Yapıcıoğlu, 6-8 Ekim olaylarının 6'ncı yılında değerlendirmelerde bulundu

​6-8 Ekim saldırılarını yıldönümünde değerlendiren Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, saldırıları adım adım hazırlanan ve hayata geçirilen bir plan olarak niteledi.

/ GENEL MERKEZ / Küçült | Büyüt

Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, RS FM’de Atilla Güner’in sunumunu yaptığı “Akşam Postası” programına konuk oldu.

6-8 Ekim saldırılarının konuşulduğu programda Yapıcıoğlu, saldırıların kendiliğinden gelişmediğini, aksine planlı bir şekilde yapıldığını belirtti.

Partilerine, kuruluşundan 6-8 Ekim saldırılarına kadar 300’den fazla saldırının yapıldığını hatırlatan Yapıcıoğlu, saldırıların üstünün çözüm süreci nedeniyle örtüldüğünü söyledi.

Yasin Börü ve arkadaşlarının ihtiyaç sahibi insanlara kurban eti dağıttığı esnada saldırıya uğradığını dile getiren Yapıcıoğlu, "6-8 Ekim olaylarında ve onun öncesinde HÜDA PAR’a ve bizim kardeşlerimize, bizlere bir kurbanlık koyun rolü biçilmişti. Hem 6-8 Ekim’de hem de 6-8 Ekim öncesinde çok yoğun saldır altındaydık ve bu saldırıların hiçbir tanesinde doğru dürüst bir soruşturma yapılmadı; ta ki Yasin Börü ve arkadaşlarının şehit edilmesi olayına ilişkin görüntüler medyaya yansıdıktan sonra insan olan herkes insanlığından utandı. Çünkü gerçekten tarihte görülmemiş bir vahşete millet şahitlik etti. Belki Kobani’den, belki farklı yerlerden, Kobani benzeri yerlerden, oradaki savaş ortamından kaçıp buraya gelmiş, sığınmış, karnını doyurmada zorlanan, belki uzun süre etin yüzünü hiç görmeyen insanlara kurban eti dağıtmakta olan sadece sözde ve slogan atmakla değil fiilen onların karnını doyurmaya çalışan Yasin Börü ve arkadaşları vahşice katledildi. O olayları hatırlayınca insan insanlığından utanıyor. Şimdi bu olaylar neydi? Öyle gerçekten IŞİD’in Kobani’yi ele geçirmek üzere olması veya birilerinin söylediği gibi Kobani’nin düşecek olması üzerine halkın infiale kapılması nedeniyle kendiliğinden anlık olarak gerçekleşen olaylar olarak düşünmüyorum. 6-8 Ekim saldırıları ilmek ilmek dokunan, adım adım hazırlanan ve hayata geçirilen planlı bir katliamdı." Dedi.

Çözüm sürecinin saldırılardan önce tıkandığını ama ilanının yapılmadığına vurgu yapan Yapıcıoğlu, süreçte takip edilen yol ve yöntemin başarıya ulaşmayacağını gösterdiğini ifade etti.

"6-8 Ekim saldırılarından önce süreç bitmişti, fakat ilan edilmiyordu"

Çözüm sürecindeki yanlışları kamuoyuna açıkladıklarının altını çizen Yapıcıoğlu, "Çözüm süreci 6-8 Ekim’den önce bitmişti fakat bunun ilanı geciktiriliyordu. Çünkü çözüm sürecine büyük anlamlar yüklenmişti. Fakat biz başından beri bu sürecin değerli olduğunu, kan akmamasının çatışmaların durdurulmuş olmasının önemli olduğunu, ancak takip edilen yol ve yöntemden, tarafların samimiyetsizliğinden dolayı süreçten bir çözüm çıkmayacağını defaatle söyledik. Açıklamalarımız halen kayıtlarda duruyor, merak edenler internetten araştırma yaparak bizim çözüm süreciyle ilgili söylediklerimizi bulabilir ve yeniden izleyebilirler. Çözüm sürecine öyle bir anlam yüklendi ki, kamuoyunun beklentisi öyle yükseltildi ki çözüm sürecinin tıkandığı andan itibaren hiç kimse masayı deviren taraf olmak istemedi, ama masanın devrilmesi için bir sebep lazımdı, herkes uygun zamanı bekliyordu. Hatırlayın 6-8 Ekim olayları başlamadan önce Mehmet Öcalan İmralı’dan döndüğünde Abdullah Öcalan’ın ağzından ‘Çözüm yok, süreç yok. Nerede bir Kürt varsa sonuna kadar direnecek’ açıklaması yaptı. O zaman saldırılar yaşanmış mıydı? Hayır, ama o bir ilandı. Bana soracaksanız 6-8 Ekim saldırılarından önce süreç bitmişti. Fakat ilan edilmiyordu. 6-8 Ekim’den sonra yan yana pozlar verilmiyor muydu? ‘Süreç bozulmasın, süreci bozan taraf ben görünmeyeyim’ diye bazı şeylerin üstü örtüldü." İfadelerini kullandı.

Partilerine yönelik 300’den fazla saldırının olduğunu söyleyen Yapıcıoğlu, bu saldırılardan sadece birinin failinin yakalandığını belirtti.

"Çözüm sürecinin hatırına bize yapılan bütün saldırılar görmezden gelindi"

Saldırıların çözüm süreci hatırına görmezden gelindiğine dikkat çeken Yapıcıoğlu, "2012 yılının aralık ayında partimizi kurduk. 2013 yılının mart ayından itibaren partimize yönelik saldırılar başladı. Kuruluşumuzdan yaklaşık 3 ay sonrasında saldırılar başladı. 2013 yılının mart ayından 2014 yılının ekim ayına kadar yaklaşık bir buçuk yıllık bir zaman dilimi içerisinde 300’den fazla saldırıya maruz kaldık. Bu 300 saldırıdan sadece Şanlıurfa’da Hilvan İlçe Teşkilatımızın binasına Eylül 2014 tarihinde yapılan küçük taşlı bir saldırının dışında hiçbir fail yakalanmadı. Biz bunu defalarca hükümete, basına söyledik. Raporlar hazırladık, hiç kimsenin kılı kıpırdamadı, sesi çıkmadı. Çözüm sürecinin hatırına bize yapılan bütün saldırılar görmezden gelindi." şeklinde konuştu.

"Neye göre 33 HDP’li diyorlar, ölenlerin hiç bir tanesinin ismi yok"

HDP’lilerin saldırılara karşı algı girişimlerini de değerlendiren Yapıcıoğlu şunları söyledi:

"Olaylarla ilgili değerlendirme yaparken ‘33 HDP’li ölmüş’ diyorlar. Neye göre 33 HDP’li diyorlar. Ölenlerin hiçbir tanesinin ismi yok. Bakın biz katledilen kardeşlerimizin ismini tek tek söylüyoruz peki HDP’lilerin ismi ne?! Kim bu HDP’liler? Onlar diyorlar ki HÜDA PAR’lı, polis-asker ve yabancı uyrukların dışındakilerin hepsi HDP’li. Bir taraftan ‘Biz kitlemize şiddete başvurun dememiştik’ diyorlar ama o şiddet olaylarının içerisinde olanların hepsinin HDP’li olduğunu başka bir şekilde ifade ediyorlar. Bakın Rudaw’da Murat Karayılan’ın bir mülakatı yayınlandı. Karayılan şu ifadeleri kullanıyor: 'Sokaklara çıkan halkımız, Erdoğan’ın talimatıyla polis tarafından kurşunlandı. Toplam 37 insanımız şehit edildi. Provokasyonlar yapıldı. Şimdi Yasin Börü ismi çok kullanılıyor. Aslında bu bir provokasyondu. O olayı da Türk MİT’i tertiplemiştir.'  Şimdi buna inanacak milyonlarca insan var. Çünkü inanmak istiyorlar. Çünkü insanlar takım tutar gibi bakıyor bu olaylara."

HÜDA PAR’ın siyasi duruşundan bahseden Yapıcıoğlu, "Bizim duruşumuz budur: hiç kimse kendi siyasi çıkarları için tek bir insanı feda etmemeli. Bir tek insanın kanı bütün siyasi hesaplardan daha değerlidir. Bir parti olarak, inanç olarak böyle düşünüyoruz. Bir kişi davasına ya da bir şeyin gerçekleşmesi için kendini feda eder ama başkasının hayatını asla hiçbir siyasi hedefine kurban edemez. Bu ne olursa olsun ister devlet olsun ister bir siyasi parti olsun ister bir silahlı örgüt olsun hiç fark etmez bizim için. Bizim kadar açık bir siyaset yürüten bir parti yok. Biz karnımızdan konuşmuyoruz. Biz söylemek istediğimiz şeyleri açıktan söylüyoruz. Bakın çatışmayla, kavgayla, gürültüyle bu iş olmaz, madem siyasi partisiniz siyasi parti gibi davranın." diye konuştu.

Atilla Güner’in "HÜDA PAR’ın savunma hattında ölümlere sebep olmuş bazı mensupları var mıdır?" sorusuna Yapıcıoğlu, böyle bir ihtimalin olmadığını belirtti.

"Israrla olayları çatışma gibi aktarmaya çalışanlar iyi niyetli değil"

Yapıcıoğlu, "Israrla olayları çatışma gibi aktarmaya çalışanların iyi niyetli olmadığını söylüyorum. Devlet içerisinde birileri (Bu devlet midir? Hükümetin içerisinde birileri midir bilmiyorum) onların ajandasında da biz kurbanlık koyunduk. Neydi o kurbanlık koyun rolü? Çözüm süreci bitmişti, ilan edilecekti, bunun ilan edilmesi için sağlam bir gerekçe lazımdı. Onlar bizim üzerimize saldıracaklardı, çok büyük katliamlar yapsalardı, onlar da silindir gibi onların üzerinden geçeceklerdi ve diyeceklerdi ki ‘bak bu kadar zulmettiler.’ Saldırılar şimdi onların istediği boyuta ulaşmadı, belki kendilerine göre olaylar o kadar büyümediği için biraz daha beklediler. Aralık ayı sonunda Şırnak’ın Cizre ilçesi Nur Mahallesinde bütün üyelerimiz muhasara altına alındı. Gece saat 11-12 sıralarından, ertesi gün saat 12 sıralarına kadar on binlerce mermi atıldı, oradaki arkadaşlarımızın evlerine. Saldırıya uğrayan bölge, tank taburuna ve emniyete birkaç 100 metre mesafede. Hiç kimse kılını kıpırdatmadı. Hamile bir kadını 2-3 yaşındaki çocuğuyla beraber evin içinde diri diri yakmak istediler. Komşuları evin arka tarafından banyonun duvarını kırmak suretiyle kadıncağızı o yanan evden kurtardılar. 66 yaşında Abdullah Deniz isimli kardeşimiz orada katledildi. Bunlar Aralık 2014 yılında oldu. Çözüm süreci hatırına ona da ses çıkarmadılar. Peki, Cizre’de bu olayın faili olarak kim yakalandı? Hiç kimse! Belki orada da büyük bir katliam yapacaklardı." dedi.

"Çözüm sürecindeki gibi bir siyasi ortam olsaydı belki o tetikçiler bile yakalanmazdı"

6-8 Ekim saldırılarına ilişkin geçtiğimiz günlerde yapılan operasyonu değerlendiren Yapıcıoğlu, sözlerine şöyle son verdi:

"Yasin Börü ismi şu anda çok kullanılıyor. Yasin Börü ismi ilk defa olayların üzerinden 2 hafta geçtikten sonra hükümet tarafından çıkan görüntülerden dolayı telaffuz edildi. Belki de onun üstü de örtülecekti. Kamuoyunda bir infial oldu, ondan sonra bu olayın üzerine gidildi. Bu kadar insan yakalandı. 6 sene sonra niçin operasyonlar yapıldı? Bence olay yanlış bir noktadan tartışılıyor. Yani eğer bu şahısların sorumluluğu yoksa 6 yıl önce bu operasyon yapılmış olsaydı bu operasyon haklı mı olacaktı? Ben hukukçu biriyim. Ben bunların sorumluluğu vardır-yoktur demiyorum, dosyadaki delilleri görmeden kesin bir şey söylemek istemiyorum. Eğer sorumlulukları varsa, 6-8-10 yıl sonra bu operasyonlar yapılsa, sadece zamanlaması nedeniyle bu operasyonlar yapılmasın mı? Bu suçun zaman aşımı süresi 6 yıl değil ki? Çözüm sürecindeki gibi bir siyasi ortam olsaydı belki o tetikçiler bile yakalanmazdı. İdeolojik yargıdan canı çok yanmış insanlar olarak şunu söylüyoruz: sorumluluğu olan herkes soruşturulmalı, ama olaylara dahli olmayan hiç kimse mağdur edilmemeli. Hiç kimse siyasi kimliğinden dolayı operasyon yememeli, ama hiç kimse siyasi bir kimliği vardır diye suç işleme özgürlüğüne de sahip olmamalı. Her hal ve şartta mutlaka adaleti aramalıyız."

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI