Haber dosyasını indirin
İndir
İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi öncesi düzenlenen eş zamanlı operasyonlara ve gözaltı uygulamalarına tepki gösterdi.
Türkiye’de gerçekleştirilecek 36. NATO Liderler Zirvesi öncesinde başta Ankara ve İstanbul olmak üzere ülke genelinde yürütülen operasyonlar ile gözaltı ve tutuklama kararlarıyla ilgili İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız yazılı bir açıklama yayımladı.
“Kamuoyunda dinî
kimlikleriyle tanınan kişilerin hedef alınması operasyonların amacını
tartışmalı hâle getirmiştir”
Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak NATO Liderler Zirvesi
öncesinde gerçekleştirilen operasyonların kamu vicdanında ciddi soru
işaretlerine neden olduğu belirtilen açıklamada, “Özellikle kamuoyunda dinî
kimlikleri, ilmî faaliyetleri ve farklı düşünceleriyle tanınan kişilerin hedef
alınması, operasyonların zamanlamasını ve gerçek amacını daha da tartışmalı
hâle getirmiştir.” denildi.
“Devletin görevi
korku üretmek değil, adaleti sağlamaktır”
Gözaltı işlemleri sırasında uygulanan orantısız güce ve
hukuksuzluklara tepki gösterilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "Daha
da vahimi, gözaltı işlemlerinin bazı adreslerde kapılar kırılarak ve ölçülülük
ilkesiyle bağdaşmayan yöntemlerle gerçekleştirilmesidir. Hukuk devletinde ceza
muhakemesi tedbirleri, bir güç gösterisine veya topluma gözdağı vermeye
dönüşemez. Devletin görevi korku üretmek değil, adaleti sağlamaktır."
“Toplumda korku
iklimi oluşturabilecek uygulamaları doğru bulmuyoruz”
Açıklamanın devamında, “Daha önce de defaatle ifade
ettiğimiz üzere güvenlik politikaları gerekçe gösterilerek farklı düşüncelere
sahip kişi ve kesimlerin hedef alınmasını, ölçüsüz gözaltı tedbirlerine
başvurulmasını ve toplumda korku iklimi oluşturabilecek uygulamaları doğru
bulmuyoruz. Hukuk, farklı düşünceleri bastırmanın değil; hak ve özgürlükleri
güvence altına almanın aracıdır.” ifadelerine yer verildi.
“Yeni mağduriyetlere
yol açabilecek bu anlayıştan bir an önce vazgeçilmeli”
Mağduriyetlere yol açabilecek anlayıştan ve uygulamalardan
vazgeçilmesi gerektiği belirtilen açıklamanın sonunda şu ifadelere yer verildi:
“Yetkilileri; hukukun üstünlüğüne, masumiyet karinesine,
ölçülülük ilkesine ve adil yargılanma hakkına riayet etmeye davet ediyor;
hukuka aykırı uygulamalardan, toplumda korku ve baskı algısı oluşturan
yöntemlerden ve yeni mağduriyetlere yol açabilecek bu anlayıştan bir an önce
vazgeçilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz.”




