Partimiz tarafından Şanlıurfa'da düzenlenen “Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli”nde İslam ümmetinin sömürgeci güçlere ve siyonizme karşı ortak hareket etmesi gerektiği kararlılıkla vurgulandı.

Selahaddin Eyyubi'nin örnekliğiyle birlikte Kudüs’ün özgürlüğü ve Gazze’deki direniş ile İslam ümmetindeki gelişmelerin ele alındığı programda konuşmacılar tarafından yapılan ortak çağrıda, Filistin topraklarındaki katliamların ve Gazze'deki insanlık trajedisinin ancak Müslümanların kenetlenmesi ve gücünü birleştirmesiyle durdurulabileceği vurgulandı.

Partimizin, Kudüs'ün fethinin yıl dönümü münasebetiyle organize ettiği "Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli", Haliliye Belediyesi Gençlik ve Kültür Merkezi Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi.

Programa, Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, yerli ve yabancı akademisyen, araştırmacı, âlim, kanaat önderi ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.

Selahaddin Eyyubi'nin Kudüs’ün özgürlüğüne giden kapıyı araladı

Kudüs’ü haçlı işgalinden kurtaran Selahaddin Eyyubi'nin askeri dehası, adalet anlayışı ve İslam ümmetini birleştirici gücü, günümüzdeki dağınıklığa karşı tek çıkış yolu olarak gösterilen programda, Gazze’de yaşanan insani trajedi ve gösterilen destansı direnişin, küresel çapta bir vicdan uyanışına yol açtığı ve Kudüs’ün özgürlüğüne giden kapıyı araladığı belirtildi.

Ümmetin sorumluluğuna da dikkat çekilen programda, Kudüs davasının yalnızca Filistinlilerin değil, tüm İslam dünyasının ortak ve ertelenemez bir sorumluluğu olduğu yönünde güçlü çağrılar yapıldı.

Gazze'de tüm dünyanın gözü önünde açık bir soykırım yaşanıyor

Programda yapılan ortak açıklamalarda ise Filistin topraklarında zulüm, katliam ve esaretin devam ettiğine dikkat çekilerek Gazze'de tüm dünyanın gözü önünde açık bir soykırımın ve büyük bir insanlık trajedisinin yaşandığı ifade edilerek uluslararası toplumun sessizliği sert bir dille eleştirildi.

Programda konuşan Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs'ü özgürlüğe kavuştururken dayandığı en büyük gücün İslam dünyasında birliği sağlamak olduğunu hatırlattı.

Genel Başkan Vekilimiz İshak Sağlam da Mescid-i Aksa işgal altındayken Müslümanların sessiz kalamayacağını ve bu durumun ümmetin uykularını kaçırması gerektiğini ifade etti.

Moderatörlüğünü Özgür Kudüs Platformu Başkanı Süleyman Kızılçınar'ın yaptığı panelde hatipler önemli mesajlar verdi.

Prof. Dr. Ahmet Ağırakça: Bir Selahaddin daha gelecek ve Kudüs siyonist işgalden kurtulacak

Panelde ilk olarak söz alan Öğretim Üyesi ve Yazar Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, "Selahaddin'in Kudüs'teki Adaleti ve Uluslararası Sistemin Gazze Sınavı" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

Selahaddin Eyyubi'nin Duvin aşiretlerinin Kürtlerinden olduğunu, Tikrit çevresine yerleşen Eyüp ve kardeşi Şirkuh'un birlikte hareket ettiklerini hatırlatan Ağırakça, Selahaddin'in küçüklüğünden beri ilme meraklı olduğunu ifade etti.

“Kudüs'ün fethi için uğraşmamı istediler”

Ağırakça, Selahaddin'in kendi ifadeleriyle, "Babam ve amcam Kudüs işgal altındayken cihadın önemini bana aşıladılar ve Kudüs'ün fethi için uğraşmamı istediler. Bundan dolayı 6 yaşımdan itibaren ilim elde etmeye çalıştım. Fakat ne yazık ki istediğim seviyede bir ilim adamı olamadım, cihada katıldım." dediğini aktardı.

“Selahaddin Eyyubi'nin tek hedefi Kudüs'ü yeniden fethetmekti”

Selahaddin Eyyubi'nin dünya tarihinde sarayı olmayan tek hükümdar olduğunu vurgulayan Ağırakça, "Tek hedefi; Kudüs'ü yeniden fethetmek, Hazreti Ömer'in bu hatırasını canlandırmak, Kudüs'ü Resulullah'ın İsra mekanı olarak tekrar yeniden İslami özgürlüğüne kavuşturmaktır." dedi.

Selahaddin'in savaşçı olmasına rağmen son derece yufka yürekli olduğunu belirten Ağırakça, haftanın iki günü adalet meclisi oluşturduğunu, her zaman zayıfın yanında yer alıp mazlumların hakkını koruduğunu söyledi.

“Selahaddin Eyyubi devrinde birçok vergi kaldırıldı”

Ağırakça, Selahaddin Eyyubi devrindeki ekonomik reformlara değinerek, "Fatımilerin her hacıdan aldıkları 7 dinarlık vergi ile Mısır'da içme suyu için alınan ücreti hemen kaldırmıştır. Her sene devlet hazinesinden bir miktarı Mekke ve Medine'ye gönderirdi. Selahaddin bu adaleti ile gerçekten halkın ve askerlerinin sevgisini kazanmıştı." diye belirtti.

Ağırakça, Selahaddin Eyyubi’nin iyi bir devlet adamı, cesur bir kumandan, her zaman önde duran iyi bir savaşçı, tecrübeli bir yönetici, aynı zamanda iyi bir ilim adamı ve takva sahibi olduğunu vurgudı.

Selahaddin Eyyubi'nin yönetiminde Hazreti Ömer modeli

Selahaddin Eyyubi'nin her davranışını vahye göre şekillendirdiğini söyleyen Ağırakça, "Komutanlarıyla, arkadaşlarıyla, yanındaki ilim adamlarıyla herhangi bir konuda ihtilaf söz konusu olursa mutlak surette Allah'ın kitabına ve Resulullah'ın sünnetine başvurulması gerektiğini her zaman hatırında tutmuş ve adamlarına bunu hatırlatmıştır. Kendisini dava eden, yani hakkında davacı olan birisi ile mahkemede yan yana oturur ve bunun Hazreti Ömer'in uygulaması olduğunu ifade etmek suretiyle bütün hükümdarlar tarafından bunun gereğinin yapılmasını hep anlatıp önemini dile getirmiştir." ifadelerini kullandı.

“Takva sahibi bir ordu Kudüs'ü fethedecektir”

Selahaddin Eyyubi’nin Hıttin Savaşı'ndan bir gece önce orduyu teftiş ederken uyuyan bir askeri hafifçe uyandırıp, "Kalk evladım, ordumuzun bereketini gideriyorsun." dediği anekdotu paylaşan Ağırakça, "Gece namazını ihmal etmeyen, takva sahibi bir ordu Kudüs'ü fethedecektir." ifadesini kullandı.

Ağırakça, siyonistlerin bu zulmünün bir gün sona ereceğine ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşacağını belirtti.

“Bir Selahaddin daha gelecek ve Kudüs siyonist işgalden kurtulacak”

Gözlerin bugüne çevrildiğini belirten Ağırakça, "İzzeddin el-Kassam Tugayları, Ebu Ubeydeler ve Yahya Sinvarlar ikinci Selahaddin'e işaret etmektedir. Bir Selahaddin daha gelecek ve Kudüs siyonist işgalden kurtulacak. Ümidimizin yeşerdiğine inanıyoruz." diye konuştu.

“İslam'a düşman olan halklar ve devletler bile artık hizaya geldiler”

Özellikle 7 Ekim 2023'teki Aksa Tufanı'nın ardından bütün dünyanın Gazze ve Filistin'i konuştuğuna dikkat çeken Ağırakça, "Hatta İslam'a düşman olan halklar ve devletler bile artık hizaya geldiler. Siyonist devlete bütün güçleriyle yardım eden yedi düvel; başlangıçta hep siyonistlerin yanında durdular ve iki yıl savaştan sonra karşılarında savaşan bir ordu da yoktu. Fakat İzzeddin El-Kassam'ın bereketiyle hareket eden El-Kassam Tugayları vardı. El-Kassam Tugaylarının o cesareti, yiğitliği, sumudu ve direnişi gerçekten fethi yakınlaştırdı." ifadelerini kullandı.

"Bütün dünya HAMAS'ı ve Gazze'yi destekliyor"

Ağırakça, "Öyle bir güç ki hafız olmayanı aralarına almıyorlar. Ehl-i tertip olmayan orduda yer alamıyor. Ehl-i tertibin ne olduğunu biliyorsunuz; kaza namazı olmayan kişi ve dolayısıyla böyle takva sahibi insanlarla bu fetih gerçekleşecektir. Bütün dünya, bugün HAMAS'ı, Gazze'yi destekliyor." diye konuştu.

Kudüs'ün fethinde Şanlıurfa'nın önemine de işaret eden Ağırakça, İmadüddin Zengi'nin Urfa'yı almasından sonra "Kudüs'e giden yol Urfa'dan geçer" sloganının geliştiğini hatırlattı.

Siyonistlerin geçmişte buradan toprak almaya çalıştığını belirten Ağırakça, siyonistlerin fetih ordusunun Urfa'dan geçeceğini bildiklerini ifade ederek, "Bunu onlar da biliyorlardı. Bu açıdan bu panelin önemi çok büyük. Allah'ın izniyle ümidimizi kaybetmiyoruz. Bu fethin gerçekleşeceğine inanıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Tunuslu Büyükelçi Bukadi: Selahaddin Eyyubi için birlik cihadın alternatifi değil, şartıydı

Tunuslu Büyükelçi Dr. Rıza Bukadi, Selahaddin Eyyubi’nin tarihi mirasını günümüz İslam dünyasıyla kıyaslayan kapsamlı bir sunum yaptı.

Bukadi, "Selahaddin gerçekten ne yaptı? Ve geçmişe yönelik telafi edici/hastalıklı bir nostalji tuzağına düşmeden ondan ne öğrenebiliriz?" soruları ekseninde İslam dünyasının dününü ve bugününü ele aldı.

Tarihteki askeri, ekonomik ve diplomatik dinamikleri günümüz gerçekliğiyle karşılaştıran Bukadi, geleceğe yönelik stratejik çözüm önerileri sundu.

Selahaddin’in Eyyubi’nin Kudüs’ü fetheden askeri dehasının arkasında, mücadeleden önce iç birliği sağlama stratejisinin yattığını belirten Bukadi, " Selahaddin Eyyubi, birliği cihadın alternatifi değil, şartı olarak görüyordu." dedi.

Önce birlik, sonra mücadele

Selahaddin Eyyubi dönemindeki siyasi bağlamı aktaran Bukadi, 12. yüzyılda Abbasi Halifeliği'nin sembolikleştiğini, Selçukluların atabeyliklere bölündüğünü ve Fatımilerin iç çatışmalarla yok olduğunu hatırlattı.

Müslümanların birleşme sürecinin İmadeddin Zengi ve oğlu Nureddin Zengi ile başladığını belirten Bukadi, Selahaddin’in bu mirası devralarak önce iç bütünlüğü sağladığını, ardından 1187'de Hıttin ve Kudüs zaferlerini kazandığını vurguladı.

Bukadi, "Sıralamaya dikkat edin. Önce birlik, ardından mücadele. Bu tesadüf değildi; bir şarttı." ifadelerini kullanarak, günümüz İslam dünyasındaki parçalanmış ulus-devlet yapısının siyasi istibdat, ekonomik başarısızlık ve teknolojik geri kalmışlıkla boğuştuğuna dikkat çekti.

"Meşruiyet tek bir kaynaktan gelmedi"

Selahaddin Eyyubi’nin çoklu meşruiyet kaynaklarını aktaran Bukadi, bu unsurları şu şekilde sıraladı:

"Birincisi hilafet: Bağdat’tan gelen sembolik yetkilendirme. İkincisi sünni canlanma: Nizamülmülk’ün başlattığı çizgide medreseler ve hankahlar aracılığıyla. Üçüncüsü cihad: Bu, anlaşmazlık yaşayanları ortak bir düşmana karşı bir araya getiren bir söylemdi. Tarihçiler bunun bir anda ortaya çıkmadığını, es-Sülemi, ardından İbn Asakir ve daha sonra Zengiler tarafından hazırlandığını yazmışlardır. Dördüncüsü âlimler ve kâtipler: Kadı el-Fazıl, İmadeddin el-İsfahani ve İbn Şeddad. Bunlar aynı zamanda hem yönetim hem de propaganda mekanizmasıydı. Beşincisi aile ve mevali: Eyyubiler ve Memlükler. Altıncısı ve en önemlisi zafer: Çünkü meşruiyet zaferle yenilenir."

“Bağımsız siyasetin şartı ekonomik güç”

Selahaddin Eyyubi’nin Nil’in tarımsal zenginliği, Kızıldeniz ticareti, iktalar ve vakıflar sayesinde ekonomik bağımsızlık elde ettiğini ve gayrimeşru vergileri kaldırarak toplumsal destek kazandığını belirten Büyükelçi, günümüzdeki durumu eleştirdi:

"Bugün bazı devletlerde petrol, diğerlerinde borçluluk, uluslararası finansman ve yardımlar bulunmaktadır. Ekonomik gücüne sahip olan, siyasi kararının bağımsızlığına da sahip olur."

Selahaddin Eyyubi’nin aynı zamanda başarılı bir diplomat olduğunu ve düşmanın bölünmelerinden yararlandığını kaydeden Bukadi, günümüzdeki Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi bölgesel örgütlerin bağlayıcılığının zayıf olduğunu ifade etti.

Selahaddin Eyyubi’nin başarısını belirleyen 6 husus

Selahaddin Eyyubi’nin tarihi başarısını şekillendiren altı temel unsuru paylaştı:

1. Mücadeleden önce iç cephenin birliği.

2. Bağımsız bir ekonomik temel.

3. Dini, siyasi ve ahlaki olmak üzere bileşik bir meşruiyet.

4. Fikri ve idari bir yapı.

5. Zaman ve mekân seçiminde askeri zekâ.

6. Düşmanın bölünmesinden yararlanmak ve diplomatik esneklik.

İslam dünyasına 4 öneri

Tarihteki bu deneyimin günümüze aktarılmasının önündeki engelleri "düzenlenmiş uluslararası sistem, küresel finansal, teknik üstünlük ve açık medyanın oluşturduğu dezenformasyon" olarak tanımlayan Bukadi, modern İslam dünyasının çıkışı için şu önerileri sıraladı:

-Askeri entegrasyondan önce ortak pazarlar, gıda ve enerji güvenliği sağlanmalı.

-Bir kurtarıcı beklemek yerine güçlü kurumlar inşa edilmeli.

-Tarihteki medreseler model alınarak eğitim ve araştırmaya bütçe ayrılmalı.

- Diplomasi ve uluslararası hukuk, birer güç aracı olarak etkin şekilde kullanılmalı.

Gazze Âlimler Birliği Başkanı Dr. Mervan Ebu Asım: Gazze kan ağlıyor, ümmet nerede?

Gazze Âlimler Birliği Başkanı Dr. Mervan Ebu Asım ise "Mescid-i Aksa'nın Durumu ve Kudüs'ün Demografik Yapısına Yönelik Müdahaleler" başlıklı sunumuyla katılımcılara hitap etti.

Gazze Âlimler Birliği Başkanı Dr. Mervan Ebu Asım, "Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli"nde yaptığı konuşmada, işgalci rejimin Mescid-i Aksa üzerinden planlarına dikkat çekerek, "Karşımızda tek bir düşman bulunmaktadır. Hepimiz yekvücut ona karşı durmalıyız." dedi.

Dr. Mervan Ebu Asım, sunumunda Kudüs'e ve Mescid-i Aksa'ya yönelik tehditleri iki bölüm halinde ele aldı.

Ebu Asım, Kudüs'ün yapısı ve işgal politikalarına ilişkin olarak Kudüs'ün batı ve doğu diye ikiye bölündüğünü belirterek, Kudüs'ün stratejik tepelerine yerleşim yerleri kurarak her geçen gün yayılmacı politikalarını bir adım daha ileri götürdüklerini, ziraate uygun yerleri işgal ederek toprağın yapısına zarar verdiklerini ifade etti.

Mescid-i Aksa'nın olduğu bölgeye girmek için onlarca askeri nokta bulunduğunu ve herkesin girmesine izin verilmediğini, “Doğu Kudüs” adını verdikleri mukaddes beldenin etrafına sur bina ederek girişleri kapılardan yapıp kontrol altına aldıklarını kaydetti.

"Bölgedeki nüfusun azalmasını ve genel bir nüfus değişimini hedefliyorlar"

Kudüs'teki insanlara ambargo uygulandığını, evlerini satmaları karşılığında yüzbinlerce dolar teklif edildiğini ifade eden Ebu Asım, "Kabul etmeyenlere fahiş vergiler uygulayarak bezdirme siyaseti uyguluyorlar. Çok büyük paralar teklif edilmesine rağmen insanlar evlerini satmıyor." dedi.

“Kudüslü Müslümanlara yeni bir ev yapma izni verilmiyor”

1948 yılından beri Batı Şeria ve Kudüs'ün işgal altında olduğunu hatırlatan Ebu Asım, "Kudüs tek başkent' başlıklı projeleri var. Kudüs'ün mahallelerini boşaltmaya çalışıyorlar. Ağır vergiler koyarak halkı evini ve iş yerini bırakmaya zorluyorlar. Kudüslü Müslümanlara yeni bir ev yapma izni verilmiyor. 1967'den beri zorla çıkarılanların tüm gayrimenkullerine el konulmaktadır." diye konuştu.

“Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girmesine izin verilmiyor”

Mescid-i Aksa'ya yönelik tehditlere de değinen Ebu Asım, şöyle devam etti:

"Mescid-i Aksa'nın yapısını değiştirmek için etrafındaki tarihi yerleşim alanlarını yıkmaya çalışıyorlar. Mağribiler Mahallesi tamamen yıkılarak el koyma girişimleri var. 1969'da Mescid-i Aksa'da bulunan Selahaddin Eyyubi'nin tarihi minberini yaktılar. Müslümanların Mescid-i Aksa'ya girmesine engel olunuyor. Selahaddin fethinden bu yana ilk defa bu Ramazan ayında Mescid-i Aksa 40 gün boyunca kapatıldı. Sözde kendi ibadetlerini şu anda Mescid-i Aksa'nın içinde yapıyorlar. Aksa'nın toplam alanı 144.000 metrekadedir. Kıble Mescidi ise 5000 metrekare. 'Sadece burası Mescid-i Aksa'dır' yalanını yayarak geri kalana el koymak istiyorlar."

 “Gazze kan ağlıyor, ümmet nerede?”

Ebu Asım, "Ümmet nerede? Gazze kan ağlıyor, her gün şehitler veriliyor. Ümmet nerede? Karşımızda tek bir düşman bulunmaktadır. Hepimiz yekvücut ona karşı durmalıyız." ifadelerini kullandı.

 

Prof. Dr. Ziya Polat: Selahadin-i Eyyubi merhamet, adalet ve stratejik dehayla Kudüs'ü fethetti

Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziya Polat, "Selahaddin'in Şahsi Ahlakı, Zühdü, Cömertliği ve Liderlik Vasıfları" başlıklı sunumunda Selahaddin Eyyubi'nin hayatına dair önemli bilgiler paylaştı.

Selahaddin Eyyubi'nin her şeyden önce bireysel bir arınma gerçekleştirerek hayatını ve namazlarını düzene koyduğunu belirten Polat, danışmanı İbn-i Şeddad’ın aktardığına göre Selahaddin Eyyubi’nin hiçbir vakit namazını cemaatsiz kılmadığını ifade etti.

“Mal varlığına hiç önem vermedi”

Mal varlığına hiç önem vermeyen Selahaddin Eyyubi’nin zekat verecek bir maddi imkanının dahi bulunmadığını kaydeden Polat, "Olduğunda da olduğu gibi dağıttı. Ne geldiyse onu dağıttı. Dolayısıyla Selahaddin Eyyubi hem şahsi malı bağlamında hem devlet malı bağlamında ve beytülmal bağlamında hazinesinde çok fazla bir şey tutmuyordu." diye ekledi.

“Kur’an dinlemeyi çok severdi”

Selahaddin Eyyubi’nin Kur’an ve Sünnet’e olan düşkünlüğüne değinen Polat, meclisinde hafızlardan Kur’an dinlemeyi çok sevdiğini, aynı zamanda bir hadis ravisi olarak savaş meydanında dahi alimlerden hadis dinleyip rivayet ettiğini söyledi.

Selahaddin Eyyubi’nin liderlik vasıflarında istişareye büyük önem verdiğini, alimler ve emirlerle mutlaka meclis kurduğunu aktardı.

“Oğlu İsmail’in ölüm haberini aldığında bile cihada tavizsiz devam etti”

Selahaddin Eyyubi’nin sabır ve metanetine de dikkat çeken Polat, Akka kuşatması sırasında 12 yaşındaki oğlu İsmail’in ölüm haberini aldığında bile cihada tavizsiz devam ettiğini belirtti.

Selahaddin Eyyubi’nin, Kudüs'ün fethinde Hz. Ömer’in emannamesine benzer bir güvence vererek Hristiyan ve Yahudilerin mabetlerini koruduğunu ifade eden Polat, adaletini pekiştirmek için pazartesi ve perşembe günleri kurulan mezalim mahkemelerinde bizzat yer aldığını dile getirdi.

“Savaşı, mücadelesi boyunca diplomasinin bir aracı olarak kullanmıştır”

Selahaddin Eyyubi’nin dengeli bir liderlik anlayışına sahip olduğunu vurgulayan Polat, şu notları paylaştı:

"Mücadelesinin hiçbir döneminde, 24 yıllık süre içerisinde, 'Şurayı, şuradaki insanları yok ederek o şehre hâkim olayım.' anlayışını taşımamıştır. Savaşı, mücadelesi boyunca diplomasinin bir aracı olarak kullanmıştır."

Selahaddin Eyyubi'nin stratejik hedefinin iç cepheyi birleştirmek olduğunu belirten Polat, Selahaddin Eyyubi'nin birlik oluşturmak adına yıllarca büyük bir kararlılıkla mücadele ettiğini ifade etti.

Polat, sunumunun son bölümünde, Selahadin-i Eyyubi'nin; merhameti, adaleti ve stratejik dehasını birleştirerek Kudüs’ü fethettiğine vurgu yaptı.

Program, bölgede kalıcı barışın ve işgalin son bulmasının ancak Selahaddin-i Eyyubi ruhunun yeniden canlandırılmasıyla mümkün olacağı ortak deklarasyonuyla tamamlandı.