Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, Kayseri’de düzenlediği basın toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.
Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Kayseri’ye gelen Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, yerel ve ulusal medya temsilcileriyle bir araya geldi. Yapıcıoğlu, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin, “Milletin taleplerini, beklentilerini karşılayacak bir anayasayı bu millete kazandıralım istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Milletin beklentilerini
karşılayacak bir anayasayı bu millete kazandıralım”
Anayasa değişikliğinin
Türkiye’nin gündeminde olduğunu ve yeni yasama yılında daha çok konuşulacağını
ifade eden Yapıcıoğlu, bütün kesimlerin mevcut anayasanın darbe anayasası
olduğu konusunda mutabık kaldığının altını çizdi.
“Bu Meclis, yeni bir anayasa
yapma hakkına da yeteneğine de sahiptir.” diyen Yapıcıoğlu, şöyle devam etti: “Meclis’te
16 farklı siyasi parti bulunduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda eğer bir
toplum sözleşmesi olarak kabul edilecekse anayasa, şu anda en elverişli dönem
olduğunu düşünüyoruz. Mutlaka siyasi partiler bir araya gelmeli, ortak nokta
neresidir arayışına girmeli ve orayı bulmalıdır. Siyaset kurumunun millete olan
borcudur. Bu anayasanın nasıl olacağı siyaset kurumunun bulacağı ortak noktaya
göre şekillenecektir. Bize göre bütün siyasi partiler ortaklaşa aynı noktada
buluşsa bile sonuç itibariyle malumunuz anayasaya göre 400 oyla kabul edilen anayasa
referanduma götürülmek zorunda değil ama biz diyoruz ki bu durumda bile mutlaka
vatandaşın onayına müracaat edilmelidir. O zaman hiç kimse bu anayasanın meşruiyetini
tartışamaz. Nasıl bir anayasa olacağına da elbette hiçbir partinin karar verme
hakkı da yetkisi de yoktur. Herkesin kendine göre görüşleri, beklentileri,
olmazsa olmazları vardır elbette. Bir araya gelelim. Oturalım, konuşalım.
Milletin taleplerini, beklentilerini karşılayacak bir anayasayı bu millete
kazandıralım istiyoruz." ifadelerini kullandı.
“Anayasaya değişmez maddeler koymak gelecek nesillerin iradesine ipotek
koymaktır”
Anayasada değiştirilemez
maddelerin olmaması gerektiğine vurgu yapan Yapıcıoğlu, "Biz, 'anayasaya
değişmez maddeler koymak gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır'
diyoruz. O maddelerin bir şekilde yeniden yazılması mümkündür. Ama birileri
sanki ilahi kelammış gibi 'bunların virgülüne bile dokundurtmayız, dokunulamaz'
demesi tarihsel gerçeklikle de toplumun gerçeklikleriyle de bağdaşmıyor.
“Saltanat rejimini geri getirmeye çalışanlar olursa ilk biz karşı
dururuz”
Saltanat yanlısı ve cumhuriyet
karşıtı olmadıklarını ifade eden Yapıcıoğlu, "Saltanat rejimini geri
getirmeye çalışanlar olursa ilk biz karşı dururuz. Çünkü bizim inancımıza göre,
göre millet kendini yönetecek olan kişileri seçmeli ve seçme hakkına sahip
olmalıdır. Cumhuriyet dediğiniz şey de budur. Gelecek nesillerin iradesine
ipotek koymayalım' dediğimizde, 'bunlar, İstiklal Marşı'na karşıdır, bayrağa
karşıdır, başkenti taşıyacaklar’ diyorlar. Bunlar zırva" diye konuştu.
“Hiçbir emekli maaşı asgari ücretin altında kalmasın”
Mayıs ayı itibariyle yıllık
enflasyonun yüzde 35 olduğunu ve sade enflasyon farkı tutarında zam
yapılmasının yetersiz olduğunu belirten Yapıcıoğlu, “Refah payı ile birlikte
kamu işçisine verilecek olan zam, yüzde 40'ın altında kalmamalıdır. Hiçbir
emekli maaşı, asgari ücretin altında kalmamalı. Açlık sınırı demek, 4 kişilik
bir ailenin sağlıklı beslenebilmek için sadece gıdaya harcaması gereken
paradır. Açlık sınırı, mayıs itibariyle 25 bin TL'yi aşmıştır. Mutlak suretle
en düşük emekli maaşı en az asgari ücret seviyesine çıkarılmalıdır. Bekâr bir
kişinin tek başına yaşam maliyeti bile mayıs sonu itibariyle 32 bin TL'yi
aşmıştır. Bu şartlarda asgari ücretin yetersiz olduğu rakamlarla net bir
şekilde ortadadır. Bizim buradan çağrımız; asgari ücrete ara zam yapılsın,
hiçbir emekli maaşı asgari ücretin altında kalmasın ve memur maaşlarına da
sadece 6 aylık enflasyon değil, reel enflasyon ya da işçinin daha çok ihtiyaç
duyduğu gıda maddeleri ve kiradaki enflasyon göz önünde bulundurularak en az
yüzde 40 seviyesinde zam yapılması gerektiğidir." dedi.
“Gençlerimiz uyuşturucunun pençesine sürükleniyor”
Türkiye’nin hemen hemen her
yerinde madde bağımlılığı ile ilgili şikâyetlerin kendilerine ulaştığını
belirten Yapıcıoğlu, “Gençlerimiz uyuşturucunun pençesine sürükleniyor.
Uyuşturucuya bulaşan gençler, uyuşturucu krizine girdiğinde artık annesini ve
babasını bile tanıyamaz hale geliyorlar. Cezaevleri tıka basa doldu.”
ifadelerini kullandı.
“El birliği ile bu konuya eğilip gençlerimizi bataklığın içerisine
düşmekten kurtarmalıyız”
Cezaevlerinin doluluk oranlarına
da değinen Yapıcıoğlu, “Geçtiğimiz hafta Sayın İçişleri Bakanı ile bu hususu
kısaca görüşme fırsatımız oldu. Bu mesele sadece İçişleri Bakanlığı’nın alanına
giren bir mesele olmadığı için bazı tedbirlerle bunun önlenmesi mümkün
değildir. Zira şu anda 8 milyon gencin bir şekilde uyuşturucuyu denediği
yönünde çok korkunç resmî rakamlar var. Mutlaka gençlerimizi uyuşturucunun pençesine
düşmekten kurtarmak için ilgili bütün bakanlıkların, ailenin, okulun,
mahallelinin ve sivil toplum kuruluşlarının el birliği ile bu konuya eğilip
gençlerimizi bu bataklıktan çıkarmalı veya bataklığın içerisine düşmekten
onları kurtarmalıyız.” dedi.
“Kendi hayat tarzınızı bizim çocuklarımıza bulaştırmayın”
Cinsel davranışların uluorta
sergilenmesinin ve sapkınlığın propagandasının yapılmasının bireysel özgürlük
olmadığına vurgu yapan Yapıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Israrla
insanların gözünün içine sokmaya çalışıyorlar. Bu da propaganda amaçlıdır ve
bunun yaygınlaştırılması isteniyor. “Bizim hayat tarzımıza karışmayın”
diyorlar. Biz de “kendi hayat tarzınızı bizim çocuklarımıza bulaştırmayın”
diyoruz. Bu toplumun buna hakkı var ve bu mutlaka engellenmelidir. Bu, aile
kurumuna yöneltilmiş en büyük saldırıdır. Sadece aile kurumu değil, bu bir
milleti, millet olmaktan çıkaran bir ifsattır. Toplumu ifsat etmeye hiç
kimsenin hakkı yoktur. Kanun teklifimizin amacı, aileyi korumak ve
sapkınlıkların propagandalarının yapılması suretiyle yaygınlaştırılmasının
önüne geçmektir. Milletimizi ve gelecek nesillerimizi koruma yükümlülüğümüz
vardır.”
“Suriye’de Baas rejimi gibi zalim bir rejim vardı”
Bir gazetecinin “Suriye
politikanızda bir değişiklik oldu mu ya da olacak mı?” sorusu özerine
Yapıcıoğlu, “Suriye ile ilgili politikamız başından beri aynıdır. Suriye’de
Baas rejimi gibi zalim bir rejim vardı. Biz başından beri bu rejimin mutlaka
değişmesi gerektiğini, bu zulümlerin sona ermesi gerektiğini söylüyoruz. “Çok
zalim var ama Beşar Esed, zalim oğlu zalimdir. Babası da zalimdi” gibi
manşetlik cümlemiz vardı. Şu anda çok şükür, o zulmeden rejim gitti. O dönemde
de sonrasında da “yeni kurulacak olan sistem, Suriye’deki bütün halkı farklı
inançlarıyla, farklı etnik kimlikleriyle hepsini kuşatıcı olmalıdır” dedik.
Kimse kendini dışarıda görmemeli ve herkes “bu yeni kurulan devlet benim de
devletimdir, Şam benim de başkentimdir” diyebilecek adil bir sistem
kurulmalıdır. Bize göre; adil bir sistemin kurulabilmesinin birinci şartı da toplumun
inancıyla barışık olmalıdır. İnşallah Suriye bunu başarır diye ümit ediyoruz.
Bu konuda komşu ülkelere ve uluslararası kamuoyuna düşen görev; bu yönetimin
-bahsettiğim konularda- başarılı olabilmesi için ellerinden tutmak olmalıdır.”
dedi.





