Haber dosyasını indirin
İndir
Genel Başkanımız Zekeriya Yapıcıoğlu, Meclis Genel Kurulu’ndaki olağanüstü oturumda Gazze’deki soykırıma dikkat çekerek Meclis’e sundukları kanun teklifini hatırlattı, milletvekillerinden destek talebinde bulundu.
TBMM Genel Kurulu’nda “Gazze Özel Oturumu”nda konuşan Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu, “Soykırımcıların cezalandırılmasına ilişkin bir kanun teklifi hazırladık. Gelin, onu gündemin ilk sırasına alalım, görüşelim ve soykırımcıları cezalandıralım.” dedi.
“Lanet olası zalimler soykırıma devam
ediyor”
Yapıcıoğlu,
"Sayın milletvekilleri, 1917’den beri işgal altında olan Filistin, son iki
yıldır tarihin gördüğü en barbar saldırılardan birini yaşıyor. Siyonist terör
örgütünün saldırıları sadece masum Filistinlilere yönelik değildir; insanlık
tarihi boyunca insanoğlunun ortaklaştığı tüm insani değerlere yöneliktir. Bütün
bu insani değerler; hukuk, hakkaniyet, adalet ve merhamet çok vahşi bir saldırı
altındadır. Gerçekten yaşanan vahşeti anlatmaya kelimeler yetmez. Her gün
açlıktan ve susuzluktan dolayı beşer onar çocuklar ölüyor. Açlıktan derisi
kemiğine yapışmış masum çocukların görüntüsü yürekleri yakıyor. Bütün dünya
lanetliyor ama lanet olası zalimler soykırıma devam ediyor. İnsanlar kınıyor,
STK’lar yürüyüş yapıyor, hükümetler şiddetle kınıyor, Birleşmiş Milletler
kınıyor, Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi yargılama
yapıyor, tedbir kararları alıyor ama soykırım durdurulamıyor." dedi.
"Artık
söz bitti, eyleme geçme zamanıdır"
Konuşmasının
devamında Yapıcıoğlu, şunları aktardı:
"Koro
halinde 'Artık söz bitti, eyleme geçme zamanıdır' diyoruz. Herkes aynı sözde
ortaklaşıyor. Sonra toplanıp söz söyleyip, konuşup dağılıyoruz. Bir tuhaflık
yok mu? Herkes birilerini eyleme geçmeye davet ediyor. Peki, kim eyleme
geçecek? Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 25 Mart 2024’te derhal ateşkes
kararı aldı, ama bu karar daha uygulanmadı. Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin
25. maddesine göre Güvenlik Konseyi kararları bağlayıcıdır. Ama terör rejimi bu
kararı da, bu kuralı da takmadı. Uluslararası mahkemelerin bölgeye insani
yardım ulaştırılmasının engellenmemesine dair aldığı tedbir kararları da
uygulanmadı. Ancak bu kararı alan hâkimler hakkında yaptırım kararı alındı."
"Evet,
israil bir devlet değildir"
Gazze'deki vahşetin
durdurulması gerektiği konusunda herkesin hemfikir olduğunu belirten
Yapıcıoğlu, "Herkes çağrıda bulunuyor, 'Bu vahşeti durdurun' diyor. Peki,
bu vahşeti kim durduracak ve bu vahşet nasıl duracak? Somut bir adım atalım.
Gelin bu sefer daha önce altı kez yaptığımız gibi sadece konuşup dağılmayalım. Sadece
kınamakla yetinmeyelim. Uluslararası hukuk kurallarına ve uluslararası
sözleşmelere aykırı davranmanın, bütün insani değerlere savaş açmanın ve onları
çiğnemenin bir bedeli olmalı değil mi? Bu zalimlere bir bedel ödetmeli değil
mi? Kınamalar kâr etmiyor, şiddetli kınamalar da bir şey ifade etmiyor. Başta
Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere pek çok devlet adamı da israil için 'haydut,
terör devleti, terör örgütü' ve benzeri nitelendirmeler yapıyor. Soykırımcılar,
daha fazlasını da hak ediyor. Evet, israil bir devlet değildir. Biraz önce bir
polemik yaşandı. 1948’de durum neydi? israil neydi? Hiçbir dönemde israil,
devlet olma vasfını taşımıyor. Bir devlet için asgari üç şey gereklidir: Sınırları
belli bir toprak parçası, o toprak parçası üzerinde yaşayan ortak bir geçmişi
ve kültürü olan bir halk ve son olarak hukuki ve siyasi bir organizasyon
gereklidir. Devlet vasfı için bu üç şey olmazsa olmazdır. israilin belirlenmiş
bir sınırı yoktur. Kendilerine ait toprakları yoktur. Oradaki siyonistlerin neredeyse
hiçbirinin dedesinin mezarı orada değildir. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen
ve her biri farklı ülke vatandaşı olan hırsızlar, gasıplar, Filistinlilerin
topraklarını parsel parsel gasp ediyor. Yani oradaki hırsızlar topluluğunu bir
halk olarak kabul etmek mümkün değildir. Peki biz neden israili devlet olarak
tanıyoruz? Gelin, israilin devlet olarak tanınmasına dair Bakanlar Kurulu
kararını geri almak için burada, Meclis olarak bir çağrıda bulunalım. Geri
alamıyorsak, en azından askıya alalım." ifadelerine yer verdi.
"Gelin,
kanun teklifimizi gündemin ilk sırasına alalım, görüşelim ve soykırımcıları
cezalandıralım"
"Meclis
olarak, siyonist terör örgütünün yaptıklarını 'soykırım' olarak tanıyalım"
diyen Yapıcıoğlu, "Bir Meclis kararı çıkaralım. Daha önce Birleşmiş
Milletler Genel Kurulu’nun 10 Kasım 1975’te kabul ettiği 3379 sayılı bir karar
var. Bu kararda siyonizm, bir ırkçılık ve ırk ayrımcılığı biçimi olarak
tanımlanmıştır. Gelin biz de benzer bir karar alalım. 'siyonizm ırkçılıktır' diyelim.
Bu ırkçı, soykırımcı terör örgütüyle ilişkileri de terörizmin ve ırkçılığın
desteklenmesi olarak tanıyalım. 158 sıra sayılı bir kanun teklifimiz vardı.
Soykırımcıların cezalandırılmasına ilişkin bir kanun teklifi hazırladık. Belki
tarihte bir ilk olarak, bu kanun teklifimizin komisyonlarda görüşülmeyen kanun
teklifimizin doğrudan Genel Kurul gündemine alınması için bir önerge verdik. O önergemiz
Meclis’te bulunan 8 partinin desteğiyle kabul edildi ve o kanun teklifi bir
yılı aşkın süredir Genel Kurul’da görüşülmeyi bekliyor. Gelin, onu gündemin ilk
sırasına alalım, görüşelim ve soykırımcıları cezalandıralım. Elimiz Filistin
topraklarında oradaki işgal topraklarında kalanlara yetişmiyorsa, bari kendi
vatandaşımız olanları yargılayıp cezalandıralım." ifadelerini kullandı.
"Az ya da çok, herkes yapabileceğinden sorumludur"
Son olarak
Yapıcıoğlu, "Çocuklar açlıktan ölürken seyreden herkes suçludur. Kimse
yaptığını yeterli görmesin. Eğer yeterli olsaydı, çocuklar açlıktan ölmeye
devam etmezdi. Keşke 'Daha fazla ne yapabiliriz?' diye her birimiz kendimize
sorsaydık. Herkes yetkisi ve gücü oranında sorumludur. Az ya da çok, herkes
yapabileceğinden sorumludur. Son olarak Sayın Başkan, bu Meclis’te yapılan
tartışmaları, bu manzarayı siyonist bir katil ile ailesini kaybetmiş, açlık
çeken bir Filistinlinin seyrettiğini düşünelim. Acaba hangisi sevinir, hangisi
üzülürdü? Bari bu meselede yani gerçekten partiler üstü, hatta uluslar üstü
olan Filistin meselesinde daha önce altı kez yapıldığı gibi oy birliğiyle bir
karar alalım. Bu karar dişe dokunur bir karar olsun. Zalimleri değil,
mazlumları sevindirelim. Zalimler için yaşasın cehennem diyorum." diye
konuştu.
Önemli Gelişmeler
Karma eğitime ilişkin kanun teklifimiz July 17, 2026
