Genel Sekreterimiz ve Gaziantep Milletvekilimiz Sayın Şehzade Demir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.  

 Gazze'de soykırım gerçekleştiren siyonist işgal rejiminin, dünyanın seyirci kaldığı saldırılarına 105. gününde de devam ettiğini belirten Demir, 105 gündür bu mezalimin aralıksız bir şekilde sürdüğünü kaydetti.

 "Güney Afrika Cumhuriyetinin açtığı dava, sonuç ne olursa olsun çok değerlidir"

 Gazze'de insanlık trajedisinin önüne geçmek için maalesef dünyada yeteri kadar tepkinin bir türlü oluşamadığını ifade eden Demir, "Güney Afrika Cumhuriyeti, siyonist işgal rejiminin vahşetini Uluslararası Adalet Divanı'na götürdü. Sonuç ne olursa olsun bu adım bize göre çok değerlidir. İsterdik ki bu adımı bir İslam ülkesi atsın. Ya da birçok İslam ülkesi bu adımı atsın, işgal rejimini mahkemeye götürsün ve gerekli takibatı yapsın, ancak bir türlü istediğimiz adımlar atılamadı." dedi.

"Protestolar bir türlü istenen sonucu bugüne kadar vermedi"

Demir, "Dünya genelinde ise yaşayan halkların protestoları aralıksız bir şekilde devam ediyor. Ancak bu protestoların da sonuç getirme anlamında istediğimiz sonucu vermediğini hep beraber görüyoruz. Olması gereken şey bu protestoların ülke yönetimlerini harekete geçirerek soykırımın önünün alınması, saldırıların durması ve ateşkesin sağlanması şeklinde olmalıydı. Ancak protestolar bir türlü istenen sonucu bugüne kadar vermedi." ifadelerini kullandı.

 "Başta Türkiye olmak üzere bütün İslam ülkeleri, artık daha fazla vakit kaybetmeden soykırımcı siyonist işgal rejimi ile olan her türlü ilişkilerini kesmeli; limanlarını ve hava sahalarını siyonist rejime kapatmalıdırlar." çağrısında bulunan Demir, işgal rejiminin ABD'nin desteği ile gerçekleştirdiği soykırıma karşı, hiçbir somut adımın atılmamasının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

"Soykırım suçuna ortak olan ABD mahkûm edilmelidir"

  ABD'nin Yemen'e saldırılarına değinen Demir, "Öte yandan ABD'nin, Kızıldeniz'de işgalci rejimle bağlantılı olarak gemilere yönelik Yemen tarafından düzenlenen operasyonları önleme çabaları da devam etmektedir. Kızıldeniz'de sözde "görev gücü" kuran ABD bu kapsamda Yemen'de bazı bölgeleri bombaladı. Bu adımlar, ABD'nin siyonist işgalci rejime olan sınırsız desteğinin ve Ümmet coğrafyasına yönelik emperyalist politikalarının değişmediğinin bir işaretidir. Başta ABD ve Avrupa olmak üzere bütün dünya kamuoyunda, soykırım suçuna ortak olan ABD mahkûm edilmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

 Et fiyatlarındaki yükseliş

 Et fiyatlarının yükselmeye devam ettiğini belirten Demir, başta yem olmak üzere saman, elektrik, ilaç ve diğer girdi maliyetlerindeki artışlar nedeniyle hayvan yetiştirip zarar eden üreticinin, çareyi sektörden çekilmekte gördüğünü ifade etti.

 Fiyatları baskılamak için yurtdışından kırmızı etin, besilik ve kasaplık hayvanın ithal edildiğini, ancak ithalat yapılmasına rağmen fiyatların yükselmeye devam ettiğini söyleyen Demir, şunları kaydetti:

 "2023 yılının ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre ithalatı değer olarak en fazla artan sektör, 632 milyon dolar ve yüzde 674 ile canlı hayvan ticareti sektörü oldu. 2023'ün tamamında canlı hayvan ithalatına ödediğimiz rakam 30 milyar lirayı aştı. Bu durum ciddi bir soruna işaret ediyor. 2023 yılı bütçesinden Tarım ve Hayvancılık sektörüne ayrılan destek miktarının 63 milyar TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda tablo daha iyi anlaşılacaktır.

Kırmızı et fiyatlarının düşmesi için dışarıdan et ya da canlı hayvan ithal etmek çözüm değildir. Çözüm yerli üreticiyi destekleyerek üretimi arttırmaktır. Sektör temsilcileri ivedi bir şekilde dinlenmeli, sorunlara kalıcı çözümler geliştirilmelidir. Bu sektörde ülkenin ihtiyacının yerel kaynaklardan karşılanabilmesi sağlanmalıdır."

 Emekli maaşlarına yapılan zam

 Demir, SSK, BAĞ-KUR ve memur emeklisinin 2024 yılı ilk altı aylık maaş zamları belirlenirken, yetersiz kalan emekli maaşlarıyla ilgili ek artış öngören düzenlemenin son kabine toplantısında belirlenerek kamuoyuna açıklandığını hatırlattı.

Kabine toplantısı sonrası yapılan resmî açıklamaya göre ek artış oranının yüzde 5 olurken, en düşük emekli maaşının da 10 bin lira olarak belirlendiğini aktaran Demir, "2023 yılı ikinci altı aylık maaş zamlarına ek olarak kamu personeline verilen seyyanen zammın emekli aylıklarına uygulanmaması ve zammın sadece kök maaş baz alınarak hesaplanması emeklilerden büyük tepki toplamıştı. Açlık sınırının çokça altında kalan bir maaşla geçinmek durumunda kalan emeklilerin haklı feryatları sadece cumhuriyetin yüzüncü yılına özel ve bir kereye mahsus 5 bin liralık ödeme ile sınırlı kalmıştı." diye konuştu.

Demir, "Asgari ücretin 17 bin lira, aralık ayı itibariyle dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 47 bin lira, açlık sınırının 16 bin lira, bekar bir çalışanın yaşam maliyetinin ise 18 bin lira olarak ölçüldüğü bir ortamda SSK ve BAĞ-KUR emeklilerinin 10 bin liraya mahkûm edilmesi insafla da günümüz ekonomik şartlarıyla da asla bağdaştırılabilecek bir durum değildir." diye ekledi.

EYT ile beraber artan emekli sayısının, ödemelerde birtakım zorluklara yol açtığını kabul ettiklerini ifade eden Demir, "Ancak zorlukların tümünü emeklinin sırtına bindirmek de büyük bir haksızlık ve adaletsizlik oluşturmuştur. En düşük emekli aylığı; açlık sınırı, asgari ücret, yaşam maliyetleri gibi unsurlar göz önüne alınarak yeniden belirlenmelidir." değerlendirmesinde bulundu.

 Demir, "Kamu işçilerinin maaşları memurlara göre daha aşağılarda kaldı, bu kamu işçilerinde bir tepkiye neden oldu. Onların da birtakım talepleri var. Ya seyyanen zam yapılmak suretiyle bu açığın kapatılması ya da ek protokol imkanları oluşturularak bu mağduriyetin giderilmesi sağlanmalıdır." dedi.

Akademisyenlerin ekonomik şartları iyileştirilmeli

 Ekonomik şartlar ve özlük haklarının iyileştirilmesini bekleyen akademisyenlerin, maalesef hak ettikleri değeri görmediğini ifade eden Demir, "Pek çok devlet memurundan daha düşük maaşlara layık görülen akademisyenlerimiz; vakitlerinin çoğunu bilimsel araştırma ve çalışmalara ayırdıkları için doğal olarak normal mesai kavramından daha esnek bir mesaiye sahiptir. Özellikle büyükşehirlerde yaşayan akademisyenler için kira ödemek dahi neredeyse imkânsız hale gelmişken, bir de bilimsel kitapların astronomik rakamlarla satıldığı bugünlerde akademik araştırma yapmak bu kişiler için ayrıca ekonomik yüke dönüşmüştür." şeklinde konuştu.

 Demir, şunları ekledi:

 "Doktor öğretim üyeleri, öğretim görevlileri ve araştırma görevlilerinin sözleşmeli olarak çalıştırılması; idari olarak da tehdit altında olmalarına yol açmakta ve daima sözleşmelerinin yenilenmemesi tehlikesi ile karşı karşıya kalmalarına yol açmaktadır. Bu anlamda akademik özgürlüğün teminat altına alınması ve idarenin baskı aracı olmaktan çıkması için; sözleşmeli statüleri, kadrolu statüye dönüştürülmeli, esnek mesaileri yasal teminat altına alınmalı ve ekonomik şartları iyileştirilmelidir."

Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği'ne kayyım atanması

Gaziantep Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği'ne 2023 yılı ocak ayında kayyım atandığını hatırlatan Demir, kayyım atanmasıyla birlikte ciddi sorunların baş gösterdiğine dikkat çekti.

Bir yıl içerisinde; personel sayısının düşürüldüğünü, maaşların ödenemez hale geldiğini belirten Demir, "Çıkarılan personellerin tazminatları dahi ödenemeyecek bir duruma getirildi. Birliğin bu hale gelmesi üreticiler ve birlik üyeleri tarafından ciddi bir tepkiyle karşılanıyor. Satış noktaları dahi neredeyse yarı yarıya düşürüldü." dedi.

Demir, "Süt alınan işletmelerin paraları her geçen ay gecikerek ödeniyor. Bakanlığın deprem bölgesinde hayvanı ölen üreticilere yapmış olduğu hayvan yardım bedeli bakanlıkça gönderilmiş olmasına rağmen bu ödeneğin sadece bir kısmı, tedarikçiye ödenebildi. Ek olarak Birlik, keçi sütü almadığından üreticiler inek sütü fiyatına keçi sütü satmak zorunda kaldı, bu gidişle 2024 yılında da aynı mağduriyet devam edecektir." değerlendirmesinde bulundu.

Birlik üyelerinin talebini, "birliğe atanan kayyum sürecinin bitirilmesi, en kısa süre içerisinde normal seçimlerin yapılması, birliğin eski performansına kavuşturulması ve bu sektördeki sorunların giderilmesi" şeklinde aktaran Demir, "Aksi halde bu daha fazla uzarsa Gaziantep'te hayvancılık sektörünün çok ağır darbeler alacağı ve bunun telafisinin neredeyse imkânsız hale geleceği yönündedir. " diye ekledi.