Gündem Değerlendirmesi (11.05.2020)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 11 Mayıs 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı haftalık gündem değerlendirmesinde; Türkiye’deki ötekileştirici politikalar, polisin tehdit haline gelmesi, enerji fiyatları ve dışa bağımlı ekonomi, ‘Anadolu Masalları’ projesi, İstanbul Sözleşmesi, işgal rejiminin Batı Şeria’yı ilhak planı, Yemen ve Libya’da kalıcı ateşkesin sağlanması gibi gündemin öne çıkan başlıklarını masaya yatırdı.

TÜRKİYE’DE ÖTEKİLEŞTİRİCİ POLİTİKALAR BİTMELİDİR

Osmanlının yıkılışına sebep olan ve koca bir İslam coğrafyasını parçalayıp küçük devletçikler haline getiren ulusalcı-milliyetçi-ırkçı anlayışın halen devam ediyor olması üzüntü vericidir. Farklı etnik kimliklerin yoğun olarak yaşadığı bir coğrafyanın dağlarına  “Ne Mutlu Türküm diyene” yazılması, toplumu etnik kimlik üzerinden ayrıştırıp ötekileştiren bir anlayışı temsil etmektedir. Geçmişte inkâr ve asimilasyon politikalarının taşıyıcısı olan bir sözü ısrarla tekrar edip dağa-taşa kazımak, bu ülkenin birliğine, beraberliğine ve kardeşliğine fayda vermez. Aksine çok etnik kimlikli toplumlarda etnisite üzerinden geliştirilen politikaların merkeze alınması birliğin bozulmasına ve aidiyet duygusunun zayıflamasına sebep olmaktadır. 

Bu memleketin etnik kimlikler üstü bir birlikteliğe ve anlayışa ihtiyacı vardır. Kişinin kendi halkını, yurdunu ve dilini sevmesi en tabii ve insani bir durumdur. Ancak bu sevgi, hiç kimseye diğer, ırkları, kavimleri ve dilleri küçümseyerek inkâr etme hakkı vermez. Bunun adı asabiyet veya ırkçılıktır. Kavim asabiyetinin olduğu memleketlerde adalet ve kardeşlikten söz edilemez.  Türkiye’deki sorunların temelinde bu politikadan vaz geçilmemesi hususu yatmaktadır. Bugün dahi bu politikanın,  toplumsal ayrışmayı tetikleyecek önemli bir potansiyele sahip olduğu unutulmamalıdır. Dolayısıyla devletin ve hükümetin, hakkaniyete aykırı olan, toplumsal bütünlüğü bozan ulusalcı-milliyetçi söylemleri bitirme hususunda tarihi ve vicdani bir sorumluluk taşıdığını hatırlatmakta fayda görüyoruz.   

POLİSİN TEHDİT HALİNE GELMESİ ÖNLENMELİDİR

Salgın nedeniyle 1 Mayıs’ta uygulanan sokağa çıkma yasağı uygulaması sırasında Nusaybin’de polisin çocuklara müdahale şekli infiale neden oldu. Site bahçesinde bulunan çocukların silahla kovalanması ve havaya ateş edilmesi amacını aşan, sokağa çıkma yasağının amacı ile izah edilmesi mümkün olmayan bir müdahale şeklidir. Engelli bir çocuğun eli silahlı bir polis tarafından yaka paça polis aracına götürülüp azarlanması, görevi halkın emniyet ve güvenini temin etmek olan polis teşkilatı açısından vahim bir durumdur. 27 Nisan 2020 tarihinde Adana’nın Seyhan ilçesinde dur ihtarına uymayan Suriyeli 17 yaşında bir gencin polis tarafından kalbinden vurularak öldürülmesi olayından sonra Nusaybin’de yaşanan bu olay, polise verilen yetkinin çerçevesinin bir daha değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur.

Görevi kötüye kullanma ve amacını aşan müdahale şekilleri hakkında başlatılan soruşturmaların formaliteler ile sınırlı kalmaması, kamu vicdanını tatmin etmesi ve sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılması gerekir. Özellikle halkın can güvenliğini tehdit eden ağır suiistimal durumlarına karşı etkin müeyyideler uygulanması gerekir. Aksi halde bu tür olayların önünün alınması mümkün değildir.

ENERJİ FİYATLARI VE DIŞA BAĞIMLI EKONOMİ

Avrupa İstatistik Kurumu verilerine göre 2018'in ikinci çeyreği ile 2019'un ikinci çeyreği arasındaki dönemde Avrupa’da enerji fiyatlarındaki en yüksek artış doğalgazda %24.5, elektrikte ise %20.2 ile Türkiye'de gerçekleşti. Koronavirüs Salgını, zaten var olan krizin büyüyerek bütün sektörleri kuşatmasına neden olmuş, böylece toplumsal bir boyuta dönüştürmüştür. Ekonomik krizin bitmesi ve normalleşme sürecinin bu enerji fiyatları ile başlaması mümkün değildir. Üretim ve sanayinin tekrar canlanabilmesi ve dolayısıyla da istihdamın yükselmesi için maliyetlerin minimize edilmesi gerekir. Bu nedenle enerji fiyatlarına el atılarak makul bir seviyeye çekilmelidir.

Son iki ayda döviz fiyatlarındaki artış, Ağustos 2018 yılındaki seviyeyi de geride bırakmıştır. Dövizin bu denli yükselişini küresel kriz ile izah etmek tatmin edici değildir. Doların bütün zamanların rekorunu kırdığı bu dönemde etkin tedbirler devreye sokulmalıdır. Yıllardan beri iç ve dış borcun eritilmesi yönünde etkili bir irade ortaya konulmadı. Her geçen yıl, borçlar katlanarak büyüdü. Ekonomi idaresinin başarısızlığı, devletteki israfçı zihniyet, büyük yatırımlardaki hesapsız sözleşme modelleri ile dışa bağımlılık, ekonomideki kara deliklerdir. Türkiye’nin dışa bağımlı ekonomik sistemi, kur artışlarından büyük oranda etkilenmektedir. Kur artışlarının ekonomi üzerindeki etkisinin kırılmasının tek yolu dışa bağımlılıktan kurtulmuş, yerli dinamikler üzerinde kaim ekonomi sistemine geçiştir. Dış ticaret açığı kapanmadan ekonominin düzlüğe çıkması mümkün değildir.

‘ANADOLU MASALLARI’ PROJESİ

Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ve UNESCO Türkiye Komisyonu iş birliğinde yürütülen Anadolu Masalları Projesi kapsamında, çocukların evde kaldığı dönemi verimli geçirmeleri için yeni bir çalışma başlatıldı. Proje EBA TV ekranlarında ve Anadolu Masalları Youtube Kanalı'nda uygulamaya geçti. Masal gibi anlatıların çocukların ruhsal ve pedagojik eğitimlerine katkısı elbette büyüktür. Ancak bu tür projeler yapılır ve yürütülürken ‘dil, üslup, kişilik ve değer’ olarak halkın kültürü ile uyumuna dikkat edilmelidir. Bu kapsamda tercih edilen kişilerin çoğunun toplumun ahlaki değerleri, inancı ve kültürü ile alenen sorun yaşayanlardan tercih edilmesi, projenin amacını sorgular hale getirmiştir.

Tercih edilen bu şahıslardan bazılarının yaşantıları, davranışları, meslekleri ve de fikirleri ile iyi bir örnek teşkil etmedikleri halde çocuklarımıza rol model olarak sunulmalarının pedagojik, psikolojik ve de ahlaki olarak ciddi tahribatlara neden olacağı aşikardır. Toplumumuzun geleceği olan çocuklarımızın yine toplumsal gerçekliğimize uygun bir şekilde yetişmeleri, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir konudur. “Anadolu Masalları” projesinin bu haliyle toplumumuzun hassasiyetleriyle çeliştiği açıktır. Bu nedenle projenin ya durdurulması ya da revize edilmesi gerekir.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE NEDEN DOKUNULAMIYOR?

İstanbul Sözleşmesi ve Aileyi Koruma Kanunu toplumda ciddi olarak konuşulmaya devam etmektedir. Toplumda yeteri kadar tartışılmadan, partilerin merkezi dayatmaları ile ve oldubittiye getirilerek meclisten geçirilen bu kanunlar, sebep oldukları yıkım nedeniyle bugün kamu vicdanını kanatmaya devam etmektedir. Mevzuatın kaynağı; toplumsal değer, ilke ve ahlaki yapı olmalıdır. Müslüman toplumumuzun değer ve ilkelerine aykırılık teşkil eden ve toplumumuzun en temel hassasiyetlerini ortadan kaldıran bu tür kanunların sonuçları ortadadır. Kaldırılmaları veya değiştirilmeleri yönünde toplumun kahir bir ekseriyetinin mutabakatına, aşikâr zararlarına ve bütün tepkilere rağmen hükümetin meseleye eğilmemesini, hükümete yakın çevrelerin bu konunun gündeme gelmesinden dahi rahatsız olmalarını anlamak mümkün değildir. Hükümet, İstanbul Sözleşmesi ile 6284 sayılı yasaya giydirdiği bu “dokunulmazlık” zırhının nedenini topluma izah etmek zorundadır. Bu anlamda hükümet aileyi ve en önemlisi geleceğimizin garantisi olan “nesil”i korumak adına ivedilikle harekete geçmelidir.

İŞGAL REJİMİNİN BATI ŞERİA’YI İLHAK PLANI

İslam dünyasının içerisinde bulunduğu ihtilaf ve kaostan faydalanan işgal rejimi, uluslararası karar ve anlaşmaları ihlal ederek yüzyılın ihanet belgesi çerçevesinde Batı Şeria’yı ilhaka hazırlanmaktadır. Filistin toprakları üzerindeki işgal faaliyetleri ABD tarafından desteklenen Siyonist rejime, ABD Dışişleri bakanı Pompeo’nun yakın bir tarihte yapacağı ziyaret, işgal faaliyetlerini legalleştirme amacı taşımaktadır. ABD ve Siyonist rejiminin bölgeye yönelik işgal ve yıkım faaliyetlerine karşı Arap Birliği’nin Rusya, ABD ve Avrupa Birliği’ni göreve davet etmesi ise İslam dünyası adına utanç vericidir. İşgalin yayılmasına karşı caydırıcı bir yaptırım uygulayamayan İslam ülkeleri, işgal rejimiyle normalleşme sürecini halen devam ettirmektedir. Soykırım ve tehcirin yasallaşması planı ile Batı Şeria’nın ilhakına karşı dünya harekete geçmeli ve Filistin’e sahip çıkmalıdır.

 Pandemik Koronavirüs salgını sürecinde Filistinlilere karşı insanlık suçu işleyen işgal rejimi, hapishanelerde tutulan Filistinli esirleri de sağlık imkânlarından yoksun bırakarak ölüme mahkûm etmektedir. Başta Dünya Sağlık Örgütü olmak üzere insan hakları kuruluşları işgal rejiminin bu insanlık suçuna duyarsız kalmamalı ve Filistinli esirlere sahip çıkmalıdır.

YEMEN VE LİBYA’DA KALICI ATEŞKES SAĞLANMALIDIR

Güney Geçiş Konseyi adlı oluşumun özerklik ve olağanüstü hal ilan etmesiyle bölünmenin eşiğine gelen Yemen’de 2020 yılının ilk çeyreğinde 195 sivil yaşamını yitirmiştir. Dünyanın en fakir ülkelerinden birisi olan Yemen’de 2014’ten bu yana devam eden iç savaşta binlerce sivil yaşamını yitirirken gıda ve temiz suya erişimin kısıtlı olması sebebiyle milyonlarca insan tehdit altındadır. Koronavirüs salgını ile mücadele sürecinde başlayan ateşkes girişimi vekâlet savaşını sürdürmek isteyen ülkeler tarafından engellenmekte, ülkenin bölünmesinin önü açılmaktadır.  Yemen’de istikrarın sağlanabilmesi, sivil kayıpların önlenmesi ve tüm bölgelere insani yardımların ulaştırılmasının yolu; orada vekalet savaşı veren ülkelerin ellerini oradan çekmeleri ile olur. Bu ülkeler savaşın değil, istikrarın garantörlüğünü üstlenmelidirler.

Yemen’in yanı sıra Libya da vekâlet savaşlarının merkezi haline gelmiş, Suriye iç savaşına benzer bir senaryo Libya’ya da taşınmıştır. Ülkedeki siyasi gerilimi körükleyen, tarafları silahlandıran ve ülkede paralı askerleri savaştıran sömürgeci güçler istikrarsızlığın en büyük sorumlularıdır. Yemen ve Libya başta olmak üzere çatışmaların devam ettiği bölgelerde istikrarın sağlanması için sorunları silahla çözme politikalarından vazgeçilmeli, kalıcı ateşkes ile siyasi çözüm ve diyalog öncelenmelidir. Savaş kültürü hiçbir yere istikrar götürmemiştir.

İSHAK SAĞLAM | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI