Gündem Değerlendirmesi (02.12.2019)

Partimizin 2 Aralık 2019 tarihli gündem değerlendirmesi;

/ GÜNDEM DEĞERLENDİRMELERİ / Küçült | Büyüt

Genel Merkezimiz tarafından yapılan haftalık iç ve dış gündem değerlendirmesinde; 2020 yılı için asgari ücret tespit çalışmaları, faiz ile mücadele, İslam İşbirliği Teşkilatı, mülteciler için örülen utanç duvarları ile Lübnan ve Irak’taki protesto gösterileri gibi gündemin öne çıkan başlıkları ele alındı.

2020 YILI İÇİN ASGARİ ÜCRET TESPİT ÇALIŞMALARI

2020 yılı için uygulanacak asgari ücretin belirlenmesi süreci başladı. Türkiye'de altı milyonun üzerinde insanı ilgilendiren asgari ücret, insani yaşam standartlarının çok altında kaldığı için bugüne kadar hep tartışmaların odağında olmuştur. Milyonlarca insanın merakla beklediği yeni asgari ücret siyasi rantlara malzeme yapılmadan, insanca yaşamaya yetecek bir miktar belirlenmelidir. 

İşçi ve işverenin birbirinin muarızı değil, ekonomi sektörünün birbirini tamamlayan unsurları oldukları yaklaşımıyla hareket edilmelidir. Asgari ücret tespiti yapılırken bütün tarafların hukukunu gözetmesi, çalışanları iktisadi noktada rahatlatması, işveren açısından da sürdürülebilir bir miktar üzerinde mutabakat sağlanması çok önemlidir. Ülkenin içinde bulunduğu iktisadi koşullar, işsizlik ve hayat pahalılığının ulaştığı nokta dikkate alınmalıdır. HÜDA PAR olarak yıllardan beri asgari ücretin vergiden arındırılması ve makul bir seviyeye çıkarılması gerektiğini ifade ediyoruz. Temel ihtiyaç malzemelerine gelen zamlar ve ekstra vergiler ile asgari ücret artış oranları arasında bir uçurum vardır. Asgari ücrete yapılan nispi artışların çok daha fazlası, yeni vergi oranları ve astronomik zamlarla geri alındığından çalışanların yaşam standartlarına yansımamaktadır.

Bütün bu hususlar hesaba katıldığında yeni net asgari ücretin 3000 TL’nin altında olmaması gerekir. Ancak yapılacak artışın doğuracağı yükün işvereni de ezmemesi ve sürdürülebilir olabilmesi için devlet, açlık sınırındaki asgari ücretliden aldığı vergiden feragat etmelidir.

FAİZ İLE MÜCADELE

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş imzasıyla il müftülüklerine gönderilen genelgede, 1 Kasım 2019 tarihinden itibaren yapılacak kurum maaş ödeme protokolünde, faizsiz finans kurumlarının tercih edilmesi istendi. Diyanet’in 150 bini aşkın personelinin maaşının faizsiz finans kurumları aracılığıyla ödenecek olması, faiz ile mücadele adına önemli bir adımdır. Şimdiki derin ekonomik krizin temelinde faizi esas alan bir ekonomik modelin tercih edilmiş olmasıdır. Zira Türkiye, iç ve dış borçların sadece faizine günde 50 milyon TL para ödemektedir. Yine bu kriz döneminde çalışanı ve işvereni ile birlikte neredeyse herkesin ekonomik olarak ciddi sıkıntılar çekmesine karşın bankaların kâr oranlarını artırmaları da bu noktada iyi okunmalıdır.

Bu açıdan Diyanet İşleri Başkanlığının uygulaması faizle mücadeleye bir başlangıç yapılmalı ve aynı uygulama diğer kurumlara da yaygınlaştırılarak tüm memur ile çalışanların maaşları katılım bankaları üzerinden ödenmelidir. Faiz ile sadece Diyanetin değil, diğer tüm kurumların da mücadele etmeleri sağlanmalıdır.

Ekonomik sömürünün, sıkıntı ve krizlerin temel nedeni olan paradan para kazanma modeli terk edilerek alın teri, emek ve üretimi merkeze alan bir ekonomi modeli geliştirmelidir.

İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI

25 Kasım 2019 tarihinde Suudi Arabistan’ın Cidde kentinde İslam işbirliği Teşkilatının 50. Yıldönümü bazı etkinliklerle anıldı. Müslümanların ilk kıblesi ve 3. Mabedi olan Mescit-i Aksa’nın 21 Ağustos 1969 tarihinde bir Siyonist Yahudi tarafından kundaklanarak yakılması olayı, bütün İslam âleminde infiale neden olmuştu. Bu olay nedeniyle 22–25 Eylül 1969 tarihlerinde Rabat’ta ilk kez düzenlenen konferansta alınan bir kararla ‘İslam Konferansı Örgütü’ kuruldu. İslam Konferansı Örgütü’nün ismi 28-30 Haziran 2011 tarihlerinde Astana’da düzenlenen 38. Dışişleri Bakanları Konseyi (DBK) Toplantısı’nda “İslam İşbirliği Teşkilatı” (İİT) olarak değiştirildi.

Birleşmiş Milletler’in ardından, 57 üye devlete sahip, ekonomik, coğrafik ve nüfus olarak dünyanın ikinci büyük gücü olan Teşkilat’ın İslam Ümmetine ve dünyaya katacağı çok şey vardır. Amacı;  ‘Üye devletler arasında işbirliği ve dayanışmayı güçlendirmek, İslam Dünyasının hak ve çıkarlarını korumak’ şeklinde belirlenen İİT, bu güne kadar bu doğrultuda ortaya bir varlık koyamamıştır. Aradan 50 yıl geçmesine rağmen Kudüs halen işgal altındadır.  Mescit-i Aksa ise Siyonistler tarafından adım adım yıkılmakta, Filistin topraklarındaki işgal, her geçen gün daha da genişlemektedir. Üye devletler arasında vahdet ve dayanışmanın oluşturulması bir yana, İslam coğrafyasının her tarafında kan ve gözyaşının aktığı, sömürü ve kaosun değerlerimizi yok etmeye doğru gittiği, ülkelerin tarumar edildiği zamanlarda bile, çoğu zaman toplanamayan İİT, İslam ümmetinin sorunlarına çözüm bulamamıştır.

Bugün İslam Ümmetinin, kuruluş amacı doğrultusunda etkin varlık ortaya koyacak bir ‘İslam İşbirliği Teşkilatı’na şiddetle ihtiyacı vardır. İslam ülkeleri arasındaki etnik, mezhebi ve siyasi ihtilaflar en kısa sürede aşılmalı ve İslam İşbirliği Teşkilatı’nın yapısı siyasi, askeri ve ekonomik bir güç oluşturacak şekilde, amaçları doğrultusunda yeniden güncellenmelidir. Bu yapılmadığı müddetçe ihtilaflar, iç karışıklıklar, işgaller ve kaos, İslam ümmetinin bütün değerlerini yiyip bitirmeye devam edecektir.

MÜLTECİLER İÇİN ÖRÜLEN UTANÇ DUVARLARI

Hollanda merkezli Transatlantik Enstitüsü adlı düşünce kuruluşu, Berlin duvarının 1989’da yıkılmasının ardından Avrupa’da, yerinden edilmiş kişilerin göçünü engellemek için bin kilometre duvar örüldüğünü ortaya koydu. Utanç duvarı olarak nitelendirilen Berlin duvarının yıkılış yıl dönümünde, Avrupa ülkelerinin mültecileri engellemek için inşa ettikleri bu duvarlar birer utanç tablosudur. Berlin duvarının 6 katına tekabül eden utanç duvarları, Avrupa ülkelerinin insan hakları anlayışını ortaya koyması açısından önemlidir.

Dünyanın birçok bölgesini siyasi ve ekonomik olarak sömüren Batılı ülkeler, savaş ve açlık nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan göçmenleri ölüme mahkûm etmektedir. Özellikle son 5 yılda Akdeniz adeta bir göçmen mezarlığına dönmüştür. Bazı Avrupa ülkelerinde göçmenleri ölümden kurtaranlara cezai yaptırımlar dahi uygulanmıştır. Dünyaya insan hakları, özgürlük ve demokrasi pazarlayan Batılı ülkeler aslında insan hakkı ihlallerinin en büyüğünü gerçekleştirerek hayat hakkını ellerinden almak suretiyle binlerce göçmenin katili konumundadır. Kötü yaşam şartlarının hâkim olduğu toplama kampları, göçmen karşıtlığını körükleyen siyasi söylem ve stratejiler de Batılı ülkelerin maskelerini bir kez daha düşürmüştür. Kendi toplumlarının refah ve istikrarını başka milletlerin felaketleri üzerine inşa edenler, asla dünyaya model olamazlar. 

LÜBNAN VE IRAK’TAKİ PROTESTO GÖSTERİLERİ

Lübnan ve Irak’ta yolsuzluk, yoksulluk ve kamu hizmetlerindeki yetersizlik gibi gerekçelerle başlayan protestolar şiddetin ön planda olduğu bir yöne doğru evirilmektedir. Irak’ta 1 Ekim’den bu yana başlayan gösterilerde 300’den fazla kişi yaşamını yitirdi. Dinsel ve mezhepsel çeşitliliğin hâkim olduğu Lübnan’da ise sokağa çıkma yasağıyla sonuçlanan çatışmalar yaşanıyor. Irak ve Lübnan toplumlarındaki çeşitlilik, süreci oldukça tehlikeli kılmaktadır. Arap baharından bu yana yaşanan süreçte bölgesel istikrar zayıflamış birçok bölge ülkesi karışıklıklara ve iç çatışmaya sürüklenmiştir. Halen Suriye ve Libya’da yaşanan iç savaş tüm bölgeyi olumsuz yönde etkilemekte, kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Bu açıdan haklı taleplerle başlayan eylemlerin şiddet eylemlerine dönüşmesine izin verilmemelidir.

Irak ve Lübnan’da bulunan siyasi otoriteler yönetim sisteminin toplumsal meşru taleplere göre yenilenmesini sağlamalı, haklı taleplerin karşılanacağına dair garanti vermelidir. Aksi takdirde dış güçlerin de etkisiyle süreç provoke edilmeye devam edecek ve iç savaşa doğru evirilecektir. Protesto gösterilerine öncülük eden kuruluş ve kanaat önderlerinin de protesto gösterilerinde barışçıl çerçevenin korunması için çabalaması gerekmektedir. Aksi takdirde ulusal ve bölgesel felakete sürükleyecek bir sürecin önüne geçmek gittikçe daha da zorlaşacaktır.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI