Haber dosyasını indirin
İndirİnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız, Azerbaycan yönetiminin aralarında parti yetkililerimizin de bulunduğu 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını "istenmeyen kişi" ilan etmesine tepki göstererek kararın derhâl geri alınması çağrısında bulundu.
İnsan Hakları ve Hukuk İşleri Başkanlığımız, Azerbaycan Cumhuriyet Başsavcılığının Türkiye’deki bazı vatandaşlar hakkında aldığı yakalama kararı ve Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı’nın "istenmeyen kişi" ilanlarına ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı.
Azerbaycan yönetiminin son dönemde insan hakları ihlallerine
yönelik eleştirileri susturmak amacıyla hukuki ve diplomatik teamülleri bir
silah olarak kullandığına dikkat çekilen açıklamada, alınan bu kararların
siyasi ve hukuki açıdan son derece vahim bir gelişme olduğu ifade edildi.
“31 Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşının “istenmeyen kişi” ilan edilmesi vahim bir gelişmedir”
Kamuoyuyla paylaşılan açıklamada, “Azerbaycan Cumhuriyet
Başsavcılığının Türkiye’deki 7 kişi hakkında uluslararası yakalama kararı
çıkarmasının ardından, Genel Başkan Yardımcımız Yahya Oğraş ve Batman İl Başkan
Yardımcımız Sait Seyitoğlu’nun da aralarında bulunduğu 31 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının
“istenmeyen kişi” ilan edilmesi, siyasi ve hukuki açıdan vahim bir gelişmedir.”
denildi.
"Hukuki ve
diplomatik yaptırımlar bir baskı aracına dönüştürülüyor"
Söz konusu listenin sadece siyasetçilerle sınırlı
kalmadığına; gazetecilerin, yazarların ve farklı meslek gruplarından duyarlı
insanların da hedef alındığına işaret edilen açıklamada, şu ifadelere yer
verildi:
"Bu kararlar, Azerbaycan yönetiminin insan hakları
eleştirilerine karşı hukuki ve diplomatik yaptırımları bir baskı aracına
dönüştürdüğünü açıkça göstermektedir. Hakkı ve adaleti savunan seslerin bu tür
dayatmalarla kesilmeye çalışılması, uluslararası hukukun ve insan haklarının
temel ilkelerine aykırıdır."
"Hak ihlalleri ‘devlet
egemenliği’ kılıfıyla meşrulaştırılamaz"
Devletlerin kendi egemenlik haklarını, işledikleri insan
hakları ihlallerini örtbas etmek için bir kalkan olarak kullanamayacağının altı
çizilen açıklamanın devamında, “İnsan haklarını savunmak suç değil, insanlık
haysiyetinin gereğidir. Bu bağlamda, haysiyetli bir duruş sergileyen
vatandaşlarımıza yönelik alınan bu mesnetsiz kararları reddediyor, Azerbaycan
yönetimini bu kararları derhâl geri almaya çağırıyoruz." ifadelerine yer
verildi.
Hükümete
"harekete geçin" çağrısı
Sürecin yakından takip edileceğinin mesajının verildiği
açıklamanın son bölümünde ise Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine önemli bir çağrıda
bulunuldu.
Kendi vatandaşlarının onurunu ve hukukunu korumanın devletin
en temel vazifesi olduğu belirtilerek, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinden
ise vatandaşlarının hak ve hukukunu koruma sorumluluğunu kararlılıkla
üstlenmesini, diplomatik girişimlerini gecikmeksizin ve en üst düzeyde
yürütmesini bekliyoruz." denildi.
Önemli Gelişmeler
Yapıcıoğlu: HÜDA PAR bir öze ve fıtrata dönüş hareketidir October 18, 2026
