Gündem Değerlendirmesi (27.04.2020)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 27 Nisan 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı haftalık gündem değerlendirmesinde; işsizlik ile köklü mücadele, Ramazan’da fakir ve muhtaçların durumu, dünyanın, sosyal adaleti önceleyen ekonomik modellere muhtaç olması, işgal rejiminin insanlık suçu işlemesi ve uluslararası siyasi kuruluşların insanlık ile sınavları gibi gündemin öne çıkan başlıklarını masaya yatırdı.

İŞSİZLİK İLE KÖKLÜ MÜCADELE EDİLMELİ

Koronavirüs salgınının küresel ekonomik sonuçlarının da olacağı aşikardır. Önümüzdeki süreçte üretim, sanayi ve istihdam alanlarına yatırım yapan ve temel gıda maddelerinde kendi kendine yeten ülkelerin ayakta kalabilecekleri görülmektedir. İki üç yıldır ciddi ekonomik sorunlar yaşayan Türkiye’de her dört gençten biri işsizdir. Son salgın nedeni ile bu oranın ikiye katlanmasından korkulmaktadır. 24 milyon hektar ekilebilir tarım arazisine sahip Türkiye’nin son yıllardaki yanlış tarım politikaları neticesinde özellikle bazı ürünlerde dışarıya bağımlı hale gelmiştir. Tarım ürünlerinde ithalat, ihracatın altı katıdır. Bir buğday ambarı olması gereken Türkiye, 2008 yılından beri her yıl 4 milyon ton civarında buğday ithal etmektedir. Türkiye, tohumculuktan sonra hayvancılık noktasında da dışa bağımlı hale gelmiştir. Bu şartlar altında üretim yapan çiftçi ise aracıya, bankacıya ve tüccara boğdurulmuştur.

Ülkenin potansiyeli doğru bir şekilde harekete geçirilirse kendi kendimize yeteceğimizi ve istihdam sorununun hakkından gelineceğini biliyoruz. Yeter ki adımlar zamanında ve doğru atılsın. Tarım ve hayvancılık başta olmak üzere üretime yönelik projeler hızlı bir şekilde hayata geçirilmelidir. Tarım ve hayvancılığa etkin destekler verilerek sulu tarıma geçiş için yarım kalan sulama kanalları ile sulama baraj projeleri ivedilikle tamamlanmalıdır. Bunların yanında girdi maliyetlerinin düşürülmesinin bir yolu bulunmalıdır. Dünya piyasasında talepteki büyük düşüşler nedeniyle petrol fiyatları üretim maliyetinin altına düştü. Ancak Türkiye’de elektrik ve doğalgaz fiyatlarında bir indirime gidilmedi. Tarım ve sanayinin en önemli girdi kalemlerini teşkil eden enerji fiyatlarının bu dönemde bile yüksek olması, krizin aşılmasının önemli engellerinden biridir. Enerji fiyatlarında önemli indirimlere gitmek şarttır.

RAMAZANDA FAKİR VE MUHTAÇLAR AÇ BIRAKILMAMALIDIR

Mübarek Ramazan ayı, bütün maddi ve manevi güzellikleri, zenginlikleri, bereketi ve dayanışma kültürü ile yine en muhtaç olduğumuz zamanda geldi. Ramazan Ayı; evsizlerin, aç ve muhtaçların belediyeler, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverler eliyle kurulan iftar çadırları, dağıtılan yardım paketleri ve nakdi yardımlardan faydalandığı bir dönem olarak gelenekselleşmiştir. Ancak Kovid-19 salgının zorunlu kıldığı karantina ve sosyal izolasyon tedbirleri nedeniyle sayısı milyonları bulan bu kitlenin bu imkanlara ulaşmasının önü kapanmıştır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı nakdi yardımlar, sıcak yemeğe muhtaç olan bu geniş kitlenin sorununu çözmeye kafi değildir. Salgın nedeniyle işlerini kaybeden yüzbinleri de eklediğimizde Ramazan ayında dağıtılan yardım paketlerine ve sıcak yemeğe muhtaç insan sayısının katlandığını görürüz. 

Bu kitlenin şefkat ve merhamet ayı olan Ramazan Ayında ihmal edilmemesi adına alternatif çözümlerin bulunmaması üzüntü vericidir.  Paketlenmiş kumanyalar hazırlanarak her şehrin belli başlı noktalarında dağıtımı sağlanabileceği gibi yine şehirlerin belli başlı yerlerine gezici aşevleri de kurularak bu ihtiyaç karşılanabilir. Bunun için eskiden beri iftar çadırları ve yardım işleri ile hayırlı işlere öncülük eden belediye, STK vb. kurum ve kuruluşların önlerine konan hukuki engeller kaldırılmalı ve muhtaç insanların mağdur olmaları engellenmelidir.

DÜNYA SOSYAL ADALETİ ÖNCELEYEN EKONOMİK MODELLERE MUHTAÇ

Kovid-19 salgını, küresel ekonomik krizi de tetikleyen fili bir durum oluşturdu. Sağlık sistemlerinin dayanıklılığı ile birlikte hâkim küresel siyasetin ideolojik argümanına dönüşen kapitalist ekonomi modelini de sorgulanır hale getirdi. Virüs bu noktada krize yol açan asıl sebep olarak değil, belki beklenen sistem krizini açığa çıkaran bir unsur oldu. Gelinen nokta itibariyle dünya servetinin %99’unun %1’lik bir kesim tarafından kontrol edilir hale gelmesi, mevcut sistemin insani ve ahlaki olmadığını tüm açıklığıyla gözler önüne sermiştir. Bu duruma paradan para kazanmayı esas alan yöntemi, üretim ve istihdamdan ziyade sistemin büyük oranda faizli ekonomik sistem neden olmuştur.

Birçok devlet ekonomik durgunlukla baş edebilmek için günü kurtaracak karşılıksız para basma işine girişmişlerdir. Sömürü ve emek hırsızlığıyla meşhur mevcut ekonomi modelini pansuman tedbirlerle diri tutmak yerine sosyal adalet anlayışı ile hakça bölüşüm ve adil paylaşımın hedeflendiği, faiz ve rant yerine emek ve üretimin değer kazanacağı özgün modeller geliştirilmelidir. İslam ülkeleri, batının sömürü çarkını ayakta tutan Dünya Bankası, İMF ve DTÖ gibi kuruluşların kapitalist kuramları peşinden koşmak yerine sosyal adaleti emreden İslam’ın iktisat modelini hayata geçirerek bütün insanlığa çıkış yolunu göstermelidir.

İŞGAL REJİMİ İNSANLIK SUÇU İŞLİYOR

 İşgal rejiminde kurulan koalisyon hükümeti seçim vaadi olarak sundukları Batı Şeria’nın ilhakı planını uygulamaya hazırlanmaktadır. İlhak planının ABD tarafından açıkça desteklenmesi, işgal rejiminin pervasızlaşmasına neden olmaktadır. İslam dünyasının içerisinde bulunduğu kaos, siyasi ihtilaf ve iç sorunlardan faydalanan işgal rejimi ABD ve diğer müttefiklerinin desteği ile ihanet planını uygulamaya koymaya hazırlanmaktadır. Siyonist rejim en büyük cesaretini ise bazı İslam ülkelerinin İslam’a ve ülkelerine ihanet içerisinde bulunan yöneticilerinin tutumundan almaktadır. İslam ülkeleri normalleşme kapsamında işgal rejimiyle bütün ilişkilerini kesmeli ve işgalin sona ermesi için ciddi ve kararlı bir duruş sergilemelidir. Bunun yanı sıra Filistin’de siyasi birliğin sağlanması için ciddi adımlar atılmalıdır.

İşgal rejiminin Gazze’den gönderilen numunelere Kovid-19 testi yapılmasını durdurması insanlık dışı bir uygulamadır. Salgının Gazze’de yayılmasına göz yumulması büyük bir insanlık suçudur. 14 yıldır ambargo altında tutulan ve yetersiz tıbbi imkânlarla salgın hastalık ile mücadele etmeye çalışan Gazze için İslam dünyası ivedilikle harekete geçmeli ve Filistinliler İşgal rejiminin insafsızlığına terk edilmemelidir. Ablukanın sona erdirilmesine yönelik de artık cesur adımlar atılmalıdır.

ULUSLARARASI SİYASİ KURULUŞLARIN İNSANLIK İLE SINAVLARI

Dünyayı etkisi altına alan pandemik salgın hastalık süreci iç savaş, ambargo ve ekonomik krizlerle mücadele eden İslam ülkelerini de olumsuz etkilemiş ve krizi daha da derinleştirmiştir. İİT, İslam Kalkınma Bankası, Körfez İşbirliği Konseyi ve Arap Birliği gibi İslam ülkelerinin oluşturduğu kuruluşlar bu süreçte de pasif kalmaya devam etmektedirler. Savaş bölgelerinde yaşanan kaos Salgın hastalık sürecinde de devam etmesine karşın ateşkes için bir adım atılmamış ve kurumsal bir varlık ortaya konulmamıştır. Bununla beraber sağlık, gıda ve insani ihtiyaçlar noktasında çok kötü şartlarda yaşamaya çalışan mültecilerin şartlarının iyileştirilmesi ve salgına karşı korunmaları için de inisiyatif alınmamıştır. En fazla ihtiyaç duyulan zamanda devasa maddi kaynaklarına rağmen bir varlık ortaya koyamayan bu kuruluşların varlık sebepleri tartışmalı hale gelmiştir.

BM tarafından hazırlanan son kriz raporunda salgın hastalık nedeniyle dünyada açlık çeken insan sayısının bu yılın sonunda 250 milyonu aşacağı açıklandı. Acil ve hızlı tedbirler alınmadığı takdirde dünya genelinde ağır gıda yetersizliği nedeniyle 75 milyon çocuk olumsuz etkilenecektir. Batılı emperyalistlerce kaynakları sömürülmüş olan ve çatışmaların halen devam ettiği Yemen, Güney Sudan, Somali, Afganistan, Suriye, Filistin gibi Afrika ve Asya ülkelerinin yoksulluk, açlık ve sefalete en fazla maruz kaldığı görülmektedir. Bu tehlikeye karşı öncelikle iç savaş ve işgalin yaşandığı bölgelerde süresiz ateşkes için uluslararası kuruluşların harekete geçmesi ardından krizin en az zararla atlatılması için ekonomik kuruluşlar öncülüğünde krizden etkilenen bölgeler için bir fon oluşturulması gerekir. Aksi takdirde yaşanan felaketler daha da büyüyecektir.

İSHAK SAĞLAM | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI