Yılmaz: Adalet sağlanmadan idam cezasını getirmek zulüm olur

​İdam tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Hüseyin Yılmaz, Müslüman bir ülkede idam cezasının olması için İslam hukukunun bir bütün olarak uygulanması gerektiğine dikkat çekti.

/ GENEL MERKEZ / Küçült | Büyüt

Emine Bulut cinayetinin ardından idam tartışmalarının gündeme gelmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamaları üzerine değerlendirme yapan Genel Başkan Yardımcımız Avukat Mehmet Hüseyin Yılmaz, sadece idam cezasını getirmekle yaşanan şiddet ve cinayetlerin önlenemeyeceğine vurgu yaptı.

İslam hukukunun etkili olabilmesi için bir bütün olarak uygulanması gerektiğini belirten Yılmaz, hırsızlığa, ahlaksızlığa, şiddete, fuhşiyata giden bütün yolların kapatılması; İslam ekonomisinin, İslam medeni hukukunun uygulanmasından sonra ancak İslam ceza hukukunun uygulanabileceğini kaydetti.

"Erkek şiddeti" veya "kadın cinayeti" gibi cinsiyetçi, sinsi söylemlerin altında yatan algılara da değinen Yılmaz, cinayet ve şiddet olaylarının farklı toplumsal boyutları olan kriminal vakalar olduğunu belirtti.

Yılmaz, bugüne kadar sırf cinsiyetinden dolayı ne bir kadının ne de bir erkeğin cinayete kurban gittiğini söyledi.

Sadece idamı getirmekle yaşanan şiddet ve cinayetlerin önlenemeyeceğini söyleyen Yılmaz, "Bir toplumda en ağır cezayı dahi koyarsanız, eğer o ceza yasasını destekleyen, ahlaki, toplumsal ve inanç değerleri yoksa salt o ağır cezanın olması başlı başına o suçun işlenmesini engellemiyor. Mesela örnek vermek gerekirse, Çin'de idam cezası yaygındır. Çok basit sebeplerle insanlara idam cezası verilebiliyor. Buna rağmen suçları engelleyemiyorlar.  Bazıları, 'bu tür cinayetlerin önlenmesi için kısas getirilmesi lazım' ya da idam cezasının getirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Kimileri de, 'İslam'ın ceza hukuku olsaydı bu olmazdı' diyor. Yalnız şunu gözardı ediyorlar. İslam hukukunun etkili olabilmesi için bir bütün olarak onun uygulanması lazım. Sadece kısası getirmekle ya da idam cezasını getirmekle onu önleyemezsiniz. Yani hırsızlığa, ahlaksızlığa, fuhşiyata giden bütün yolları kapatmanız lazım; İslam ekonomisini, İslam medeni hukukunu uygulamanız lazım ki, İslam ceza hukukunu uygulayabilesiniz. Yani kısacası, öncelikle adil yönetim ve adil bir hukuk sistemini gerçekleştirmeniz lazım. Bunları uygulamak yerine, sadece idam cezasını alıp uygulamak istediğinizde bana göre bu bir zülüm olur. Neden? Çünkü siz suça götüren kötü yolları kapatmayınca sadece ona yönelik cezai müeyyide getirdiğinizde bu İslam'a da zulmetmek olur. O açıdan bu doğru bir saptama değildir. Adalet sağlanmadan idam cezasını getirmek zülüm olur." dedi.

"Cezaların ağırlaştırılması yetmiyor, öncelikle işin kökenine inmek lazım"

"Cezaların ağırlaştırılması yetmiyor, öncelikle işin kökenine inmek lazım." diyen Yılmaz, "Toplumda, ailede şiddet neden var? Erkek, kadına neden şiddet uyguluyor? İnsanlar neden birbirlerine şiddet uyguluyor? Yani bunu bir bütün olarak ele almak lazım. Bütün olarak çözmek lazım. Cüzi olarak bir parçayı alıp, 'bütün budur' dediğinizde, teşhis ve tedaviyi yanlış yapmış olursunuz. Şu an yapılan da budur. Olay sadece kadına şiddetmiş gibi gösterilmeye çalışılıyor. –özellikle cinayete kurban giden bir kadınsa- hemen birileri kuyruğuna basılmış gibi sıçrıyorlar. Ortalığı velveleye veriyor. Ne oldu? Diye sorulunca da, 'kadına yönelik cinayet var, şiddet var, bunun sorumlusu ailedir, evliliktir, kocasıdır' diyorlar.

Batı toplumuna bakın orada -birlikte yaşama dedikleri- evlilik dışı yaşamlarda kadın, genelde şiddet mağdurudur. Bu, nikâhsız birlikteliklerden kaynaklanıyor. Batı'daki gazete ve TV'ler de buna dair haberleri yayınlamıyorlar, gözden kaçırıyorlar. Bizim toplumumuzda ise bunların tersi yapılıyor. Meseleyi getirip evliliğe bağlıyorlar, meşru olanı ortadan kaldırmaya yöneliyor ve hemen ardından, 'İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı bu cinayetler olmazdı' diyorlar." ifadelerini kullandı.

"Erkeğin hanımı onun düşmanı değil, tamamlayıcısıdır"

Erkek ve kadın şiddeti söylemlerinin altında yatan sinsi algıyı ifşa eden Yılmaz, kadın ve erkeğin birbirilerinin düşmanı değil, tamamlayıcısı olduğuna dikkat çekti.

Yılmaz, "Erkek şiddeti veya kadın şiddeti dememiz için, o kadının sadece 'kadın' olduğu için şiddete maruz kalması lazım. Erkek şiddeti dediğinizde de, eğer erkek; karşısındaki 'erkek' olmadığı için yani sırf kadın olduğu için şiddet uyguluyorsa, bu durumda 'erkek şiddeti' denilebilir. Öyle bir durum yok. Bugüne kadar sırf kadın olduğu için cinayete kurban giden tek bir olay göstersinler. Cinsiyetinden, kadınlığından dolayı şiddete maruz kalmış bir olayı ben duymadım. Ama bilinçaltına oynuyorlar. Aile kurumunu bir arena, erkek ve kadını ise sanki birbirlerinin düşmanı iki gladyatörmüş gibi gösteriyorlar.

Yüce Allah, 'İnsanları bir erkek ve bir dişiden yarattım' buyuruyor. Evlenip, neslin devamını sağlamaları için erkek ve kadını birbirine helal etmiş. Aile sevginin, saygının, dayanışmanın ve yardımlaşmanın yeridir. Erkek ve kadın birbirinin yardımcısıdır. Erkeğin hanımı onun düşmanı değil, tamamlayıcısıdır. Bir elmanın diğer yarısı gibidir. Kadın Allah'ın bir emanettir. Emanet korunur, kollanır. Erkek eşine haksızlık yaptığında bu emanete hıyanet etmiş olur." şeklinde konuştu.

HÜDA PAR GENEL MERKEZİ

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI