Gündem Değerlendirmesi (07.01.2020)

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam’ın 7 Ocak 2020 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Başkanımız Sayın İshak Sağlam tarafından yapılan haftalık iç ve dış gündem değerlendirmesinde; tesettürün iptali için açılan davanın reddedilmesi, sözleşmeli personel uygulaması, 2019’da kadın cinayetleri, 2019 yılı enflasyonu ve çarşı-pazar fiyatları, ABD’nin Irak saldırıları ve Mogadişu saldırısı gibi gündemin öne çıkan başlıkları ele alındı.

TESETTÜRÜN İPTALİ İÇİN AÇILAN DAVA REDDEDİLDİ

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, ortaokul ve liselerde başörtüsü serbestisi getiren yönetmeliğin iptali talebini reddeden 8. Dairenin kararını onadı. Ret kararının hukuka ve usule uygun bulunduğunun belirtildiği kararla, ortaöğretimde başörtüsü serbestisi kesinleşti. 5961 sayılı, Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Okul Öğrencilerinin Kılık Ve Kıyafetlerine Dair Yönetmelik’te 2014 yılında yapılan değişiklikle, kız öğrencilerin okula başörtüleriyle gidebilmesinin önü açılmıştı. Yönetmeliğin iptaliyle ilgili Danıştay 8. Dairesine emekli bir hakim tarafından açılan dava, ilgili daire tarafından reddedilmişti.  Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu da dairenin bu kararını onadı.

Bu durum, temel hakların hukuki koruma altına alınması bakımından önemli bir gelişme olmakta birlikte; söz konusu hakkın anayasal güvence altına alınarak uygulamanın iktidarlara göre değişmesinin önlenmesi ihtiyacını ortadan kaldırmamaktadır. Bu anlamda meclisin konuyu ivedilikle gündemine almasını zaruri görüyoruz.

SÖZLEŞMELİ PERSONEL UYGULAMASI BİTMELİDİR

Belediye ve bağlı kuruluşlar, bazı unvanlarla sınırlı olmak üzere sözleşmeli personel istihdam edebilmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanununun 49. Maddesi sözleşmeli personel istihdamını düzenlemiştir. Her seçim sonrası özellikle el değiştiren belediyeler farklı gerekçeler göstererek sözleşmeli personelin sözleşmelerini feshetmekte veya biten sözleşmeleri yenilememektedir. İlgili mevzuat ve yargı içtihatları, belirlenmiş haller dışında sözleşmeli personelin işine son verilmemesini gerektirdiği halde yerel idareler sözleşmeleri feshedebilmekte ve her yıl binlerce insanı aileleri ile birlikte mağdur etmektedir.

Kamu hizmetlerinde kalite, süreklilik ve kapsayıcılığın sağlanması; kamu görevlilerinin istihdam şekli ve özlük haklarının güvence altına alınması ile orantılıdır. Kamu çalışanları arasında çifte standartlara müsamaha gösterilmemesi adaletin gereğidir. Bu nedenle ya belediyelerde sözleşmeli personel uygulaması tamamen kaldırılmalı ve belediyelere alınan her eleman mevcut esas ve usullere göre kadroya geçmelidir ya da yasada açıkça belirtilen engel durumlar oluşmamış ise sözleşmeleri kendiliğinden uzamalıdır. Ancak bu şekilde suiistimaller, keyfi uygulamalar, yasal olmayan talepler ve siyasi baskıların önüne geçilmesi mümkün olabilecektir.

2019’DA KADIN CİNAYETLERİ

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı rapora göre 2019 yılında 474 kadın öldürülerek yaşamını yitirdi. Kadını korumak, şiddeti önlemek ve erkeklerin baskılarından kurtarmak iddiasıyla on yılı aşkın bir süredir Türkiye’de bir seferberlik hali yaşanmaktadır. 6284 sayılı kanun bunun için çıkarıldı, İstanbul Sözleşmesi imzalandı, her türlü pozitif ayrımcılık yapıldı. Kadının beyanı esas kabul edilerek ispata ihtiyaç duymadan koruma ve uzaklaştırma kararları verildi.  Bu konu billboardlarda ve kamu spotlarında sürekli işlendiği, polis ve jandarma içerisinde özel birimler oluşturulduğu halde her geçen yıl cinayet ve şiddet olayları arttı ve son 10 yılda en çok kadın cinayetlerinin bu yıl işlendiği anlaşıldı.

2012 yılından bu yana şiddet olaylarının düzenli olarak artması, toplumun huzurunun daha da bozularak boşanma oranlarında patlamalar yaşanması, yanlış bir yolda ısrar edildiğini göstermektedir.  6284 sayılı yasa ile İstanbul sözleşmesi inancımıza ve sosyolojimize uygun değildir. Mevcut tablo yanlışta ısrar etmenin tabii bir sonucudur.  İçişleri bakanlığının son olarak yayınladığı kadına yönelik şiddetin önlenmesine dair genelge de polisiye tedbirlerin ötesine geçmeyerek sadece yanlış politikaların sonuçları ile ilgilenmeyi kapsamaktadır.

Her geçen gün artan kadın cinayetlerinin sebepleri ile ilgilenilmelidir. Artarak devam eden cinayet ve şiddet olayları, toplumun sosyolojisine uygun yeni tedbirler alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu konu, bütün uzmanlarının yer alacağı bir ortamda masaya yatırılmalı ve bütün boyutlarıyla araştırılmalıdır. Oldubittiye getirilen yasa ve sözleşmeler daha fazla zarar vermeden yürürlükten kaldırılmalıdır.

2019 YILI ENFLASYONU VE ÇARŞI-PAZAR FİYATLARI

TÜİK’in açıkladığı rakamlara göre tüketici fiyatları Aralık ayında %0,74, yıllık bazda ise %11,84 oranında arttı. Ancak yüksek çarşı pazar enflasyonu ile açıklanan enflasyon rakamlarının uyumsuz olması birçok soru işaretini ve tartışmayı beraberinde getirmiştir. Aslında tartışmalar, yıl içerisinde hesaplama yönteminde değişikliklere gidilince başladı. Enflasyon sepetinin gözden geçirilmesi, doğru dürüst ölçüm ve verilerle halka yansıyan çarşı pazar enflasyonunun gerçek rakamlarla yansıtılması sağlanmalıdır.

Ülkedeki derin ekonomik krize, üretim, istihdam ve sanayi alanında neredeyse her şey durmuş olmasına rağmen 2019 yılının ilk on bir ayında bankacılık sektörünün açıklamış olduğu astronomik kâr oranları, ekonomik krizin en önemli sebebinin faiz ekonomisinin piyasadaki hakimiyeti olduğunu ortaya koymuştur. Faize dayalı ekonomi sistemi olduğu sürece bu görüntü devam edecektir.  Bankacılık sektörü, mevzuatın sağladığı ayrıcalıklardan istifade ederek piyasayı emerek semirmektedir.  Reel ve üretim sektörü ise finansal sıkıntıların ve faiz yükünün baskısı altında ezilerek sürdürülebilirliğini yitirmektedir. Hükümetin bütün bu durumları dikkate alarak sorunlara eğilmesi ve çözüm üretmesi gerekmektedir.

ABD’NİN IRAK SALDIRILARI

ABD geçtiğimiz günlerde Irak ordusuna bağlı milis güçlerine ait üç ayrı üsse hava saldırısı düzenlemiş, saldırılarda 28 kişi hayatını kaybetmişti. Son olarak aralarında İranlı General Kasım Süleymani’nin de olduğu bir grup hedef alındı. Özgürlük operasyonu adıyla 2003 yılında gerçekleştirdiği işgalin ardından Irak’ta askeri yapılanmaya giden ABD, provokatif saldırılarla Irak başta olmak üzere bölgede gerilimi tırmandırmaktadır. Ekim ayından bu yana kitlesel gösterilerin ve şiddet eylemlerinin yaşandığı, siyasi krizin tırmandığı Irak’ta ‘savunma saldırıları’ adı altında gerçekleştirilen katliamlarla kaotik durumun derinleştirilmesi amaçlanmaktadır. İranlı resmi yetkililerin doğrudan hedef alınması da Trump yönetiminin bölgeyi yeni bir savaşa sürükleme projesidir.

Irak’ta siyasi istikrarı engelleyen ve ülkenin güvenlik politikasını çökertme amaçlı ABD müdahalesine karşı mezhep ve ideoloji gözetmeksizin tüm siyasi, dini ve ideolojik gruplar bir araya gelmeli, ABD’nin ülkedeki askeri varlığının sonlanması için gerekli adımlar hızlı bir şekilde atılmalıdır. Daha önce Ortadoğu’daki askeri varlığını azaltacağını açıklayan ABD’nin şimdi güvenlik gerekçesiyle üslere asker takviyesi yapması, bölgeye yerleşme ve işgalini iyice yayma amacında olduğunu ortaya koymaktadır. Bugüne kadar müdahil olduğu tüm ülkelerde kaosu daha da derinleştiren ABD, üsleri aracılığıyla yerleştiği ülkelerin siyasi atmosferine direkt olarak etki etmekte ve ülkelerin ekonomik, savunma ve güvenlik politikalarını çıkarları doğrultusunda yönlendirmektedir.

Bu anlamda Irak Merkezi Hükümetinin aldığı “Irak’taki yabancı ülke askerlerinin Irak topraklarında bulunmaması” kararı önemlidir. Bu kararın uygulanması için bölge ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar etkin rol almalıdır

Yaşanan son olay, ABD ve işgal rejimine karşı birlikte hareket etmenin zorunlu olduğunu, ABD ve işgal rejimi İslam beldelerinden çıkarılmadan sulh ve huzurun bölgeye gelmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. Bu vesile ile Türkiye’nin de Irak’taki olaylardan gerekli dersi çıkararak ülkedeki ABD üslerinin kapatılması için adım atmaya davet ediyoruz.

 MOGADİŞU SALDIRISI

Somali’nin başkenti Mogadişu’da bomba yüklü araçla gerçekleştirilen saldırıda çoğu sivil en az 90 kişi yaşamını yitirdi. Saldırıda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diliyoruz. Sivillerin katledildiği saldırıyı üstlenenler, Türkiye’yi ülkenin kaynaklarını sömürmekle suçlayarak hedefin Türkiye konvoyu olduğunu açıkladı. Dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan, gıda eksikliğinin yanı sıra salgın hastalıkların yaygın olduğu ülkede Türkiye insani yardım faaliyetlerinde birinci sırada yer almaktadır. Hastalık ve yoksullukla mücadele eden ülkede hastane, havalimanı, yol gibi yatırımlar gerçekleştiren Türkiye’nin hedef alınması, ıslah ve refahı sağlayacak insani yatırımların durmasını amaçlamaktadır.

Ülkedeki ekonomik çöküntüye rağmen çözüm odaklı bir politika izlemek yerine sivillerin hedef alındığı şiddet eylemlerine odaklanan silahlı örgütler istikrarın önündeki en büyük engellerdendir. Söz konusu saldırılar Türkiye’nin insani yardım politikalarını sekteye uğratmamalı, Türkiye Somali halkı ve yönetimi ile birlikte ülkenin kalkınmasına öncülük etmelidir.

İshak SAĞLAM | HÜDA PAR GENEL BAŞKANI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI