Haber dosyasını indirin
İndir
Parti Sözcümüz Yunus Emiroğlu, Gazze ablukasını kırmak için yola çıkan yardım filosuna yönelik siyonist işgal rejiminin saldırı hazırlıklarına dair haberleri endişeyle takip ettiklerini belirterek Sumud Filosunun korunması çağrısında bulundu.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Yunus Emiroğlu, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Emiroğlu, “Türkiye başta olmak üzere BM Güvenlik Konseyi’nde işgal rejimine karşı tepkisini açıkça ortaya koyan ülkeler, küresel vicdanın sesi olan Sumud Filosunu denizden ve havadan korumalıdır.” ifadelerini kullandı.
“İspanya ve İtalya’nın donanma gemileriyle filoya eşlik etme
kararı önemlidir”
Siyonist
terör rejiminin, Sumud Filosuna saldırı hazırlığında olduğuna dair haberleri
endişeyle takip ettiklerini ifade eden Emiroğlu, “Gazze’de süren soykırımın ve
ablukanın kırılması için yola çıkan bu insanî yardım filosu, yalnızca Filistin
halkı için değil, insanlığın vicdanı için de büyük bir umudu temsil etmektedir.
Siyonist rejimin saldırı tehditlerine karşı İspanya ve İtalya’nın donanma
gemileriyle filoya eşlik etme kararı önemlidir. Bu adım, uluslararası toplumun
siyonist terör rejiminin keyfi ablukasına karşı artık seyirci kalmaması
gerektiğini de hatırlatmıştır. Benzer adımların İslam ülkeleri tarafından da
atılması gerekir. Fakat maalesef bugüne kadar bu anlamda somut ve caydırıcı
hiçbir girişimde bulunmamışlardır.” dedi.
“Sumud Filosu denizden ve havadan
korunmalıdır”
“Gazze
soykırımı, İslam dünyası için utanç verici bir sınav haline gelmiştir.” diyen
Emiroğlu, şöyle devam etti: “Filistin halkı açlık, bombardıman ve yoklukla
mücadele ederken İslam ülkelerinin sessizliği kabul edilemez. Türkiye başta
olmak üzere BM Güvenlik Konseyi’nde işgal rejimine karşı tepkisini açıkça
ortaya koyan ülkeler, küresel vicdanın sesi olan Sumud Filosunu denizden ve
havadan korumalıdır. Gayrimeşru ve gayri insanî ablukayı kırmak ve Gazze’ye
insanî yardım ulaştırmak için yola çıkan filo, ismine yakışır bir kararlılıkla
korunmalıdır.”
“Bu sinsi planın amacı, bağımsızlık mücadelesi
veren Gazze’nin direnişini kırmak”
ABD’nin
Gazze’de beş yıla kadar sürecek “geçiş dönemi” planına da değinen Emiroğlu,
Hamas ve Filistin Yönetimi’nin devre dışı bırakılmak istendiğini belirtti. Planın
kabul edilemez olduğu ifade eden Emiroğlu, “Gazze’de yaşanan soykırımın
ardından Filistin halkının iradesi hiçe sayılarak “atanacak” herhangi bir
“geçiş yönetimi”, siyonist terör rejiminin hedeflerini hayata geçirmekten başka
bir işe yaramayacaktır. Bu sinsi planın amacı, bağımsızlık mücadelesi veren
Gazze’nin direnişini kırarak Filistin topraklarını müstemleke bir belde haline
getirmek ve böylece ‘Filistin Devleti’ umudunu ortadan kaldırmaktır.” şeklinde
konuştu.
“Arap ve Müslüman ülkeler, bu utanç verici planlara
dâhil olmamalı”
Filistin
halkının meşru temsilcilerinin Hamas ve direniş grupları olduğuna vurgu yapan
Emiroğlu, “ABD tarafından finanse edilen ve siyonist amaçlara hizmet eden proje, Filistin davasını tasfiye etmek ve direnişi
etkisizleştirmek için tasarlanmıştır. Arap ve Müslüman ülkeler, bu utanç verici
planlara dâhil olmamalı; bunun yerine Gazze’deki direnişi desteklemelidir.”
dedi.
“Filistin’in geleceği özgürlük mücadelesiyle
şekillenecek”
Emiroğlu,
Gazze soykırımının durdurulmasının tek yolunun direnişin güçlendirilmesinden ve
siyonist terör rejiminin uluslararası alanda tecrit edilmesinden geçtiğini
belirterek Filistin’in geleceğinin özgürlük mücadelesiyle şekilleneceğine
dikkat çekti.
“BM’nin yapısının köklü bir şekilde revize
edilmesi zorunludur”
Birleşmiş Milletler Genel
Kurulu’nda Gazze’deki soykırıma dair yapılan çağrıların somut adımlara
dönüşmediğini dile getiren Emiroğlu, “İşgalci
siyonist rejimin sözde başbakanı Netanyahu’nun BM kürsüsünde konuşturulması,
uluslararası toplumun geldiği vahim noktayı gözler önüne sermektedir.
Soykırımın durdurulması amaçlanıyorsa yapılması gereken, bu rejimin BM’den
atılmasıdır. Katliam emri veren, savaş suçları işleyen bir terör örgütü elebaşının
BM’de söz hakkı bulması insanlık adına utanç
vericidir. Birleşmiş Milletler, artık ABD’nin bir aparatı haline gelmiş ve
dünya halklarının güvenini kaybetmiştir. Kendi personelini, kurumlarını ve
yardım çalışanlarını bile koruyamayan bir yapı, mazlum halklara nasıl güven
verebilir? Bu nedenle BM’nin yapısının köklü bir şekilde revize edilmesi, veto
sisteminin kaldırılması ve adalet merkezli bir düzenin inşa edilmesi
zorunludur.” dedi.
“BM, insanlık vicdanında iflas etmiş bir kurum
olarak tarihe geçecektir”
“”Dünya
beşten büyüktür” sözü artık hayata geçirilmeli” diyen Emiroğlu, şöyle devam
etti: “Dünya milletleri, siyonist rejime meşruiyet kazandıran uluslararası
platformlara karşı ortak tavır almalıdır. Aksi hâlde BM, insanlık vicdanında
iflas etmiş bir kurum olarak tarihe geçecektir.”
“Ortak altyapı ve enerji projeleri
geliştirerek bölgesel dayanışmayı güçlendirmelidir”
Türkiye’nin
ABD ile imzaladığı gaz anlaşmasını enerji arz güvenliği açısından önemli olduğunu
belirten Emiroğlu, “Türkiye’nin asıl önceliği, komşu ülkelerle kalıcı ve
karşılıklı faydaya dayalı bir enerji iş birliği tesis etmek olmalıdır. Bölgesel
enerji denkleminde dış aktörlerin siyasi şantaj ve baskı araçlarına bağımlı
kalmak, uzun vadede Türkiye’nin stratejik çıkarlarını zedeleyecektir. Bu
nedenle Ankara, komşu ülkelerle doğrudan müzakereleri hızlandırmalı; ortak
altyapı ve enerji projeleri geliştirerek bölgesel dayanışmayı güçlendirmelidir.
Türkiye’nin çıkarı; bölge ülkeleriyle kurulacak dengeli ve karşılıklı güvene
dayalı ilişkilerde dış baskılara karşı ortak tavır alacak bir enerji
diplomasisi inşa etmektedir.” diye konuştu.
“TOKİ’den hak sahipliği kazanan
vatandaşlarımızın mağduriyetleri giderilmeli”
TOKİ hak sahiplerinin yaşadığı
sorunlara da dikkat çeken Emiroğlu, pandemi döneminde konut fiyatları ve kira
artışlarının vatandaşları ciddi şekilde mağdur ettiğine değindi. Konut
fiyatları ve kiralarındaki artışın devam ettiğini belirten Emiroğlu, “2022 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kiracı
vatandaşlarımızın ev sahibi olabilmesi amacıyla TOKİ’nin
“İlk Evim Arsa Projesi” büyük bir müjde olarak duyuruldu. Proje kapsamında iki
sene içinde
250 bin konutun teslim edilmesi planlanmıştı. Ne
var ki 6 Şubat depremi ile beraber tüm planlamalar bozuldu. Hükümet, 11 ilimizi
sarsan depremin yaralarını sarabilmek için bazı projeleri erteledi ve deprem
bölgesine öncelik verildi. Depremin yaraları tam anlamıyla sarılamamış olsa da
TOKİ’den hak sahipliği kazanan vatandaşlarımızın mağduriyetleri giderilmeli ve konutların
teslimi için çalışmalar hızlandırılmalıdır.”
ifadelerini kullandı.
“Hak sahipliği kazanan vatandaşlarımızın
hayalini kurdukları konutlara ulaşması için çalışmalar hızlandırmalı”
TOKİ
taksit ödemelerinin ev teslimi yapılmadan hak sahiplerinden tahsil edilemeye
başlandığını ve bu durumun mağduriyetlere sebep olduğunu ifade eden Emiroğlu, “TOKİ
taksit ödemeleri, önceki yıllarda olduğu gibi hak sahipleri evlerine
yerleştikten sonra başlatılmalıdır. Vatandaşlarımız, TOKİ'den yeterli
bilgi alamamaktan ve aradıklarında muhatap bulamamaktan da şikâyetçidir. 2022 yılında hak sahipliği kazanan vatandaşlarımız süreçle ilgili
mutlaka bilgilendirilmeli ve kendilerine dönüş yapılmalıdır. Kura ile hak
sahipliği kazanan vatandaşlarımızın hayalini kurdukları konutlara ulaşması için
çalışmalar hızlandırmalı;
iletişim ve bilgilendirme süreçleri daha şeffaf ve erişilebilir hâle
getirmelidir.” şeklinde konuştu.
Önemli Gelişmeler
Karma eğitime ilişkin kanun teklifimiz July 17, 2026
