Kişilerin adalet duygusunun devlet eliyle köreltilmesi, bir ülke için büyük tehdittir

Usulsüz güvenlik soruşturmalarının düşman üretme atölyesine dönüştüğünü vurgulayan Hukuk İşleri Başkanlığımız, kişilerin adalet duygusunun devlet eliyle köreltilmesinin, bir ülke için büyük tehdit olduğuna dikkat çekti.

/ BASIN AÇIKLAMALARI / Küçült | Büyüt

Yürütmenin İdari Tasarrufu Ve Hukuk

15 Temmuz menfur darbe girişiminin ardından iktidarın savunma refleksi ile uygulamaya koyduğu bazı tedbirler, hukuki sınırları aşarak keyfi uygulamalara dönüşmüştür. Sistemdeki bu işleyiş hem hukuki hem siyasi olarak izah edilemeyecek duruma gelmiştir. İstihbarat ve kolluk makamlarına tanınan sınırsız yetkilerle bir delil olmaksızın oluşturulan iltisak iddiası; kişinin, yakınlarının ve hatta arkadaşlarının devlet nazarında terör muamelesi görmesi için yeterli olmaktadır.

“Hukuk, evrensel ölçülere dayanır. Bu ölçülerden adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi ve suçun şahsiliği ilkeleri, en önemli olanlarıdır. En ilkel hukuk sistemlerinde dahi bu ilkeler tartışmaya açılmaz. Adil yargılanma hakkı, kişiye yönelik iddianın sübutu veya def’i için bir yargılama imkânı sağlarken; sabit olmayan bir suçla kişinin şahsiyetinin kirlenmesini engeller. Suçun şahsiliği ise, ortada suç oluşturan bir fiilden yalnızca faili sorumlu tutar.”

Mevcut istihbari uygulamalarda ve yürütülen güvenlik soruşturmalarında bu evrensel ilkelerin çiğnenerek haksız fişlemelere gidilmesi, bu ülkenin geleceği açısından korkunç bir tablodur. Buna göre her muhalif veya aykırı düşünenin herhangi bir terör grubuyla ilişkilendirilmesinin “hukuki” bir engeli yoktur. Bu ilişkilendirmeyi bertaraf edecek bir “hukuki” mekanizma da yoktur. Alınan beraat kararları dahi arşiv kayıtlarını temizleyememektedir.

Anayasa Mahkemesi, 27.02.2019 tarihli genel kurul kararında, güvenlik soruşturması usulünü belirleyen yönetmeliğin kanunilik şartını sağlamadığından bahisle, isabetli bir karar vererek önemli değerlendirmelerde bulunmuştur. Buna göre kişisel verilerin saklanma usulü, saklanma süresi, imhası ve bilgilerin kimlerle paylaşılabileceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaması ve işlemlerde sadece amirlerin yetkili kılınmasının hukuk dışı bir keyfiliğe yol açacağı değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin kaygısını paylaşıyoruz. Kişinin mahkûmiyetini mahkeme kararı şartına bağlayan Anayasaya rağmen, yöneticiye göre değişecek bir yönetmelikle gençliğin geleceğinin karartılmasının bu ülkeye hiçbir getirisi yoktur.  Memleketin istikbali olan binlerce gencin dışlanarak ötekileştirilmesini hayretle izliyoruz. Usulsüz güvenlik soruşturmaları, yürütmenin düşman üretme atölyesine dönüşmüştür. Kişilerin adalet duygusunun devlet eliyle köreltilmesi, bir ülke için büyük tehdittir.

Yine, İçişleri Bakanlığının hukuka rağmen uyguladığı pasaport tahditlerinin izah edilebilir bir tarafı yoktur. Yurt dışı çıkış yasaklarının nasıl uygulanacağı kanunla belirlenmiştir. Hukuk eliyle belirlenmesi gereken usuller, idari tasarrufla belirlenir duruma gelmiştir. Bir başka acı nokta da; idari işlem ve eylemlerin hukuka uygunluğunu denetlemekle yükümlü idare mahkemelerinin vazifelerinden imtina ederek idari tasarrufların arkasında durmalarına ilişkindir. Bu durum, idare mahkemelerinin kuruluş ve görev tanımlamasına aykırıdır.

Hukuk, suiistimalleri engelleyebilecek mekanizmadır. Bu anlamda görev bilincinde olan tüm sorumluları bir an önce göreve davet ediyoruz. Daha fazla tahribata yol açmadan idari tasarrufun hukuki ölçüler içerisinde kalması çağrısında bulunuyoruz. 

HÜDA PAR HUKUK İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Sistem "AÇIK BETA" Modundadır.

FORM BİLGİLERİNİ DOLDURUNUZ.

YUKARI