Gündem Değerlendirmesi (13.04.2020)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 13 Nisan 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı haftalık gündem değerlendirmesinde; destek paketlerinin genişletilmesi, izolasyon takip projeleri, genç evlilik mağdurları, Covid-19 ile daha etkin mücadele, IMF’nin Venezuela kararı, Afrika Kıtası’nda salgın hastalık ile mücadele ve Yemen ateşkesi gibi gündemin öne çıkan başlıklarını masaya yatırdı.

DESTEK PAKETLERİ GENİŞLETİLMELİDİR

Pandeminin ekonomik ve sosyal etkisi gün geçtikçe ağırlaşıyor. Önümüzdeki birkaç ay için küresel bir ekonomik durgunluk, yılın ikinci yarısında ise bir kriz beklentisi vardır. Bu süreci atlatabilmek için hemen her kesimin ciddi fedakârlıklarda bulunması gerekir. Sosyal devlet anlayışı ve toplumsal yardımlaşma ile dayanışma kültürü, strateji haline getirilmelidir. Bu anlamda hükümetin ortaya koyduğu irade olumlu fakat yetersizdir. Destek paketleri daha etkili ve kapsamlı hale getirilmelidir. Ekonomik hayatın büyük tahribatlara maruz kalmaması için hemen harekete geçilmeli, sosyal izolasyonun etkileri asgariye indirilmelidir.

Kısa çalışma ödeneğinden sonra işçi çıkarma yasağı ve bunun yerine ücretsiz izin konusunda yapılması düşünülen yasal değişiklik, önceki uygulamanın da bir adım gerisinde kalmaktadır. Ücretsiz izne gönderilenlere ödenecek günlük 39 lira, açlık sınırının bile çok altındadır.  Şu anda işyerlerini kapatmak sorunda kalmış binlerce küçük ve orta ölçekli işletmeler için sadra şifa olacak ciddi bir destek paketi düşünülmemiştir. İktisadi anlamda önümüzdeki üç ayın hayati önemde olduğundan hareketle; çek ve senetlerin vadelerinin en az üç ay ertelenmesinin sağlanması gerekir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler, yine en az üç aylığına SGK primlerinden muaf tutulmalıdır. 21 il için getirilen ekilebilir tüm arazilerin ekilmesi ve tohum desteği projesinin 81 ilimizin tamamına yayılması sağlanmalıdır. Çeşitli işlerde çalışan, gündelikçi ve kayıt dışı yüzbinlerce kişi için de bir destek projesi düşünülmelidir.

İZOLASYON TAKİP PROJELERİ SUİSTİMAL EDİLMEMELİDİR

Covid-19 hızla yayılırken virüs bulaşmış kişilerin kontrol, takip, tedavi ve izolasyon işlemleri için değişik uygulamalar ön plana çıkıyor. Kimi ülkeler elektronik çiplerle takip programlarını gündemlerine alırken, Türkiye de cep telefonlarına indirilen “İzolasyon Takip Programı” ile hastaları takip etmeye çalışmaktadır. Teknolojik imkânların kullanılmasının önemli avantajlar sağlayacağı muhakkaktır. Ancak bu yöntem beraberinde kişisel verilerin depolanıp hukuksuz bir şekilde amaç dışı kullanılması gibi birçok risk de doğurmaktadır. Verilerin elektronik ortamlarda depolanması, kötü amaçlı kullanımlara kapı aralayabilir. Dolayısıyla tedbirler alınırken hem kişisel özgürlük alanlarına dikkat edilmeli, hem kişisel bilgilerin gizliliği de sağlanmalıdır. Tedavi sürecinden sonra bu bilgilerin imha edilmesi güvence altına alınmalıdır.

Kovid-19 virüsünün bulaşmasının önlenmesi için alınan Tedbirler elbette önemlidir. Sonuç alabilmek için herkesin bu tedbirlere uyması gerekir. Ancak görevlilerin de her fırsatta cezai işlem uygulaması, zor durumdaki halkın hayatını daha fazla zorlaştırmaktadır. Bu süreçte işten çıkarılan, işyerleri tedbir kapsamında kapatılan, günlük yevmiye ile geçimini temin eden, dışarı çıkamadığı gün evine ekmek götüremeyecek durumda olan nice insan vardır. Salgından daha fazla etkilenen bu kesimlere yardımcı olma esasına dayalı uygulamalar, tedbirleri daha anlamlı kılacaktır. Bununla birlikte tedbirleri ihlal eden veya etmek zorunda kalan vatandaşlara verilen astronomik cezaların ıslahtan çok ciddi bir haksızlığa neden olduğu da unutulmamalıdır.

GENÇ EVLİLİK MAĞDURLARI

Genç evlilik mağduru ailelerin dramı hala devam ediyor. Birçok evli genç, 8-10 yıl sonra çıkan mahkeme kararları ile ağır hapis cezaları almış ve cezaevlerine atılmış durumdadır. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devlet, kendi vatandaşlarını erken yaşta evlendiği için ağır hapis cezaları ile cezalandırmamıştır. Ülkemizde şikâyet söz konusu değil diye cinsel saldırı yapanlara göz yumulurken, karşılıklı rıza ve evlilik sözleşmesiyle yuva kuranlara tecavüzcü muamelesi yapılmaktadır. Yetkililer tarafından defalarca genç yaşta evlilikten dolayı yaşanan mağduriyetlerin giderileceği söylenmiş olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir adım atılmamıştır.

Mecliste görüşülmekte olan infaz yasası paketi ile mağduriyetlerin giderilmesi yönündeki beklenti de hayal kırıklığı ile sonuçlanmıştır. Genç evlilik mağdurlarının tecavüzcülerle bir tutulması hukuki olmadığı gibi insani, vicdani ve ahlaki de değildir. Bu insanların alınlarına vurulan bu leke, bir an önce temizlenmeli; bu kanunu çıkaran meclis ve uygulamayı yapan hükümet de yanlışlarından dönerek bu vebalden bir an önce kurtulmalıdır. Ülkemizde güya kadınları korumak amaçlı çıkarılan yasalar ilk önce kadınlarımızı mağdur etmiştir. Bu kanunun uygulanmasıyla eşleri cezaevine atıldığı için Tek başına hayat mücadelesi vermek zorunda kalan kadınların ve yetim gibi büyüyen çocukların dramlarının ivedilikle ele alınması, inancımıza ve toplum gerçeğimize uygun bir yasal düzenleme yapılması için başta iktidar olmak üzere mecliste temsil edilen tüm siyasi partileri göreve davet ediyoruz.

KOVİD-19 İLE DAHA ETKİN MÜCADELE EDİLMELİ

Kovid-19 teşhisi konulmuş vaka sayısı Dünya’da 2 milyona yaklaşırken, Türkiye’de bu sayı 50 bini aştı. Sayılar, işin ciddiyetini bir kez daha ortaya koymuştur. Salgının henüz yayılma döneminde olan ülkemizde her vatandaşın bireysel olarak önlemlere mutlak surette uyması zorunludur. Çocuklar ve gençlerin daha belirtileri ortaya çıkmadan birer taşıyıcı oldukları, farklı yaş gruplarında risk faktörü olarak kronik hastalıkları olmayan bireylerde de ağır seyredebildiği görülmüştür.  Bu durumda toplumun tamamının bilinçli davranması ile ancak başarıya ulaşılabilir. Önümüzdeki dönemde vaka sayısının mevcut hastane kapasitelerinin üzerine çıkma ihtimalini göz önünde bulundurarak hanelerimizde salgınla mücadele etmeyi öğrenmek zorundayız. Bu bilinçlenme, hastanelerdeki yoğunluğu azaltacağı gibi psikolojik olarak hastanın kendisini daha iyi hissetmesine de katkı sağlayacaktır.

Evde tedavi edilen pozitif vakaların izolasyonuna anında başlanmalı ve sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Önlemlerin sözlü anlatılması ile yetinilmemeli, ilgili kurum tarafından vakalar ciddiyetle takip edilmelidir. Bu hastaların ilaçları elden teslim edilmeli, hastaneye gitmeleri gereken durumlarda sadece Kovid-19 hastalarına bakan hastanelere yönlendirilmelidirler.  Kontrol amaçlı dahi diğer hastanelere gitmeleri diğer hastalar açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bizim küçük bir ihmalimizin başka insanların ölümüne sebep olabileceği unutulmamalıdır.

IMF’NİN VENEZUELA KARARI

Koronavirüs ile mücadele kapsamında gelişmekte olan ülkelere 50 milyar dolarlık destek vaat eden IMF, Venezuela’nın 5 milyar dolarlık destek talebini reddetti. Kararın gerekçesini Venezuela yönetiminin uluslararası tanınırlığının olmaması olarak açıklayan IMF, ABD’nin güdümünde olduğunu ve küresel emperyalizmin çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ortaya koymuştur. Zira Venezuela’da meşru bir hükümet vardır ve BM dahil uluslararası tanınırlığı olan da mevcut hükümettir. Mevcut ekonomik sıkıntıların, ABD’nin ekonomik yaptırımları daha da derinleştirmesi üzerine halkın hoşnutsuzluğunun arttığı bir gerçektir. Halkın tepkilerini ileri sürerek kendisini Venezüella’nın geçici devlet başkanı ilan eden muhalif Guaido’nun ABD ve bazı yandaşları tarafından tanınması ülkenin seçilmiş başkanı ve hükümetinin meşruiyetini ortadan kaldırmaz. Bu durum ABD’nin hukuk tanımazlığını gözler önüne sermiştir. IMF’nin Venezuela kararı, ABD’nin uluslararası kuruluşları çıkarları doğrultusunda yönlendirdiğinin yeni bir delili niteliğindedir. Bu durum, İMF’nin de gerçek yüzünü deşifre etmiş, asıl gayesinin ülkeleri sömürmek olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Egemen güçlerin çıkarlarından bağımsız; istikrar ve istihdamı hedefleyen, kriz dönemlerinde ekonomik destek talep eden ülkelere siyasi hesaplardan bağımsız fon sağlayan yeni bir küresel ekonomik birliğin oluşturulması zaruridir.

AFRİKA KITASINDA SALGIN HASTALIK İLE MÜCADELE

Venezuela’nın yanı sıra finansal kriz ile birlikte su ve tıbbi malzeme yoksunluğunda salgın hastalık ile mücadele etmeye çalışan Afrika ülkeleri için küresel yardım gerekmektedir. Test kapasitesinin yetersiz olduğu ülkelerde DSÖ tarafından salgının zirve yapacağı uyarısı yapılmıştır. Afrika kıtasında ekonomik durgunluğun aşılması için ekonomik desteğin yanı sıra 46 ülkeye yayılan salgın hastalığın tespit edilmesini sağlayan test kiti ve tedavide kullanılacak tıbbi malzeme Afrika Birliği aracılığıyla salgın ile mücadele eden ülkelere ulaştırılmalıdır.

YEMEN ATEŞKESİ

Suudi Krallığı öncülüğündeki koalisyon güçleri Coronavirus salgını nedeniyle Yemen’de iki haftalık ateşkes ilan etti. Daha önce BM’nin ateşkes çağrısına olumlu yanıt veren Husi güçlerinin de ateşkes kararına uyması, salgının yayılmasının önlenmesine kısmen müspet bir katkı sunacaktır. Ancak sivillere yönelik insani yardım faaliyetleri mümkün hale gelebilmesi için Suud krallığı öncülüğündeki koalisyonun ablukasının da kaldırılması gerekir. Bu açıdan ateşkes süreci ihlal edilmemeli, bölge ülkelerinin garantörlüğünde ateşkes sürecinin sürekliliği ve ablukanın kaldırılması sağlanmalıdır.

Nüfusun yüzde 80’inin yardıma muhtaç olduğu Yemen’de açlıktan ölme tehlikesiyle yüz yüze olan insanların sayısı bütün dünyada Kovid-19 salgınına yakalananların sayısından fazladır. Diğer taraftan ülkede kolera gibi salgın hastalıklar da önlenememektedir. Ülkedeki yetersiz su kaynakları hijyen koşullarını engellemekte, hastalığın tedavisi için yeterli sağlık hizmeti ve tıbbi malzeme bulunmamaktadır. Yemen’de bundan sonraki süreçte sivil halkın insanca yaşayabilmesi için gıda, su ve tıbbi malzeme tedariki sağlanmalı, insani yardımlar ülkenin tüm bölgelerine güvenli bir şekilde ulaştırılmalıdır. Aynı zamanda tüm bölgelerde salgın hastalığın yayılmasını engellemek için ateşkes ilan edilmelidir.

İSHAK SAĞLAM | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI