Gündem Değerlendirmesi (06.04.2020)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 6 Nisan 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam, yaptığı haftalık gündem değerlendirmesinde; Partilere yapılacak hazine yardımı, ekonomik destek paketleri, sağlık çalışanlarının çalışma şartları, virüs hakkında sağlıklı bilgilendirme gerekliliği ile infaz yasasına ilişkin çağrı ve önerilerde bulundu.

SALGIN HASTALIKLA MÜCADELEDE MÜLTECİLER

Dünya üzerinde yaklaşık 70 bin insanın yaşamını yitirmesine sebep olan Kovid-19 salgını, sağlık sistemleri gelişmiş ülkeleri de olumsuz etkilemiş, vakaların kontrol altına alınması henüz mümkün olamamıştır. Hızla yayılan salgın hastalığın hijyen ve sağlık imkanlarından mahrum mülteciler üzerindeki etkisi çok daha yıkıcı olacaktır. UNICEF yaptığı açıklamada salgın hastalığın mülteci kampları, kabul ve idari gözetim merkezlerinde yayılmasının ciddi sonuçlar oluşturacağını belirterek, hastalığa karşı alınan tedbirlerin de yardım faaliyetlerini baltalamaması çağrısında bulundu.

Hastalığa karşı sosyal mesafenin korunması, hijyenin arttırılması gibi tedbirlerin, kalabalık ve suya erişimin kısıtlı olduğu kamp ve kabul merkezlerinde uygulanması mümkün değildir. Birçok ülke hastalığın yayılmasını önlemek adına sınırları kapattığı için yardım faaliyetleri de kısıtlanmış, binlerce kişi zorlu hayat şartları ile baş başa kalmıştır.  Gıda ve sağlık hizmetlerinin sıkıntılı olduğu kamp alanlarında milyonlarca sığınmacının hayatı risk altındadır. Salgına karşı küresel bir mücadele başlatılmalı ve mültecilerin şartlarının iyileştirilmesi için gerekli adımlar atılmalıdır. Öncelikli olarak kamp alanlarında güvenli barınaklar oluşturulmalıdır. Yeterli gıda ve hijyen malzemesi tedarik edilerek kamptakilerin sağlık ve danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları sağlanmalıdır. Salgının kamp alanlarına yayılması halinde, küresel etkisi artarak devam edecek ve can kayıplarının önüne geçmek mümkün olamayacaktır.

PARTİLERE YAPILACAK HAZİNE YARDIMI

2020 yılı içinde Hazineden partilere yapılacak yardım miktarı açıklandı. Buna göre devlet tarafından mecliste grubu bulunan 5 partiye toplamda 419 milyon TL yardımda bulunulacaktır. Hazinenin boşaldığı, halktan yardım kampanyalarına destek vermesinin istendiği bu zor dönemde hazineden yardım alan partileri fedakârlıkta bulunmaya çağırıyoruz. Fedakârlığın sadece halktan istenmesi geleneği Türkiye’de artık bitmelidir.  Partilerin hazineden alacakları bu yardımı kasalarına koymak yerine, toplumsal duyarlılığın oluşması için işini ve aşını kaybeden vatandaşlar için kullanmaları, en doğrusu olacaktır. Bu nedenle; Meclisteki partilerimizi fedakârlıkta başı çekme adına hazineden alacakları bu yardımı, işini ve aşını kaybetmiş vatandaşlarımız yararına kullanılmak üzere hibe etmeye davet ediyoruz.

EKONOMİK DESTEK PAKETLERİ HAKKINDA

Hükümetin uygulamaya koyduğu ekonomik tedbirler yetersiz olmakla birlikte, önemli adımlardır. Bu sürecin merkezinde her ne kadar sağlık politikaları olsa da ekonomik tedbirlerin ciddi anlamda önemsenmesi gerekir. Sosyal izolasyon tedbirlerinin ekonominin temel alt yapısını tahrip etmesine izin verilmemelidir. Zamanında atılmayan ekonomik adımlar toplumu büyük bir sıkıntıya sokacaktır. Buna rağmen ekonomi yeteri kadar gündeme alınmamakta ve bu alanda atılan adımlar yetersiz kalmaktadır. En zor zamanda devlet, vatandaşı faize bulaştırma ve bankalara mecbur etme yerine sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeli, her ihtiyaç sahibinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılamalıdır. İnsanların ölümle burun buruna geldiği bu günlerde dahi ihtiyaç sahibi vatandaşların faizle borçlandırılması, halkının %99 u Müslüman olan Türkiye için üzüntü vericidir.

Bu ağır şartlarda esnafa, üreticiye, sanayiciye sosyal devlet olmanın bir gereği olarak en azından bir yıl geri ödemesiz ve faizsiz kredi destekleri sağlanmalıdır. Ertelenen borçlardan da faiz alınmamalıdır. Dışarı çıkmaları yasaklanan, ancak kamu kurumları ve özel sektörde çalışan 20 yaş altı vatandaşlarımız idari izinli sayılabilmelidir. Bunların yanında “Biz Bize Yeteriz Türkiyem” kampanyasına benzer bir çalışma da mülk sahipleri için başlatılmalı, kiracıya üç aylık da olsa bir kira muafiyeti sağlanarak toplumsal bir dayanışma ortaya konabilmelidir. Bu adımlar, piyasayı rahatlatma açısından atılması zorunlu adımlardır. Ayrıca önemine binaen çağrımızı yenilemek adına; tarım ve hayvancılıkta yeterliliğin sağlanması, gıda güvenliği ve herkesin gıdaya ulaşmasının kolaylaştırılması elzemdir. Hükümet bu konuyu öncelikli konular içine almalı, kaynaklarını gıda güvenliği için seferber etmelidir. Hazine arazileri, tahıl ve hububat gibi ürünleri yetiştirmek üzere topraksız çiftçilere kullandırılmalıdır.

KORONAVİRÜS VE SAĞLIK ÇALIŞANLARI

Sağlık bakanının açıklamasına göre, ülkemizde 600’den fazla sağlık çalışanının Kovid-19 salgınına yakalandığı görülmektedir. Tablonun her geçen gün daha da kötüleşmesi, alınması gereken tedbirlerin de artırılmasını zorunlu hale getirmektedir. Salgın ile mücadelede hayatlarını riske ederek fedakârca kamu hizmeti yürütmeye çalışan sağlık personelimizin rolleri hepimizin malumudur. Onların çalıştıkları ve yaşadıkları ortamların güvenliğinin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Koruyucu ekipmanlarında eksiklik olmaması ve endişelerinin giderilmesi; görev esnasındaki verimlilik ve psikolojileri üzerinde de olumlu etki oluşturacaktır.

Salgından etkilenen personel için gerekli yasal düzenleme yapılmalıdır. Yapılacak düzenleme ile bu hastalığın mevzuatta “meslek hastalığı” olarak değerlendirilmesi, vefat edenlerin “şehit” statüsüne alınması elzemdir. Sağlık çalışanlarımızın toplu ulaşım araçlarını kullanmaları hem kendileri hem de vatandaşlar açısından büyük bir risk teşkil etmektedir. Salgının yayılmasını önleme açısından sağlık çalışanlarına güvenli barınma ve ulaşım imkanlarının sağlanması çok önemlidir.

VİRÜS HAKKINDA SAĞLIKLI BİLGİLENDİRME YAPILMALIDIR

Kovid-19 salgını ile ilgili alınacak tedbirler ve izolasyon noktasında sağlıklı bir toplumsal bilinçlendirmenin yeterince yapılmadığı görülmektedir. Özellikle konu ile ilgili uzmanlığı olmayan kişilerin televizyon ekranlarında bilimsel verilere dayanmayan beyanlarda bulunmaları yanlış yönlendirmelere sebep olmaktadır. Bu kapsamda bilgilendirmelerin işin uzmanları tarafından, bugüne kadar elde edilen tecrübeler ışığında yapılması çok önemlidir. Her vatandaşın potansiyel bir taşıyıcı olma riskine karşın sadece kendisini değil, başkasını da düşünmek zorunda olduğu hususu toplumsal bir farkındalığa dönüşmelidir. Hastalığı tedbirsizlikler nedeniyle başkasına bulaştıranların ağır bir vebal altında kalacakları sık sık vurgulanmalıdır.

Kronik hastalığı olup mutlaka hastaneye gitmesi gereken hastalar (kalp krizi, onkolojik hastalar vb.) için Koronavirüs takip yerleri dışında belli merkezler oluşturulmalı, yönlendirmeler aile hekimlikleri tarafından yapılmalıdır. Maske takma, kolonya kullanma ve diğer korunma yöntemleri hakkında kafa karışıklığına sebep olan kirli bilgilere çözüm bulunmalı, doğru bilgilendirme ile toplum bilinçlendirilmelidir. Evde kalma ve sosyal izolasyon hakkında sorumluluk bilincinin oluşması için siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları ile koordineli çalışılmalıdır.

İNFAZ YASASI KAMU VİCDANINI YARALAMAMALIDIR

Hükümet, bütün tepkilere rağmen geniş halk kesimlerinin beklentilerini yok saymış ve sadece belli bir kesimin faydalanabileceği infaz düzenlemesine ilişkin tasarıyı meclise sunmuştur. Sunulan bu tasarı cezaevlerindeki yoğunluğu kısmen azaltırken diğer taraftan kamu vicdanını ciddi bir şekilde yaralayacaktır. Gelinen aşamada hükümet büyük bir insanlık ve samimiyet testinden geçmektedir. FETÖ’nün ve 28 Şubat brifingli yargısının hışmına uğramış, sahte deliller ve kumpaslarla ağır cezalar almış ve halen cezaevinde olan mağdur insanlar vardır. Söz konusu mağduriyetlerin giderilmesi bir insanlık borcudur. Bugün geçmişin yanlış ve hukuksuz kararlarının ve uygulamalarının olumsuz yansımalarını giderecek bir yasal düzenlemeye ihtiyaç vardır. 

Koronavirüs salgını nedeniyle sosyal izolasyonun yüksek doluluk nedeniyle sağlanmasının mümkün olmadığı cezaevlerinde, insanlar arasında tercihte bulunmak ahlaki değildir. Bu nazarla HÜDA PAR olarak “ÖNCE İNSAN, ÖNCELİK ADALET” temel ilkemizden hareketle; meclise sunulmuş olan infaz düzenlemesinin günübirlik bir politikaya alet edilmemesini, infaz yasasındaki adaletsizlikleri giderecek ve uzun vadede adaleti icra edecek bir anlayışla geçirilmesi çağrısında bulunuyoruz.

İSHAK SAĞLAM |HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI