Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında darbe anayasasının değişmesi gerektiğini belirterek 13 Eylül’de “Toplumsal Mutabakat Arayışı ve Yeni Anayasa” başlıklı bir çalıştay düzenleyeceklerini duyurdu.
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, İstanbul’da basın toplantısında medya temsilcileriyle bir araya geldi. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, 13 Eylül Cumartesi günü “Toplumsal Mutabakat Arayışı ve Yeni Anayasa” başlıklı bir çalıştay düzenleyeceklerini belirterek, “Türkiye artık bu anayasayla yoluna devam etmemeli, edemez!” ifadelerini kullandı.
12 Eylül darbesinin
yıldönümünde anayasa çalıştayı düzenlenecek
Türkiye'nin gündeminde uzunca bir süredir var olan yeni
anayasa konusuna da değinen Yapıcıoğlu, “Türkiye artık bu anayasayla yoluna
devam etmemeli, edemez. Bir askeri darbe yaşadık. Bu askeri darbenin ürünü olan
bir anayasayla 43 yıldır idare ediliyoruz. Çok farklı siyasi görüşlerden
insanlar, hemen herkes bu anayasanın bir darbe anayasası olduğunu ve mutlaka
değişmesi gerektiğini söylüyor. Fakat bir türlü siyaset kurumu bir araya
gelerek bu anayasayı değiştiremedi. Bir süredir yeni anayasa gündemdedir. Biz
de bununla ilgili farklı toplum kesimlerinden, akademisyenlerden, hukuk
insanlarından, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden, fikir ve düşünce
insanlarından, gazetecilerden oluşan bir toplulukla 13 Eylül Cumartesi günü 12
Eylül darbesinin yıldönümünden bir gün sonra İstanbul'da Topkapı Eresin Hotels’de
bir anayasa çalıştayı düzenliyoruz. “Toplumsal Mutabakat Arayışı ve Yeni
Anayasa” ismiyle düzenleyeceğimiz bu çalıştayda çok değerli düşünceler
paylaşılacaktır. İnşallah biz elimizden gelen bütün katkıyı bu konuda da
vermeye gayret edeceğiz, devam edeceğiz.” dedi.
Kürt Meselesine
İnsani Çözüm Çalıştayı’nın ikincisi Van’da düzenlenecek
Yapıcıoğlu, Şubat 2024’te Diyarbakır’da düzenlenen “Kürt
Meselesine İnsani Çözüm Çalıştayı’ndan olumlu geri dönüşler aldıklarını
belirterek, “Önümüzdeki ekim ayında bu kez Van'da bu çalıştayın ikincisini
yapacağız. Yine meselelerimize çözüm arama adına ve çözüme katkı sunma adına
hayırlı bir girişim olduğuna inandığımız bu çalışmamız ekim ayında Van’da gerçekleştireceğimiz
çalışayla devam edecek.” ifadelerini kullandı.
“Bu apaçık bir
soykırımdır”
Gazze’deki soykırımı gündemlerinin ilk sırasında
tuttuklarını ifade eden Yapıcıoğlu, “Bugüne kadar yapılan saldırılarda 70 binin
üzerinde şehit var. 10.000 civarında insanın kayıp olduğu, muhtemelen
yıkıntıların altında olduğu tahmin ediliyor. 650.000 çocuk çok ciddi bir
şekilde açlık çekiyor ve açlıktan ölmek üzere. Gazze halkı sistematik bir
şekilde aç bırakma politikasıyla insanî yardımların kasıtlı ve sistematik bir
şekilde engellenmesi suretiyle katlediliyor. Bu, apaçık bir soykırımdır. Bütün
dünya insanlığını kaybetmemiş herkes bunun bir soykırım olduğunu söylüyor.
Fakat maalesef bazı Batı başkentlerinden hâlâ 2 yıldır devam eden daracık bir
kara parçasında nüfusun %5'i katledilmişken siyonist katil sürüsünün
soykırımcıların soykırım gibi bir amacının olmadığını dile getirebiliyorlar.”
dedi.
“Soykırımcı israilin
anladığı tek bir şey vardır: Güç”
Hamas’ın müzakere heyetine ateşkes görüşmeleri sürerken saldırı
düzenlediğini hatırlatan Yapıcıoğlu, “Siyonistlerin açıklamalarına göre 10’dan
fazla savaş uçağının katıldığı bir saldırıyla gerçekleşti. Orada da maalesef 6
şehit var. Doha’daki saldırıdan saatler önce biliyorsunuz Sumud Filosu’na Tunus
karasularında bir saldırı gerçekleşmişti. O saldırının yankıları devam ederken
Katar'da bu olay gerçekleşti. Ve akabinde Katar'daki olaylarla ilgili kınama
mesajları yayınlanırken Sumud Filosu’na ikinci bir saldırı daha gerçekleşti.
Bütün bunlar bize bir şey gösteriyor ki siyonist katil sürüsü, soykırımcılar
asla kınamalarla, şiddetli kınamalarla durmayacaklar. Ne mahkemelerde açılan
davalar ne Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin almış olduğu kararlar, bu
katil sürüsünü durdurmaya yetmiyor. Anladıkları tek bir şey vardır: Güç!”
açıklamasında bulundu.
“Siyonist rejim kuduz
bir köpek misali her tarafa saldırıyor”
Siyonist rejimin kuduz köpek stratejisiyle her yere
saldırdığını ifade eden Yapıcıoğlu, şöyle devam etti: “Niçin ‘kuduz köpek stratejisi’ diyorlar? Bu
uyguladıkları stratejinin ismini de kendileri takmışlar. Kuduz bir köpeğin
etrafa saldırmak için herhangi bir bahaneye ihtiyacı yoktur. Herhangi bir
şekilde tahrik edilmesine, herhangi bir şekilde saldırı tehdidi algılamasına
gerek yoktur. O sadece kuduz olduğu için saldırır. Gerçekten orada kuduz bir
köpek misali herhangi bir bahanenin arkasına sığınma ihtiyacı bile duymadan her
tarafa saldırıyor. İşte son bir yıl içerisinde Filistin, Lübnan, Suriye, Yemen,
İran, Tunus, Malta ve en son Katar. Peki, burada duracak mı? Eğer durdurulmazsa
asla durmaya niyetlerinin olmadığını açıkça söylüyorlar. Resmen şunu
söylüyorlar: Bizim gücümüz var, elimizin yetiştiği her yerde canımızın
istediğini istediğimiz zaman vururuz. Sizin de gücünüz varsa gelin bizi güçle
durdurun diyorlar.”
“Soykırıma ortak
olmak istemeyen herkes hava sahasını bütün siyonist uçaklara kapatmalıdır”
“Bölge ülkeleri bütün stratejilerini ve hesaplarını yeniden
gözden geçirmek zorundadır.” diyen Yapıcıoğlu, “Eğer israili güç kullanmak
suretiyle durdurmaya güçlerinin olmadığını düşünüyorlarsa yapabilecekleri
şeyler neyse onları masaya yatırmak zorundadırlar. Bizim teklifimiz şudur: Bu
soykırıma ortak olmak istemeyen herkes acilen hava sahasını bütün siyonist
uçaklara, oradan gelen ve oraya gidecek olan bütün uçaklara kapatmalıdır. Bütün
limanlarını işgal altındaki toprakların limanlarına gidecek olan bütün gemilere
limanlarını kapatmalıdır.” şeklinde konuştu.
“israili devlet
olarak tanımaktan vazgeçin”
29 Ağustos’ta Meclis’te düzenlenen ‘Gazze Özel Oturumu’nda
yaptığı konuşmayı hatırlatan Yapıcıoğlu, israilin devlet vasfını taşımadığını
ifade ederek israilin devlet olarak tanınmasından vazgeçilmesi çağrısını
yeniledi.
Yapıcıoğlu, “israil bir terör örgütüdür, bir devlet
değildir. Bir devlet gibi davranmıyor. Madem Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi'nin kararlarını bile uygulamıyor biz de o zaman diyoruz ki: Ey bu
siyonist katil sürüsünün yapmış olduğu katliamlardan dolayı huzursuz olan, buna
itiraz eden, bunu kınayan ülkeler ve bu ülkelerin idarecileri gelin israili
devlet olarak tanımaktan vazgeçin ya da en azından katliam devam ettiği
müddetçe tanıma kararlarınızı askıya alın. Devlet olarak tanımaktan vazgeçince
bunun doğal sonuçları olarak ticaret başta olmak üzere bütün diplomatik, askeri
ilişkiler, ekonomik ilişkiler de sonlanacak ya da askıya alınmış olacaktır.”
şeklinde konuştu.
Yapıcıoğlu’ndan
siyasi partilere çifte vatandaş siyonistlerin yargılanması için çağrı
Aralık 2023’te Meclis’e sundukları kanun teklifini de
hatırlatan Yapıcıoğlu, “Soykırım suçuna iştirak etmiş olan çifte vatandaşların
yargılanıp cezalandırılmasına dair kanun teklifimizin ilgili komisyonlarında
görüşülmeksizin doğrudan Genel Kurul’un gündemine alınmasına karar verildi. Bir
muhalefet partisi tarafından verilmiş olmasına rağmen 8 partinin desteğiyle
Genel Kurul’da doğrudan görüşülmesi kabul edildi. Fakat halen Genel Kurul'da
görüşülmeyi bekliyor. Meclis’te en büyük gruba sahip olan AK Parti başta olmak
üzere diğer bütün siyasi partilere, başka kanun tekliflerini bizim bu teklifimizin
önüne almayın ve bir an önce bunu Meclis’te görüşüp yasalaştıralım.” çağrısında
bulundu.
“Kürt meselesinin
çözümü yönünde de kararlı ve ciddi adımlar atılmalı”
Terörsüz Türkiye Süreci ve Meclis’te kurulan komisyona dair
de değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, “Silahlar mutlaka susmalı, şiddet
asla bir hak arama yolu ve yöntemi değildir. Çatışmalardan herkes zarar gördü.
En büyük zararı da Kürt halkı gördü. Çatışmaların mutlaka sona ermesi lazım. Silahlar
susarsa bundan herkes fayda sağlar. En büyük faydayı da Kürt kardeşlerimiz
görecektir. Silah bırakma herhangi bir şarta bağlanmamalıdır. Ama şunu da
söylüyoruz: PKK henüz yokken de memlekete bir Kürt meselesi vardı. PKK, bu meselenin
kendisi olmadığı gibi aslında bu meselenin sonucu da değildir. PKK, Kürt
meselesinin varlığını kullanarak kendine ideolojik ve siyasi bir alan açmak
için bu meseleyi istismar etmiştir. Öyleyse iki meseleyi birbirinden ayırmak
suretiyle mutlaka 100 yılı aşkın bir süredir var olan ve halen de kısmen var
olmaya devam eden bu meselenin çözümü yönünde de kararlı ve ciddi adımlar
atılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“Temel hakların
tanınması herhangi bir şarta bağlanamaz”
Kürt meselesinin çözümüne dair atılacak adımların herhangi
bir şarta bağlanmaması gerektiğinin altını çizen Yapıcıoğlu, şöyle konuştu: “Eğer
bir mesele hak ve hukuk meselesi ise temel hakların tanınması herhangi bir
şarta bağlanamaz, müzakereye konu yapılamaz, pazarlıklara konu edilemez. Silah
bırakma ve Terörsüz Türkiye hedefinden ayrı olarak bizim kardeşlik hukukunun
yeniden tesisi olarak isimlendirmeyi tercih ettiğimiz bir sürecin de bundan
bağımsız olarak yürümesi gerektiğini söylüyoruz.”
“Suriye'de herkes
‘devleti ben kuracağım ve bu devletin sahibi benim’ derse korkarım ki iç savaş
farklı bir boyutta uzun bir süre daha devam eder”
Türkiye'de yürütülen sürecin Suriye’deki olaylarla
bağlantılı olduğu değerlendirmesinde bulunan Yapıcıoğlu, “Suriye'deki
gelişmeler bu süreci etkiliyor, inşallah öyle umuyor ve diliyoruz ki olumlu
sonuçlanması durumunda sürecin Suriye'ye de olumlu etkileri olacaktır. Biz,
Türkiye'de yürüyen bu sürecin başarılı olması için elimizden gelen her türlü
katkıyı sunacağız. Suriye'de de bir rejim vardı ve o rejim 14 yıla yakın süren bir
iç savaş sonucunda yıkıldı. Şu anda Suriye'de yeni bir devlet kuruluyor. Bu
devlet kurulurken oradaki gruplardan herhangi birisi tek başına ‘bu devleti ben
kuracağım ve bu devletin sahibi benim’ derse korkarım ki oradaki iç çatışmalar
ve iç savaş farklı bir boyutta farklı aktörler arasında uzun bir süre daha
devam eder. Bizim başından beri çağrımız şudur: İçerideki herhangi bir mesele
emperyalistlere havale edilmeden mutlaka iç dinamiklerle ve orada yaşayan
kişiler veya gruplar arasında diyalog yoluyla çözülmelidir. Bölge ülkeleri de
kendi aralarındaki sorunları yine emperyalistlere havale etmeden kendi
aralarında çözmelidir.” dedi.
“Yeni yazılacak
anayasada hiç kimse kendisini dışlanmış hissetmemeli”
Yapıcıoğlu, yeni Suriye hükümetinin anaya hazırlıklarıyla
ilgili ise “Suriye'de yeni devlet kurulurken yeni bir anayasa yazılacak. Bu
anayasa yazıldığında Suriye'deki bütün birbirinden farklı olan gruplar gerek
etnik manada, gerek inanç anlamında, gerek mezhep anlamında birbirinden farklı
olan bütün gruplar ortak vatanda birlikte yaşama iradesini ortaya koyabilmeli.
Yeni yazılacak anayasada hiç kimse kendisini dışlanmış hissetmemeli. Herkes
yönetimden pay almalı. Kimsenin ne inancı, ne dili, ne varlığı, ne de o ülke
içindeki siyasi ya da kültürel hakları inkâr edilmemeli, yok sayılmamalı. Barış
ancak böyle gelir, huzur ancak böyle gelir.” değerlendirmelerinde bulundu.
“Yoksulluk sınırının epey altındaki diğer işçi
ve memur maaşları ciddi bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor”
İlan edilen Orta Vadeli Program hakkında değerlendirmelerde
bulunan Yapıcıoğlu, enflasyonun hedefinin yukarı yönlü revize edildiğine dikkat
çekerek, “Biliyorsunuz memurlara,
emeklilere enflasyon hedeflerine göre belirlenen zam oranları teklif ediliyor
ve bu şekilde maaşlara zam yapılması kararlaştırılıyor. Fakat enflasyon
hedefleri tutmadığı için belirlenen zam oranları yetersiz kalıyor. İşte daha
önce 2025 yılının ikinci yarısı için memurlara verilecek olan zam oranı %5
olarak tespit edilmişti. Şu iki ayda yani ikinci yarının ilk iki ayında temmuz
ve ağustos aylarındaki enflasyon %5'i aldı götürdü. Daha sonra bunun telafi
edilmesi arada geçen sürede gerçekleşen enflasyonu karşılayan memurun geçmişe
dönük kayıpları telafi etmeye yetmiyor maalesef. Bu anlamda reel olarak alım
gücünde ciddi bir düşüş yaşanıyor. Açlık sınırının epey altındaki emekli
maaşları ve yoksulluk sınırının epey altındaki diğer işçi ve memur maaşları
ciddi bir sorun olarak önümüzde durmaya devam ediyor.” dedi.





