği gibi önemli olan; söylenenlerin ne kadar uygulanacağıdır. Önemli bir yaklaşım olarak gördüğümüz İnsan Hakları Eylem Planının hayata geçirilmesi gerekir.

İŞÇİLER, İŞVERENLERE EZDİRİLMEMELİDİR

Pandemi koşullarının dayattığı olumsuz şartlar ekonomik durgunluğu da beraberinde getirmiş, hükümet de tedbirler kapsamında kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı getirmişti. Kısa çalışma ödeneği miktarı asgari yaşam koşullarını dahi karşılayamadığı için eleştirilere maruz kalırken, son kez uzatıldığı 31 Mart tarihinden sonra toplu işten çıkarmaların yaşanabileceğinden endişe edilmektedir. Kaldı ki işten çıkarma yasağı sürerken de “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” gerekçesiyle sözleşme feshini işten çıkarma yasağından istisna tutan “Kod 29” uygulaması gündeme gelmişti.

Bu uygulama haklı nedene dayanmayan iş feshini işveren açısından bir fırsata dönüştürüyor. İşçinin ifadesi bile alınmadan iş akdi feshediliyor, bu durumda işçi kıdem ve ihbar tazminatı bile alamadığı gibi, işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor. 31 Mart’a kadar uzatılan kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı sonrası işten çıkarmaların önüne geçecek yeni tedbirler mutlaka alınmalı, işçiyi mağdur eden ve keyfi uygulamaya açık kapı bırakan “Kod 29” uygulaması da objektif kriterlere dayandırılmak suretiyle gözden geçirilmelidir.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI FAALİYET RAPORU

Milli Eğitim Bakanlığı, 2020 yılı faaliyet raporu yayınlandı. Bu raporda pandemi dönemindeki faaliyetlere yer verildi. Bakanlığın açıklamasına göre EBA, dünyada tıklanma rekoru kırdı. Tablet ve internet destekleri ile uzaktan eğitime kesintisiz erişimin sağlandığı, “2023 Eğitim Vizyon Belgesi” hedefleri doğrultusunda gerekli her şeyin yapıldığı ifade edildi. Ancak gerçeğin böyle olmadığı, uzaktan eğitimin başarısının %50’nin de altında kaldığı ortadadır.

2023 Eğitim Vizyon Belgesi’ndeki hedefler doğrultusunda etkili bir çalışma yapıldığını söylemek mümkün değildir. Ders kitaplarının içeriği ve yazım üslubunda var olan materyalist anlayışın ayıklanması ile eğitim sisteminin medeniyet değerlerimiz doğrultusunda yeniden yapılandırılmasına yönelik bir çalışma yapılmamıştır.

Uzaktan eğitim altyapısı oluşturulmadığından sistemsel sorunlar aşılamadı. Öğrenci ve öğretmenler sıklıkla ders dışına atıldı. Tıklanma rekoru kırılmasının nedeni yaşanan bu sorunlardır. Öğrencilerin sadece %23’ü uzaktan eğitime tam anlamıyla katılabilmiştir. %24’ü hiç katılmamış, %53 civarında ise kısmen katılabilmiştir. Ekonomik imkânlardan yoksun milyonlarca öğrencinin varlığına karşın sadece 500 bin tablet dağıtılmıştır. Toplumdaki ekonomik sıkıntılar ve internet altyapısının ülkenin önemli bir kısmında kurulamamış olması, uzaktan eğitimin daha da verimsiz olmasına neden olmuştur. Yaşanan bütün sorunlara rağmen Bakanlığın bu açıklamayı yapması gerçekçi değildir.

EKONOMİDE VASATI AŞMAK VE FİYAT İSTİKRARI

2020 yılında büyüme %1,8 olarak gerçekleşti. Yaşanan küresel salgın döneminin menfi tesirlerine rağmen pozitif büyüme sevindiricidir. 2021 yılı, 2020’deki kaybı telafi edecek bir büyüme ile tamamlanmalıdır. Türkiye’nin konumu, tecrübesi, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları ile sahip olduğu büyük işgücüne rağmen yıllardan beri bir vasat aşılamıyor. Yasama ve uygulama anlamında geniş reform çalışmaları ile bu vasatı aşmanın zemini oluşturulmalıdır. Üretim ve istihdam ciddi bir şekilde desteklenmeli, yatırımın alt yapısı güçlendirilmeli ve faizsiz finansa ulaşmak kolaylaştırılmalıdır.

Öte taraftan; üretici enflasyonunun uzun bir süreden sonra %27’yi aşması, krizin iyice derinleştiğini göstermektedir. Hayat pahalılığı ve enflasyonun talep artışından ziyade, maliyetlerin yükselmesinden kaynaklandığı açıktır. Yüksek maliyetler istihdam ve refahı ciddi anlamda tehdit etmektedir. Üreticilerin rekabet gücünün yükselmesi, istihdamın artması ve işsizliğin düşüşe geçmesi için girdi maliyetleri ve vergiler hafifletilmelidir. Hayat pahalılığı ile işsizliğin zirve yaptığı bu sürecin önemli sorunlarından biri maliyet artışlarının üreticileri zayıflatmasıdır. Sürdürülebilir ve esaslı bir büyüme için öngörülebilirlik artırılmalıdır. Zira Ekonomik anlamda görüş mesafesinin sıfıra yaklaştığı bir ortamda yatırım yapma, istihdamı artırma ve üreterek büyüme mümkün değildir.

ARAKANLI MÜLTECİLERİN DRAMI

Myanmar’ın uyguladığı soykırım ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle ne kendi yurtlarında barınmalarına müsaade edilen ne de uluslararası koruma altına alınan Arakanlı Müslümanların dramı devam ediyor. Yüz binlercesi Bangladeş’teki derme çatma kamplarda açlık, susuzluk ve salgın hastalık imtihanı ile hayatta kalmaya çalışmaktadır. Bangladeş Dışişleri Bakanının, Andaman Denizi’nde sürüklenen 81 Arakanlı mülteciyi kurtarmak zorunda olmadıklarına yönelik beyanı, insanlık adına dehşet ve utanç vericidir. Soykırımdan kaçarak canlarını kurtaran Müslümanlar, sığınacak bir liman bulamamaktadır. Myanmar’da soykırımcı generallerin gerçekleştirdiği darbe, Müslümanların durumunu daha da zorlaştırmış, çözüm umutlarını iyice zayıflatmıştır. İslam dünyasını bir an önce Arakanlı Müslümanlar ile ilgili bir eylem planını hayata geçirmeye çağırıyoruz.

ABD AYNI ABD; KÜRESEL TERÖRİSTLİĞE DEVAM

ABD’nin yeni yönetimi, küresel teröristliği artık aleni olarak icra etmekte bir mahzur görmemektedir. Dışişleri Bakanı Antony Blinken, uluslararası insan hakları ve hukuk kuruluşları ile birlikte bütün dünyaya açıktan ayar vermeye başladı. Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında yayınlanan rapor, dünya genelinde askeri darbeler yaptırıldığının kabul edilmesi ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM)’nin Filistin’de işlenen savaş suçlarını yargılama yetkisine sahip olduğuna dair kararının tanınmaması, Amerikan diktatörlüğünün pervasızlığının son örnekleri olmuştur. Amerika’nın sadece başkanı değişmiştir, Emperyalist politikalar farklı yol ve yöntemlerle aynen devam edecektir.

ABD’nin gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayeti hakkında yayınladığı raporda cinayeti onaylayanın Muhammet bin Selman olduğu açıkça ifade edildi. Ancak yaptırım konusunun açık uçlu bırakılması, hem Prensin, hem de Suudi Krallığının ABD çıkarlarına daha fazla hizmet edebilmesi için şantaj aracına dönüştürüleceğini göstermektedir. Amerika’nın yeni dış politikası hakkında bilgi veren Blinken’in dünya genelinde askeri darbelerle yönetimleri değiştirdiklerini kabul etmesi, aslında dünyanın kurulu düzenine bir meydan okumadır. Savaş suçları hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesinin Filistin lehine verdiği kararı tanımaması, Amerika’nın önümüzdeki süreçte kendi çıkarlarını adalet diye bütün dünyaya dayatmaya devam edeceğini, ne kendisine ne de İşgal rejimine hesap sorulmasına da asla müsamaha göstermeyeceğini ortaya koymaktadır.

ŞEHZADE DEMİR - HÜDA PAR GENEL SEKRETERİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI