Gündem Değerlendirmesi (08.02.2021)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 8 Şubat 2021 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı açıklamada; Boğaziçi Üniversitesindeki olaylar, uyuşturucu mübtelası gençlerin içler acısı durumu, İstanbul Sözleşmesi gibi ifsat edici yasalar, kamu zamları, yeni anayasa hazırlığı ve Myanmar’da askeri darbe gibi iç ve dış gündemin öne çıkan konularını değerlendirdi.

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİNDEKİ OLAYLAR

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki protestoların farklı bir mecraya taşındığı görülmektedir. Rektör atamasını protesto etmek iddiasıyla başlayan olaylar toplumun inancına ve ahlaki değerlerine saldırıya dönüştü. Protestonun sapıklık savunuculuğuna dönüşmesini ve bu yönde faaliyet yürüten oluşumların boy gösterme alanı haline gelmesini rektör ataması ile ilişkilendirmek mümkün değildir. Bunun ötesinde; hızını alamayan sapkın grupların kutsallarımıza saldırmaları, kaotik bir ortam oluşturmak için toplumun tahrik edilmesinin amaçlandığını göstermektedir.  Rektör atamasında bir hukuksuzluk veya usulsüzlük var ise, bunun eleştirilmesi, hukuk sınırları içerisinde protesto edilmesi veya itiraz edilmesi, toplumun en doğal hakkıdır. Ancak bu protestoları farklı amaçlar için kullanarak kaosa kapı aralamanın hak arama ile alakası olamaz.

Bununla birlikte kimi sözleşme ve mevzuatın sağladığı koruma kalkanı ile kendileri gibi düşünmeyen rektör, öğretim görevlisi veya öğrencilere tahammül etmeyen, üniversiteyi kendi sapkınlıkları veya ideolojileri için korunaklı bir kale olarak gören anlayışlara da müsamaha gösterilemez. Üniversiteleri bilim ve teknoloji merkezleri olarak tutmak başta hükümet ve YÖK olmak üzere; öğrencilerin, öğretim görevlilerinin ve bütün toplumun ortak sorumluluğudur. Art niyetli uluslararası kuruluşlar ile batı ülkelerinin sosyal, siyasal destek ve iktisadi fonlamalarıyla çocuklarımızı kendi çıkarları ve kokuşmuş zihniyetleri için kullanmalarına asla müsaade edilmemelidir.

GENÇLERİN İÇLER ACISI DURUMU VE UYUŞTURUCU

Manisa’nın Ahmetli ilçesindeki acı olayın adli tıp rapor sonuçlarına göre; üç gencin av tüfeği ile intihar ettiği, diğer bir gencin ise uyuşturucudan öldüğü belirlendi. Yaşanan bu trajedi toplumu derinden sarsmış, gençliğimizin maruz kaldığı tehlikeleri bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kanunlar ile eğitim müfredatı gençliğimizi korumakta yetersiz kalmaktadır. Neslimizin maruz kaldığı tehlikeleri bertaraf edebilmek için topyekûn bir mücadele ve selim bir akıl lazımdır. Soruna doğru bir teşhis konulmalı, asırlardan beri bizi ayakta tutan değerlerimizi küçümsemekten ve batının kokuşmuş değerlerine olan hayranlıktan vazgeçilmelidir.

Neslin emniyeti açısından en sağlam sığınak hiç şüphesiz huzurlu bir aile ortamıdır. Bu kapsamda aile kurumumuza zarar veren batıdan ithal yasa ve yönetmeliklerden vazgeçilmelidir. Uyuşturucu, içki, sigara gibi zararlı alışkanlıkları teşvik eden başta TV programları olmak üzere her türlü yazılı ve görsel yayınlar engellenmelidir. Kültürümüzle barışık, ifsat etmeye değil inşaya müteveccih programlar teşvik edilmelidir. Eğitimin tüm kademelerinde makam ve kariyerden önce erdemli insan yetiştirmeye öncelik verilmelidir. Bunun yanı sıra aile bağları zayıf ya da ailesi dağılmış, suça bulaşmış, şiddet eğilimli ve risk grubundaki bireylere yönelik psiko-sosyal destek hizmeti artırılmalıdır.

YASALAR TOPLUMSAL BARIŞ İÇİN KONULMALIDIR

Bir kanun, bir sözleşme toplumda kin ve düşmanlık üretmeye, bölmeye ve kutuplaştırmaya sebep oluyorsa onun düzeltilmesi veya feshedilmesi elzemdir. Yasalar, toplumsal barışı temin etmek ve hayatı kolaylaştırmak içindir. İstanbul Sözleşmesi birçok alanda toplumu ifsat etmektedir. Sözü edilen sözleşme, toplumumuzun ahlaki olarak tasvip etmediği, inancımıza ve insan fıtratına ters sapıklıklara koruyucu bir şemsiye teşkil ettiği görülmektedir. Boğaziçi üniversitesindeki gelişmeler bunu bir kez daha ortaya koymuştur. Rektör ataması üzerinden sapkınlıklarının reklamını yapanların güç aldıkları temel kaynak, İstanbul Sözleşmesidir. Toplumu bu kadar ifsat eden Sözleşme ve uzantısı mevzuat, ivedi bir şekilde gözden geçirilmelidir. Cinsel sapıklıklar için özgürlük sloganları atan, sembol ve flamalarını toplumun gözüne sokanlara destek olan lobi ve dernekler, bu sözleşmeden güç alarak toplumun değerlerine savaş açmaktadır. BM İnsan Hakları komiserliğinin ve Amerika’nın sapkın provokatörleri alenen sahiplenmesi de mevzunun rektörlük ataması olmadığını göstermektedir. Toplum olarak, kapımıza dayanan büyük tehlikeyi görmek ve gerekli önlemleri almak zorundayız. 

KAMU ZAMLARI, ÖZEL SEKTÖR ZAMLARINDAN GERİ DEĞİL

Gıda ve temel tüketim maddelerindeki aşırı artışların sorumluluğu büyük oranda özel sektöre mal edilirken, vergi, harç ve diğer ücret kalemlerinde devlet eliyle yapılan fahiş artışlar, özel sektörü aratır niteliktedir. 2020 yılı tüketici enflasyonu % 14,60 olarak açıklandı. Merkez Bankasının 2021 enflasyon beklentisi ise yüzde 9,4’tür. Devlet eliyle yapılan zam oranlarında ölçü kabul edilen enflasyon oranları ortada iken bu oranların çok üzerinde zam furyası da devam etmektedir. Son olarak ÖSYM ücretlerine % 29; elektrikli araçların ÖTV’lerine % 10 ile % 80 arası zam yapıldı. Aynı şekilde Avrasya tünel geçişlerine % 26, Osmangazi köprüsüne % 25, Yavuz Sultan Selim köprüsüne ise % 21.9 oranında zamlar yapıldı. Buna rağmen geçiş kotaları için yüklenici firmalara astronomik fark ücretleri ödenmektedir. Yap-İşlet-Devret projeleri birer kara deliğe dönüşmüştür.

Çevreci oluşu, enerji tasarrufu ve diğer avantajları nedeniyle diğer ülkeler elektrikli otomobilleri teşvik kapsamına alırken Türkiye’nin ÖTV oranlarını aşırı şekilde artırması düşündürücüdür. Pandemi sürecinin oluşturduğu ağır koşullarda kamu zam oranlarının bu denli aşırı olması, zor durumdaki halkın yükünü iyice ağırlaştırmıştır. Kötü ekonomi yönetimlerinin ağır faturalarının vatandaşa ödettirilmesinden bir an önce vazgeçilmelidir.

YENİ ANAYASA HAZIRLIĞI

Sayın Cumhurbaşkanının dile getirdiği yeni bir anayasa söylemi, toplumda yıllardır var olan sivil bir anayasa beklentisini tekrar canlandırmıştır. Yeni anayasa, tartışmasız bir ihtiyaçtır. Ülkenin birçok köklü sorununun temelinde mevcut darbe anayasası vardır. Şimdiye kadarki bütün anayasalar, olağanüstü şartlarda ve askeri vesayet dönemlerinde hazırlandıkları için halkı öncelemekten ziyade statükoyu koruma amacına matuf oldular. Bu geleneğin bozulmasına da şimdiye kadar müsaade edilmedi. AK Parti, her ne kadar bu noktada büyük umutlar oluşturmuş ise de bunun karşılık bulmamış olması, AK Parti iktidarlarının oluşturduğu en büyük hayal kırıklığı olarak kayıtlara geçmiştir.

Vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini merkeze alan bir anayasa, ülkenin en büyük ihtiyacıdır. Yeni bir Anayasa yapılacaksa; toplumun tüm kesimleri bu Anayasanın hazırlık sürecine dahil edilmeli, çoğulcu bir çalışma yürütülmelidir. Ortaya çıkacak metni bu ülkede yaşayan herkes sahiplenebilmelidir. Etnisite, dil, mezhep veya din ayırt etmeden vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini koruyan, inanç ve düşünce hürriyetinin korunmasına yönelik bütün önlemleri alan, ötekileştirmeyen ve bir medeniyet tahayyülü oluşturan Anayasa, hepimizin özlemini duyduğu Anayasadır.

MYANMAR’DA ASKERİ DARBE

Uzun yıllar askeri rejimle idare edilen Myanmar’da, sivil yönetimin iktidarda geçirdiği yaklaşık 10 yıllık sürenin ardından ordu, yönetimi tekrar ele geçirdi. Söz konusu rejim değişiklikleri en fazla ülkedeki Müslüman nüfusa zarar vermektedir. Askeri yönetimler sırasında Müslümanlar, en ağır insan hakları ihlalleri ile karşılaşmaktadır. Sivil hükümetin görev yaptığı dönemde dahi on binlerce Rohingyalının katledildiği, yüz binlercesinin göç etmek zorunda kaldığı Arakan’da soykırım suçunu işleyen Myanmar ordusunun iktidarı ele geçirdikten sonra daha büyük bir vahşet sergilemesinden endişe edilmektedir. Rohingyalıların ülkelerine dönebilmesi için BM nezdinde görüşmeler devam ederken yaşanan askeri darbe, bu umudu da ortadan kaldırmıştır. Ülkedeki mevcut Rohingyalıların uğrayacağı insan hakkı ihlalleri uluslararası toplumu endişelendirmektedir. Bu anlamda İslam ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar, her türlü tedbiri almalı ve yaptırımlara hazırlık yapılmalıdır. Arakan eyaletinde tek bir Müslüman kalmayıncaya kadar çaba sürdüreceği kesin olan askeri cuntanın mutlaka önü kesilmelidir.

İSHAK SAĞLAM - HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI