Gündem Değerlendirmesi (01.09.2020)

Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu’nun 1 Eylül 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkan Vekilimiz Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, yaptığı haftalık iç ve dış gündem değerlendirmesinde; zinanın yeniden suç sayılması önerisi, afetler ülkesi olan Türkiye’deki yetersiz tedbirler, devlet eliyle kumar oynatılması, Arakanlı Müslümanlara yönelik hak ihlalleri, Doğu Akdeniz gerilimi, ABD’nin şantajlarına karşı Türkiye’nin tutumu ve İsveç’te Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırı gibi gündemin öne çıkan başlıklarını masaya yatırdı.

ZİNA YENİDEN SUÇ SAYILMALIDIR

Giderek artan cinayetler, intiharlar, taciz ve tecavüz haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Bu olayların temelinde yatan sosyolojik dönüşüm irdelenmeden, fail veya mağdurların kimlik ve cinsiyetleri üzerinden sonuçları okumaya çalışmak bugüne kadar hep yanlış sonuçlar üretti.

Teşhis doğru konulmalıdır. Yasal koruma altına alınan zina ve her türlü gayri meşru ilişki; gönüllü birliktelik adı altında normalleştirildi. Şiddet ve intihar olaylarının temelinde zina, kumar, alkol ve uyuşturucu gibi ahlak ve inancımızın yasakladığı fiillerin olduğu istatistiki verilerle kanıtlanmıştır. Yasalar evlenmeyi, aile kurmayı ve meşru yolla cinsel ihtiyaçların giderilmesini zorlaştırmaktadır. Genç yaşta evlenenlerin dramı bunun en çarpıcı örneğidir. Nesil emniyetini tehdit eden evlilik dışı ilişkilerin yasalarla koruma altına alınması ve zinanın suç olmaktan çıkarılması cinsel saldırılara ve şiddet olaylarına zemin hazırlamıştır. Toplumun altını oyan bu olayların önüne geçmek için; aile kurumu güçlü bir şekilde desteklenmeli, zina ve gayrı meşru ilişkiler yeniden suç haline getirilerek ağır müeyyidelere tabi tutulmalıdır.

TÜRKİYE’NİN BİR AFETLER ÜLKESİ OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR

Giresun geçtiğimiz hafta yine bir sel felaketi yaşadı. Dereli, Doğankent ve Yağlıdere ilçelerini vuran sel, ondan fazla can kaybına neden olurken 17 bina tamamen yıkılmış, 361 bina da ciddi olarak hasar görmüştür. Halen ulaşılamayan vatandaşlarımız vardır. Hükümet selin meydana getirdiği zararları telafi etme adına bazı adımlar atılacağını açıkladı. Neredeyse her yıl benzer afetler yaşayan Giresun halkına bu vesile ile bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Karadeniz Bölgesi yılın her mevsiminde yoğun yağış alan bir bölgedir. Dere yataklarına kurulu yerleşim yerleri ve heyelanlara açık yumuşak toprağı nedeniyle ağır riskli bir bölgedir. Türkiye’de 500’ün üzerinde fay hattı bulunmaktadır. Yani aslında Türkiye bir afetler ülkesidir. Buna rağmen afetlere karşı gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle her seferinde ağır sonuçlar yaşanmaktadır.

Sadece sel dönemlerinde gündeme gelen; dere yataklarında ve heyelan bölgelerinde kurulu yerleşim yerlerinin sonrasında unutulması her kademesiyle idarenin ciddi bir ayıbıdır. Depremlere hazırlık konusu sadece depremler yaşanınca gündeme gelmemelidir. Kentsel dönüşüm projesi bir türlü tamamlanmadı. Kırsal kesimlerde en ufak sarsıntıda vatandaşlarımız kerpiçten evlerin altında can verebilmektedir. Madem bir afetler ülkesiyiz; en kısa zamanda alt yapı, üst yapı ve toplumsal farkındalık anlamında afetlere hazırlıklı olabilmeliyiz. Bu anlamda; bütün tedbir ve denetimleri kapsayan bir “Afet Yasası”nın yürürlüğe girmesi zorunluluk haline gelmiştir.

DEVLET ELİYLE KUMAR OYNATILMASI

Anayasa’nın 58/2 maddesi “Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, suçluluk, kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan ve cehaletten korumak için gerekli tedbirleri alır.” hükmünü amirdir. Yasadışı oynanan “talih oyunları”nın kumar olarak isimlendirilmesi buna karşılık “Şans Oyunları” olarak isimlendirilen kumarların devlet kurumları eliyle oynatılması büyük çelişkidir. Kumarın bazı çeşitlerinin “Şans Oyunları” olarak isimlendirilmesi ve resmi veya yarı resmi kurumların eliyle oynatılması, bunların kumar oldukları gerçeğini değiştirmez. Kumar suçunun mağduru bütün toplumdur. Gençler başta olmak üzere bütün toplumu kumar ve benzeri kötü alışkanlıklardan korumak devletin asli anayasal görevlerindendir.

Toplumu zararlı alışkanlıklardan korumakla yükümlü olan devletin kumar oynamayı teşvik etmesi genel ahlak anlamında cinayettir. Sosyal medyaya, TV ekranlarına ve spor müsabakalarına bahis sitelerinin reklamlarının yerleştirilmesi kumara büyük bir teşvik oluşturmaktadır.  Müşterek bahislerin gençlerde kumar bağımlılığı oluşmasındaki payı büyüktür. Çocukların da izlediği futbol üzerinden kumarın reklamının yapılması kabul edilemez. Devlet, kendisine gelir getiren çeşitlerini şans oyunları olarak isimlendirip vatandaşını kumara özendirmekten, şans oyunlarını bir gelir kapısı olarak görmekten ve teşvik etmekten vazgeçmelidir. Şans oyunları olarak isimlendirilenler de dahil bütün kumar kurumları kapatılmalı ve kumar oynatmanın ve reklamını yapmanın her çeşidi yasaklanmalıdır.

ARAKANLI MÜSLÜMANLARA YÖNELİK HAK İHLALLERİ

Myanmar ordusu ve Budist çeteler tarafından yıllardır işkence ve katliama maruz bırakılan Arakan Müslümanları, temel hak ve özgürlüklerinden de mahrum bırakılmaktadır. Londra Merkezli Burma İnsan Hakları Ağı tarafından hazırlanan raporda, aralarında çocukların da bulunduğu 1675 Arakanlı Müslümanın evlerini terk ettikleri gerekçesiyle 2 ile 5 yıl arasında ağır çalışma cezasına çarptırıldıkları açıklandı. Seyahat izin belgesine erişimin neredeyse imkânsız olduğu bölgede, evlerinden ayrılmak zorunda kalan Arakanlılar yasal olarak suçlu sayılmaktadır. Açık hava hapishanesine dönüştürülen bölgede mülk edinme, evlenme ve seyahat etme gibi temel haklar sınırlandırılmıştır.

Myanmar yönetiminin Arakanlı Müslümanlara yönelik gerçekleştirdiği saldırılar BM tarafından soykırım olarak kabul edilmesine rağmen uluslararası toplum ve kuruluşlar tarafından yeterli tepkiyi görmemiştir. Bu durum hak ihlallerinin devam etmesine, iç hukuk sisteminin Arakanlılara karşı silah olarak kullanılmasına cesaret vermektedir. Soykırım suçu sabitlenen Myanmar yönetimine karşı uluslararası kuruluşların bir an önce harekete geçmesi gerekir. Soykırım suçu işleyenler cezalandırılmalı, Müslümanlara baskı aracına dönüşen hukuk sisteminin revize edilmesi için uluslararası her türlü baskı yapılmalıdır.

DOĞU AKDENİZ GERİLİMİ

Türkiye ve Yunanistan arasında devam eden Doğu Akdeniz gerilimi Türkiye’nin yeni Navtex ilanı ve karşılıklı askeri tatbikatlarla tırmanmıştır. Fransa, İtalya ve BAE’nin dâhil olduğu süreç, askeri çatışma riski oluşturmaktadır. Türkiye’nin uluslararası hukuka dayalı hak ve çıkarlarını meşru zeminde koruma iradesi önemlidir. Bu doğrultuda müzakere çağrılarını yineleyerek bölgede askeri çatışma ihtimalini ortadan kaldırmaya yönelik bir yol haritası belirlemelidir. Doğu Akdeniz geriliminin düşürülmesi; egemenlik sahalarının kesin olarak belirlenmesi, kaynakların adil paylaşımı, kullanımı ve ihlallerin önlenmesi amacıyla diyalog süreci başlatılmalıdır.

BAE ve Fransa gibi devletlerin gerilimi tırmandırma girişimleri ve bölgeye yönelik askeri hamleleri oldukça tehlikeli bir boyuta ulaşmıştır. Almanya başbakanı Merkel’in tüm Avrupa’yı Yunanistan’a destek çıkmaya davet etmesi, Avrupa’nın özellikle de silah ihraç eden ülkelerinin savaşı kışkırttığını bir kez daha göstermiştir.

Silah satmayı planlayanlar muhtemel bir savaştan karlı çıkacaklarını düşünüyor olabilirler ancak savaş için kışkırtıp cesaretlendirdikleri idareciler kendi halklarının çıkarlarını düşünerek aklıselim ile hareket etmelidirler. Türkiye’nin önümüzdeki süreçte bölgede askeri çözümü önceleyen ittifak ve kutuplaşmaların dışında kalması ve uluslararası hukuk çerçevesinde kalarak duruşunun meşruiyetini muhafaza etmesi büyük önem arz etmektedir.

TÜRKİYE, ABD’NİN ŞANTAJLARINA BOYUN EĞMEMELİDİR 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta İstanbul’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye ile bir görüşme gerçekleştirdi. Toprakları işgal edilen, 14 yıldır ekonomik muhasara altında olan kardeş Filistin halkının meşru temsilcilerinin Türkiye’de ağırlanması, her düzeyde görüşülmesi olması gerekendir. Filistin davasının ABD ve Körfez ülkeleri tarafından kuşatıldığı bu zor dönemde Sayın Cumhurbaşkanının Filistin halkının temsilcilerini ağırlayıp görüşmesi anlamlı bir destektir. ABD Dışişleri Sözcüsü bu görüşme sebebiyle Türkiye’ye aba altından sopa göstermesi hadsizliktir. Bu görüşmenin teröre destek anlamına geldiği, Türkiye’yi yalnızlaştıracağı ve Filistin halkına zarar vereceği iddia edilmiştir. Asıl teröristlik; Filistin halkının seçilmiş meşru temsilcilerine terörist damgası vurmaya yeltenmektir. 

ABD şantajlarını sadece Türkiye’ye karşı değil, dünyanın birçok yerinde devam ettirmektedir. Amerika Dışişleri Bakanı’nın geçen hafta Sudan’a yaptığı ziyarette yaptırımları kaldırmak ve terör listesinden çıkarmak karşılığında Sudan’dan 330 milyon dolar rüşvet istediği ajanslara düştü. ABD, 1979’dan beri Sudan’a uyguladığı yaptırımlarla ülke ekonomisine yüz milyarlarca dolar zarar vermiştir. Bu yüzden ülke, temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlanıyor. ABD, 1998’de kimyasal silah üretiyor diye ülkenin en büyük ilaç fabrikası ‘El Şifa’yı da bombalamıştı. Ne özür diledi ne de tazminat ödemeye yanaştı. Bu şantajlar, ABD’nin küresel eşkıya olduğunun en açık göstergeleridir. Sudan’a verdiği zararlardan dolayı ödeme yapması gereken ABD’dir. Barışın ikamesi için dünya en kısa zamanda bu eşkıyadan kurtulmalıdır.

İSVEÇ’TE KUR’AN-I KERİM’E YÖNELİK SALDIRI

İsveç’in Malmö kentinde Müslüman karşıtı bir grup tarafından gerçekleştirilen şiddet eylemlerinde Kur’an-ı Kerim yakıldı. Son yıllarda Avrupa ülkelerinde utanç verici boyuta ulaşan ırkçılık; Müslümanların can ve mülklerine, ibadet merkezlerine ve dini sembollerine yönelik saldırılar düzenlenmesine sebebiyet vermiştir. Şiddet eylemleri sırasında müdahale edilmeyen ve sonrasındaki hukuki süreçte yeterli cezayı almayan ırkçılar en büyük desteği yönetimlerden almaktadır. İsveç’te meydana gelen ve Müslümanları provoke etmeyi hedefleyen Kur’an-ı Kerim’e yönelik iğrenç saldırıyı kınıyoruz. Dini sembollere yönelik saldırıya karşı caydırıcı hukuki yaptırımlar devreye girmeli ve İsveç yönetimi tarafından, yükselen faşizme karşı Müslümanların ibadet özgürlüğü garanti altına alınmalıdır.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI