Diyarbakır merkez Yenişehir ilçesi Sezai Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi'nde, Seçmeli Ana Dil dersine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla “Ana Dilimi Seçiyorum" temalı bir panel düzenledik.

Düzenlediğimiz panelde selamlama konuşması gerçekleştiren HÜDA PAR Diyarbakır İl Başkan Yardımcısı Yahya Oğraş, Anayasanın 42.maddesinde bulunan “…Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez…” maddesinin değiştirilmesi için siyasi parti ve paydaş unsurların harekete geçmesinin önemli bir adım olduğunu söyledi.

Oğraş sözlerine, “ ‘Dilimiz kimliğimizdir.’ Dil gibi hayati bir meselenin ideolojik tartışmaların aracı haline getirilmesinin acısını çekmekteyiz. Dil meselesi siyasi bir mesele olmaktan ziyade insani ve vicdani bir meseledir. Yaşar Kemal’in deyişi ile “dünya bin renkli bir çiçek bahçesidir.” Her bir renk bir dili bir kültürü temsil eder. Çünkü kültür, eğer dil varsa vardır. Dilini kaybeden bir millet; hafızasını, benliğini ve hatta inancını kaybedecektir. Ana dilleriyle bağları zayıflayan toplumların zamanla sürüleşmesi, sömürgeleşmesi ve kimliksiz hale gelmesi kaçınılmazdır. Dünya tarihine baktığımızda Avrupa kıtasındaki Türklerin önemli bir bölümünün dilleriyle bağları kopunca nasıl Slavlaştıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz.” cümleleriyle devam etti.

“Kültürlere ve medeniyetlere saldırılar önce dilden başlar. Dilini aldığınız anda o milleti çökertirsiniz.”

“Dilini kaybeden bir toplumun diğer değerlerini koruması mümkün değildir.” diyen Oğraş, “Kültürlere ve medeniyetlere saldırılar önce dilden başlar. Dilini aldığınız anda o milleti çökertirsiniz. Alman şair Goethe, ‘Bir millete, o milletin diliyle oynamaktan daha büyük suikast olamaz.’ diyor. Biz işte böyle suikasta uğramış bir toplumuz. Seçmeli dersler en az 10, seçmeli meslek dersleri ise en az 8 öğrencinin talebi doğrultusunda öğretime açılır. Ders yılı içerisinde öğrenci sayısı azalsa bile o dersin okutulmasına devam edilir. Ortak derslerde ise sınıf bütünlüğü esastır. Oysa anadilde seçmeli ders belli akademik yılları kapsamamalı. Aksine tüm akademik yılları kapsamalıdır. Yani ilkokul birinci sınıftan lise son sınıfa kadar okutulma esası getirilmelidir. Evet, milli seferberlik ruhuyla çalışarak çocuklarımıza sözün ve dilin her biri asırlık tecrübenin taşıyıcısı olan kelimelerin, kavramların ve ifadelerin kıymetinin en iyi şekilde anlatılması gerekmektedir.” diyerek sözlerini noktaladı.

Ardından Parti Sözcümüz ve Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı, Prof. Dr. Halil Çiçek, Araştırmacı-Yazar Vahdettin İnce ve Eğitimci Hüdai Morsümbül birer sunum yaptılar.

Prof. Dr. Halil Çiçek: "Kim dil konusunda birine bir haksızlık yaparsa zulüm işlemiş olur"

İlk olarak konuşan Prof. Dr. Halil Çiçek, bir milletin ancak dil ile var olabileceğine dikkat çekti.

Dillerin ve renklerin farklılığının, yerin ve göğün yaradılışıyla aynı ayette birlikte zikredildiğine işaret eden Çiçek, "Bu konu Allah katında bu kadar mühim bir konudur. Dolayısıyla kim dil konusunda birine bir haksızlık yaparsa o büyük bir zulüm işlemiş olur. Böyle bir durumda bütün insanların bunun karşısında durması lazımdır." dedi.

Çiçek, "Memleketimizde bir insan Arapça bir şey konuşursa kimse ses çıkarmaz, Farsça konuşursa yine kimse ses çıkarmaz, İngilizce konuşur hatta bu dilin güzellikleri üzerinde konuşursa kimse ses çıkarmaz ama Kürtçeden bahsettiğin zaman Kürtçü damgası yersiniz. Bu da çok acı bir durumdur. Bu yüzden HÜDA PAR'ın yaptığı bu etkinliği çok önemli buluyorum. Onları tebrik ediyorum." ifadelerini kullandı.

Konuşmasının devamında, Kürtlerin Müslüman olma sürecini ve medreselerin Kürtçeye verdiği katkının önemini anlatan Çiçek, Kürt alimlerin İslam'a çok önemli hizmetlerde bulunduğunu kaydetti.

“Dilimiz varlığımızın ve istikbalimizin teminatıdır.”

"O'nun varlığının delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, ayrıca dillerinizin ve renklerinizin farklı farklı olmasıdır." ayetine işaret ederek, sözlerine başlayan Batman Milletvekilimiz Serkan Ramanlı, "Hiçbir dilin diğer dilden üstünlüğü yoktur, her dil kendine göre değerlidir. Allah-u Teâla bu dili bizlere armağan etmiş.  Bölgemizde gün geçtikçe dilimiz kayboluyor. Ana dilimiz diyoruz ama şu an hangi evde annemiz Kürtçe konuşuyor? Ne şekilde asimile olduğumuzun farkında değiliz. Bugün ne yazık ki Diyarbakır sokaklarında Kürtçe ve Zazaca konuşulmuyor. Bu da asimilasyonun göstergesidir, bizler için büyük bir ayıptır. Ondan dolayı Allah'ın bizlere hediye ettiği armağana sahip çıkmalıyız. Nitekim dilimiz varlığımızın ve istikbalimizin teminatıdır. Biz dilimize sahip çıkmazsak gün be gün kendi benliğimizi de kaybederiz." diye konuştu.

“İslam'ı bizden alamadılar ama dilimiz, gün geçtikçe eriyip kayboluyor”

Dilin ayrılık ve düşmanlık sebebi olmadığını, Türkiye'de konuşulan her dile önem verdiklerini ifade eden Ramanlı, "Gerek Türk gerek Kürt gerek Laz gerek Zaza kendi dili ve rengiyle varlığını ne kadar korursa bu ülke o kadar zengin olur. Dil, ayrılık veya düşmanlık sebebi değildir. Bundan 100 yıl önce darbe yapanların, insanları kendilerinden uzaklaştırıp devlete düşman ettirdiği halklardan biri Kürtler idi ve bu Kürtler de Müslümandı. Bu uygulama yıllarca devam etti. Gayeleri İslam'ı bölgeden silmekti ve ne yazık ki bazı yerlerde de bunu başardılar. Bizlere hem Müslüman olmamız hem de Kürt olmamız dolayısıyla her iki yönden düşmanlık ettiler. Elhamdülillah âlimlerimiz ve büyüklerimizin çabalarıyla tümden başarıya ulaşmadı. İslam'ı bizden alamadılar ama dilimiz, gün geçtikçe eriyip kayboluyor." dedi.

"Bugün dilin müdafaası için mücadele ettiklerini savunanlar Kürtçeye sahip çıkmıyorlar."

Sözlerine Kürtçenin, alarm verdiğini söyleyerek devam eden Ramanlı, "Bizler samimi şekilde çalışmalarımızı yürütürsek zafere ulaşabiliriz. Bu konuda ne kadar geç kalmış olsak bile bulunduğumuz andan itibaren çalışmalarımıza devam edersek başarılı oluruz. Şunu unutmamalıyız ki insanlık İslam'la değer kazanmıştır. İslam'ı kabul etmeden önce Pers ile Roma arasında eziliyorduk. İslam’dan önce Kürtlerin kimlikleri de yoktu, şahsiyetlerini İslam'la kazandılar. Bugün dilin müdafaasını yapıp onun için mücadele ettiklerini savunanlar Kürtçe’ye sahip çıkmıyorlar. Nitekim Kürtler ve Zazalar dillerine sahip çıktıkları kadar İslam dinine de sahip çıkacaklardır." diye belirtti.

“Çocuklarımız bugün ana dillerini öğrenirlerse kültürümüzün ne kadar zengin olduğunu göreceklerdir."

Ramanlı son olarak, okullarda Yaşayan Diller ve Lehçeler seçmeli ders sürecinin başladığını hatırlatarak, "Okullarda dilimizi öğretme imkânı var ve bu süreç tercih dönemidir. Bu tercih süreci 2-3 hafta devam edecek, bunun değerlendirilmesini istiyoruz. Bu yönde yaptığımız panelimiz bir başlangıçtır. Bundan sonra televizyon kanallarında, radyolarda, sokaklarda ve okullarda bunun duyurusunu yapmaya devam edeceğiz. Çocuklarımız bugün ana dillerini öğrenirlerse kültürümüzün ne kadar zengin olduğunu göreceklerdir." dedi.

Eğitimci Hüdai Morsümbül: “Kürdi ya da Zazaki’yi seçmeli ders olarak seçilmesinde Milli Eğitim, valilikler, STK’lar ve üniversiteler birlikte hareket etmeli”

Panelde zazaca konuşma yapan Eğitimci Hüdai Morsümbül, sözlerine ilk defa bir siyasi partinin kendi anadiliyle bir toplantı gerçekleştirdiğini belirtip paneli tertipleyen HÜDA PAR’a teşekkür ederek başladı. Morsümbül konuşmasında, yönetmeliğe göre velilerin eliyle kurmanci, zazaki ya da lazca gibi seçmeli derslerin seçilebildiğini ifade etti.

Artuklu, Bingöl, Munzur, Muş Alparslan Dicle ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde Kürtçe hocalarının yetiştiğini ve mevcutta bine yakın hocanın sahada var olduğunu bunların bir kısmının da halk eğitim merkezlerinde ders verdiğini dile getirdi.

Çözüm sürecinde Kürtçe bölümüne olan rağbetin sonraki yıllarda düştüğünü belirten Morsümbül, son yıllarda DILKURD ve HEZ KURD gibi gönüllü ders verme hareketlerinin başladığını söyledi. Bu iki hareketin seçmeli ders seçimi için yaklaşık 3 yıldır sahada 150 noktada 10’a yakın şehirde bildiri dağıttığını; TRT Kurdi, Rudaw, Kurdistan 24 ve diğer televizyonlarında bu hareketlere destek verdiğini belirtti.

Yönetmeliğe göre okul müdürlerinin istediği takdirde seçmeli ders programlarından dil derslerini çıkartabildiğini ve bununda bazı sıkıntılara sebep olduğunu ayrıca birçok kişinin de seçmeli ders olarak Kürtçe ya da Zazacayı seçmesi durumunda devlet nezdinde suçlu olarak kabul edilme çekincesinin var olduğunu vurguladı.

Seçmeli derslerin seçiminde Kürdi ve zazakinin tercih edilmesi için Milli Eğitim Müdürlüklerinin valilik ve üniversiteler ile birlikte çalışması gerektiğini belirterek “Bu 3 kurum ve üniversiteler bir araya gelerek birlikte bu işi halletmeli. Pratikte ise heyetler hazır olmalıdır ki Bingöl böyle yaparak çalışıyor. Hakikaten Bingöl'de bu iş son 10 yıldır çok sistematik gidiyor ve isterim ki bütün şehirlerimizde böyle olsun. Heyet 3 bölümden oluşuyordu; akademisyenler, zazaki hocaları ve STK'dan arkadaşlar vardır. TRT ve Anadolu Ajansından da vardı. Her heyet günde 6 saatte 10 okul geziyor ve 30-40 dakika müdürü ikna etmeye uğraşıyorlardı. Sahada böyle işler vardı. Ben bu iş uğruna çalışan çalışanlarımıza, emektarlarımıza teşekkür ediyorum.” dedi.

“Dilin ruhunun kaybolması büyük bir felakettir”

Panelde son olarak Araştırmacı Yazar Vahdettin İnce’de bir konuşma gerçekleştirdi.

Dilin kaybolmasının büyük bir tehlike arz ettiğini belirten İnce “Tarih'te, Araplar ve Türklerin yanı sıra Kürtlerin de İslam dini ile birlikte dillerine değer kattıklarını ve tarihte önemli bir konum elde ettikleri görülüyor. Kürt toplumunun, gerçek manada yaşamını sürdürebilmesi için İslam dinine ve Kur'an-ı Kerim'e sahip çıkması gerekiyor. Gerçek anlamda doğadan, topraktan, toplum biliminden, eğitimden fayda görebilmemiz için önce dinimizin eğitimini almamız lazım. Öyle bir dil ki Kur'an'dan beslenmiş, kaynağını Kur'an'dan almış olması üzerinde durmamız lazım. Dilin kaybolması büyük bir tehlikedir. Dilin ruhunun kaybolması, dilin örf ve adetlerden ve Allah'ın gökten indirdiği şeriattan kopması ise daha büyük bir tehlike, daha büyük bir felakettir. 100 yıldır kendi dilimizin kabul görmesini bekliyoruz, lakin şayet kabul edilse bile bir 100 yıl da seküler, laik ve dinsizlerin dilimizin başına getirdikleri felaketlerden arındırmak için uğraşmamız gerekecektir.” ifadelerini kullandı.